<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hastalıklar &#8211; Kadın.Net</title>
	<atom:link href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.xn--kadn-nza.net</link>
	<description>Anne Bebek Çocuk Kadın Sağlığı Kadınlara Dair Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jan 2026 20:56:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>Papatya Çayı</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/papatya-cayi/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/papatya-cayi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ruken Rollas]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 18:46:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/papatya-cayi/</guid>

					<description><![CDATA[Papatya tıpta bir çok ilacın etken maddesi olarak kullanıldığı için bu yoldan hareket edilerek faydası araştırılmış ve çayınında faydalı olabileceği sonucuna ulaşılmış. Papatya çayı soğuk algınlığı ve mide hazımsızlıklarında başarılı bir etkendir. Papatya çayının faydalarından ve hangi hastalıklara iyi geldiğinden bahsetmek gerekirse şu şekilde sıralayabiliriz. Öncelikle papatya çayı uykuya oldukça iyi gelmekte uyku sorunu çekenlerin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Papatya tıpta bir çok ilacın etken maddesi olarak kullanıldığı için bu yoldan hareket edilerek faydası araştırılmış ve çayınında faydalı olabileceği sonucuna ulaşılmış. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/papatya-cayi/"><strong>Papatya çayı</strong></a> <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/grip-ile-soguk-alginligi-arasindaki-farklar-nelerdir/">soğuk algınlığı</a> ve mide hazımsızlıklarında başarılı bir etkendir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.kadın.net/papatya-cayi/" target="_blank" rel="noopener">Papatya çayının faydaları</a>ndan ve hangi hastalıklara iyi geldiğinden bahsetmek gerekirse şu şekilde sıralayabiliriz. Öncelikle papatya çayı uykuya oldukça iyi gelmekte uyku sorunu çekenlerin bu dertlerini sona erdirmekte. Bunun yanı sıra romatizmal <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/">hastalıkların tedavisi</a>nde oldukça etkilidir. Bu sayede romatizmal ağrılarda hafifleme olduğu saptanmıştır. Derilerde döküntülere neden olan <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/deri-cilt-hastaliklari/">cilt hastalıklarının belirtileri</a>ni hafifletir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yemeklerden sonra alındığında ise <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/sindirim-sistemi/">sindirim sistemi</a>ne yardımcı olur hazımsızlık ve şişkinlik olmasını önler. Midenize iyi gelir <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/gastrit-nedir-nasil-teshis-edilir/">gastrit</a> ve ülser tedavisinde etkendir. Alerjik belirtileri azalttığı gibi strese de iyi gelmektedir. Midenizde olabilecek kasılmaları engeller. Genel bir rahatlama sağlar. Bağırsaklarınızdaki hareketlilik oranını artırır diş etlerinize iyi gelir. Ağızlarda iltihabi durumları önler olan durumlarda da iyi gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Karaciğerinizin düzenli çalışmasına yardımcı olur. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bel-agrisi-yasayanlar-dikkat/">Sırt ve bel ağrısı</a>na iyi gelir hastayı sakinleştirir ve dinginlik sağlar. Bağışıklık sisteminin güçlenmesine neden olur. Boğaz ağrılarını hafifledir.  Son olarak da gargara yapabilirsiniz. Peki <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/papatya-cayi/">papatya çayı tarifini hazırlamanın püf noktası nedir</a>? Nasıl papatya çayını hazırlayabilirsiniz biraz da bunu anlatmaya çalışalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle aktardan aldığınız  iki üç yemek kaşığı papatya çiçeğinin üzerine yarım litre kadar sıcak su eklemeniz gerekiyor.  Bu karışım yaklaşık olarak üç beş dakika arasında bekleyerek demlenmesi gerekiyor. Daha fazla beklenmesi gerekmez. Onun ardından papatya çayınız hazırlanmış oluyor ağız tadıyla içebilirsiniz. Ancak genellikle kişiler tatlandırıcı olması için içerisine bal koyaktadırlar. Bunu bal yerine limonla destekleyenlerde vardır. bu çayı bizim tavsiyemiz her öğün arasında alabilirsiniz iyi gelecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"> <img decoding="async" class="alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/04/papatya-cayi-1.jpg" /></p>
<p style="text-align: justify;">Evet bu yukarıda saydığımız bir sürü nedenden dolayı papatya çayı oldukça sık kullanılmaktadır. Yüksek orandaki fosfor içeriğinin bulunması nedeniyle kansere de iyi gelmektedir. Bu nedenle kanser hastalarının sıklıkla başvurduğu bir yöntemdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Papatya’nın çayının yanı sıra papatya yağı da etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Bir çok <a href="https://www.kadın.net/saglik/hastaliklar/deri-cilt-hastaliklari/" target="_blank" rel="noopener">deri hastalıkları</a>na iyi geldiği bilinmektedir. Örneğin <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/egzama-nedir/">egzama</a> ve mantarı bunların başında sayabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/papatya-cayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glokom (Göz Tansiyonu)</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/goz-tansiyonu-nedir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/goz-tansiyonu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Nov 2021 21:18:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göz Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=11120</guid>

					<description><![CDATA[Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir Göz içi basıncının (göz tansiyo­nu) yükselmesi ve buna bağlı olarak gör­menin giderek bozulması. Çeşitli nedenleri bulunabilir. Çoğu zaman göz sıvısının bo­şalması engellenmektedir. İlaçlar ya da ameliyatla tedavi edilebilir. Gözde daimi bulunan bir sıvı vardır ve bu sıvı gözün beslenmesini sağlar. Göz, beslenmesi esnasında ihtiyacı olan sıvıyı kullanırken ihtiyaç fazlası olan sıvıyı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir</h2>
<p>Göz içi basıncının (göz tansiyo­nu) yükselmesi ve buna bağlı olarak gör­menin giderek bozulması. Çeşitli nedenleri bulunabilir. Çoğu zaman göz sıvısının bo­şalması engellenmektedir. İlaçlar ya da ameliyatla tedavi edilebilir.</p>
<p>Gözde daimi bulunan bir sıvı vardır ve bu sıvı gözün beslenmesini sağlar. Göz, beslenmesi esnasında ihtiyacı olan sıvıyı kullanırken ihtiyaç fazlası olan sıvıyı da sahip olduğu kanallar sayesinde dışarı atar. Bu kanallarda hasar görme ya da tıkanma söz konusu olursa gözün içindeki sıvı boşaltılamaz, bu da gözün içinde basınç artışına neden olur. Gözdeki basınç artışına <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/goz-tansiyonu-nedir/"><strong>göz tansiyonu</strong></a> / <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/goz-tansiyonu-nedir/"><strong>glokom</strong></a> denir.</p>
<p>Basınç yüksekliğinden ötürü göz tansiyonu göz sinirlerinde hasara neden olur. Zedelenmiş göz sinirleri, zamanla görme kaybına yol açar. Tedavi edilmediği sürece görmem kaybı artar ve %100’lük bir görme kaybına kadar varabilir. Görüş kayıpları çevreden başlar ve zaman geçtikçe merkeze doğru ilerler.</p>
<p>Göz tansiyonu kişilerde çeşitlilik gösterebiliyor. Göz tansiyonu ilk etapta belirtilerini göstermez fakat ileriki zamanlarda görme kaybı oluşmaya başladıktan sonra anlaşılır. Ortaya çıkma yaşı 45’le başlar ve yaş arttıkça oluşma ihtimali de artar. Göz içi basıncının artışı temel belirtilerindendir. Görme kaybı oluşmadığı sürece tedavisi mümkündür. Kayıp başladıktan sonra iyileşme söz konusu bile olmaz. Tıpkı diğer hastalıklarda olduğu gibi düzenli muayene alınabilecek en büyük önlemdir.</p>
<h3><span style="color: #ff0000;"><strong>Göz tansiyonu (Glokom Belirtileri) semptomları Nelerdir</strong></span></h3>
<p>Göz tansiyonu ilk etapta tipik belirtiler göstermez. Belirli bir oluşma alanı olmadığından, çevreden merkeze doğru zamanla yayıldığından, görme kaybı kolay fark edilemeyebilir. Erken teşhis her hastalıkta olduğu gibi glokomun ilerleyip ciddi boyutlara ulaşmasını engeller. Bu ve başka göz problemlerine mahal vermemek adına belirli aralıklarla göz muayenesi olmak gerekir.</p>
<p>Göz tansiyonunun çeşitleri vardır. Kimi nadir görülürken kimi oldukça yaygındır. Nadir görülen göz tansiyonu türünün kusma, ağrı, bulantı ve görmede bulanıklık gibi belirtileri vardır. Açı kapanması olarak adlandırılan ve az miktarda hastanın sahip olduğu bu göz tansiyon türünde bu belirtiler görülebilirken, diğer göz tansiyonu hastalarında görülmeyebilir.</p>
<h3><span style="color: #ff0000;"><strong>Göz tansiyonu kimlerde görülür?</strong></span></h3>
<p>Göz tansiyonu genetik olabilir ve hastaların birinci dereceden akrabalarında görülebilir. Bu hastalığın temel etmenlerinden biri genetik oluşudur. Yaş da bu hastalıkta önemli bir faktördür. Özellikle 40 yaş ve üstü insanlarda ve göz içi basıncı sürekli yüksek olan kişiler göz tansiyonu riski taşır. Ayrıca şeker hastalarında, kan basıncı yüksek kişilerde, göz yaralanmalarında, şok, kansızlık gibi sorunlar yaşayanlarda göz tansiyonu oluşma riski oldukça fazladır. Bu hastalıklara sahip olanlar göz tansiyonu hastalığına yakalanmamak için olabildiğince dikkatli olmalı ve düzenli olarak göz muayenesinden geçmelidir.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/10/glokom.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-11226 alignleft" title="glokom" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/10/glokom.jpg" alt="göz tansiyonu" width="352" height="176" /></a></p>
<h3><span style="color: #ff0000;"><strong>GÖZ TANSİYONU TEŞHİSİ</strong></span></h3>
<p>Göz tansiyonu kendini çabuk gösteren bir hastalık değildir. Genellikle göz muayenelerinde göz içi basınç ölçümü esnasında fark edilir. Bu nedenle göz muayenelerinde göz içi basıncı ölçtürmek şarttır. Doktorlar göz tansiyonundan şüphelenirse tetkikler esnasında birkaç noktaya dikkat eder. Bu noktalardan biri göz içi basıncın artmış olup olmadığı, diğeri ise göz sinirlerinde hasar olup olmadığıdır. Eğer basınç artışı varsa, göz sinirlerinde hasar ve bu hasara bağlı görme kaybı oluşmuşsa doktorlar hasarın ve görme kaybının derecesini belirler ve buna bağlı olarak uygun tedavi yöntemini uygular.</p>
<p>Hastaların bir kısmında göz tansiyonu krizi oluşabilir. Göz tansiyonu krizinde, göz içi basıncında ani ve aşırı bir artış olur, bulatı, kusma, baş ve göz ağrıları da meydana gelir. Göz tansiyonu krizi acil müdahale edilmesi gereken bir <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a> problemidir.</p>
<h4><span style="color: #ff0000;"><strong>GÖZ TANSİYONUNDA ERKEN TEŞHİSİN FAYDALARI</strong></span></h4>
<p>Göz tansiyonu ilk etapta belirtilerini göstermediğinden ve yavaş yayıldığından erken teşhisi oldukça zordur. Göz tansiyonu kronik bir hastalıktır. İleriki aşamalarda görme kaybına kadar varabilecek sağlık sorunlarına neden olur. Bu nedenle hastaların hastalıklarının ciddiyetinin farkına varmaları sağlanmalıdır. Hastalığın önemsenmemesi ve tedavinin yarıda bırakılması göz kaybına kadar varabilecek problemlere neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>GÖZ TANSİYONUNDA (GLOKOM) TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong></span></p>
<p>Göz tansiyonunu yüksek tansiyon hastalığına benzetebiliriz. Ortak noktaları çoktur. Tıpkı yükse tansiyon hastalığında olduğu gibi göz tansiyonunda da tam anlamıyla tedavi mümkün değildir ve hastaların sürekli kontrol altında olmaları gerekir. Hastalık tamamen ortadan kaldırılamaz.</p>
<p>Göz tansiyonu tedavilerinde göz damlaları önemli rol oynar. Göz damlası damlatıldıktan hemen sonra göz bir müddet kapalı tutulur ki ilaç etkisini gösterebilsin. Damla doktor tavsiyesiyle tavsiye edilen şekilde ve miktarda kullanılır. Gözde batma ya da yanma gibi etkiler hissedilebilir fakat bunlar telaşlanmayı gerektiren durumlar değildir. Bir müddet sonra geçer. Göz damlalarının yetersiz kalması durumunda kapsül şeklindeki ilaçlar da kullanılabilir. İlaçlar herhangi bir yan etki gösterirse mutlaka doktora danışılmalıdır.</p>
<p>İlaç tedavisinin cevap vermediği durumlarda cerrahi operasyonlar devreye girer. Bu cerrahi operasyona Trabekülektomi denir. Operasyonla alınan trabekülden sonra sıvı boşaltımı kolaylaşır, böylelikle göz içi basınç düşürülür. Ameliyat etkisini her ne kadar 2-3 hafta sonrasında gösterse de tam iyileşme görülmesi imkansızdır. Ameliyat öncesi gözler damla yardımıyla uyuşturulur ve operasyona başlanır. Ameliyat söz konusu olduğunda lazer cerrahisi tercihler arasında ilk sırayı alır. Nedeni kısa sürmesi ve hastanın olabildiğince az acı hissetmesidir. Bu tür operasyonlar trabeküloplasti olarak adlandırılır. Bu tedavi kanallara girilerek uygulanır. Tedavinin sürmesi koşuluyla 10-15 gün içerisinde göz içi basınç düşer.</p>
<p>BAŞKA BİR KAYNAK</p>
<p><span style="line-height: 1.5em;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/göz-tansiyonu2-1.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/göz-tansiyonu2-1.jpg" alt="göz tansiyonu2" /></a>Halk arasında &#8220;Göz Tansiyonu&#8221; ya da &#8220;Karasu Hastalığı &#8220;olarak bilinen glokom, göz içi basıncının sıklıkla yükselmesi nedeniyle görme sinirinin hasara uğramasıdır. Buna bağlı olarak kişinin görme alanı yavaş yavaş daralır. Kendini hastalığın en son aşamalarında fark ettiren sinsi bir hastalık olan glokom, geç tanı konulduğunda görme sinirinde onarılması mümkün olmayan ciddi tahribatlar oluşturabilmektedir.</span></p>
<p><a title="Göz Hastalıkları" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/goz-hastaliklari/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Göz Hastalıkları</strong></span></a> Uzmanı Op. Dr. Nihat Uluslu şu şekilde bilgilendiriyor; özellikle 40 ve üzeri yaşlardan sonra ortaya çıkan ve sinsice ilerleyerek hiçbir belirti vermeyen göz tansiyonu yükselmesi yani glokomun ani körlüğe neden olan bir hastalıktır.</p>
<p>Gözde, göz ön kısmını dolduran hümör aköz (göz içi sıvısı) adı verilen, şeffaf bir sıvı vardır. Göz içindeki basıncı sabit tutmak için belli bir hızda göz içi sıvısı üretilirken, aynı miktarda sıvı gözü terk eder. Hümör aköz mikroskopik bir kanal ile (göz yaşı kanalı ile bir ilgisi yoktur) gözden ayrılır. Göz kapalı bir sistem olduğu için bu misroskopik kanal sistemi tıkandığı zaman, fazla sıvı basıncı artarak optik sinire (görme sinirine) baskı oluşturur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/göz-tansiyonu-tedavisi-1.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/göz-tansiyonu-tedavisi-1.jpg" alt="göz tansiyonu tedavisi" /></a></strong></p>
<p><strong>Glokomun yada Göz Tansiyonun Belirtileri</strong></p>
<p>Korneal buğulanma (saydam tabakada bulanıklık) ilk fark edilen bulgudur. Beraberinde gözyaşı artışı, ışığa hassasiyet ve göz kapaklarında spazm bulunabilir. Göz tansiyonunun yükselmesi sonucu göz küresi büyür. Tek taraflı olduğunda daha çabuk fark edilir. İki taraflı olduğunda ve başlangıç dönemlerinde zor fark edilir. Erken tanı çok önemlidir. Hastalığın tedavisi cerrahidir. Uzun süreli takipleri gereklidir.</p>
<p>Glokomun hangi türü olursa olsun, görmeyi kalıcı, geri dönüşümsüz olarak harap etme potansiyeli vardır. Tedavisi asla ihmal edilmemelidir. Bazen ilaçlarla, bazen direkt ameliyatla, bazen de YAG lazerle tedavi edilir.</p>
<p><strong>Glokom halk arasında Göz Tansiyonu yada Karasu hastalığını tedavisinde 3 yol mevcuttur.</strong></p>
<p><strong>İlaç Tedavisi</strong><br />
Öncelikle hastanın <a title="Göz Tansiyonu" href="https://www.xn--kadn-nza.net/goz-tansiyonu-nedir/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>göz tansiyonu</strong></span></a>, ya gözdeki sıvının üretimini kısarak ya da çıkışını arttırarak düşürülür. Bu iki yöntem için kullanılan ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, her gün belirli aralıklarla alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen hastanın, göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa; uygulanacak tedavi yöntemi ameliyattır.</p>
<p><strong>Cerrahi Tedavi</strong><br />
Ameliyatla, gözün beyaz kısmında bir delik açılır. Dışarıdan görünmeyecek kadar küçük olan bu delikle, gözün içerisindeki fazla sıvı tahliye edilir. Ameliyat sonrası çoğunlukla glokom hastalığı ortadan kalkar. Bu durum tüm hastalarda mümkün olmamaktadır.</p>
<p><strong>Lazer Tedavisi</strong><br />
Göz tansiyonu tedavisinde lazer ışını; İlk olarak; akut glokom krizi tedavisinde ve diğer gözün glokom krizine girmesinin engellenmesinde kullanılır. İkinci olarak kronik glokom vakalarında, göz içinde yapılan sıvının dışa çıkışını kolaylaştırmak için lazer, süzgeç benzeri dışa akım kanallarına uygulanır. Lazerin göz tansiyonu tedavisindeki bir diğer kullanım alanı ise gözün dış kısmındaki, renkli kısmın çevresindeki beyaz bölgeye lazer uygulanılmasıdır. Amaç, bu kısmın iç tarafında bulunan ve göz suyunu salgılayan bölgenin tahrip edilerek göz suyu üretiminin azaltılmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/goz-tansiyonu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Nov 2021 21:15:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruhsal Hastalıklar - Sinir Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=11131</guid>

					<description><![CDATA[Depresyon Nedir Ne Demektir Depresyon; kişinin çevresel, hormonel ya da genetik bozukluklardan ötürü yorgunluk, mutsuzluk ve isteksizlik gibi ruh hali değişiklikleri yaşaması olarak tanımlanabilir. İnsanın normalde yapmaktan zevk aldığı şeylere karşı isteksizlik göstermesi, kendini toplumdan dışlanmış hissetmesi, hayal kırıklığı ve mutsuzluk depresyonun belirtilerindendir. Her insan belli bir dönemde bu ruh haline kapılır ve her şeye [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #3366ff;">Depresyon Nedir Ne Demektir</span></h2>
<p>Depresyon; kişinin çevresel, hormonel ya da genetik bozukluklardan ötürü yorgunluk, mutsuzluk ve isteksizlik gibi ruh hali değişiklikleri yaşaması olarak tanımlanabilir. İnsanın normalde yapmaktan zevk aldığı şeylere karşı isteksizlik göstermesi, kendini toplumdan dışlanmış hissetmesi, hayal kırıklığı ve mutsuzluk depresyonun belirtilerindendir. Her insan belli bir dönemde bu ruh haline kapılır ve her şeye olumsuz yönlerinden bakmaya başlar.</p>
<p>Hiçbir şey kişiyi mutlu etmeye yetmez, geleceğe karamsarlıkla bakmaya başlar. Umut onun için anlamsız bir kavramdır. Etrafıyla ilişkileri bozulur, kendini soyutlama çabasına girer. Hayat kişi için tamamen anlamsızdır. Hiçbir şeye odaklanamaz ve başarısızlığa sürüklenmeye başlar. Her çöküntüyü depresyon olarak değerlendirmek yanlış olur. Depresyon bu ruh halinin belirli bir süre devam etmesi durumudur. <a title="Depresyon Teşhisi ve Tanısı" href="https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/">Depresyon teşhisi</a> için en az 2 haftalık bir süre gerekir.</p>
<h3><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/09/depresyon-tedavisi.jpg"><img decoding="async" class="alignright wp-image-11151 size-medium" title="depresyon tedavisi" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/09/depresyon-tedavisi-300x285.jpg" alt="depresyon belirtileri" width="300" height="285" /></a><br />
<a title="Depresyon Belirtileri Belirtisi" href="https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyon Belirtileri Nelerdir</strong></span></a></h3>
<p>Depresyonun çeşitli belirtileri vardır. Bunlar;</p>
<ul>
<li>Hobilerin artık cazip gelmemesi, bunları yapmaktan zevk alamamak</li>
<li>Gençlerin ruh hallerinde ve hislerinde dalgalanmalar görülmesi ve ani tepkileri</li>
<li>Uzun süreli mutsuz ve kendini ezik hissetme hali</li>
<li>Az, sık ya da bölük pörçük uyku halleri</li>
<li>Konsantrasyon bozukluğu ve buna bağlı huzursuzluk durumu</li>
<li>Kendini faydasız ve değersiz görmek ve sürekli ölümü düşünmek</li>
<li>Vücudun işlevini yavaş yavaş kaybetmesi, çeşitli yorgunluk ve cinsel isteksizlik durumu</li>
<li>Geçmişinden ve geleceğinden ötürü karamsarlık yaşama ve kendini olası tüm sorunlardan sorumlu hissetmek</li>
<li>İntihar yöntemlerini düşünme ve uygulama isteği</li>
</ul>
<p>Bütün bu belirtilerin bir hastada olması gerekmez. Bu belirtilerin bir kısmının en az 15 gün süreyle hissediliyor olması depresyon teşhisi için yeterli olabilir. Çocukların bu belirtilerin yanı sıra okul hayatında da büyük aksaklıklara neden olur. Çocukların başarısız olmasına, aşırı sinirli olmaları ve sosyal ilişkilerinin bozulmasına neden olabilir. Ayrıca ders esnasında aşırı sessiz ve yalnız kalma eğilimleri artar. Eve gelince kendini odaya kapatmaya başlar. Derslerden kaçma, bağımlılık yaratıcı madde kullanımı ve kötü arkadaşlıklar da baş gösterebilir. Bunlar depresyonun ruhsal boyutudur. Bir de fiziksel boyutu vardır. Bunlar sindirim sistemi bozukluğuna dayalı hastalıklar, cinsel sorunlar, kalp rahatsızlıkları, yorgunluk, kas ve baş ağrıları gibi rahatsızlıklardır.</p>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a title="Depresyon Nedenleri" href="https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/">Depresyon Nedenleri</a>  <span style="color: #ff0000; text-decoration: underline;">ve Bu </span></span><span style="color: #ff0000; text-decoration: underline;">Hastalığına Sebep Olan Etmenler</span></strong></span></h3>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/">Depresyonun ortaya çıkması</a>nda çeşitli etmenler vardır. Buna ölüm, ayrılık, evlilikte çeşitli sorunlar, işsizlik, maddi sıkıntılar, sorunlu bir çocukluk yaşama gibi sebepler neden olabilir. Bu sorunlar her zaman depresyona neden olmayabilir, ya da bu sorunları yaşayanlar depresyona girmek zorunda değildir. Yapılan araştırmalarda depresyonun kalıtsal bir rahatsızlık olduğu gözlenmiştir. Ailesinde depresyon rahatsızlığı geçirmiş olan kişilerin depresyona daha meyilli olduğu saptanmıştır.</p>
<h3><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyon Türleri (Çeşitleri)</strong></span></a></h3>
<p>Depresyon kendi içinde çeşitlilik gösterir. Tipik, atipik, mevsimsel, melankolik gibi türleri vardır ve insanların yapısına bağlı olarak belirtilerini gösterir. Her insan aynı depresyon tipine sahip olmayabilir. Bu depresyon tiplerinin farklı farklı belirtileri vardır. Tipik depresyonda iştahsızlık ve uykusuzluk halleri oluşur. Ayrıca enerji kaybı ve yorgunluk hat safhadadır. Atipik depresyonda ise aşırı uyku ve iştah artışı gözlenir. Mevsimsel depresyon her mevsim tekrar eden ve aynı belirtileri veren depresyon şeklidir. Melankolik depresyonun belirtileri ise mutsuzluk, yapmaktan zevk aldığı şeyler karşı ilgisizlik, bıkkınlık ve bitkinliktir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyona Karşı Alınması Gereken Önlemler</strong></span></p>
<p>Depresyon oldukça yaygın olan ruhsal bir problemdir. Her insanda belirli bir dönemde oluşabilecek bir problem olduğundan çok büyütülmemesi gereken bir şeydir. Eğer kişi depresyona yakalandığınızı düşünüyorsa doktoruna başvurarak uygun bir tedavi yöntemiyle bu sorunu rahatlıkla atlatabilecektir. Depresyona yakalanan kişiler genellikle zayıf olduklarından değil de genetik olarak bu hastalığa meyilli olduklarından yakalanırlar.</p>
<p>Depresyonu atlatmanın en önemli yöntemi sizi mutlu etmeye yarayacak şeyler yapmaktır. Mutlu olmak adına arkadaşlarınızla ve çevrenizle daha fazla vakit geçirebilir, güzel şeyler paylaşabilirsiniz. Çeşitli sportif aktivitelerde bulunabilirsiniz. Spor ve yürüyüş hem daha <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı olmanızı hem de daha mutlu olmanızı sağlar.</p>
<p>Seçtiğiniz film ve müzikler de ruh halinizi etkileyeceğinden, korku ve dramatik filmler yerine komik filmleri; acıklı dramatik müzikler yerine daha neşeli ve hareketli müzikleri dinlemek sizi depresif eğilimlerden az da olsa uzak tutacaktır. Sizi üzebilecek olaylardan uzak durmanız oldukça önemlidir. Olabildiğince gülümsemeye çalışmak eski neşenizi tekrardan kazanmanıza yardımcı olacaktır.</p>
<h3><a title="Depresyon Tedavisi" href="https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyon Tedavisi</strong></span></a></h3>
<p>Depresyon birçok hastalığa göre tedavisi oldukça kolay bir hastalıktır. Duygusal bozukluğu olan hastalarda tedavi sonrası iyileşme %70 gibi yüksek bir orandır. Tedavi insanların hayata bakış şeklini değiştirebiliyor. Ölme isteği ve intihar meyli yüksek insanlar bile tedavi sonrası hayata daha olumlu ve umut dolu bakabiliyor. Depresyon tedavisinde öncelik terapiye verilir.</p>
<p>Hastalarla ilk etapta psikoterapi denilen yöntemle müdahale edilir. Eğer hastalık psikoterapiğe cevap vermeyecek kadar ileri seviyedeyse ilaç tedavisine başvurulur. Psikolog ya da psikiyatrla olan ilk görüşme tedavinin seyrine karar verecektir. Depresyonun ileriki safhalarında antidepresan adı verilen ilaçlar kullanılır ve bu ilaçlar vücuttaki bazı hormonların üzerinde etkisini göstermektedir.</p>
<p><strong><a href="https://www.kadın.net/depresyon/" target="_blank" rel="noopener">Depresyonda ilaç tedavisi</a></strong>yle eş zamanlı yürütülecek psikoterapi hastaların iyileşme sürecini ilerletmek ve daha az zaman kaybı sağlamakla birlikte stres faktörlerinin ortadan kalkmasına da yardımcı olacaktır. Tedavinin ilerleyen aşamalarında hislerdeki değişiklik hem kişi tarafından hem de bilimsel olarak fark edilecek derecede değişecektir. Uzmanlar depresyon tedavisi konusunda görüş birliğine sahipler. Tıpkı diğer hastalıklarda olduğu gibi depresyonda da erken müdahale önemlidir. Bu yüzden hiç zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Başka kaynaktan bilgi:</strong></span></p>
<p><strong>DEPRESYON:</strong> Sık görülen ruh hastalığı. Baş­lıca belirtileri, çökmüş ve hüzünlü bir ruh­sal durum, rahatsız vücut, düzensiz uyku­dur. Bu hastalık dış etmenlere bağlı olan­lar ve herhangi bir görünür nedeni olma­yanlar (manik-depressif hastalık) biçimin­de ikiye ayrılırlar. Şok tedavisi, antidepresan verilmesi ve psikoterapi, genellikle ba­şarılı sonuç verir.</p>
<p><strong>Depresyon Hakkında Bilmedikleriniz</strong></p>
<p>Hormonal ve genetik anlamda bozukluk yaşayarak hiçbir şeyden zevk almamaya başlamak ve ruhsal anlamda çöküntü yaşama durumuna depresyon denir. Depresyona giren bireyler üzgün ve endişelidir. Olumlu olayları bile olumsuz olarak görür. Geçmiş onlar için büyük bir hatadan ibarettir.</p>
<p>Tüm bu durumları olayları düşünmek istemese bile zihninden bir an için çıkmaz. Gelecek onlar için karanlık ve umutsuz günlerden ibarettir. Kendini aciz ve hiçbir şeye gücü yetmeyecekmiş gibi hisseder. Hayat anlamsız bir şaka gibidir. Bu belirtilerin hepsi olabilir ama yinede buna depresyon diyemeyiz. Depresyon diyebilmemiz için bu durumun en az son iki haftadır devam ediyor olması gerekmektedir.</p>
<h4><strong>Depresyon Kendini Nasıl Belli Eder</strong></h4>
<p>Bireyde şu değişiklikler gözlemlenir:</p>
<ul>
<li>Önceki yaşamınızda zevk alarak yaptığınız işlerden veya uğraşlarınızdan mutluluk duymama,</li>
<li>Hızlı duygu değişiklikleri özelliklede hızlıca sinirlenme,</li>
<li>Üzgünlük ve çökkünlük hatta bitmişlik hali,</li>
<li>Az veya çok uyuma sürekli uykudan uyanma bu nedenle yorgun hissetme,</li>
<li>Konsantrasyon bozukluğu,</li>
<li>İşe yaramaz ve önemsiz bir insanmış gibi hissetmek,</li>
<li>Yorgunluk ve cinsel isteksizlik,</li>
<li>Ölümün çok cazip gelmesi,</li>
</ul>
<p>Tüm bunların yanında fiziksel alamda ve metabolik olaylarda askatlıklar sorun çıkması da depresyonun belirtileri içerisindedir. Çocuklarda tüm sayılanların üstüne bir de okul hayatındaki başarısızlık ve iletişim sorunu da kendisini gösterir. Arkadaşlarıyla konuşmaz ve içine kapanık aşırı sinirli bir çocuk haline gelir.</p>
<h4><strong>Depresyona Girilmesinin Nedenleri Nelerdir</strong></h4>
<p>Depresyona karşı yatkınlığı olan kişiler vardır. Normal olarak düşünülürse eğer insanların hayatlarında yaşamış oldukları bazı durumlar ve travmalar vardır. Sevdiğiniz birinin ani ölümü, evlilik sorunları, sorunlu bir çocukluk, maddi ve manevi sıkıntılar kişiyi depresyona sürükleyebilir. Ama bahsedildiği gibi bazı kişilerde yatkınlık vardır. Bu da genelde depresyon hastası olan kişilerin daha sonra ki kuşaklara bu rahatsızlığı aktarmasıyla oluşur.</p>
<p>Aynı zamanda geçirilen bazı rahatsızlıklarda bu hastalığı tetikler. Bunların başında beyin ve kalp hastalıkları gelir. Tiroid bezinde oluşan bir sorun da depresyona itecek duyguları yaşamanıza neden olabilir. Tüm bunların yanında bazı kişilik özellikleri vardır ki bu özelliğe sahip kişiler depresyona meyillidir. Örnek verecek olursak eğer çok duygusal ya da mükemmeliyetçi olan insanlar veya sıkıntılarını belli etmeyen insanların sorunlarını sürekli içine atması depresyona neden olabilir.</p>
<p><strong>Depresyon Türleri</strong></p>
<p>Herkes aynı şekilde depresyon hastalığına yakalanmaz. Kişiye ve bulunduğu çevreye göre bile değişir. İşte birkaç depresyon çeşidi:<br />
Tipik depresyon: iştah ve uykuda azalma görülür.<br />
Atipik depresyon: uykuda ve iştahta artma görülür. Tipik depresyonun tersidir. Enerjide azalma yorgunluk görülür.<br />
Mevsimsel tipte depresyon: mevsimsel olarak görülen bir depresyon halidir. Bahar aylarında yorgun hissetmek gibi.<br />
Melankolik tipte depresyon: çökkünlük, bitkinlik ve tatsızlıkla bir güne başlanır.</p>
<h5><strong>Depresyonda Yapılması Gerekenler Nelerdir</strong></h5>
<p>Saydığımız belirtiler sizde 15 günden fazla varsa depresyona girmiş olma ihtimaliniz vardır. Kendinizi aciz hissetmeyin emin olun ki sizin gibi depresyonda olan çok fazla insan var. Onlar sadece farkında değiller. Siz bir adım daha öndesiniz. Zor olacak ama gülmeye çalışın. Gülmenin verdiği pozitif enerjinin önemini zamanla kavrayacaksınız. Sosyalleşmeye çalışın.</p>
<p>En basitinden dışarıya çıkıp bir yürüyüş yapabilirsiniz. Bir süreliğine üzüntüden ve üzüntüyü doğuracak olan olaylardan uzak durun. İnsanların içine karışın. Onlara kendinizi gösterin varlığınızı belli edin. Belki de ihtiyacınız olan tek şey yeni bir uğraş veya yeni bir hobi edinmektir. Unutmayın ki toplumda herkes hayatında bir kere bile olsa muhakkak depresyona girmiştir.</p>
<h5><strong>Depresyon Tedavi Edilebilir Mi?</strong></h5>
<p>Uygun şartlar altında tedavi ve kontrol altına alınan depresyon tedavi edilebilir. Depresyon bir hastalıktır. Çeşitli uygulamalar ile bunun üstesinden gelebilirsiniz yeter ki bu durumdan kurtulmayı isteyin. Depresyondan kurtulan insan sayısı çok fazladır. Psikoterapi yöntemi hastalar üzerinde olumlu sonuçlar vermektedir. Bunu yanında bir psikolog veya psikiyatriste başvurmanız önemlidir.</p>
<p>Takviye olarak size antidepresan hapları verilebilir. Bu haplar sizin hormonlarınızı kontrol eder ve iyileşme sürecinizi hızlandırır. Bu tarzda bir tedaviyi kabul ettiğinizde zaman içerisinde hayata bakış açınızdaki olumluluğu ve gelecekte ki umutlu günleri fark edebileceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vajinismus</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/vajinismus/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/vajinismus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Demet Akturna]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Nov 2021 07:44:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal Hastalıklar - Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Z - Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=60</guid>

					<description><![CDATA[Vajinismus Hastalığı Nedir Nasıl Teşhis Edilir? Vajinismus vajen girişinde bulunan kasların istem dışında kasılması ve kadının hiçbir şekilde içeriye girmesine izin vermemesi durumudur. Kadının bu kasılmalara engel olamaması tamamen psikolojik bir durumdur. Bu nedenle çiftin jinekolog yerine bir psikoloğa gitmesi gereklidir. Kontrol dışı ve bilinç dışı kasılmalardır. Kaslarını kişinin serbest bırakması demek kendisini tamamen rahat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #ff0000;">Vajinismus Hastalığı Nedir Nasıl Teşhis Edilir?</span></h2>
<p>Vajinismus vajen girişinde bulunan kasların istem dışında kasılması ve kadının hiçbir şekilde içeriye girmesine izin vermemesi durumudur. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net">Kadın</a>ın bu kasılmalara engel olamaması tamamen psikolojik bir durumdur. Bu nedenle çiftin jinekolog yerine bir psikoloğa gitmesi gereklidir. Kontrol dışı ve bilinç dışı kasılmalardır. Kaslarını kişinin serbest bırakması demek kendisini tamamen rahat bırakması ve cinselliği yaşamak istemesiyle alakalıdır. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/vajinismus/"><strong>Vajinismus</strong></a> çoğunlukla penise karşı olan korkuların neden olduğu bir durumdur.</p>
<p>Kadının kendi vajinasını ilk etapta tanıyıp kabul etmesi gereklidir. Daha sonra penis korkusunun ortadan kalkması gereklidir. Vajinismus penis korkusuyla oluşan bir cinsel fobi haline gelmiştir. Vajinismusun alt yapısında bulunan psikolojik sorunlar bir uzman yardımı ile belli bir sürede çözümlenebilmektedir. Psikolojik bir sorun olan vajinismus için jinekologların yapacağı bir yardım söz konusu değildir. Bu durumu yaşayan çiftlerin doğru bir uzman seçerek yardım alması gereklidir.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-.jpg"><img decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus--300x189.jpg" alt="Vajinismus" width="400" height="289" /></a></p>
<p><strong>Doğru bir uzman nasıl seçilir işte size kriterler..</strong></p>
<div> &#8211; Uzmanın <strong>cinsel terapi</strong> ve psikoloji eğitimleri almış olmasına dikkat edin ve psikolog yada psikiyatr olduğundan emin olmalısınız.</div>
<p>&#8211; Gittiğiniz uzmanın kesinlikle cinsel terapi eğitimi almış olması gereklidir.</p>
<p>&#8211; Hipnoz yöntemi uygulayan uzmanlarının eğitiminin nereden aldığı sorgulanmalı ve temelinde psikoloji olup olmadığı sorularak öğrenilmelidir.</p>
<p>&#8211; Size tek seansta kesin çözüm vadeden yerlerden uzak durmalısınız. Size garantili çözüm veya parmak uygulaması yaptırmıyoruz gibi bilimden uzak hin pazarlamacılık yapmak isteyenlerden uzak durun. insan ruh sağlığını tehdit eden bu yerlerin açtığı psikolojik travmalar sonradan düzeltilmesi zor işlere neden oluyor.</p>
<p>&#8211; Vajinismus için tedavi eden uzmanın psikolojik sorunlar için diğer gelen hastalara uyguladığı tarife sizin içinde geçelidir. Çok fazla istenen ücretlerde sorgulayın. Vajinismusun özel bir konu olduğunu ve bu nedenle yüksek fiyat olduğunu söyleyenlerin palavralarına inanmayın.</p>
<p>&#8211; Cinsel terapi iki kişinin arasında yaşanılan mahremiyete önem vermektedir. Çiftin yaşayacağı cinsel deneyimler her durumda özel olmalıdır. Bilime yakışan çiftin cinsel yaşamanı kendi özelinde yaşamasıdır. Size farklı uygulamalar yapmak isteyenlerin etik dışı davranış sergilediğinin farkına varmalısınız ve buna müsade etmemelisiniz. Böyle bir uygulama travmatize edicidir.</p>
<h3>Vajinismus Nedenleri (Sebepleri) Nelerdir?</h3>
<p>Vajinismus yaşayan kişilerin üniversite mezunlarında lise ve ilkokul mezunlarına kıyasla daha sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Tıp fakülteleri de dahil olmak üzere hiçbir üniversitenin eğitim programında cinsel eğitim dersleri yoktur. Ailenin rahat olması veya üniversite okumak alınması gereken cinsel eğitim çoğunlukta mümkün değildir. Vajinismus&#8217;un asıl bilinç altında çocuklukta verilmeyen cinsel eğitim ve kulak dolma saçma sapan hurafeler <a href="https://www.kadın.net/cinsel-saglik-kadin-cinsel-islev-bozuklugu/" target="_blank" rel="noopener">kadın cinsel işlev bozuklukları</a>na neden olmaktadır. Yanlış ve abartılı anlatılan bazı hikayelerde genç kızlarda veya çocuklarda cinsellik bilinç altına oldukça kötü ve zor bir durum olarak çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinusmusun-Temelinde-Yatanlar.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinusmusun-Temelinde-Yatanlar-210x300.jpg" alt="Vajinusmusun Temelinde Yatanlar" width="272" height="389" /></a><br />
Özelliklede kadınların çocukların yanında onlara belli etmeden saçma sapan cinsellik konuşmaları yapmalarıda doğru değildir. İki komşu veya arkadaş eskiden bir araya geldiği zaman eşleriyle yaşadıkları cinsel ilişkileri konuşmaları ve birde çocukların duymaması için sesin kısılması durumları çok yanlıştır. Zaten burada en başta yapılan yanlış cinsellik bir mahremiyettir ve kimseyle konuşulmaması gereklidir. Herhangi bir sorun yaşayan kadının sadece uzmana giderek durumunu anlatması gereklidir. Komşunuz veya arkadaşanız jinekolog veya psikolog ise zaten böyle bir konuşmayı muayenehanesinde yapacağınızı düşünüyoruz. Yeni nesil aslında çocukları için daha özverili ve çocuklarının psikolojisini düşünerek daha doğru hareket ediyor.</p>
<p>Çocukların  henüz hiç bir şey bilmediğini unutmayın ve yanlarında uygunsuz yatak hikayeleriniz anlatmayın. Çocuk onun içinden çıkardığını bilinçaltına yerleştirir. Unutmayın ki sessiz konuştuğunuz şeyleride çocukların duyması ve ilgisini çekmesi için yeterli olacaktır. Yapılan yanlış konuşmalar ve uydurma hikayelerle vaktini boşa geçirmeyin ve bilinçli bir toplum olmak için kendinizi geliştirmeye çalışın. İyi ebeveyn olabilmek çocuğunun duymaması gereken konuşmaları yanında yapılmasına engel olur ve onu doğru bilinçlenmesi için yardımcı olur.</p>
<h3>Vajinismus Tedavisi Var mıdır? Evde Vajinismus Tedavi Edilebilir mi?</h3>
<p>Vajinismus tedavi süresi ve neler yapıldığına dair sorulan sorulara yönelik hazırladığımız makale sizi bilgilendirmeye yardımcı olacaktır. Böyle bir sorun yaşıyorsanız veya yaşamaktan korkuyorsanız zaman kaybetmeden uzmana gidip yardım almanız gereklidir. Cinsel terapi seansları eşler birlikteyken yapılır.</p>
<p>Cinsellik, cinsel yaşamda duyuların ve iletişimin önemi, vajinismus sorunu yaşayan kadınların ve erkeklerin yanlış inançları, kontrolsüz kasılmaların nasıl olduğu, vajinismus tedavi teknikleri, cinsel anatomi ve fizyoloji bilgisi ile birlikte zihni olumluya programlamanın önemi nasıldır gibi konular çalışılır. Tedavi süresinde bilinçsel ve davranışçı teknikler kullanılarak yardımcı olunur. Kadının cinsellik korkularıyla ve bu korkular nedeniyle cinsellikten kaçması gibi sorunların giderilmesi yönünde çalışmalar yapılır. Cinsel terapi sürecinde kadının gizli kalmış ve çözemediği kaygılarıyla baş etmesi konusunda yardımcı olunur.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-Tedavisi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-Tedavisi-300x214.jpg" alt="Vajinismus Tedavisi" width="400" height="314" /></a></p>
<p>Bu kaygıların giderilmesiyle kadının cinselliğe karşı oluşturduğu fobiyle baş etmesiyle cinselliğe yaklaşarak tam olarak başarmaya doğru ilerler. Cinsellikte yaşanılan vajinismus kadının penise karşı yaşadığı tedirginlik cinsel fobi haline gelmekte ve ilişkide zihnin tamamen kasları yöneterek kasılmalara neden olur.</p>
<p>Kadının istem dışı yaşadığı bilinçaltı korkuların çözümlenmesi ve kadının bu korkusuyla baş etmeyi öğrenmesi gereklidir. Bu süreci çiftler kendi başlarına yapamazlar ve işler daha güç bir hal almadan doğru bir uzmandan yardım alınması gereklidir. Vajinismus tedavisinde seanslar kadının tedaviye cevap vermesine göre değişiklik gösterir.Bu seansların ortalama 4-8 seans arasında cinsel işlev bozukluğunun yada başka psikolojik sorunların düzeltilmesine yönelik yapılan tedavilere göre daha kısa sürede sorun çözüme ulaşmaktadır.</p>
<p>Vajinismus sorunu için uzman yardımı alan çiftler cinsel ilişkiye girebilmeyi başarmalarının yanı sıra doğru cinsellik yaşamayı, cinsellikten sevk alınmasını ve keyif alınmasınıda sağlar. Vajinismus sorunu çözümlenme aşamasında çiftlerin birbirlerine olan dayanışmasıda gözle görülür oranda yükselir. Vajinismus tedavisinde çiftler cinsel birleşmeye ulaşırken bu cinsel birleşmenin meydana getirdiği hazzı ve doyuma nasıl ulaşacaklarının yollarınıda öğrenmiş ve kendilerini keşfetmiş olurlar.</p>
<p>Cinsel eğitim bu alanda oldukça önemlidir. Çiftlerin vajinismus sorunu yaşaması önemli değildir her hangi bir sorun olmadanda doğru cinsellik için uzman yardımı alınması gereklidir. Erkeklerin bu konuda uyumlu olmayacağı bilinsede eşini seven ve onunda zevk aldığından emin olmak isteyen herkesin mutlaka bir kaç seans cinsel terapi alması iyi olacaktır.</p>
<h4>Vajinismus Tedavisine Çift Olarak Başvurmak Önemli mi</h4>
<p>Kadınların tamamen kendilerini suçladıkları vajinismus tedavisinde sorun benim sorunum eşim neden terapiye geliyor diye sorgulamasıdır. Bu soru her vajinismus tedavisi için gelen kadının sorusudur. Bu sorunun cevabı çok nettir. Cinsel ilişki terapisi mutlaka eşle yapılmalıdır. Bu bilimsel ve evrensel bir kuraldır. En kısa sürede en iyi sonucu almak için eşle terapinin yapılması şarttır. Tedavinin en iyi sonuçları birbirine destek olan çiftlerin birlikte adım atarak yapılan girişimin en iyi sonucu vermesini sağlıyor. Çiftlerin vajinismus yaşamasındaki sebep her ne olursa olsun tarafların birbirini suçlamaması ve sadece birbirlerine destek olması en iyi ve en doğru sonuca ulaşılmasına yardımcı olur.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-Tedavisinde-Çift-Olunmasının-Önemi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-Tedavisinde-Çift-Olunmasının-Önemi-300x200.jpg" alt="Happy couple" width="400" height="300" /></a></p>
<p>Vajinismus tedavisinde çiftler hem sorunlarını çözerken hemde kendilerini tanıma ve cinsellikten zevk alma yollarını keşfetmiş olurlar. Doğru bir cinsel ilişki yaşayabilmeleri için sorun terapi sırasında çözülürken ileride yaşayacakları cinsel hayatlarınıda olumlu etkilemekte. Cinselliğin karşılıklı ulaşılan doyum ve haz olduğunu çiftler daha iyi anlıyor ve ilişki daha <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı olarak yaşanıyor. bu nedenle çiftlerin birlikte terapiye katılması çok önemlidir. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların sorunu tamamen psikolojik olup doğru bir uzmandan destek alındığı zaman çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.</p>
<p>Vajinismus tedavi edilmesi zor bir hastalık değildir. Diğer psikolojik rahatsızlıklara ve cinsel işlev bozukluklarına göre daha kısa sürede çözümlenmektedir. Ortalama 4-8 seans süren tedavinin ücreti diğer psikolojik desteklerden farksız değildir. Bu nedenle sizden fahiş fiyatlar isteyen yerleri sorgulayın. Size durumunuzun özel olduğunu bu nedenle çok yüksek fiyatı olduğunu söyleyenlere sakın inanmayın. Normal psikolojik sorunlar nasıl ücretlendiriliyorsa bu tedavide de aynı ücret alınmaktadır. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların eşlerinin desteğine ve sevgisine ihtiyacı olacaktır. Sevgi ve ilgi gören bir kadın bütün sorunların üstesinden gelecektir.</p>
<p><strong>Vajinismus tedavi süresi</strong>nce çiftlerin birbirlerine olan desteği aralarındaki bağın kuvvetlenmesine yardımcı olmaktadır. Çiftlerin birbirlerine daha sıkı sarılmasına yardımcı olur. Aile mahremiyeti söz konusu olduğu için sadece çift özel hayatını kendi içinde yaşamalıdır. Böyle bir sorun yaşayan çift ailede psikolog yok ise kimseye bu durumdan bahsetmeyebilir ve çiftler birbirlerine destek olarak sorunun üstesinden gelebilirler. Uzman yardımı alındığı zamanda aile mahremiyeti cinsel birleşme sadece çiftin özelinde olmalı ve kimse buna şahit olmamalıdır. Uzmanların böyle bir öneri sunması etik olarak doğru değildir böyle bir uygulamayı kesinlikle kabul etmemelisiniz.</p>
<h4>Vajinismus Tedavi Edilmeden Gebe (Hamile) Kalınır mı? Kalınırsa Ne Olur</h4>
<div>Vajinismus tedavisini olmadan anne sahibi olmak isteyenleri kesinlikle zor bir süreç beklemektedir. Aşılama veya tüp bebek tedavisi uygulanarak yapılan operasyonlarda hem maliyetli hemde oldukça meşakkatli bir iştir. Cinsel ilişki olmadığı zaman anne olma olasılığı oldukça güçleşir. Aile olabilmek birlikte eşle bir hayatı paylaşmak için cinsellik olmazsa olmazlardandır. Cinsellik sadece erkeğin ihtiyacı değil karşılıklı giderilmesi gereken bir ihtiyaçtır. Uzun süre yaşanılmayan cinsel ilişkiden sonra çiftlerin arasında sorunlar oluşmaya başlar ve eşler birbirine karşı sabırsız ve anlayışsız olabilirler. Bu durumda çok çok normal karşılanmalı cinsel birleşme çiftleri birbirine yakınlaştırır ve bağlar.</div>
<div></div>
<div><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinimus-Çözülmeden-Gebe-Kalmak.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" title="Vajinimus nedenleri sebepleri tedavisi" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinimus-Çözülmeden-Gebe-Kalmak-300x203.jpg" alt="Vajinimus nedenleri sebepleri tedavisi" width="400" height="303" /></a></div>
<div></div>
<div>İki kişi arasında kurulan en önemli bağdır. Cinsellik yaşamadan hakkında duyulan hurafe şeyler kadınların cinsellikten uzak kalmasına neden olmaktadır. Bu  gibi durumlarda gözü açık olunmalı ve dünyadaki en büyük zevklerden olan cinsel birleşmeyi ertelememeli ve ondan korkmalıdır.</div>
<div></div>
<div>Kadınların psikolojik bir yardım alması ve bununla birlikte kendisinin kendi vücuduyla barışması, tanıması gereklidir. Cinsel birleşme olmadan çocuk sahibi olmak çok yanlış bir durumdur. Sadece çocuk yapmak için evlilik olmaz. Sağlıklı evlilik için doğru ve sağlıklı cinsellik şarttır. Ciddi hastalıklar ve cinsel birleşmeye engel özür olan durumlarda aşk ve sevgi çiftleri birbirlerine bağlamak için yeterli olacaktır. Sadece psikolojik bir durumdan ve korkulardan dolayı cinselliğin yaşanmaması üzücü bir durumdur.</div>
<div></div>
<div>Kadınlar gerçek ve doğru cinselliği yaşadıkları zaman eşine hiçbir zaman karşı koymayacak ve hatta kadın sürekli isteyen taraf olacaktır. Burda önemli olan kadının zevk alacağını bilmesidir. 4-8 seansta çözülecek vajinismus sorununu düzeltmek için yıllarınızı geçirmeden uzman yardımı alın. Vajinismus tedavi edilmeden gebe kalmak isteyenlere uygulanacak olan tüp bebek veya aşılama tedavisinin maliyeti ve süresi düşünüldüğü zaman sağlıklı bir yaşam için cinsel işlev bozukluklarının tedavi edilmesi daha doğrudur. Belki yıllarca sürecek bir tedavi olan tüp bebek tedavisi sonucunda gebe kalma durumuda kesin değildir. Vajinismus tedavi süresi çok zor ve meşakkatli görülsede bir o kadar kolay ve kısa sürede çözülür. Kendinizi daha iyi hissetmek için suçluluk psikolojisinden çıkmak için mutlaka yardım alın ve yardım almakta geç kalmayın.</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/vajinismus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulantı</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/bulanti/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/bulanti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Demet Akturna]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2021 22:47:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mide Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/bulanti/</guid>

					<description><![CDATA[Bulantı nedir ve neden olur öncelikle bunu açıklayalım. Bulantı midede bulunan besinlerin aniden dışarı çıkarılma ihtiyacı hissedilmesi olayıdır. Bulantı kusma ile karıştırılmamalıdır. Mide bulantısında herhangi bir şekilde midede boşaltım olmaz bu durum sadece kusma esnasında gerçekleşmektedir. Fakat genel olarak bulantı beraberinde kusmayı da getirmektedir yani birini diğerinden eksik bir şekilde düşünemeyiz. Vücudumuz öyle bir yapıya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulanti/"><strong>Bulantı nedir ve neden olur</strong></a> öncelikle bunu açıklayalım. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulanti/">Bulantı</a> midede bulunan besinlerin aniden dışarı çıkarılma ihtiyacı hissedilmesi olayıdır. Bulantı kusma ile karıştırılmamalıdır. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulanti/">Mide bulantısı</a>nda herhangi bir şekilde midede boşaltım olmaz bu durum sadece kusma esnasında gerçekleşmektedir. Fakat genel olarak bulantı beraberinde kusmayı da getirmektedir yani birini diğerinden eksik bir şekilde düşünemeyiz. Vücudumuz öyle bir yapıya sahiptir ki dışarıdan gelen tüm zararlı maddeleri önlem olması için dışarı atma ihtiyacı duyar örneğin burundan giren bir zararlı madde hapşırma ile <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/">öksürük</a> sayesinde akciğerlerden uzaklaştırma ishal ile bağırsaklardan atılma mideden atılma şekli ise <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/kusma/"><strong>kusma</strong></a> olarak belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Mide Bulantısı Nedenleri Nelerdir</strong></p>
<p>Burada mühim bir durum vardır bulantı beynin sapındaki bir merkezden kontrol edilmektedir. Bu kontrol merkezi ağız mide bağırsak ve kan dolaşımındaki ilaçlar ile enfeksiyonlardan denge organımız olan kulaklardan tutunda beyinden gelen tüm uyarılara yanıt vermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kontrol merkezi solunum ve karın kasları sayesinde mide ve bağırsaklara yeni yeni komutlar gönderir. Yani bir bakıma kusma sırasında midenin fazla bir görevi yoktur. Beyinin sapındaki merkezden alınan komut sayesinde kusma işlemi gerçekleşmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/04/bulanti-1.jpg" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mide Bulantısı Belirtileri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bulantı durumunu neredeyse herkes kendisi anlayabilir yani bunun için bir doktora gitmeye gerek yoktur teşhis şekli bellidir.</p>
<p><em>Midede bir hareketlenme var ise</em><br />
<em>Ağız salgısında azalma var ise</em><br />
<em>İnce bağırsak hareketlerinde herhangi bir değişiklik olmuş ise</em><br />
<em>Ciltte solukluk</em><br />
<em>Aşırı ve birden terleme</em><br />
<em>Tükürük artışı</em><br />
<em>Nabız azalması</em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yukarıda saydığımız 7 madde doğrultusunda kendiniz evinizde bulantı teşhisini koyabilirsiniz. Ancak bu noktadan sonra kusma başlamışsa ve de durmadan veya artarak devam ediyorsa mutlaka doktora başvurmalısınız. Çünkü bu durumlarda klinik bulgular gerekebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin ciddi bir şekilde sıvı kaybı olacaktır. Yemek borunuz yırtılmış olabilmektedir asit baz dengesinde bozulmalar olabilir uzun süreli açlık ve beslenme değişikliği olabilir diş rahatsızlıkları olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha da ilerisi bilinç kaybına neden olabilir tansiyonu düşürebilir kusmanın akciğerlere kaçması durumunda solunum güçlüğü ortaya çıkabilir. Kısacası bulantı ve de kusma bir hastalık değildir fakat bir hastalığın belirtisi olabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/bulanti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefes Darlığı</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/nefes-darligi/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/nefes-darligi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Sep 2019 14:12:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Solunum Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=13319</guid>

					<description><![CDATA[Nefes darlığı, burundan nefes almayı zorlaştıran ve burunda eğriliğe sebep olan bir problemdir.  Burunun orta bölmesi olan septum adı verilen yapının eğri olmasıdır. Septum eğrilikleri, nadir olarak doğuştan olabileceği gibi ,sonradan da oluşabilir. Burunda özellikle de tek taraflı tıkanıklıklar, zaman içerisinde burun deliklerinin simetrisini de bozmakta ve asimetrik burun delikleri meydana gelebilmektedir. Bazı durumlarda da nefes [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nefes darlığı, burundan nefes almayı zorlaştıran ve burunda eğriliğe sebep olan bir problemdir.  Burunun orta bölmesi olan septum adı verilen yapının eğri olmasıdır. Septum eğrilikleri, nadir olarak doğuştan olabileceği gibi ,sonradan da oluşabilir. Burunda özellikle de tek taraflı tıkanıklıklar, zaman içerisinde burun deliklerinin simetrisini de bozmakta ve asimetrik burun delikleri meydana gelebilmektedir. Bazı durumlarda da nefes alma problemleri estetik rhinoplasti ameliyatlarından sonra oluşabilir. İhtiyaca göre revizyon ameliyatları yapılarak bu sorun giderilmeye çalışılır.  Septumdaki  eğrilikler dışarıdan anlaşılabileceği gibi, kimi zamanda ilerki dönemlerde burun içi mukoza yapılarında birleşiklik meydana gelebilir. Bu da nefes almada yarattığı problem nedeniyle bir cerrahi işlemle halledilmesi gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/05/nesefes-darlığı2-1.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-13321 alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/05/nesefes-darlığı2-1.png" alt="nesefes darlığı2" width="277" height="182" /></a>Septorinoplasti ameliyatında <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/estetik/burun-estetigi/">burun estetiği</a> ile birlikte <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/nefes-darligi/">nefes darlığı</a> problemi de  giderildiği için; 18 yaşından itibaren ameliyat yapılabilir. Nefes alma durumu ve burun iç yapılarını değerlendirmek için hastaya endoskopik muayenesi yapılır. Hastanın fotoğrafları çekilerek bilgisayar üzerinde ameliyat sonrası oluşacak olası burun şekli gösterilir. Bazı hastalarda ek tetkikler  ve konsültasyonlarda yapılması istenilebilir.</p>
<p><strong>Ameliyat tekniği;</strong> burundan nefes alma problemlerini çözmeye hedefli müdahaleler (septoplasti ) ile birlikte estetik amaçlı olarak da burun kemeri düzeltilir, boyutu değiştirilebilir, burun ucu şekillendirilebilir,  burun delikleri küçültülüp simetrik hale getirilebilir. Burun içindeki kesiler kendiliğinden eriyen iplerle kapatılır. Burun dışına özel bantlar yapıştırılır ve bir hafta kalacak plastik atel yerleştirilerek yapılır.</p>
<p>Ameliyat sonrası verdiği rahatsızlıktan dolayı tampon kullanılmaz. Ameliyat süresi ve anestezi türü, ortalama 2-2,5 saat sürer. Ameliyat sonrası iyileşme,  ameliyat sonrası ilk gün yüze buz uygulama ve basit ağrı kesici ilaçlar hastadaki ağrıyı azaltır. Hasta 1 gece hastanede kalıp ertesi gün eve dönebilir. En fazla ameliyattan 2-3 gün sonra görülen hafif bir ödem  ve morluk oluşabilir, bu da sonraki günlerde azalacaktır. İyileşme döneminizde, yüzünüzde özellikle üst dudakta, burun ucunda şişlikler ve uyuşukluklar olabilir, bunlar zaman içinde gerileme gösterecektir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ziyaretçilerimizden Seçtiğimiz Yorumlar:</strong></span></p>
<p><strong>Fatma:</strong> merhaba.ben 30 yaşındayım 5 seneden beri derin nefes alamıyorum sadece esnerken derin nefes alabiliyorum ve sürekli esneme ihtiyacı duyuyorum.ve boğazıma sanki biri sıkıca tutuyormuş gibi hissediyorm boğuluyormuş gibi oluyorm. doktora gittim astım dedi ilaç kullanıyorm ama değişen bişe yok.ne yapmalıyım başka doktora mı gitsem bilmiyorum yardımcı olursaız sevinirim.</p>
<p><strong>Şuayip:</strong> iyi günler, ben de nefes alırken ve nefes alırken kendimi zorluyorum, sanki nefes alıp verme otomatik olarak olmuyor ben yapmaya çalışıyorum. nefes darlığı çekiyorum ama nefes alıp vermeyi ben zorluyorum gibi. bir de en önemlisi gün içinde ara ara tükürdüğümde kanlı tükürüyorum. mide için tetkik te yaptırdım, orada da bişey çıkmadı. acaba kalptemi sorun?. uyuyunca sorun kalmıyor uyanık olduğumda oluyor.strese bağlı karın kaslarımın kasılıyor. öksürük yok, fazla terliyorum bu arada. akciğer tetkikleri yaptırdım bir şey çıkmadı. acaba nasıl bir tedaviye ihtiyacım var?</p>
<p><strong>Okan:</strong> merhaba benimde yutkunma sorunum vardı. çok takıntı yapmıştım. insanlar arasında yutkunamıyorum. gerçekten benimde çok kilo kaybım olmuştu. bir utangçlık gibi hissediyordum yutkunmayı.yukardaki iki arkadaşın psikolojisini anlayabiliyorum.benim onlara önerim takıntı yapmasınlar. ve toplumdan uzak kalmasınlar. şuan düşünüyorumda ne kadar çok kasıntı yapmışım. olay sadece kasıntı yapmak. bir doktordan tedavi almaktan çok. bir psikoloji doktoruna danışmalarını tavsiye ederim.</p>
<p><strong>Seren:</strong> Burda tüm yazdıklarınızı okudum.%89’unuzun ki psikolojik.Bir doktora görünün bence.Bende de 7 senedir panik atak var ve anlattıklarınızın aynısını şu anda bile! yaşıyorum.Aslında bi ….. içsem yarım saate geçecek ama…… bağımlısı olmak istemiyorum. Bir psikiyatra görünmelisiniz bence-ciğerlerinizi gösterip temiz olduğunu öğrenip mental olarak rahatlayınca tabi.</p>
<p><strong>Nebahat:</strong> merhaba arkadaşlar ben 23 yaşındayım kendimi bildim bileli bu sorunu yaşıyorum her durumda olabiliyor önce nefesim kesiliyor hissi sonra sesli rahatsız edici bir şekilde nefes alma yine geçmezse esneme… inanın bunun dünya üstünde sadece bende olduğunu düşünüyordum ama demek ki öyle değilmiş nasıl geçecek bilmiyorum.</p>
<p><strong>Mustafa:</strong> Esneme ihtiyacı veya derin nefes alma ihtiyacı hissetmenin NEDENİ : Tamamı ile bu sorunun iki bileşeni var : Kilo + Kaygı/stress. Özellikle siz hissetmesenizde vucüt kilo vermeye başladığında ve uzun vadeli olarak (1-2 hafta) içerisinde stress veya kaygılı bir dönemde iseniz bu sorun ortaya çıkıyor. Nefes alma ihtiyacı kesinlikle ciğerlerle ilgili değil. Diyafram ile ilgili..Uzun süre spor yapmıyorsanız ve bir anda vücuda yükleniyorsanız – Örneğin 6 ay boyunca hiçbir şey yapmayıp 1 hafta veya 10 gün boyunca bir anda her gün çok fazla yürümeye/koşmaya başlamak gibi – diyafram kafayı yiyor. Fark ederseniz derin nefesi bu durumda ciğerlerinize değil karın bölgesine almaya çalışıyorsunuzdur. Panik yapmaya gerek yok. Vücut bu ritme kendisini alıştırdığında kendiliğinden sorun ortadan kalkıyor.</p>
<p><strong>Ali:</strong> merhaba ben geceleri uyurken arada bir düz yattığımda tıkanıyorum uyandığım zaman ağzımın içinde zehir gibi az bir su oluşuyor.bazende gırtlağımda yırtılma oluşuyor o suyla birlikte hafif kan geliyor.sigara içiyorum.</p>
<p><strong>Necla:</strong> bende de böyle bir şey olmuştu genellikle ya panik atak yada b12 vitamini eksikliği vardır demektir eğer panik atak varsa kendinizi sakinleştirin nefes alamayacağım demeyin nefes alırken normal nefes alıyomuş gibi hissedin panik böylece atağınız geçer fakat b12 eksikliği varsa salatalık , havuç , et ,süt , balık b12 vitamini eksikliğine yardımcı olur.</p>
<p><strong>İbrahim:</strong> Arkadaşlar benimde nefes darlığı sıkıntım vardı üç gün oldu kbb doktoruna gittim kardiyoloji Dr a yönlendirdi sırtımı dinledi öldürmemi istedi felan göğüsten dinledi sıkıntım yoktu ama nefes darlığım vardı bademcik ameliyatı olmuştum 11. Gün önce ardından bu başladı verdiği ilaçlar birinci gün etki etti nefesim yüzde 50 oranında düzeldi bende nefes alırken göğüste hırıltı ses filan yok .şükür biraz daha iyiyim.</p>
<p><strong>Emre</strong>: nefes alıp verirken derin nefes alma isteği duyuyorum.bazen alabiliyorum bazen yarıda kesiliyorum.Bazı dönemlerde ise karın bölgemde göğüs bölgemde sancılanmalar oluyor.Bunun nedeni ne olabilir.hangi bölüme görünmem gerekir.</p>
<p><strong>Ertan:</strong> Selam bu yazılanların hepsi bende de var arkadaslar bundan en az 10-12 yıl önce başladı.İlk zamanlar bu kadar zorlanmıyordum ama artık yasım gereği sanıyorum iyice zorlanıyorum.sabahları kalktığımda hiçbir şey hissetmiyorum, ama günün ilerleyen saatlerinde sıkıntılarım artmaya başlıyor ve esnemeden nefes alamaz duruma geliyorum. Birçok doktora gıttım filmler çekildi. Ciğerlerimde bir sorun olmadığı söylendi efor testlerine girdim solunum testi yapıldı ama bir sonuç çıkmadı ve en son psikolojik denildi birkaç sakinleştirici hap verildi ama onlarında pek bir faydasını göremedim su an sadece uyuyabilmek için 0.5 mg …. kullanıyorum ama onunda tehlikeli olduğunu söylüyorlar ne yapacağımı bilemiyorum.</p>
<p><strong>Servet:</strong> Merhaba ben devamlı esnemek istiyorum bazende o esnemeyi yapamıyorum bu yaklaşık 1 haftadır böyle simdi ise her iki nefesin birinde esnemeye çalışıyorum yapamıyorum denizde oldugum icin tedavi olamıyorum kalbim sıkışıyor.</p>
<p><strong>Ahmet:</strong> Rahatsiz olan herkeze allah sifalar versin. yaklasik 1 senedir nefes darligi yasiyorum. gitmedigim doktor kalmadi son iki ayda yutdugum hap veya aldigim ilacin hatdi hesabi yok. Ayrica buna baglantili karnimin sag tarafinda cok kötü sanci olusuyor bundan dolayi üc defa hastahaneye kaldirildim. Bana denen safra kesesinde tas oldugundan nefes darligi oluyor.</p>
<p><strong>Zeki:</strong> 65 yaşındayım. Bundan 45 yıl önce Trabzon’da bir otel odasında duş alarak yatmıştım. Hatırladığım kadarı ile odanın camını da açık bırakmıştım. Sabahleyin uyandığımda nefes alıp vermekte çok anormal derecede rahatsızlık yaşadım. Ertesi günü Ankara’da bir doktora gittim. Dr. sırtımın çeşitli yerlerinden iğne yaptı. İğneye bağlı olarak mı bilemiyorum iyi olmuştum. Bir yıl önce zatürre başlangıcı geçirdim. İyiydim. Yaklaşık bir ay önce havaların soğuk olması münasebetiyle yatak odasının kapısını da kapatarak uyumuştum. Şimdi bir aydır nefes alıp vermekte zorlanıyorum.Göğüs doktoruna gittim ilaç yazdılar ilaçları kullanıyorum ama ilaçlardan yararlanamıyorum. Belki yararlanıyorum kullanmamış olsam daha kötü olabilirim diyede düşünüyorum.Nefes darlığı esneme şeklin de geliyor. iki üç defa esniyorum dışarı nefes veremiyorum. Arada bir nefes verdiğimde oldukça rahatlamış oluyorum. Arkasından yine esneme oluyor. Bu durumda daralıyorum. Nefes alırken mide kaslarım bile harekete geçiyor. Kendi kendime ölüm yakama yapıştı diyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/nefes-darligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin Tümörü Hakkında Bilmeniz Gerekenler</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/beyin-tumorleri/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/beyin-tumorleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Sep 2019 20:21:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beyin Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör Bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=13448</guid>

					<description><![CDATA[BEYİN TÜMÖRÜ NEDİR? Beyin tümörü diğer bir adı ile ur, normal hücrelerin farklılaşarak büyümesi neticesinde kitleleşen yapılara denir.  İyi huylu yada kötü huylu olarak sınıflanabilir yani her tümör kanser olmayabilir.Kafa tası içerisindeki kitle basıncı artarak beyin üzerinde baskı yapmaya başlar ve böylece beyin tümörü gerçekleşmiş olur. Ameliyat yardımı ile tümör beyinden alınır ve az bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff00ff;">BEYİN TÜMÖRÜ NEDİR?</span><br />
Beyin tümörü diğer bir adı ile ur, normal hücrelerin farklılaşarak büyümesi neticesinde kitleleşen yapılara denir.  İyi huylu yada kötü huylu olarak sınıflanabilir yani her tümör kanser olmayabilir.Kafa tası içerisindeki kitle basıncı artarak beyin üzerinde baskı yapmaya başlar ve böylece beyin tümörü gerçekleşmiş olur. Ameliyat yardımı ile tümör beyinden alınır ve az bir olasılık ile tekrarlanabilir. Beyin tümörleri düşükten yükseğe doğru adlandırılır. Bunlar birincil, ikincil, üçüncül ve dördüncül derecelidir. Birincil beyin tümörleri, beyin dokusunda oluşmaya başlar. İkinci tümörler, birincil tümörle aynı çeşit anormal hücrelere sahiptir. Vücudun başka parçalarından çıkarak beyine dağılan  kanser, birincil beyin tümöründen daha  farklılık gösterir.</p>
<p>Bu yazımızda sizlere beyin tümörleri hakkında bilgi vermeye çalışacağım. <span style="text-decoration: underline;">Tümör</span> kafanızın içinde belirgin bir şekilde büyüyerek baskı yapar. Genellikle tüm tümörler kafa tasları içerisinde basıncın giderek artmasıyla birlikte belirti göstermeye başlarlar bunlar düzensiz bir şekilde büyür ve genişler. Burada da beyini saran bir kafatası olması nedeniyle dışarı çıkamayacağı için beyne baskı yapmaya başlar bu durum sizde rahatsızlık verecektir. <a href="https://www.kadın.net/beyin-tumorleri/" target="_blank" rel="noopener"><span style="text-decoration: underline; color: #ff0000;"><strong>Beyin tümörü</strong></span></a>, kötü huylu ise sizde başka <a href="https://www.kadın.net/saglik/hastaliklar/" target="_blank" rel="noopener"><span style="text-decoration: underline; color: #ff0000;"><strong>hastalıklar</strong></span></a>a da neden olur fakat halk arasında da kullanılan terimle iyi huylu ise ışın tedavisi ile oradan yok edilip alınabilir ve hastalık tamamen iyileşir.</p>
<h2><span style="color: #ff0000;">Aşağıda sizlere tümörünün belirtileri hakkında biraz bilgi verelim.</span></h2>
<p>Öncelikle tümörler genellikle baş ağrısı gösterirler bunu nöbetler şeklinde bayılmalar takip eder ve sizi kısmen felç’e kadar götürebilir. Bunu genellikle şiddetli bir şekilde kusmalar takip eder ardından ise fiziksel yeteneklerinizde kayıplar oluşur. Beyin tümörlerinde kişilik bozuklukları da meydana gelecektir. Öncelikle bunları bir sınıflandırmamız gerekirse beyaz ırkta ve erkeklerde sıklıkla görülmektedir.  En çok sıkça görüldüğü yaş aralıkları ise 9 yaşının altındaki çocuklar ve 55 yaşının üzerindeki yaşlılardır. Bu tür hastalıklar <a title="Kadın" href="https://www.kadın.net" target="_blank" rel="noopener"><span style="text-decoration: underline; color: #ff0000;"><strong>kadın</strong></span></a>larda veya erkelerde aynı oranda görülmektedir. <a title="Beyin Tümörleri" href="https://www.kadın.net/beyin-tumorleri/" target="_blank" rel="noopener"><span style="text-decoration: underline; color: #ff0000;"><strong>Beyin tümörleri</strong></span></a> kişinin beyninde nereye yerleşmiş ise ona göre felçlilik belirtileri başlar kişilik bozuklukları ise genellikle hesap yapma ve yazı yazmada bozukluklar şeklinde tanımlanır.</p>
<p>Halk arasındaki tabirle iyi tümörler yavaş bir şekilde çoğaldıkları için beyinden daha kolay bir şekilde temizlenirler. Hatta komple olan kısmı dahi çıkarılmış olur. Burada tedavi kesinlikle olumludur ve başarılır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Beyin tümörleri</strong></span>nde çözüm genellikle cerrahidir aksi takdirde çözümü yoktur bu iyi huylu tümörler için de kötü huylu tümörler içinde böyledir. Ancak nadir durumlarda cerrahi işlem uygulanmaz burada beyin hassas ve hayati bölgede tümör var ise dokunmak daha da çok tehlikelidir. Bu gibi durumlarda sadece ve sadece ışın tedavisi yani kemoterapi yöntemi kullanılabilir. Kötü huylu beyin tümörleri genellikle akciğerden meydana gelir. Bu gibi hastalara cerrahi müdehale yapılmış olsa bile sonuç olarak pek iç açıcı olmaz. Hatta genellikle bu tür hastalara cerrahi müdehale yapılmadığı gibi kemoterapi uygulanıyor fakat bunlarda çözüm odaklı olmuyor sadece acı dindirmekte kullanılıyor.</p>
<p><span style="color: #ff00ff;">KİMLER RİSK ALTINDADIR?</span><br />
-Kadınlara oranla erkeklerde daha fazla görülür.<br />
-70 yaş ve üzeri kişiler daha fazla risk altındadır.<br />
-Genetik faktörler.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/05/beyin-tümörü-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-13449 alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/05/beyin-tümörü-1.jpg" alt="beyin tümörü" width="270" height="459" /></a><br />
<span style="color: #ff00ff;">BELİRTİLERİ NELERDİR?</span><br />
-Özellikle sabahları artış gösteren baş ağrıları<br />
-Unutkanlık, hafıza kaybı<br />
-Bulantı ve kusma<br />
-Konsantre olamama odaklanma sorunu<br />
-Görme, duyma ve konuşmada zorluk<br />
-Vücutta uyuşma ve karıncalanma<br />
<span style="color: #ff00ff;">SEBEPLERİ NELERDİR?</span><br />
Beyin tümörünün kesin ve net sebebi hala bilinmemektedir.<br />
<span style="color: #ff00ff;">ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ NEDİR?</span><br />
Beyin tümörün de erken teşhis oldukça hayati önem taşımaktadır. Bu yüzden iyileşme sürecini derinden etkileyen erken teşhis için vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması gerekir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ziyaretçilerimizden Yorumlar:</strong></span></p>
<p><strong>Deniz:</strong> merhaba ben 16 yaşındayım 3 gündür hiç geçmeyen baş ağrısı ve dönmesi var resmen ayakta duramıyorum uyanmamla başlıyor uyuyana kadar sürüyor arkadaşlarımdan yardım almadan merdiven çıkmakta zorlanıyorum bıktım bu ağrıdan ve baş dönmesinden bir de gözlerimin arka tarafında şiddetli ağrı var gözlerimi çok açamıyorum ve sağa sola bakarken gözlerim felaket ağrıyor çıldırmak üzereyim kafamı kesip atıcam nerdeyse..</p>
<p><strong>Ayşe:</strong> merhaba herkeze bol şifalar. ben uzun bi zamandır ara ara fenalaşıyorum. birden yaşadığım bir an aklıma gelio daha önceden yaşamışım gibi oluyor o an bilincimi yitiriyor gibi oluyorum o sırada çok aşırı bir ağrı saplanıyor kafama. kafamın arkasından alnımın ortasına vuruyor ağrı. vücudumu irademi kontrol edemiyorum. bunun yanı sıra nefes alıp verirken çok zorlanıyorum kalbim çok sıkışıyor. bu ne gibi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir? yardımcı olursanız çok sevinirim.</p>
<p><strong>Olcay:</strong> Günden güne her şeyi unutur oldum öyleki 4 sene yaptığım tiyatroyuda bu yüzden 2010 da bıraktım aşırı unutmaya başladım geçmişi ve bir adım sonrasını. son 5 senem böyle kafa tasımın arkasında şiddetli sarsıcı ağrılar oluyor sanki şok şeklinde vuruyor ve gücüm kesiliyor. son 1 taftadır iki okulum dirsekten itibaren uyuşuyor karıncalanmada oluyor son 3 saattir alnımda şakaklarıma doğru yayılan bir ağrı var ama bu farklı bir ağrı, biri elini kafa tasıma sokmuş sanki sağ ve sol şakağımdan alnıma ve kafatasımın ön üst kısmına doğru parmakları ile bastırarak gezdiriyor gibi garip. Şüphem yıllardır var ama doktora gitmek nasip olmadı maddiyattan. İyi çalışmalar.</p>
<p><strong>Yeliz:</strong> Mide bulantısı olan arkadaşlar reflü olabilir, ayrica benimde daha önce ellerimde ve ayaklarımda uyusmalar oluyordu, ayağa kalktigimda da çok şiddetli bir baş dönmesi ve birkac saniyelik bilinç kaybı oluyordu,ihmal etmedim doktora gittim tahlil yaptı sen bu halde nasil ayakta duruyorsun dedi meğer aşırı kansız kalmışım, o yüzden cok elfam etmeyin kötüye de yormayin.Rabbim hasta olan herkese acil sifalar versin.</p>
<p><strong>Hasan:</strong> Ben antalyada oturuyorum geçen ağustos ayında 13 yaşında oğlumun sol kolunda güç kaybı olduçekilen mr da beyin sapı timörü tehşisiyle yıp fakültesine gittik orada bize istanbul kozyatağı acıbademe mehmet özeğe gitmemizi söylediler orada oğlum ameliyat oldu patoloji sonuçları temiz çıktı her 3 ayda kontrole gidiyoruz allaha şükür herşey yolunda mehmetözek hocaya sonsuz saygo ve minnet duyuyoruz.</p>
<p><strong>Eda:</strong> Merhaba ben 30 yaşındayım ve beynimdeki atar damarda incelme olduğunu söyledi doktorlar sürekli baş ağrısı çekiyorum geceleri uykumdan uyandıracak kadar şiddetli oluyor. Bunun tedavisi nedir doktor bana ilaç verdi ama üç gündür lokma almıyorum ağzıma .gözleride uyku hali var ama uyuyamıyorum .sizce bu neden olabilir bana yardımcı olun lütfen .bu damar koparsa tümör oluşur dedi doktorum.ama ben inanmak istemiyorum .eğer ameliyat olursa kurtulma şansım ne kadar.hayatı ve yaşamayı seviyorum çocuklarım daha çok küçük lütfen beni aydınlatın.eğer eninde sonunda ameliyat gerekiyorsa doktor bana neden ilaç tedavisi başladı olmam gerekiyorsa neden ameliyata almıyor beni.şimdiden çok teşekkürler.</p>
<p><strong>Melik:</strong> öncelikle iyi günler arkadaşlar… ben bir yıl önce melign melenomdan dolayı sol gözümü kaybetim… şimdi aynı tarafta alında ve başin tam üstünde ağrı oluyor hafif mr tomografi orbita filmi çektim sonuçlar temiz çikıyor ve ağrım var…. ark sizi bilgilendirmek istedim ve bu hastalığı olan lütfen insanları bilgilendirsin beyinde tömür varsa arkadaslar ağrı çok sonra oluyor ve kusma fişkıkrır şekilde oluyor yürürken dengesizlik oluyor ve sonuncusu uyuşma parmak uclarında göz kapaklarında kesinlikle düşme oluyor ve gözlerde çift görme bunlar kesinlikle tömür belirtisidir…. böyle hastalığı olan insanlar lütfen ark bilgilendirin her baş ağrısı da tömür değildir(migren küme baş ağrısı boyun kireçlenmesi stres)beyin vucudun mekanizma sistemidir neren ağırırsa ağırsın beyne yansır.</p>
<p><strong>Ceyhun:</strong> 16 yaşındayım ve 5 günder şiddetli başım ağrıyor sanki içinde bi yer acıyo. ve sağ kulak zarım delik. başım ağrıdında gözlerimede vuruyo. 2 gündür 2 3 saat ağrıyıp geçiyodu ama 3 gündür ağrı kesici fayda etmiyor kesintisiz ağrıyor. ama bu 5 gunde hiç midem bulanmadı. öğrenciyim ve dersleri kafam almıyor sizce timörmüyüm. yardımcı olun lütfen.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/beyin-tumorleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belsoğukluğu</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/belsoguklugu/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/belsoguklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Aug 2019 11:22:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12398</guid>

					<description><![CDATA[Belsoğukluğu,ivegen sidikyolu ya da dölyolu iltihaplarıyla yansıyan cinsel hastalık. Neisseria gonorfhoeae adlı bakterinin yol açtığı belsoğukluğu , en sık rastlanan cinsel hastalıklardan biridir. Hastalık etkeni bakteri, hastaların büyük çoğunluğunda cinsel ilişki yoluyla aktarılır; ama ender olmakla birlikte, annesinde enfeksiyon bulunan çocuklara, doğum sırasında döl yolundan geçerlerken bulaşabilir. 3-5 gün süren kuluçka döneminden sonra, sidik çıkarırken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Belsoğukluğu" href="https://www.xn--kadn-nza.net/belsoguklugu/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Belsoğukluğu</strong></span></a>,ivegen sidikyolu ya da dölyolu iltihaplarıyla yansıyan <a title="Cinsel Hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/cinsel-hastaliklar-hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>cinsel hastalık</strong></span></a>. Neisseria gonorfhoeae adlı bakterinin yol açtığı belsoğukluğu , en sık rastlanan <a title="Cinsel Hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/cinsel-hastaliklar-hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>cinsel hastalıklar</strong></span></a>dan biridir. Hastalık etkeni bakteri, hastaların büyük çoğunluğunda cinsel ilişki yoluyla aktarılır; ama ender olmakla birlikte, annesinde enfeksiyon bulunan çocuklara, doğum sırasında döl yolundan geçerlerken bulaşabilir. 3-5 gün süren kuluçka döneminden sonra, sidik çıkarırken ağrı ve üreme organlarından akıntı, ilk belirtileri oluşturur. Bununla birlikte, hastalığa yakalanan kadınların yarısından çoğunda hiçbir belirti görülmez. Zamanında tedavi edilirse zarar vermeyen bel soğukluğu , tedavi edilmezse kısırlığa kadar varan sorunlara yol açabilir. Tedavide penisilinlere ve sülfamitlere başvurulur.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/belsoguklugu-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/belsoguklugu-1.jpg" alt="belsoguklugu" width="390" height="260" /></a></p>
<h2><span style="text-decoration: underline; color: #0000ff;"><strong>Diğer Bir Kaynaktan Bilgi</strong></span></h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Bel Soğukluğu </span></strong><br />
Tıp dilinde Gonore diye bilinen, halk arasında bel soğukluğu olarak bilinen hastalık, cinsel ilişki ile bulaşan ve genelde idrar yolları, üreme organlarının mukoza kısmına yerleşen bir hastalıktır. Bel soğukluğu hastalığı, ilk önce üreme organları mukoza kısmına yerleşirken zamanla kanla vücuda yayılabilir.<br />
Bel soğukluğu teşhisi koymak için en güvenilir metot irinli akıntıda gonokoklann aranması metodudur. Kişiden akıntı alınır ve lamın üzerinde konularak sabitleştirilir. Ardından akıntı boyanır ve opak olan bir mikroskopla incelenmeye başlanır ve inceleme sonucunda kesin sonuca ulaşılır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Bel Soğukluğu Sebepleri </strong></span><br />
Bel soğukluğu hastalığına kapılmanın en net sebebi hastalığı taşıyan bir kişi ile girilen cinsel ilişkidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Bel Soğukluğu Belirtileri </strong></span><br />
Bel soğukluğu hastalığı genelde 48 saat ile 72 saat kadar bir sürede kuluçka dönemini atlatır ve klinik belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Bel soğukluğu yaşayan kişi siyeğin dış ucunda yanma hissi başlar. Bakıldığında da siyenin ucunda kızarıklık ve şişme meydana gelir. Aradan geçen birkaç saat içinde yeşile kaçan bir renkte irinli akıntı gelmeye başlar. Var olan bu akıntı kendiliğinden de gelebilir veya kişi kendi penisi sıkarsa da gelebilir. Kişi idrarını yaparken yanma hissi duyar ve idrar yapmakta zorlanır. Sürekli baş ağrısından, aşırı yorgunluktan ve halsizlikten şikâyet eder. Bel soğukluğu kadınlarda erkeklere nazaran daha sessiz ilerler. Kadınlarda çok fazla akıntı ile kendi belli etse de kadınlar bunu normal bir durum sayarak önemsemezler. Bel soğukluğu, kadınlarda rahim boynu kanalına yerleşmektedir. Kadınlarda da bel soğukluğu erkeklerdeki gibi yorgunluk ve halsizliğin eşliğinde baş ağrısı ile kendisi gösterebilir. Bunun yanında kadın jinekolojik muayene olduğunda döl yoluna açılmış olan ağzında ödem, kan toplaması, kızarıklıklar ve şişlikler göze çarpar.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Bel Soğukluğu Tedavisi</strong></span><br />
Belsoğukluğu tedavisinde, günümüzde sülfamitler gibi eski ilaçların yerini artık antibiyotikler almıştır. İlk başlarda etkili olabilen sülfamitler, bazı bakterilerin direnç göstermesiyle tedavi edici özelliklerini zamanla kaybetmiştir.<br />
Hemen hemen bütün antibiyotiklerin tedavide yeterli olduğu gonokok enfeksiyonunda yine dirençli bakteri çeşitlerinin meydana gelmesi ile penisilin kullanımı da azalmaya başlamıştır. Penisilin kullanımı yerine genelde spektinomisin, seftriakson ve sefoksitin gibi ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır.<br />
Antibiyotik tedavisinin en olumlu tarafı, bu tedavi yönteminin yeni yakalanılan frengiyi kamufle edebilme olasılığıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Bel Soğukluğundan Korunma Yöntemleri </strong></span><br />
Bel soğukluğu bulaşmadan önce veya bulaşma şüphesi olduğu anda antibiyotik tedavisi almaya başlanmalıdır. Cinsel ilişki sonrasında cinsel organ sabunlu su ile iyice temizlenmeli ve enfeksiyon riski azaltılmalıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ziyaretçilerimizden Seçtiğimiz Yorumlar:</strong></span></p>
<p>Ahmet: enim penisimin ucunda yalnız iç kısmında 8 ay önce kaşıntı başladı ve şuan iç kısmında içi tahriş olmuş kabuklanma ve yara mı siğil mi bilmiyorum doku da bayağı sertlik oluşmuş ve idrar yolu bayağı daralmış peniste akıntı olmuyor ucunu sıktığımda bazen şeffaf akıntı oluyor ama az miktarda. bakteri ilacı, mantar ve antibiyotik gibi ilaçlar almama rağmen bir çok testler yapmama rağmen bir şey çıkmadı benim hayatımı bayağı etkiliyor psikolojim bozulmuş bana yardımcı olursanız hayatım boyunca dua edeceğim.</p>
<p><strong>Alican:</strong> sahilde kız arkadaşımla oturuyordum kasıklarım öle şişiştiki ayağa kalktıgımda birden kasıklarıma sancılar girdi yerimde duramıyordum sancıdan ve daha sonra cinsel isteksizli başladı nedeni ne olabilir?</p>
<p><strong>Çetin:</strong> Bir ilişki sonrası yaklaşık bir hafta aradan sonra organımın (kamış içinde)içinde müthiş kaşınma başladığını hissettim.bir akşam bu kaşıntıyı gidermek için ovalamaya başladım bir an açık sıvı halinde sadece bir kaç damla kan geldiğini fark ettim.bu kanama sonrası kaşıntı durdu ama ben bir tür enfeksiyon kapmış olmamdan şüphe ediyorum.çünkü partnerimin akut sistit adında bir tedavisinin olduğunu ama bulaşıcı olmadığını öğrendim. bu ne kadar doğru sağlığımdan endişe etmeli miyim?</p>
<p><strong>Kenan:</strong> Ben rusyadayım ve burda partnerimden gonore hastalığı kaptım 10 gün önce birlikte olduk ve üç gün önce belirtiler başladı bu gün doktora gittim bana 4 tane antibiyotik ve bir tane igne yazdı birde temizlik için su.. Şimdi merak ettigim 20 gün kullanıcam ve tekratr kontrole gidicem ama kana bulaşmış ola bilir oral iliskiyede girdik bunun testini yaptırmadım sadece kültür çubuğu testi yaptırdım. Bu ilaçlar ile kanda mikrop varsa onuda atabilir miyim yoksa ayrı bir ilaç mı kullanıcam?</p>
<p><strong>Özgür:</strong> Bir arkadaşımla birlikte oldum başta idrar yaparken uc tarafta yanma oluyordu hastaneye gittim muayene oldum lükosit 250 çıktı 4 te erotrosit çıktı fakat üreme saptanmadı dendi ve ilaç olarak……. kullandım fakat meniden akıntı gelmeye başladı sizce hastalığımın adı nedir ve nasıl bir tedavi yada ilaç kullanmam gerekir saygılarımla.</p>
<p><strong>Dilaver:</strong> Hocam ben soyle sormak istiyorum kiz arkadasimla iliskiden sonra bel soguklulugu kaptim tabi 3 gun doktora gitmedim gecer diye agrilardan sonra mecbur…. vs antibiyotik verdi gecti ama sonrasinda ne bileyim bazen mastürbasyon cekince yada idrara cikinca sanki penisimde tikaniklik olustu menide azalmalar ve idrardada sanki zorladigimda geliyor ve bu yuzdende kasiklarim gunde 1 defa kesinlikle agiriyor ve bu agri belime atiyor is yerinde bazen oturuyorum kasiklar agirmasi nedeniyle … kullaniyorum aslinda hemen hemen 5 yildir cipro kullaniyorum kasikta agrim olunca kesiyo hemen simdi sorunum bu sizce ben ne yapmaliyim tedavim nedir?</p>
<p><strong>Emre:</strong> Iyi günler benimde penisi in ucunda yanma ve akıntı var.2-3 gün oluyor. Ben şu an yurt dışındayım. Benim hangi ilacı kullanmam gerekiyor. 20 gün sonra Türkiye’ye döneceğim. Tedavi için geç kalırmıyım. Prezervatifsiz ilişkiye girmedim. Gene böyle bir durum var ne yapmalıyım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/belsoguklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Tansiyon Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/yuksek-tansiyon/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/yuksek-tansiyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Aug 2019 11:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Ve Damar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15130</guid>

					<description><![CDATA[Yüksek tansiyon hastalığı, kan basıncının ölçülmesiyle teşhis edilir. Bu nedenle özellikle gençlik çağlarından itibaren, hatta pediatrik muayenelerden itibaren çocukların, daha sonra da erişkin yaşlarında kan basıncının rutin olarak ölçülmesi doktorlar tarafından öneriliyor. Belirli aralıklarla ölçülmesi mutlaka gereklidir. Özellikle otuz yaş sonrası senede bir, tansiyon rakamları normal dahi olsa, kırk yaş sonrası en azından altı ayda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yüksek tansiyon hastalığı, kan basıncının ölçülmesiyle teşhis edilir. Bu nedenle özellikle gençlik çağlarından itibaren, hatta pediatrik muayenelerden itibaren çocukların, daha sonra da erişkin yaşlarında kan basıncının rutin olarak ölçülmesi doktorlar tarafından öneriliyor. Belirli aralıklarla ölçülmesi mutlaka gereklidir. Özellikle otuz yaş sonrası senede bir, <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/yuksek-tansiyon/"><strong>tansiyon</strong></a> rakamları normal dahi olsa, kırk yaş sonrası en azından altı ayda bir ölçtürülmesi ve izlenmesi tavsiye edilir. Bazen küçük anormalliklerle, yani hafif <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/yuksek-tansiyon/">yüksek tansiyon</a> ile karşılaştırıldığında çok daha sık aralıklarla hastalara ölçülmesi tavsiye edilir. Doktor muayenelerinde yapılan ölçümler her zaman standarttır. Ancak bazen doktorlar, hastalardan kendilerinin takip etmesini isterler ya da çok sık olmasa da özellikle tansiyon holteri denilen veya ambulatüar kan basıncı izlemi denilen yöntemi kullanabilirler. Esasında küçültülmüş kan basıncı aleti örneğidir. Hastalara takılır yirmi dört, kırk sekiz saat boyunca bu cihaz, tansiyonlarını belirli periyotlarla ölçer ve kaydeder daha sonra uzmanlar bilgisayar sistemine analiz ederek bir kan basıncı profili çıkartırlar.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Yüksek Tansiyon İle Beslenme Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Yüksek tansiyon ve <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/beslenme/">beslenme</a> arasında çok net ve direkt bir ilişki vardır. Öncelikle eğer tükettiğinizden fazla kalori alıyorsanız, mutlaka kilo alırsınız ve kilo aldığınız zaman da kan basıncı değerleri yavaş yavaş yükselmeye başlar. Kilo üzerinden olan etkisi haricinde beslenme içeriğinin kan basıncıyla çok yakın ilişkisi vardır. Yeşil sebze ve meyvelerden, dolayısıyla potasyumdan zengin bir beslenme içeriğinde kan basıncı daha düşük oluyor. Hayvansal gıdalar, donmuş yağlar ne kadar fazla ise <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/diyet/">diyet</a>imizde kan basıncındaki yükselme eğilimi daha fazla oluyor. Hayvansal gıdalar denildiğinde sadece et kısmı kastedilmemektedir. Peynir grupları, tam yağlı süt ürünleri, yoğurt bu grupta yer alır. Bunları fazla tüketen bireylerde de kan basıncı yükselme eğiliminde oluyor. Son zamanlardaki karbonhidrat tüketimindeki artışla kan basıncı arasında bir ilişki olduğu gözlemlenmeye başlanmıştır. Tabii tuz burada parantez açılması gereken bir noktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Yüksek-Tansiyon-Hastalığı-Nasıl-Teşhis-Edilir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-15131 alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Yüksek-Tansiyon-Hastalığı-Nasıl-Teşhis-Edilir-1.jpg" alt="Yüksek Tansiyon Yükselmesi" width="575" height="383" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Yüksek-Tansiyon-Hastalığı-Nasıl-Teşhis-Edilir-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Yüksek-Tansiyon-Hastalığı-Nasıl-Teşhis-Edilir-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 575px) 100vw, 575px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/"><strong>sağlık</strong></a>lı bireylerde önerilen günlük tuz tüketim miktarı beş gram civarındadır. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/yuksek-tansiyon/">Tansiyon yüksekliği</a> olanlarda tansiyonu kontrol altına alabilmek için, bu üç gram, hatta iki gram bile olabilir. Toplumumuzda ortalama kişi başına düşen günlük tuz tüketimi, on sekiz gram civarında, pek çok sanayileşmiş batı ülkesinin bile üzerinde olduğumuzu söyleyebiliriz bu rakamla. Büyük hatta korkunç denebilecek bir fark söz konusu. Tuz tüketimi derken tuzluk kullanma alışkanlığından söz etmek gerekir. Çoğumuz daha yemeğin tadına bakmadan tuz atabiliyoruz, bu çok yanlış bir alışkanlık. İkincisi yemekleri pişirirken kullandığımız tuz miktarına da dikkat etmek gerekir. Üçüncüsü turşu, tuzlu peynir, tuzlu zeytin, salamura gıdaları da sık tüketen bireylerde tansiyonun hızlı bir biçimde yükseldiği görülmektedir.</p>
<blockquote><p><strong>Murat Bey:</strong> Sayın hocam, 56 yaşındayım, sporu ve yürümeyi seven daha önceleri 25 yıl amatör olarak futbol oynamış biriyim.bende 2-3 aydır ayda bir olmak üzere yürüyüşten sonra dinlendiğimde, en son sabah saat 9.00′ da yürüyüşe çıktığımda 1 mayıs 2013 günü havanın çok sıcak olmasındanmı nedir eve 300-400 metre kala baş dönmesi göz kararması aşırı halsizlik gibi durum meydana geldi yere uzandım dinlendim doktor arkadaşımı çağırdım geldi tansiyona bağlı dedi.1,5 ay öncede aynı şekilde yürüyüşten sonra evimizin önünde yeşil alanda hareket yaparken aynı durum meydana geldi.akabinde ertesi gün kardiyoloji doktoruna gittim tüm testler (EKG-Efor-Ultrason ve kan tahlili) yapıldı sonuçlar normal çıktı.daha sonra Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesinde kalp sindigrafisi yapıldı ordada herşeyin normal olduğu bildirildi.Nöroloji doktorunada gittim tetkikler yapıldı bir şeyimin olmadığı psikolojik olabileceğini ……… verdi şimdi onu kullanıyorum, acaba benim bu şikayetlerimin sebebini öğrenebilirmiyim bilgilendirirseniz çok mutlu olacağım şimdiden teşekkür ederim.</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>Deniz</strong>: iyi günler hocam. dün babam amcamı doktora götürdü. orda halsizleşti göz kapakları ağırlaştı. tansiyonunu öldürdük 24/14 çıktı doktor bey beyin kanaması geçirecekmişin felan dedi. en sonunda 17 ye düşürmeyi başardılar. bu tansiyon çok tehlikeli bir şey mi hocam sizin bilgilerinize ihtiyacım var korkuyorum. babam için nelerden kaçınmalıyız neler yememeli beni aydınlatırsanız çok mutlu olurum hocam. allahım herkeze sağlık sıhat versinn. </p></blockquote>
<blockquote><p><strong>Gülten</strong>: Selamlar .Benim büyük tansiyonum 140 ve üzerine çıksada kendiliğinden düşüyor ,çıkıyor tekrar düşüyor fakat küçük tansiyonum çok sık 88-90-92-94 gibi ,daha aşağı rakamlara nadir düşüyor. Büyük ihtimal stresle alakalı olduğu söylendi. &#8230; ilacını kullandım çok iyi düşürdü (110-150/75-80 gibi)fakat baş dönmesi de yapıyor acaba düşük mü geliyor .Sabahları ölçtüğümüzde 130/88 gibi alıyoruz…Benim sorum şu yukarıda yazdığım tansiyon sonuçlarıma göre ilaç kullanmalı mıyım? Başka bir hastalığım yok , kilo normal.Teşekkürler</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/yuksek-tansiyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panik Atak (Anksiyete)</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/anksiyete/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/anksiyete/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Aug 2019 03:58:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruhsal Hastalıklar - Sinir Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12654</guid>

					<description><![CDATA[Panik Atak Nedir Panik atak; endişe, ölüm korkusu gibi duygularını içinde bulunduran, nöbet şeklinde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Hasta öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu düşünür. Ve panikler. Atak 15 dakika içerisinde şiddetli hale gelir. Hasta panik içinde hastaneye başvurur. Bayılacağını, kalp krizi geçireceğini, hayatının sona erdiği düşüncesine kapılır. Hastalık genellikle yirmili yaşlarda olmak üzere her [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Panik Atak Nedir</h2>
<p>Panik atak; endişe, ölüm korkusu gibi duygularını içinde bulunduran, nöbet şeklinde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Hasta öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu düşünür. Ve panikler. Atak 15 dakika içerisinde şiddetli hale gelir. Hasta panik içinde hastaneye başvurur. Bayılacağını, kalp krizi geçireceğini, hayatının sona erdiği düşüncesine kapılır. Hastalık genellikle yirmili yaşlarda olmak üzere her yaşta görülebilir. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net"><strong>Kadınlar</strong></a>da erkeklere oranla daha sık görülür. Bir <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/anksiyete/"><strong>panik atak</strong></a> ortalama 30 saniye sürsede saatler boyu etkisini gösteren ataklarda vardır. Bu hastalığın derecesine ve teşhisine göre değişir.1&#8243; 4</p>
<h3>Panik atak olduğumuzu nasıl anlarız?</h3>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/panik-atak-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/panik-atak-1.jpg" alt="panik-atak" /></a><br />
&#8211; <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/carpinti/">Kalp çarpıntısı</a>, göğüste ağrı hissi<br />
&#8211; Nefes almakta zorlanma (<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/nefes-darligi/">nefes darlığı</a>)<br />
&#8211; Titreme<br />
&#8211; Parmaklarda uyuşma, karıncalaşma<br />
&#8211; Çıldıracağını ya da ölmek üzere olduğunu sanarak korku duyma<br />
&#8211; Üşüme veya soğuk terleme<br />
&#8211; Bayılacak gibi hissetme</p>
<h4>Panik atak anında hastanın yapması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz;</h4>
<p>&#8211; Öncelikle bunun bir hastalık olduğunu kabul etmeli ve kısa süre sonra geçeceğinin bilincinde olmalısınız<br />
&#8211; Derin derin nefes alıp açık bir alana çıkmalıyız.<br />
-Kendinizi dinlemeyin kafanızı dağıtacak uğraş bulun.<br />
Hastalık anında yakınında olanların yapması gerekenler çok önemlidir.<br />
&#8211; Kesinlikle sakin ve sabırlı olmalısınız. Hastayla birlikte paniğe kapılmamalısınız. Bir şey olmayacağını geçici bir atak olduğunu yineleyip hastayı sakinleştirmelisiniz.<br />
&#8211; Her atak sırasında hasta, acile başvurmak ve tetikler yaptırmak isteyecektir. Bunların yersiz olduğunu sorunun sadece psikolojik olduğunu anlayışlı bir şekilde hastaya anlatmalıyız.<br />
&#8211; Hastanın panik ataktan dolayı kaynaklanan davranışlarını rol, kapris olarak değerlendirmemeli ona anlayış göstermeliyiz.</p>
<p><strong>Anksiyetenin diğer adı</strong> kaygı hastalığıdır. Kaygılanmak insanlar için kötü gibi düşünülebilir ama kaygı aynı zamanda belli bir aşama içerisinde odaklanmaya yardımcıdır. Bu sayede motive olabilirsiniz. Fakat bu kaygı hali belli bir aşamayı geçince yani yerini telaşa ve korkuya bırakınca mantıklı düşünmeye engel olur.</p>
<h2><strong>Panik Atak Nedenleri Nelerdir?</strong></h2>
<p>Kaygı insan hayatının yönetimini ele geçirebilecek kadar büyük bir duygu hissidir. Hayatta ufak tefek kaygı hallerimiz vardır. Aile ile ilgili sorunlar, gelecek hayalleri, iş görüşmeleri gibi arttırılabilir örnekleri mevcuttur. Önemli olan bu kaygıyı kontrol edebiliyor olmaktır. Kaygı kontrolünü sağlayabilmenin çok kolay yöntemleri mevcuttur. Bununla birlikte kaygılanmak tamamen insani bir şeydir. Hatta kaygılanmamak büyük bir sorun olabilir. Kaygı duymak çok mutlu edici bir duygu olmasa da vücudun alarma geçtiğini söylemektedir. Bu da sistemlerimizin düzgün çalıştığı anlamına gelir. Dikkat çekilmesi gerekilen nokta şudur kaygı hayatımız için önemli olduğu kadar aynı zamanda fazlası da zarardır. Çünkü fazla kaygı düşünce sistemimizi ve metabolizmamızı etkiler. Bu da yaşantımızın önüne geçmektedir. Devamlı kaygı hem yorucudur hem de tehlikelidir. Kaygı bozukluğunu anlayabilmek için kendimize birkaç basit soru sormamız yeterli olur. Bu sorular şu şekilde sıralanabilir:<br />
Kaygı hali sürekli mi? Gerginlik yaratıyor mu?<br />
Kaygı hali yüzünden sosyal hayatınız, iş hayatınız veya okul hayatınızda ki yapmanız gereken şeyler üzerinde aksama yaratıyor mu?<br />
Kaygılarınız artık sizi sinirlendirmeye mi başladı?<br />
Bazı işleri belli bir çizelge doğrultusunda yapmazsanız kötü şans geleceğine mi inanıyorsunuz?<br />
Kalbinizde hiç beklemediğiniz zamanlarda bir anda gelişen hızlı kalp atışları mevcut mu?<br />
Etrafınızdaki her şeyin size zarar vereceğini düşünüyor musunuz?</p>
<h3><strong>Anksiyete Bozukluklarının Kişiler Üzerindeki Duygusal ve Fiziksel Belirtileri Nelerdir?</strong></h3>
<p>Kaygı bozuklukları kişiye göre değişir. Bazı kişilerde kaygı sorunları ani kalp çarpıntısı ile bazılarında ise çok farklı düşüncelerden dolayı çıkabilmektedir. Genel anlamda kaygı bozukluğu diğer insanların normal karşıladığı durumlarda önlenemez bir korku ile kaygı hissedilmesi üzerinedir. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/anksiyete/">Anksiyete bozukluğu</a> olan kişilerde duygusal anlamda fazla korku ve kaygı olur. Aynı zamanda felaket yaşanacakmış gibi hisseder, sürekli gergindir. Her şeyden endişe duyar. Olasılıkların hep en kötüsünü düşünür. Sürekli huzursuzdur ve asabiyet hali vardır. Korku dışında bir şey düşmeye odaklanamaz. Fiziksel anlamda anksiyete bazı belirtiler verir. Korku demek tek hissedilen bir duygu değildir. Bu duygunun oluşumunda vücut da bazı tepkiler vermektedir. Çünkü duyguların çoğu hormonlar tarafından kontrol edilmektedir. Anksiyete sorunları olan insanlarda fiziksel olarak kalp de çarpıntı, midede ağrı, sürekli tuvalet yapma ihtiyacı, nefes daralması, kontrolsüz titremeler, istemsiz kas gerilemeleri, ileri derece baş ağrıları, isteksizlik ve uyku sorunu görülür. Çoğu hasta bu belirtiler yüzünden doktora giderler. Başka bir hastalıklarının olduğunu düşünürler. Bu nedenle de sürekli doktora giderler. Hatta doktoralara inanmayarak farklı doktora bile gitmektedirler. Onlar için asıl sorun farklı bir hastalıkları olduğunu düşünmeleridir. Bazen bu durum o kadar ileri gider ki anksiyete hastaları depresyona bile girebilmektedirler.</p>
<h3><strong>Panik Atak Belirtileri Nelerdir?</strong></h3>
<p>Panik atak korkunun ve kaygının nöbet halinde görülmesine denilmektedir. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/anksiyete/">Panik atak nöbetleri</a> habersizce ve aniden gelişir. Bununla birlikte bazı belirgin nedenlerden dolayı da oluşabilmektedir. Bazı fobilerin gerçekleşmesi ile de ortaya çıkabilir. Kapalı yerde kalma korkusu olanlar için asansörde kapalı kalmak gibi basit bir nedenden dolayı da atak gelişebilir. Panik ataklar genel olarak on dakika gibi bir sürede üst sınıra ulaşır. Panik atak krizleri yarım saat kadar sürebilmektedir. Bununla birlikte atak sırasında hissedilen duygu oldukça yoğundur. Kişi kalp krizi geçirdiğini bile düşünmektedir. Atak sırasında kişi öleceğini düşünmektedir. Aklını kaçırmak üzereymiş gibi hissedebilir. Göğüs ağrısı gibi bir ağrı ve çarpıntı kendisini gösterir. Bayılma noktasına gelecek bir nefes darlığı, <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulanti/">mide bulantısı</a> ve soluk alıp vermesinde sorun görülür.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/09/Anksiyete-nedir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-full wp-image-13940" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/09/Anksiyete-nedir-1.jpg" alt="Anksiyete nedir" width="259" height="194" /></a></p>
<h3><strong>Panik Atak Tedavisi ile İyileşmek Mümkün Müdür?</strong></h3>
<p>Panik atak krizleri hayatınızı etkileyecek aşamaya geldiyse muhakkak tedavi olmak şart hale gelmiştir. Panik atak tedavileri genel anlamda dermansız olarak kabul edilse de beş seans ile sekiz seans arasında yapılan işlemlerle sorun en aza çekilmekte. Hastanın iradesine göre de sorun tamamen ortadan kaldırılabilmektedir.</p>
<h3><strong>Panik Atak (</strong><strong>Anksiyete Bozukluğu) Türleri Nelerdir?</strong></h3>
<p><strong>1) Panik Bozukluk</strong><br />
Nöbet sonrasında tekrar bir nöbet korkusu yaşama hissi ile kendisini belli etmektedir. Aynı zamanda sinyal vermeden hemen oluşan bir atak çeşididir. Genelde hastalarda özellikle de agora fobisi olan hastalarda kalabalık ortamlar ya da kapalı dar alanlar atak yaşamaya neden olabilmektedir.<br />
<strong>2) Sosyal Anksiyete Bozukluğu</strong><br />
Sosyal anksiyete bozukluğunun diğer ismi de “aşırı utangaçlıktır.” Bu soruna sahip hastalar toplum düşüncelerine oldukça önem vermektedir. Onlar için insanların kendi haklarında konuştukları önemlidir. Sürekli rezil olacaklarmış gibi düşünmektedir.<br />
<strong>3) Yaygın Kaygı Bozukluğu:</strong><br />
Bu hastalar nedeni belli olmadığı halde kaygı hissi yaşamaktadırlar. Her an başlarına bir şey gelecekmiş gibi düşünürler. Yapacakları herhangi bir hareket sanki onların ölümüne sebep olacak gibidir. Bu nedenle de yaygın kaygı bozukluğu çeken hastalarda mide ağrıları, uyku sorunları ve huzursuzluk görülmektedir.<br />
<strong>4) Fobi</strong><br />
Fobi bildiğimiz üzere bir nesneden, bir olaydan ya da bir durumdan korkma halidir.<br />
<strong>5) Travma Sonrası Stres Bozukluğu:</strong><br />
Genel anlamda kişinin önceden yaşamış olduğu ve hayati tehlike atlatmış olduğu olayları sürekli hatırlaması ile gerçekleşir. Kişi geceleri kabuslar görür. Yaşamış olduğu tatsız olayı hatırlatacak kişi ve kişilerden uzak durmaya çalışır.<br />
<strong>6) Obsesif Kompulsif Bozukluk</strong><br />
Bu kaygı sorununda kontrol imkansız sayılabilir. Hasta sürekli aynı şeyleri tekrarlar ve bu bir takıntı haline gelmiştir. Kendisini durduramaz. Ellerinin pis olduğunu düşünebilir. Sürekli yıkama ihtiyacı duyar. Yaptığı şeylerden tam anlamıyla emin olamadığı için kendi kendisini sürekli kontrol eder.</p>
<h3><strong>Anksiyete Bozukluklarına (Panik Atak) Önlem Nasıl Alınır?</strong></h3>
<p>Öncelikle sağlıksız ve stresli bir hayatın anksiyeteyi tetikleyebileceğini bilmeliyiz. Genel anlamda kaygılı bir insan olmak kötü bir şey değildir. Ama uzun süreli kaygılı olmak anksiyeteye neden olabilir. Bundan kurtulmak için konuşmak, rahatlamak bile etkili olabilir. İşleriniz yoğunsa birilerinden yardım isteyebilirisiniz. Unutmayın siz bir kahraman değilsiniz ve her yere aynı zamanda yetişemezsiniz. Bu nedenle birilerinden yardım istemek stresinizi azaltır. Gün içerisinde rahatlamak için bir şeyler yapmayı ihmal etmeyin. İmkanınız varsa spora zaman ayırın. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözünün ne kadar önemli olduğunu unutmamalısınız. Kişisel bakıma özen göstermekte farklı bir bakış açısı geliştirmenize neden olabilir. Aynı zamanda kaygılarınızı not alarak onların ne kadar da basit olduğunu görebilirsiniz. Bunun yanında kendiniz için kaygılanacağınız bir zaman belirtin. Gün içerisinde kendinize kaygılanmak için on ya da on beş dakika kadar bir süre ayırın. Sonrasında gün içerisinde asla kaygılı bir durum düşünmeyin. Bu sayede kaygı zamanınızı kontrol etmiş ve azaltmış olursunuz. <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı beslenmenin ve düzenli bir uykunun ne kadar önemli olduğunu da unutmamalısınız. Tüm bunların yanında eğer bu kaygı durumunuz kontrol edilemez bir durumdaysa uzman yardımı almak zorundasınızdır. Öncelikle doktorunuz sizden kapsamlı bir sağlık taraması isteyecektir. Bu saye kaygı sırasında yaşamış olduğunuz kalp sıkışmalarının nedenini anlaşılmış olunur. Eğer fiziksel bir nedenden kaynaklanmıyorsa sorun o zaman kaygı yani anksiyete teşhisi konulabilmektedir. Uzman doktorunuz yani terapistiniz tarafından kaygının kaynağı bulunarak tedavi dönemi başlamaktadır. Tedavi döneminde ise hem ilaç hem de davranış sorunları üzerine bir yöntem izlenmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/anksiyete/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
