<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çocuk Sağlığı &#8211; Kadın.Net</title>
	<atom:link href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.xn--kadn-nza.net</link>
	<description>Anne Bebek Çocuk Kadın Sağlığı Kadınlara Dair Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Jun 2025 13:09:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>Astım</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/astim/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/astim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 01:08:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=13061</guid>

					<description><![CDATA[ASTIM (asıma), birdenbire ortaya çıkan soluk kesilmeleri ve sık sık yineleyen hı­rıltılı solunum krizleriyle kendini gösteren kronik bir solunum hastalığı. Bronşların aşırı duyarlı oluşundan kaynaklanır. Çoğu zaman ev tozlarına, çiçek tozlarına, man­tarlara; kürklere ve böyle bir krizi başla-tabilen diğer maddelere karşı meydana gel­miş bir alerji durumuyla bağlantılı olur. Göğüs enfeksiyonları, aşın beden faaliyeti veya ruhsal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a title="ASTIM" href="https://www.xn--kadn-nza.net/astim/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>ASTIM</strong></span></a> (asıma), birdenbire ortaya çıkan soluk kesilmeleri ve sık sık yineleyen hı­rıltılı solunum krizleriyle kendini gösteren kronik bir <a title="Solunum Hastalıkları" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/solunum-hastaliklari/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>solunum hastalığı</strong></span></a>. Bronşların aşırı duyarlı oluşundan kaynaklanır. Çoğu zaman ev tozlarına, çiçek tozlarına, man­tarlara; kürklere ve böyle bir krizi başla-tabilen diğer maddelere karşı meydana gel­miş bir alerji durumuyla bağlantılı olur. Göğüs <a title="Enfeksiyon Hastalıkları,Enfeksiyonlar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/enfeksiyon-hastaliklari/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>enfeksiyonlar</strong></span></a>ı, aşın beden faaliyeti veya ruhsal yorgunluk, böyle bir krizi da­vet edebilir. Ortaya çıkan <a title="Hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>hastalık</strong></span></a> belirti­lerin nedeni, bronşçuklardaki (Bronş­lar) daralmalar ve buralarda koyu kıvam­da mukus birikmesidir. Şiddetli krizlerde hasta morarabilir Siyanoz). <a title="Alerji" href="https://www.xn--kadn-nza.net/alerji/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Alerji</strong></span></a> ya pan maddeye karşı olan aşın duyarlığı gidermek için zerkler (iğne ile enjeksiyon) ve kromoglikat, steroid türü ilaçlar ile bronş­ları genişleten ilaçlar kullanılarak, astım krizinden korunmak olasıdır. Birdenbire or­taya çıkan çok şiddetli krizlerde hastaya oksijen solutulması, aminofilin veya adre­nalin ile steroidler verilmesi gerekebilir.</p>
<p>Astım akciğerlerden hava taşıyan hava yollarının etkileyen bir hastalıktır. Astım hastaları bu kronik durumdan (uzun süreli veya tekrarlayan) her zaman müzdarip olmuşlardır. Bir astım hastasının solunum yollarının iç duvarları şiş ya da iltihaplıdır. Bu şiş veya iltihabın verdiği tahribat nedeniyle hava almak son derece güç hale gelir ve alerjik bir reaksiyon için duyarlılık artar.</p>
<p>İltihap akciğerdeki hava yollarının dar hale gelmesine neden olduğu için akciğerlere daha az hava ulaştığı gibi astım hastalarının nefes alıp vermeleri bir hayli güç hale gelmektedir. Akciğerlerdeki daralma belirtileri şu şekilde gözlemlenir. Nefes alıp verirken güçlük çekme ve bir tıslama sesi ile gelişen hırıltı, göğüste sıkışma hissi, solunum problemleri ve beraberinde seyreden öksürük. Astımın en sık belirtileri genellikle gece veya sabah erken saatlerde yaşanmaktadır.<br />
Astım ne yazık ki bugün hala tam olarak tedavisi olan bir hastalık değildir ama bununla birlikte doğru ve sıkı bir tedavi sayesinde astım olan bir kişinin normal ve aktif bir hayat yaşaması için hiçbir engel yoktur. Bir astım atağı veya astım krizi, belirtileri her zamankinden daha kötü olduğunda ortaya çıkabilir. Krizin belirtileri aniden gelebilir ve hafif, orta veya şiddetli olabilir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/04/astım-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/04/astım-1.jpg" alt="astım" width="304" height="283" /></a></p>
<h3>Astım atakları sırasında neler olur?</h3>
<p>Akciğerlerde hava yolları çevresindeki kaslarda ve hava yollarında daralma ve gerginlik<br />
Hava yollarındaki iltihabın artması ile gelişen nefes alma güçlüğü ve daralma hissi</p>
<p><strong>Burundan daha fazla mukus gelmesi</strong></p>
<p>Bazı astım atakları, solunum yollarını tamamen tıkayarak oksijenin akciğerlere girmesini engelleyebilir. Bu, aynı zamanda, kan akışını engelleyerek vücudun hayati organlara yeteri kadar oksijen girmesini de engeller. Bu tip astım atakları ölümcül olabilir ve hastanın acil yatışını gerektirebilir. Astım atakları, hafif, orta, şiddetli ve çok şiddetli olabilir.</p>
<p>Başlangıcında, bir astım krizi akciğerlere yeterli hava almaya için izin verir, ancak karbondioksitin yeterince hızlı oranda akciğeri terk etmesine izin vermez. Karbondioksit oksijen miktarını düşürücü sınırda ise uzun bir karbondioksit saldırısı sırasında akciğerlerde ve kanda zehir birikebilir. Eğer siz de astımdan muzdaripseniz o halde mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Doktorunuz astım belirtilerini tetikleyecek şeylerden kaçınmanın yolları bulmak için size yardımcı olacaktır. Ayrıca doktorunuz astımla mücadele edebilmenize yardımcı olacak ilaçlar da tavsiye edecektir.</p>
<p>Astım konusunda uzman bir doktor size hava yollarınızı tahriş edecek şeylerden uzak durmanızı öğretecektir. Ve doğru ilaçlarla astım hastalığını kontrol altına almanızı sağlayacaktır. Etkili bir astım kontrolü ve tedavisi normal günlük faaliyetlerinizi yerine getirebilmenizi sağlayacaktır. Eğer astımı kontrol altına almazsanız günlük aktivitelerinizden olan okula gitmemekten veya işe gitmekten geri kalabileceğiniz gibi size zevk veren bazı etkinliklere katılmak için de sıkıntı duyabilir hatta bu etkinlikleri yerine bile getiremeyebilirsiniz. ABD ve Batı Avrupa&#8217;da, astım okul devamsızlığı için önde gelen en önemli nedenlerinden biridir.</p>
<p>Norveç, araştırmacıları astım dahil olmak üzere bir kadının solunum semptomları, gün içinde daha da kötüye gittiği taktirde onun adet döngüsünün 10 ile 22 gün arasında gecikme gösterdiğini ortaya koymuştur. Uzmanlar hırıltı semptomunun şiddetinin yumurtlamayı (gün 14 ila 16) geciktirdiğini de sözlerine ekledi. Astım, düzenli sigara içen ve<br />
vücut kitle indeksi 23 BMI olan hastaların yumurtlama sonrasından hemen sonra daha fazla öksürük krizine tutulduklarını da bilimsel çalışmalarla ortaya koymuştur.</p>
<p>Yani bilinmesi gereken en önemli şey şudur ki; sigara tüketimi ve fazla kilo astımı tetikleyen en önemli nedenlerdendir. Astım hastalarının sigaradan tamamen uzak durmaları hatta sigara içilen ortamlarda bile durmamaları gerekmektedir. Ayrıca kilolarına da dikkat etmeleri şarttır. Astım hastalığının tedavisi mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır. Ve doktorun tüm tavsiyelerine uyulmalıdır. Aksi taktirde ne yazık ki astım üzücü sonuçlar doğurabilir.</p>
<h3>Çocuklarda Astımın Önemi ve Önlemleri</h3>
<p>Astım, hava yollarının çeşitli uyaranlara karşı normalin üstünde yanıt vermesi sonucu ortaya çıkan, kronik tekrarlayıcı nefes darlığı atakları ile karakterize bir solunum yolu hastalığıdır. Hayatın ilk 2 yılında tekrarlayan solunum sıkıntısı atakları, reflü hastalığı, doğumsal bronş anormallikleri, yabancı cisim aspirasyonu, tekrarlayan bronşiyolit, tekrarlayan zatürre ve kistik fibroz gibi hastalıklara bağlı olabilir. Bunlar çeşitli tanı yöntemleri ile ekarte edildikten sonra astım tanısına ulaşılır.</p>
<p>Çocukluk çağında astım tanısı alan hastaların yaklaşık %50-60′ı ergenlik döneminde iyileşirler.İlk 2 yaş bebeklerde astımın en sık sebebi %80 oranında tekrarlayan viral enfeksiyonlar ve sigara dumanına maruz kalmak iken %20’si alerjiktir. Bu %20’lik grupta <a title="Egzama nedir?" href="https://www.xn--kadn-nza.net/egzama-nedir/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>egzama</strong></span></a>, besin <span style="text-decoration: underline;"><strong>alerji</strong></span>si veya alerjik rinit gibi eşlik eden bir alerjik hastalık veya testlerinde alerji saptanır. Bu gruba giren hastaların ileride erişkin tipi astım geliştirme olasılığı alerjisi olmayanlara göre daha yüksektir (%50-70). İlk 2 yaş sonrasında astım tanısı konanlarda ise sebep %90 alerjidir. Alerjik çocukluk çağı astımı çocuklarda en sık 4-5 yaşlarında başlar.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/ocuklarda-Astım.jpg"><img decoding="async" class="alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/ocuklarda-Astım.jpg" alt="Çocuklarda-Astım" width="406" height="225" /></a>Dr. Ayşe Sokullu, “Çocukluk çağı astımında en önemli risk faktörü ebeveyn veya kardeşlerde astım hastalığı öyküsünün olmasıdır. Ebeveynlerinden birinde astım/alerji öyküsü olan çocuklarda %30, her ikisinde de olanlarda %50-60 oranında astım gelişme riski vardır. Bebekliğinde egzama, alerjik burun ya da göz bulguları, gıda alerjisi veya kurdeşeni olanlarda alerjik <span style="text-decoration: underline;"><strong>astım</strong></span> geliştirme riski bu <a title="Hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>hastalıklar</strong></span></a>ı olmayanlara göre daha yüksektir” diyor.</p>
<p>Astımda akciğer fonksiyonlarının ölçülmesi 5 yaş üstü çocuklarda uygulanabilir. Spirometre adı verilen bir cihazla soluk alma ve verme kapasiteleri <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı bireylerle kıyaslanır ve bronş genişletici ilaçlar sonrası bu ölçümlerdeki düzelme kaydedilir.</p>
<p>Astım atağı geçiren çocuklar sık soluk alıp verir, soluk verme süresi alma süresinden daha uzundur, soluk verirken tipik vızıltı sesi duyulabilir. Nöbetler çoğunlukla gece ve sabaha karşı başlama eğilimindedir. Şiddetli atak sırasında soluk alındığında kaburgalar arasında içe doğru çekilmeler ve nefes açlığı görülür. Okul çağındaki astım hastası çocuklarımız için alınabilecek önemli önlemler;</p>
<p>&#8211; Çocuğun öğrencisi olduğu okulun binasının ve çevresinin tanınarak, astımı tetikleyebilecek alerjik etkilere karşı çocuk uyarılmalı.<br />
&#8211; Çocuk ile ilişki halinde olan tüm öğretmenler çocuğun durumu hakkında detaylı olarak bilgilendirilmeli.<br />
&#8211; Acil durumlarda ihtiyaç duyulabilecek tüm telefon numaraları (doktor, anne-baba, ilgili sağlık kuruluşu vb.) çocuğa ve öğretmenine bildirilmeli.<br />
&#8211; Öğretmene çocuğun ilaçlarının ve yardım gerekirse nasıl kullanılacağı anlatılmalı.<br />
&#8211; Çocuk hastalığı ve kriz anları ile ilgili olarak bilinçlendirilmeli.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/astim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Alerji ve Alerjik Hastalıklar</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-alerjik-hastaliklar/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-alerjik-hastaliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 21:08:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15262</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklarda Alerji Görülmesinin Sebebi Nedir? Alerji için tek bir neden söylemek çok zordur. Genetik ve çevresel faktörlerin birlikte bulunması alerjik hastalıklara neden olur. Genetik faktörlerden kastımız eğer ailede herhangi birinde alerjik bir hastalık varsa bu astım, alerjik nezle ya da alerjik egzama olabilir. Çocuk doğduğunda alerjik bir hastalık gelişimi açısından riskli olarak doğar. Dolayısıyla uygun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Çocuklarda Alerji Görülmesinin Sebebi Nedir?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Alerji için tek bir neden söylemek çok zordur. Genetik ve çevresel faktörlerin birlikte bulunması <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-alerjik-hastaliklar/">alerjik hastalıklar</a>a neden olur. Genetik faktörlerden kastımız eğer ailede herhangi birinde alerjik bir hastalık varsa bu <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/astim/">astım</a>, alerjik nezle ya da alerjik <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/egzama-nedir/">egzama</a> olabilir. Çocuk doğduğunda <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/alerji/">alerji</a>k bir hastalık gelişimi açısından riskli olarak doğar. Dolayısıyla uygun bir genetik alt yapının üzerine çevresel faktörler eklendiğinde ki bu çevresel faktörlerden kastımız; hava kirliliği, kalabalık şehir, trafiğin bol olduğu şehir ve özellikle sigara dumanı gibi ortamlara maruz olan çocuklarda uygun genetik alt yapının üstüne bu gibi çevresel faktörlerinde eklenmesiyle <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-alerjik-hastaliklar/">çocuklarda alerjik hastalıklar</a> gelir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Çocuklarda Hangi Durumlarda Alerji Testi Yapılmalıdır?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Alerjik hastalıkları düşündüren şikayetler olduğunda hekim de uygun görürse <a href="https://www.kadın.net/alerji/" target="_blank" rel="noopener">alerji testleri</a> yapılabilir. Bu bulgular tekrarlayan <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/">öksürük</a>, hırıltı, <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/nefes-darligi/">nefes darlığı</a>, uzamış öksürük, ciltte kızarıklık, kabarıklık, özellikle ciltteki kaşıntı uzun sürüyorsa ve çok sık tekrarlıyorsa ya da tekrarlayan öksürük, hırıltı ve nefes darlığı varsa bu şikayetlerin altında yatan alerjik bir hastalık olup olmadığını anlamak için alerji testleri yapılabilir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Çocuklarda Alerji Testi Kaç Yaşında Yapılabilir?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Çocuklarda değişik yaşlarda değişik alerji testleri yapılabilir. Kan testleri doğumdan itibaren yapılır. Eğer spesifik bir alerjene karşı bir alerji saptanmak isteniyorsa yine cilt testleri doğumdan itibaren yapılır. Her yaşta yapılır. Ama hasta büyüdükçe örneğin üç yaşından sonra güvenilirlik artar, altı yaşından sonra güvenilirlik daha çok artar. Solunum fonksiyon testleri için eğer akciğer fonksiyonlarını belirlemek isteniyorsa beş, altı yaşını beklemek gerekiyor. Bu solunum testinin yapılması için.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Alerji.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15263" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Alerji.jpg" alt="Çocuklarda Alerji" width="700" height="467" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Alerji.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Alerji-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Çocuklarda Alerji İçin Deri Testi Nasıl Yapılır?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Çocuklarda alerjik hastalıkların tanısında deri testi yapılabilir. Deri testi her yaştan itibaren yapılır. Hastanın sırtına ya da kollarına alerjen damlatılır. On beş, yirmi çeşit hastanın verdiği hikayeye göre. Alerjenler damlatıldıktan sonra plastik çubuklarla çok basit üzerine çizikler atılır. 15-20 dakika sonra da testin sonucu alınır.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Alerjinin Tedavisi Nasıldır?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Alerjinin tedavisi tutulan organa göre değişir. Hastanın bir alerjene alerjisi olup olmamasına bağlı olarak da değişir. Ama eğer tetikleyici biliniyorsa ev tozu, küf, polen ya da herhangi bir gıda olabilir. Öncelikle birinci basamak alerjenden uzak durmaktır. Çocuğu sigaradan ve sigara dumanından korumak gerekiyor.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Aileler Çocuklarında Alerji Olduğunu Nasıl Anlarlar?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Aileler çocuklarında alerji olduğunu değişik şekilde anlayabilirler. Alerjinin tuttuğu sisteme göre alerji bulguları da farklılık gösterir. Eğer deriyi tutmuşsa ciltte kızarıklık, kabarıklık, kaşıntı, kuruluk, yanaklarda, dirseklerde, dizlerde, daha büyük çocuklarda dirsek iç yüzlerinde, diz arkasında kuruluk, kızarıklık ve özellikle kaşıntı şeklinde kendini gösterirken; burunda alerji tekrarlayan burun akıntısı, kaşıntı, hapşırık kısaca tekrarlayan ateşsiz nezle şeklinde kendini gösterir. Akciğerleri ilgilendiren bir alerjik hastalık durumunda ise; tekrarlayan öksürük, hırıltı ve nefes darlığı astımın belirtisi olabilir. Ama  onun dışında her gripten, her üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra uzayan 2-3 haftadan daha fazla devam eden öksürük alerjinin bulgusu olabilir. eğer çocuklarında bu bulgular varsa aileler çocuklarında alerjik bir hastalık olduğunu düşünebilirler.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Çocuklarında Alerji Görülen Aileler Nelere Dikkat Etmelidir?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Çocuklarında alerji görünen aileler için ilk öneri çocuklarını sigaradan uzak tutmalarıdır. Kesinlikle uzak tutmaları. Ben yanında içmiyorum. Balkonda, mutfakta içiyorum gibi cümleler kesinlikle kabul edilebilecek mazeretler değildir. Çocuk tamamen sigarasız bir ortamda yetişmelidir. Örneğin; ev tozu alerjisi olan bir çocuk için odasında mümkünse halı, kalın perdeler, toz tutan tekstil ürünleri, açık kitaplık, açık giysi dolabı bulunmamalıdır. Gün aşırı iyi bir elektrik süpürgesiyle süpürülmeli ve gün aşırı nemli bezle toz alınmalıdır. Çok fazla eşya, çok fazla peluş, tüylü, yünlü oyuncaklar odada bulundurulmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Alerjik-Hastalıklar.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15266" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Alerjik-Hastalıklar.jpg" alt="Çocuklarda Alerjik Hastalıklar" width="700" height="511" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Alerjik-Hastalıklar.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Alerjik-Hastalıklar-300x219.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Küf alerjisi olan bir çocukta eğer banyoda, herhangi bir odada küf tutmuş bir duvar varsa bunun temizlenmesi sağlanmalıdır. Bunun tamamen önüne geçirilmeli ve bundan kaçınılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Besin alerjisinden şüpheleniliyorsa ya da besin alerjisinin kesin tanısı koymuşsa örneğin sütse, süt içeren hiçbir gıdayı almaması gerekiyor. Süt dışında peynir, yoğurt ya da süt içeren kek, kurabiye gibi herhangi bir besini tüketmemesi gerekiyor. Yumurtaya alerjisi varsa yumurta ve yumurta içeren bütün ürünlerden uzak durması gerekiyor.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Çocuklarda Alerjik Hastalıkların Tanısı Nasıl Konur?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Çocuklarda alerjik hastalıkların tanısı öncelikle uygun bir hikaye alınarak konur. Uygun bir hikayenin üzerine; hikayeden kastımız ailenin doktorlara çocukla ilgili anlattığı şeylerdir. Gerekli kan ve cilt testleri yapılarak alerji tanısı koyulabilir. Aynı zamanda astım gibi durumlarda tanıyı koymak için solunum fonksiyonları testleri yapılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-alerjik-hastaliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Diş Gıcırdatma Sorunu</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-dis-gicirdatma-sorunu/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-dis-gicirdatma-sorunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jul 2019 04:18:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Z - Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=24254</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklarda Diş Gıcırdatma Sorunu Çocuklarda diş gıcırdatma ciddiye alınması gereken sorunlardan biri. Özellikle de geceleri uyurken çocukların dişlerini gıcırdattığını ve bu nedenle de aileler tarafından kolaylıkla fark edilebildiğinin altını çizen Diş Hekimi Doktor Rüyan Genç Tunç, bebek ve çocukların diş gıcırdatmalarının nedeninin psikolojik ve sistemik olabileceğini belirtiyor ve bu konuda ayrıntılı bilgiler veriyor. Tıp dilindeki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Çocuklarda Diş Gıcırdatma Sorunu</strong></h2>
<p>Çocuklarda diş gıcırdatma ciddiye alınması gereken sorunlardan biri. Özellikle de geceleri uyurken çocukların dişlerini gıcırdattığını ve bu nedenle de aileler tarafından kolaylıkla fark edilebildiğinin altını çizen Diş Hekimi Doktor Rüyan Genç Tunç, bebek ve <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-dis-gicirdatma-sorunu/"><strong>çocukların diş gıcırdatmalarının nedeni</strong></a>nin psikolojik ve sistemik olabileceğini belirtiyor ve bu konuda ayrıntılı bilgiler veriyor.</p>
<p>Tıp dilindeki adı Bruksizm olan <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-dis-gicirdatma-sorunu/"><strong>diş gıcırdatma</strong></a>, genellikle de uyku esnasında dişleri bilinç dışı bir şekilde sıkmaktan kaynaklanmaktadır. Bunun yanı sıra, genellikle çocuklar geceleri diş gıcırdattıkları için aileler çocuklarının dişlerini gıcırdattığını kolayca fark edebilir.</p>
<p>Diş gıcırdatmanın nedenleri pedodontistlere göre üç ana gruba ayrılmaktadır:</p>
<p>Bunlardan ilki, bebeklik döneminde karma dişlenme yani karma dişlenme olarak ta bilinen dönemde, süt dişlerin dökülmesi sırasında ortaya çıkan biyokimyasal ajanlardan kaynaklanan diş sıkmaları olabilir. İkinci neden ise, barsak paraziti, sinüs akıntıları gibi birtakım sistemik problemlerden kaynaklanabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright  wp-image-24270" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/07/gicirdatma.jpg" alt="" width="349" height="196" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/07/gicirdatma.jpg 587w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/07/gicirdatma-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 349px) 100vw, 349px" /></p>
<p>Üçüncü ve son etken ise, çocuğun yaşadığı bir takım olayların etkisinde kalmasından dolayı yani yeni kardeşinin olması, anne-baba kavgası, okul başarısızlıkları gibi psikolojik etkenlerden kaynaklanan diş sıkmadır. Eğer çocukta diş sıkması tesit edilmiş ise, neden kaynaklandığını bulmak gerekir. Büyüme-gelişme aşamasında diş sıkması gelişmişse, diş sıkma tedavi edilmez. Ancak nazofarengeal bir akıntı, sinüs akıntısı veya endokrin problemi ya da hormonal bir problem varsa ve tespit edilmişse, mutlaka tedavi edilmesi gerekir.</p>
<p>Bu nedenlerden farklı olarak çocukta var olan psikolojik bir nedenden kaynaklanan <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-dis-gicirdatma-sorunu/">diş gıcırdatma problemi</a> aile tarafından fark edilebilmektedir. Diş gıcırdatmanın nedeni belirlendikten sonra ise palyatif tedaviye geçilebilir.</p>
<h3><strong>Diş Sıkma Etkeni Ortadan Kaldırılmalı</strong></h3>
<p>Diş sıkmaya neden olan etken bulunup ortadan kaldırıldıktan sonra diş sıkma hala devam ediyorsa ve rahatsızlık verecek boyuttaysa, ağız içerisine küçük boyutlu bir aparey hazırlanarak kullanılabilir. Ayrıca ağız içerisinde dolgu varsa bu dolgunun yüksekliği de oldukça önemlidir çünkü dolgunun yüksekliğinden dolayı ağzın kapanmaması ya da yanlış kapanması diş gıcırdatmaya neden olabilir. Böyle bir durumu tesit edebilmek için diş hekimine danışmakta yarar vardır.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-dis-gicirdatma-sorunu/">Diş gıcırdatma nedenleri</a>nden bir diğeri olan sistemik rahatsızlıklar da oldukça önemlidir çünkü bu sistemik rahatsızlıklardan biri olan barsak parazitleri barsaklarda meydana getirdiği spazm tükürük akışını artırır ve kaslarda kasılmaya neden olabilir. Kas kasılması ise diş gıcırdatmasını artırabilir. Bunun yanı sıra, diş gıcırdatmasına neden olabilecek diğer etmenler bertaraf edilip sistemik rahatsızlığın belirlenmesi için çocuk doktoruna danışılması gerekir.</p>
<h3><strong>Diş Gıcırdatma Etkenine Göre Tedavi Yapmak Önemlidir</strong></h3>
<p>Bruksizm(Diş gıcırdatma) tedavisinin etkili olabilmesi için etkenin kesin bir şekilde belirlenmesi gerekir. Bu problemin tedavi edilmemesi başka etkenlere yol açabilir bu nedenle sistemik durumun ortadan kaldırılması oldukça önemlidir.<br />
Diş gıcırdatma etkeninin nedeni psikolojik etkenlerden kaynaklanıyorsa bu etkenler aile ve hekimin iş birliği yapması ile tedavi uygulanarak ortadan kaldırılabilir. Ayrıca tedavi süresince çocuğun diş sıkmasını önleyecek bir aparey kullanması da tedavinin etkili olabilmesi için oldukça önemlidir.</p>
<p>Buraya kadar sayılan etkenlerin dışında ise, çocukların büyümesinden kaynaklanabilen bir diş sıkma durumu da olabilir. Ancak çocuk büyüdükçe yeni dişleri çıkacağından bu rahatsızlık kolayca ortadan kalkar. Diş gıcırdatmanın neden olduğu olumsuz durumlardan bir diğeri ise, dişlerde kalıcı olarak aşınma meydana getirmesidir. Bu gibi sorunların önüne geçmek için de diş hekiminden yardım almakta mutlaka fayda vardır. Diş hekiminin uygulayacağı tedaviler arasında bulunan koruyucu ajanlar aşınmaya meyilli yüzeyleri korumada kullanılabilir.</p>
<h3><strong>Diş Gıcırdatma Sorununda Tedavi Şarttır!</strong></h3>
<p>Burada önemli olan sorulardan biri, “Diş gıcırdatmanın ilerleyen yaşlarda devam edip etmeyeceği oldukça önemli bir konudur.” Diş gıcırdatma nedeni psikolojik sorunlardan kaynaklanmakta ise, çocuk büyüdüğünde de bu etkenler ortadan kalkmayabilir. Çocuk streslere cevap olarak uykuda diş sıkmaya devam ettiğinde zamanla bunu alışkanlık haline getirir ve bu da daima dentisyona yol açar. Bundan sonra ise, daha ciddi problemlerle karşılaşılabilir çünkü devamlı olarak diş sıkma bütün çiğneme kaslarında ve yüz kaslarında sürekli olarak stres ve gerginliğe neden olur.</p>
<p>Yüz kasları ve çene kaslarında meydana gelen gerginlik, daha sonra eklem rahatsızlıklarına, daha sonra ise boyun ve sırt ağrılarına neden olur. Diş sıkmanın ağız içerisinde neden olacağı diğer olumsuzluklar ise, diş eti çekilmesi, diş yüzeyinde aşınma, çene yüksekliğinde azalma gibi psikosomatik bulgular olabilir. Diş sıkmaktan dolayı bir insanın başı ağrıyıp sırt ve boynu ağrıyabilir. Diş aşınması aynı zamanda çürüklerin artmasına da neden olacaktır. Diş aşınmasının nedeni psikolojik etkenlerden kaynaklanmakta ise ve çocukluk çağından itibaren başlamışsa, aile mutlaka bu durumu fark etmeli ve mutlaka bir doktora danışıp bu stresi ortadan kaldırmak için tedavi yöntemi bulmalıdır. Çocuğun stresi o dönemde azaltılıp diş sıkması önlenmelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-dis-gicirdatma-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeğiniz Sık Sık Kusuyorsa Dikkat</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/bebeginiz-kusuyorsa-dikkat/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/bebeginiz-kusuyorsa-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jul 2019 01:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek bakımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/bebeginiz-kusuyorsa-dikkat/</guid>

					<description><![CDATA[Eğer siz de bebek sahibiyseniz, herhangi bir anda olağanüstü bir durumla karşılaşabilirsiniz. Bu olağandışı durumlardan biri de kusma. Anne- babalarda endişeye yol açan kusmanın neden kaynaklanabileceği hakkında detaylı bilgi alabilmek için Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Evrim Kıray’a kulak vermekte yarar var. Kusma, bebeklerde genel olarak beslenmeden hemen sonra görülebilen bir durum. Bebekler zaman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer siz de bebek sahibiyseniz, herhangi bir anda olağanüstü bir durumla karşılaşabilirsiniz. Bu olağandışı durumlardan biri de kusma. Anne- babalarda endişeye yol açan kusmanın neden kaynaklanabileceği hakkında detaylı bilgi alabilmek için <a href="https://www.kadın.net/saglik/cocuk/" target="_blank" rel="noopener"><strong>Çocuk Sağlığı</strong></a> ve <a href="https://www.kadın.net/saglik/hastaliklar/" target="_blank" rel="noopener">Hastalıklar</a>ı Uzmanı Doktor Evrim Kıray’a kulak vermekte yarar var.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/kusma/">Kusma</a>, bebeklerde genel olarak beslenmeden hemen sonra görülebilen bir durum. Bebekler zaman zaman emzirme veya mamayla beslendikten sonraki birkaç dakika içerisinde kusabilir. Bu sıra dışı durum, ister istemez anneyi endişelendirir. Üstelik ilk çocuk deneyimi yaşayan bir anne için bu durum daha da endişe verici denilebilir. Bu nedenle de “<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bebeginiz-kusuyorsa-dikkat/">Bebeğin kusması normal mi</a> endişe verici mi” olduğu sorusu oldukça önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bebeginiz-kusuyorsa-dikkat/">Bebeklerin kusması</a> hakkında yapılan araştırmalara bakıldığında, bebeklerin yüzde sekseninin doğduktan sonraki ilk üç ay içerisinde en az bir defa olmak üzere kustuğu ve bunun normal bir durum olduğu görülmekte. Kusmanın ciddi bir durum olup olmadığını anlamanın yolu ise, kusmanın şiddeti, zamanı ve miktarının ne kadar olduğuna dikkat etmek.</p>
<h2>Hangi Durumlar Normal Kusma Kabul Edilebilir?</h2>
<p>Bebekler, ilk birkaç ay içerisinde beslendikten hemen sonra kusabilirler. Bazı bebekler bazen az miktarda kusarken, bazı bebeklerse ağız dolusu miktarlarda kusarlar. Bu kusmanın nedeni yeni doğan bebeklerdeki sfinkter kasının yeterince gelişmemesinden kaynaklanır. Bebeklerde başka yolla atılamayan mukus, kusma yoluyla çıkarılabilmektedir. Üç aylık bebeklerden daha büyük bebeklerde ise, bebeğin süt veya mama ile beslenirken hava yutması, hızlı veya oldukça yavaş beslenmesi, gazı varsa gazın çıkartılmaması gibi durumlar bebeklerin kusmasına yol açabilir.</p>
<p>Bu gibi durumların yanı sıra, bebeklerin kusmasına neden olan bir diğer durumda bebeğin annesi tarafından bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde aşırı beslenmesidir. Bu durumda bebek, ihtiyacından fazla olan miktarı kusarak dışarı çıkarır. Bu gibi nedenlerle meydana gelen bir kusma önemsiz kabul edilmektedir çünkü bebeğiniz büyümeye devam ettikçe bu tip kusmalar hafifler ve ortadan kalkar. O nedenle de, öncelikle yukarıda sayılan durumların bebeğinizin kusması ile herhangi bir ilgisi olup olmadığına dikkat etmeniz gerekir.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/05/bebek-kusuyorsa.jpg" /></p>
<h3>Sızıntı İle Kusmanın Farkı Nedir?</h3>
<p>Bebekler, 6 aydan 12 aya kadar beslendikten hemen sonra yedikleri besinlerin az bir kısmını ağızlarından çıkarabilmekteler. Bu çıkarmalar, az bir miktarda olduğu için normal kabul edilir ve sızıntı olarak adlandırılır. Ancak bu sızıntıların 12. aydan sonra devam etmesi ya da daha fazla olmaya başlaması durumunda mutlaka bir doktora başvurmanız gerekmekte.</p>
<h2>Diğer Kusma Nedenleri Nelerdir?</h2>
<p>Bebeğinizin kusması, doğumdan sonrası 3. veya 10. günler arasında başlayan reflüden de kaynaklanabilir. Reflü, mide borusunun mideye bağlandığı yerde kasılmada meydana gelen yetersizlikten kaynaklanan bir rahatsızlıktır ve tıp dilindeki adı da “gastroözofagial reflü” dür. Reflü, bebeklerde gitgide azalan ve ortadan kaybolabilen bir rahatsızlıktır. Ayrıca, bebekler beslendikten sonra 25-30 dakika kadar dik tutulursa bu sorundan kaynaklanan kusmanın da kolaylıkla önüne geçebilirler. Bununla birlikte bebeğin kilosuna da oldukça dikkat etmek gerekir. Eğer bebekte kilo alımı yavaşlamışsa, doktora danışmak ve cerrahi müdahaleye hazır olmak gerekli.</p>
<p>Bebeklerdeki kusmanın bir diğer nedeni ise, yemek borusunun mideye bağlanan kısmının doğuştan kapalı olması olabilir. Bu sorunu anlamak için, bebeğin doğduktan hemen sonraki beslenme durumuna dikkat etmek gerekli. Eğer bebek bu doğduktan hemen sonra birkaç defa beslenmiş ve şiddetli bir şekilde kusmaya başlamış ise, bunun nedeni, yemek borusunun uzunun kapalı olmasından dolayı, besinlerin yemek borusunda birikmesinden dolayı bebek kusarken morarır ve nefes darlığı çeker.</p>
<h3>Bebeklerin Zorlanarak Kusması</h3>
<p>Mide bulantıları, öğürtüler ve fışkırırcasına kusan bir bebeğin farklı sağlık sorunları olmasından şüphelenmek gerekir. Bebeklerin mide bulantısın nedenini anlamak zordur ancak az da olsa bilgi edinmek için ten renginin solu solmadığına, huzursuzluğunun nedenine dikkat edebilirsiniz. Yeni doğan bir bebekte, ilk iki ya da üç gün içerisinde görülen şiddetli bir kusmanın nedeni, sindirim sisteminin herhangi bir yerinde meydana gelen bir tıkanıklıktan kaynaklanabilir.</p>
<p>Sindirim sistemindeki barsak tıkanıklığı, barsak darlığı, barsakların bir kısmının doğuştan olmaması, karın organlarının göğüs içerisine yerleşmesi, mide darlığı (pilor stenozu)gibi sorunlar şiddetli kusma nedeni olabilen oldukça ciddi sorunlardır. Bu nedenle de, acil tıbbi müdahale gerekmektedir. Bunun yanı sıra doğumdan hemen sonra meydana gelebilen kusmaların nedenlerinden bazıları da enfeksiyon, metabolizma rahatsızlıkları, bebeğin doğmadan önce fazla amniyon sıvısı yutması ya da süte alerjisi olması gibi durumlardan kaynaklanabilir.</p>
<p>Bu tür biyolojik nedenlerin yanı sıra, az bir ihtimal de olsa, bebeğin kusmasının nedeni psikolojik nedenlerden de kaynaklanabilir. 0-1 yaş arasında olan bebeklerde uyum sorunu, <a href="https://www.kadın.net/anne-bebek/" target="_blank" rel="noopener">anne bebek</a> arasındaki bağın <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı oluşmaması veya bebeğe az ilgi göstermesi, annenin gerginliği ve huzursuzluğu bebeğin kusmasına neden olabilir.</p>
<h2>Bebeğin Kusmasının Diğer Nedenleri</h2>
<p>Buraya kadar sayılanların dışında hastalık gibi diğer nedenler de bebeğinizin kusmasına yol açabilir. Eğer bebeğiniz hastalıktan dolayı kusuyorsa, sadece kusmasını önlemek için tedbir almanız yetersiz olacaktır. Burada dikkatli olmanız gereken diğer bir hususta, bebeğinizin kusmasını önlemek için doktora danışmadan herhangi bir ilaç vermekten kaçınmanız gerektiğidir.</p>
<h2>Bebeğiniz Kusarken Ne Yapabilirsiniz?</h2>
<p>Şimdiye kadar sayılan nedenlerden dolayı bebeğiniz kusmaya başlamışsa, kusma esnasında yan çevirmek veya yüz üstü yatar pozisyona getirdiğinizde bebeğinizin kusmasını önlemiş olursunuz. Ayrıca kustuktan bir süre sonra bebeğinize katı gıdalar vermemeye de dikkat etmeniz gerekir.</p>
<p>Bebeğiniz kustuktan hemen sonra ise işaret parmağınızı kullanarak ağzının içinde kalan yabancı maddeleri temizlemeniz gerekir. Bunun yanı sıra bebeğiniz günde üç defadan fazla kusuyorsa ve kusmuğunda kan ya da yeşil renkli safra varsa, bunun yanı sıra ateş, öksürük veya enfeksiyon bulguları da varsa, vakit kaybetmeden doktorunuzu aramalısınız.</p>
<h2>Bebeğinizin Kusmasını Önlemek İçin Neler Yapabilirsiniz?</h2>
<p>Fizyolojik nedenlerden kaynaklanan kusmaları önleyebilmek ya da mümkün olduğunca azaltabilmek için yapabileceklerinizi şu şekilde sıralamak mümkün:<br />
Bebeğinizi yatırarak beslemeyin. Bunun yanı sıra, besledikten hemen sonra da yatırmamaya dikkat edin ve yapabildiğiniz kadar bebeğinizi dik oturtun.<br />
<strong>Bebeğinizi şişmanlatmak için çok fazla doyurmayın.</strong><br />
<strong>Bebeğiniz mamasını yedikten hemen sonra hoplatıp zıplatmamaya özen gösterin.</strong></p>
<p>Bebeğiniz ağlarken mümkün olduğunca besin vermemeye çalışın çünkü besinlerle beraber havada yutacağından kolaylıkla kusabilir. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bebegin-gazi-olup-olmadigini-nasil-anlariz/">Bebeğin gazını çıkarmak için</a> yemeğini yemesini beklemenize gerek yok. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/beslenme/"><strong>Beslenme</strong></a> sırasında ya da öncesinde bebeğin gazını çıkararak rahatlamasına yardımcı olabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/bebeginiz-kusuyorsa-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarılık</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/yeni-dogan-bebeklerde-sarilik-normal-sarilik-disindaki-sariliklar/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/yeni-dogan-bebeklerde-sarilik-normal-sarilik-disindaki-sariliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Apr 2019 12:29:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=13074</guid>

					<description><![CDATA[Bir anne bebek sahibi olacağı zaman onun sağlığını daha anne karnında düşünmeye başlar. Bunun için ise gerekli ne test varsa yaptırmaya çalışır.Bu yüzden bir bebek doğduğu zaman hekimlerin ilk yaptıkları kontrollerden birisi de bebeğin ten rengidir. Bebeğin sağlıklı ten renginde olması organlarının uygun çalıştığını ve bebeğin yeterince oksijen aldığını belirtmektedir. Bazen yeni doğan bebekler sarılık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir <a title="Anne Bebek" href="https://www.xn--kadn-nza.net/anne-bebek/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>anne bebek</strong></span></a> sahibi olacağı zaman onun sağlığını daha anne karnında düşünmeye başlar. Bunun için ise gerekli ne test varsa yaptırmaya çalışır.Bu yüzden bir bebek doğduğu zaman hekimlerin ilk yaptıkları kontrollerden birisi de bebeğin ten rengidir. Bebeğin <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı ten renginde olması organlarının uygun çalıştığını ve bebeğin yeterince oksijen aldığını belirtmektedir. Bazen yeni doğan bebekler <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/yeni-dogan-bebeklerde-sarilik-normal-sarilik-disindaki-sariliklar/"><strong>sarılık</strong></a> olarak bilinen sarımsı bir tende de olabilirler. Bu durum yaygın ve bebeğin vücudundaki bilirubin birikiminden kaynaklanır.</p>
<p>Yeni doğan bebeklerde sarılık çok sık görülür fakat her sarılık bebekte bir hastalık olarak görülmez. Çünkü en basit sarılık daha anne karnındayken bebeğin plasenta aracılığıyla gerçekleşen bilirubin maddesinin bebeğin vücudundan atılmasında ve yeni doğan bebeğin ciğerlerinin tam anlamıyla işlevini gerçekleştirememesiyle alakalıdır. Bebeğin ilk zamanlarda ciğerlerinin dengeyi kurması biraz zordur. Atılamayan bilirubin fazlası kan ve dokularda birikir ve bundan dolayı ciltte ve göz aklarında sarı bir renk belirir.</p>
<p>Yeni doğan bebeklerin %97 sinde bu rahatsızlık görülür. Fakat sarılığa neden olan bilirubin belli bir seviyeye ulaşmaz ise görülür bir halden çıkar ve kendiliğinden geçer.Karaciğerin henüz tam olarak olgunlaşmamasına bağlı sarılıklar fizyolojik sarılık ya da normal sarılık olarak adlandırılır ve doğumdan sonraki ilk 24 saatin ardından genellikle 2. veya 3. günlerde ortaya çıkar. Yaklaşık bir hafta içinde kalıcı bir etki bırakmadan normale döner. Prematüre bebeklerde ise bu süreçler daha farklı seyreder; belirtilerin daha geç ve şiddetli görülmesi, iyileşme sürecinin uzaması olasıdır.</p>
<div><strong>Sarılık çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz;</strong></div>
<p><strong>Anne sütü sarılığı: </strong>Anne sütü ile beslenen bebeklerde mama ile beslenen bebeklere göre daha yüksek oranda sarılık gözlemlenmektedir. Bazı annelerin sütlerindeki özel bir madde, bebeğin kanındaki bilirubin miktarını fazlalaştırabilir. Normal sarılığa göre birkaç gün daha geç başlar ve 3. haftadan 10. haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır fakat yine de mutlaka doktor kontrolünde olması gerekir.</p>
<div><strong>Kan uyuşmazlığına bağlı sarılık: </strong>Anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı olduğunda annenin bebeğin kan grubuna karşı geliştirdiği antikorların plasenta yoluyla bebeğe geçmesi, bebeğin bilirubin miktarını etkiler ve sarılığa neden olur. Söz konusu uyuşmazlık Rh uyuşmazlığıysa (anne Rh-, bebek Rh+ ise) sarılık oldukça tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Diğer bir kan grubu uyuşmazlığı yani ABO uyuşmazlığında (annenin kan grubu 0, bebeğinki A, B veya AB ise) sarılık Rh uyuşmazlığına nazaran daha hafif seyreder. Doğum yapacak annelerin kan gruplarına bakılarak Rh (-) ve 0 grubu annelerin belirlenmesi ve bebeklerin kan uyuşmazlığı yönünden takip edilmesi son derece hayati bir konudur.</div>
<p>Bebeğinizi doğumundan itibaren sarılık açısından sık sık kontrol edin. Sarılığın ilk 24 saatte görülüp görülmemesi tanı açısından çok önemlidir. Bebeğinizi soyup gün ışığında bir pencere kenarında çıplak gözle kontrol edin. Ateş yükselmesi, susuzluk belirtileri, halsizlik ve sarılık belirtileri gördüğünüz an acilen doktorunuzla görüşün. Bilirubin seviyesi riskli düzeydeki bebekler; özellikle de kan uyuşmazlığının bulunduğu sarılıklarda ışın, özel ilaç tedavisi ve hatta kan değişimi gerekebileceğinden mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır.</p>
<p>Bebeğinizdeki sarılık sorunu için evde uygulayabileceğiniz bazı çözümler:</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/yenidogan-bebek-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/yenidogan-bebek-1.jpg" alt="yenidogan-bebek" width="368" height="209" /></a>*Bebeğinizi gün ışığına bol bol çıkarın. Güneş ışığı bebeğin vücudunun bilirubinin kimyasal bağlarını doğal yollarla yıkmasına yardımcı olur. Bazı hekimler de şiddetli sarılık vakalarında özel ışık lambalarıyla fototerapi önermektedir. Güneş ışığı bu tür bir tedaviye alternatif doğal bir yoldur.</p>
<p>*Bebeğinizin gıda alımını önemli bir şekilde artırın. Artan gıda alımı yeni doğan <span style="text-decoration: underline;"><strong>bebeklerde sarılık tedavisi</strong></span> için önemli bir faktördür. Bebeğinizi sık sık emzirin. Sık sık beslenen bebeğin boşaltım sistemi daha iyi çalışacak ve katı dışkısını ve idrarını daha sık yapmasını sağlayacaktır. Böylelikle biriken fazla bilirubin dışkılama yoluyla vücuttan atacaktır. Eğer bebeğinize formül besin veriyorsanız bir süre için emzirmeyi deneyin. Çünkü formül besinler anne sütünden daha yavaş sindirilirler. Anne sütünün sindirimi daha iyidir ve bağırsak hareketlerine önemli ölçüde yardımcı olur.</p>
<p>* Bebeğinizin semptomlarını sık sık kontrol edin ve ettirin. Sıklıkla sarılık belirtilerine dikkat edin. Bebeğinizin baş kısmına ve gözlerindeki beyazlıklara belli aralıklarda bakın.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/yeni-dogan-bebeklerde-sarilik-normal-sarilik-disindaki-sariliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeğin Gazi Olup Olmadığını Nasıl Anlarız?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/bebegin-gazi-olup-olmadigini-nasil-anlariz/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/bebegin-gazi-olup-olmadigini-nasil-anlariz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2015 18:23:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15216</guid>

					<description><![CDATA[Bir bebeğin gazlı olup olmadığını, bebeğin durmadan ağlamasıyla anlarız. Genelde bu bebekler ellerini kasarak, kollarını kasarak, küçülterek, cıyak cıyak ağlamaya başlarlar. Uzun bir sürede sakinleşmekte zorlanırlar. Bu bazı bebeklerde çok uzun bile sürebilir. Bebeği ve aileyi çok rahatsız eden bir durumdur. Fakat gerçekte çok büyük, organik bir problem yoktur. Aslında kafamızda büyütülecek kadarda bir problem [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebeğin gazlı olup olmadığını, bebeğin durmadan ağlamasıyla anlarız. Genelde bu bebekler ellerini kasarak, kollarını kasarak, küçülterek, cıyak cıyak ağlamaya başlarlar. Uzun bir sürede sakinleşmekte zorlanırlar. Bu bazı bebeklerde çok uzun bile sürebilir. Bebeği ve aileyi çok rahatsız eden bir durumdur. Fakat gerçekte çok büyük, organik bir problem yoktur. Aslında kafamızda büyütülecek kadarda bir problem yoktur. Aslında infantil kolik denilen bebeklerdeki gaz problemi geçici bir durumdur. Bu durum bebeklerde ilk üç ay görülür.<br />
Bebekler anneyi emerken çok hırslı, çok sinirli emdikleri zaman, ya da sadece meme başını emdikleri zaman yani kahverengi kısmı değil de sadece meme başını tuttukları zaman, emerken dışarıdan vakumladıkları havanın, bağırsaklardaki bebeği rahatsız verici durumudur. Çoğunlukla neden, bu hızlı ve düzgün olmayan emme tekniğinin getirdiği sorundan kaynaklanır. Bazen annenin gergin olması ya da evdeki elektriğin çok iyi olmaması gibi psikolojik nedenlerde bebeklerdeki bu gaz ağrılarını daha da fazla tetikler. Annelerin yapması gereken en önemli şey sakin olmaktır. Çünkü anne ne kadar sakinse, gazın olabilir bir durum olduğunun farkındaysa, bebekteki gaz problemi de daha az oluyor. Annenin bu durumun geçeceğini bilmesi, üç aydan sonra kalmayacağını, çok büyük bir problem olmadığını, her bebekte olabileceğini bilip ona göre sakinliğini koruması bebekte gazın daha az olmasını sağlıyor. Gazın daha az olmasını sağlamak için anne bebeği emzirme sırasında her on dakikada bir, bebeği memeden ayırıp, gazını çıkartıp, emzirmeye öyle devam etmesi gereklidir. Çünkü daha bekleyerek emzirmenin sonunda, bilindiği gibi bazen bu emzirmeler kırk, kırk beş dakika uzayabiliyor. O zaman emzirmenin başında yuttuğu havanın yukardan çıkma şansı kalmıyor. Mutlaka büyük abdest ile birlikte anüsten çıkması gerekiyor ki bu da bebeğin uzun bir dönem o yuttuğu havayla bağırsaklarının mücadele etmesi demektir. Bu durumda bebeği oldukça huzursuz edebilir. O yüzden mutlaka emzirmeye ara vererek, gazını çıkartıp, ondan sonra bebeği tekrar emzirmek ve emzirme bitiminde mutlaka tekrar gazını çıkartıp, bebeği yatırmak gerekir. Bu durum bebekleri birazda olsa rahatlatmaktadır.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/BEBEKLERİN-GAZI-OLUP-OLMADIĞINI-NASIL-ANLARIZ-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15217" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/BEBEKLERİN-GAZI-OLUP-OLMADIĞINI-NASIL-ANLARIZ-1.jpg" alt="BEBEKLERİN GAZI OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARIZ" width="700" height="350" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/BEBEKLERİN-GAZI-OLUP-OLMADIĞINI-NASIL-ANLARIZ-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/BEBEKLERİN-GAZI-OLUP-OLMADIĞINI-NASIL-ANLARIZ-1-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a><br />
Gaz ağrıları için bir takım ilaçlar vardır. Her bebeğin ilaçlara vereceği cevap farklı olmakla birlikte bu ilaçlar denenebilir. Bebeğin arabayla ya da pusetle dolaştırılması, saç kurutma makinası, karnına hafif dairesel masajlar, gibi daha basit yöntemlerde ilaçlara geçmeden önce bebeklerde denenmesi gereken tedavi şekilleridir. Bunları yaptığımız zaman çoğu bebek zaten rahatlıyor ve ilaç kullanımına da gerek kalmıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/bebegin-gazi-olup-olmadigini-nasil-anlariz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nöroendoskopi Nedir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/noroendoskopi-nedir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/noroendoskopi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2015 17:40:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15188</guid>

					<description><![CDATA[Endoskopik sistemler, yani ufak kamera sistemleri ile ameliyat yapılması öncelikli olarak genel cerrahi, kulak, burun, boğaz gibi branşlarda başlamıştır. Tabii ki teknolojinin ilerlemesiyle beyin cerrahisinde de son on beş, yirmi yıl içinde nöroendoskopi hayli kullanım imkanı bulmuştur. İki grup rahatsızlıkta endoskopi kullanılmaktadır. Birincisi beynimizin içinde bulunan sıvı, dolu boşluklara yönelik ameliyatlar. Örneğin hidrosefali denilen aşırı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Endoskopik sistemler, yani ufak kamera sistemleri ile ameliyat yapılması öncelikli olarak genel cerrahi, kulak, burun, boğaz gibi branşlarda başlamıştır. Tabii ki teknolojinin ilerlemesiyle beyin cerrahisinde de son on beş, yirmi yıl içinde nöroendoskopi hayli kullanım imkanı bulmuştur. İki grup rahatsızlıkta endoskopi kullanılmaktadır. Birincisi beynimizin içinde bulunan sıvı, dolu boşluklara yönelik ameliyatlar. Örneğin hidrosefali denilen aşırı sıvı birikmesinin tedavisinde günümüzde ilk seçilen yöntem nöroendoskopik girişimdir. Bir şant takılması yerine endoskopla kanal açılmaktadır. Yine beyin dokusu içinde sıvı barındıran kistlerin tedavisinde, artık kafatasının açılması ameliyatları tarihte kalmış ve endoskopi ile tedavi uygulanmaktadır. Yine beynimizin içindeki boşluklarda bulunan tümörlerin tedavisinde de son yıllarda büyük kafatası açılımları yerine sadece dört milimetrelik bir delikten endoskop, yani kamerayla girip ameliyat yapılması tercih edilmektedir. Bunlar birinci grubu oluşturmaktadır. İkinci grup ise burun yoluyla yapılan ameliyatlarda endoskopun seçilmesidir. Çünkü endoskopun görüntüsü yaklaşılan noktada mikroskoptan çok daha nettir. Dolayısıyla bu konuda el becerisi gelişmiş cerrahi ekipler endoskopik girişimleri, burnumuzdan girerek ulaşılabilecek hipofiz tümörleri, kafa tabanı tümörlerinde tercih etmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/NÖROENDOSKOPİ-NEDİR-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15189" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/NÖROENDOSKOPİ-NEDİR-1.jpg" alt="NÖROENDOSKOPİ NEDİR" width="700" height="288" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/NÖROENDOSKOPİ-NEDİR-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/NÖROENDOSKOPİ-NEDİR-1-300x123.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Nöroendeskopi Hangi Doğumsal Beyin Anomalilerinde Uygulanabilir?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Günümüz çocuk beyin cerrahisi pratiğinde doktorlar, nöroendoskopiyi hidrosefali ve araknoid kistlerin tedavisinde kullanmaktadırlar. Hidrosefali, beyin dokusu içinde sıvı birikmesi ve bunun beyin dokusu üzerine baskı yapması ile kendini göstermektedir. Baskı altında kalan beyin dokusu zarar göreceği için, bu basıncın düşürülmesi ve sıvı devir daiminin sağlanması gerekir. İşte bu yolda endoskopi, uygun bir cerrahi tedavi yöntemidir. Yine eskiden kafatasını açarak yapılan büyük kist ameliyatlarını günümüzde doktorlar endoskopla yapmaktadırlar. İki nokta iki milimetre çapındaki bu kamerayla kistin içine girip, bir deyişle içi su dolu balon gibi olan bu kistin duvarlarına delikler delerek balonun içindeki sıvıyı kaybetmesini sağlamaktadırlar. Nöroendoskopinin birincil yararı hastanın vücudunda, oldukça ufak bir giriş noktasından girdikleri için, yara ve kemik iyileşmesi çok süratli olmaktadır. İkincisi hastayı sarsmayan bir cerrahi girişimi olduğundan hastanede kalış süresi ve hastanın tekrar günlük hayatına uyum sağlayabilme süresi son derece kısa olmaktadır. Bu nedenle de nöroendoskopik girişimler gittikçe artan oranda tercih edilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/noroendoskopi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Görülen Beyin Sapı Tümörleri Nasıl Belirti Verir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-gorulen-beyin-sapi-tumorleri-nasil-belirti-verir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-gorulen-beyin-sapi-tumorleri-nasil-belirti-verir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2015 14:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15140</guid>

					<description><![CDATA[Beyin sapı bazı doktorlara göre insan vücudunun en önemli bölümüdür. Nedeni ise topu topu bir baş parmak büyüklüğündedir. Ama bizim nefes almamızın, bütün uzuvlarımızın hareket etmesinin, sinir sistemimizin, gözlerimizin, yüzümüzdeki kasların oynamasının, bilincimizin gelişmesinin, kalp ve solunum sistemimizin çalışmasının, uyku düzenimizin merkezidir. Kısaca tanımlamak gerekirse eğer en önemli sinirlerin çekirdeklerinin olduğu yer diyebiliriz. Bu bölgedeki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Beyin sapı bazı doktorlara göre insan vücudunun en önemli bölümüdür. Nedeni ise topu topu bir baş parmak büyüklüğündedir. Ama bizim nefes almamızın, bütün uzuvlarımızın hareket etmesinin, sinir sistemimizin, gözlerimizin, yüzümüzdeki kasların oynamasının, bilincimizin gelişmesinin, kalp ve solunum sistemimizin çalışmasının, uyku düzenimizin merkezidir. Kısaca tanımlamak gerekirse eğer en önemli sinirlerin çekirdeklerinin olduğu yer diyebiliriz. Bu bölgedeki tümörler maalesef sıklıkla çocuklarda görülür. Yüzde doksan beşi çocukluk yaşındadır. Hastaların sadece dörtte biri yirmi yaşın üstündedir. Yani erişkinlerde ise sadece yüzde beş oranında beyin sapı tümörü görülür. Birinci bulgu çocuğun gözlerinde içe kayma ve yüzde hafif çarpılma şeklinde olabilir. İkinci bulgu ise bir vücut yarısındaki kol ve bacakta güçsüzlük, yutma güçlüğü özellikle suyu yutma güçlüğü olarak karşımıza çıkar. Yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, kusma, çift görme, krizler ve denge sorunları da bu hastalığın bulguları arasındadır. Böyle bulgular fark edildiği zaman hiç vakit kaybetmeden konunun uzmanına başvurmamız gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Görülen-Beyin-Sapı-Tümörleri-Nasıl-Belirti-Verir.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-15141" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Görülen-Beyin-Sapı-Tümörleri-Nasıl-Belirti-Verir.jpg" alt="Mandatory Credit: Photo by Voisin/Phanie / Rex Features ( 1265021h ) Model released - Doctor examining a 5 year old girl with a stethoscope. Various" width="700" height="468" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Görülen-Beyin-Sapı-Tümörleri-Nasıl-Belirti-Verir.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/ocuklarda-Görülen-Beyin-Sapı-Tümörleri-Nasıl-Belirti-Verir-300x201.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Çocuklarda Görülen Beyin Sapı Tümörleri Nasıl Tedavi Edilir?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Beyin sapı tümörlerinin tedavisi oldukça yeni bir yaklaşımdır. Bundan yirmi yıl önce bir beyin sapı tümörü tanısı konulduğu zaman hastanın hiç şansı yoktu. Halbuki günümüzde yeni öğrenilen bir bilgi ise kendi içerisinde dört farklı beyin sapı tümörü olduğudur. Bunların ilk üçünde tümör beyin sapının içinde ya da beyin sapından dışarı çıkmış şekilde yer almaktadır. Fakat beyin sapı dokusu ile tümörün arasında bir sınır mevcuttur. Doktorlar hastaya uyguladığı MR tetkiklerinde beyin sapını ve tümörü rahatlıkla ayırabilirler. Bu olguların tümünde birinci tedavi mutlaka cerrahidir ve sıklıkla bunlar iyi huylu tümörlerdir. Buna karşın dördüncü grup doktorların diffüz pons tümörü dedikleri olayda tümör hücreleri bütün beyin sapının içine yayılmıştır ve yapılan tüm radyolojik tetkiklerde tümör ve beyin sapını ayırmak çok zordur. Çünkü tümör hücreleri beyin sapının her yerindedir. Maalesef ki bu bilindiği gibi cerrahi bir olay değildir. Bu hastalar radyoterapi ve kemoterapi uygulamasına giderler. Ama tam iyileşme şansı çok azdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/cocuklarda-gorulen-beyin-sapi-tumorleri-nasil-belirti-verir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğumsal Brakial Pleksus Yaralanması Nedir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/dogumsal-brakial-pleksus-yaralanmasi-nedir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/dogumsal-brakial-pleksus-yaralanmasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2015 13:29:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15110</guid>

					<description><![CDATA[Brakial pleksus, omuriliğimizden çıkıp kolumuza giden sinirlerin, kürek kemiğinin hemen altında yaptıkları bileşkeye verilen isimdir. Bir tren rayı şeklinde omurilikten çıkan sinirler birleşir  ve üç ana gövde oluştururlar. Bu üç ana gövdeden oluşturulan sinirlerde kolumuza gidip kolumuzun, parmaklarımızın hareket etmesini sağlar. Brakial pleksus denilen bu sinirlerin zedelenmesi, doğum olayı esnasında karşılaşılan bir sorundur. Özellikle iri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Brakial pleksus, omuriliğimizden çıkıp kolumuza giden sinirlerin, kürek kemiğinin hemen altında yaptıkları bileşkeye verilen isimdir. Bir tren rayı şeklinde omurilikten çıkan sinirler birleşir  ve üç ana gövde oluştururlar. Bu üç ana gövdeden oluşturulan sinirlerde kolumuza gidip kolumuzun, parmaklarımızın hareket etmesini sağlar. Brakial pleksus denilen bu sinirlerin zedelenmesi, doğum olayı esnasında karşılaşılan bir sorundur. Özellikle iri bebekler, normal yolla doğurulmaya çalışıldığında, baş ve kol arasında bir gerilme olduğunda bu ufak bebekte bu sinirlerin bir tanesi, iki tanesi ya da tümü kopma, yaralanma şeklinde zarar görebilir. Bunun sonucunda bebek doğduğunda doktorlar, bir kolundaki hareketlerin sınırlı olduğunu görürler. Eğer üst lif koparsa bebek omzunu hareket ettiremiyordur. Buna karşın alt lif koparsa, parmakların hareket etmediğini doğar doğmaz gayet rahatlıkla görebilirler. Bu noktada yine erken tedavi çok önem kazanmaktadır. Böyle bir şey doktorlar tarafından fark edildiğinde gerekli tetkiklerin yapılıp, erken dönemde rehabilitasyona ya da rehabilitasyon yeterli gelmezse ek tedavilere başvurulması gerekmektedir.</p>
<div id="attachment_15111" style="width: 710px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Doğumsal-Brakial-Pleksus-Yaralanması-Nedir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-15111" class="size-full wp-image-15111" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Doğumsal-Brakial-Pleksus-Yaralanması-Nedir-1.jpg" alt="Mother Resting Head on Infant's Chest" width="700" height="467" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Doğumsal-Brakial-Pleksus-Yaralanması-Nedir-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Doğumsal-Brakial-Pleksus-Yaralanması-Nedir-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a><p id="caption-attachment-15111" class="wp-caption-text">Mother Resting Head on Infant&#8217;s Chest</p></div>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Doğumsal Brakial Pleksus Yaralanmalarının Tedavisi Nasıl Olur?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Brakial pleksus yaralanması geçirmiş olan bebek, doğar doğmaz kendini ortaya koyacaktır. Kolunda, bileğinde, parmaklarında hareket kısıtlılığı ile kendini gösterir. Bu tablo görüldüğünde öncelikle &#8221;<a title="EMG Nedir ne demektir" href="https://www.xn--kadn-nza.net/emg-nedir/">EMG</a>&#8221; denilen elektromiyografi tetkikinin muhakkak yapılması gerekmektedir. Bunun amacı brakial pleksusun üç ana hattından hangisinin yaralanmış olduğunu bulabilmek ve ne boyutta yaralandığını saptamaktır. Kısacası doktorların tedaviye başlamadan ellerindeki hasarı tespit etmek için uyguladıkları bir tetkiktir. Bunun akabinde de,  hiç zaman kaybetmeden fizik tedavi uygulamasına başlanılmalıdır. Yüzde seksen bebekte fizik tedavi gayet iyi sonuç verir ve zaman içerisinde hareketlerin büyük oranda düzeldiği görülür. Ama bir grup bebekte ki bunlar, bu üç sinir lifinin tümüyle koptuğu olgulardır ve bunlarda düzelme görülmemektedir. O yüzden geç kalınmadan cerrahi yöntemlere başvurmak gerekir. Çünkü sinirin koptuğu, kendisine gelen sinirin çalışmadığı kaslar, çok hızlı erimeye giderler. Eğer erken tedavi edilmezse, bu erimiş kaslar tekrar fonksiyon kazanamazlar. Bu yüzden, erken fizik tedaviye başlanmış çocukta hiç düzelme görülmediği takdirde &#8221;MR&#8221; çekilerek hangi sinirin nerede koptuğunu saptayıp içinde el cerrahisinin, çocuk cerrahisinin, pediatrik ortopedinin olduğu bir ekiple ortak, birlikte ameliyat edilmeleri gerekmektedir. Ameliyattaki amaç kopmuş olan sinirin bütünlüğünün tekrar saptanmasıdır. Geç kalınmış vakalarda sinirin kendisinin tamir şansı kalmamaktadır. Fakat bu hastalarda yine el cerrahisi ve ortopedi ile birlikte mevcut koldaki bazı kasların yerlerini değiştirerek o kolu biraz daha iyi hareket ettirme şansı sağlanabilir. Ama o kol normal karşı tarafın aynısı gibi hiçbir zaman olamayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/dogumsal-brakial-pleksus-yaralanmasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğumsal Anomalilerden Spina Bifida Nedir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/dogumsal-anomalilerden-spina-bifida-nedir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/dogumsal-anomalilerden-spina-bifida-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2015 10:44:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15107</guid>

					<description><![CDATA[Spina bifida, omurilik anne rahminde gelişirken bir katlanma süreci sergiler. Yani gebeliğin birinci ayının sonunda dümdüz kağıt gibi olan omurilik, yavaş yavaş kendi üstüne katlanıp bir tüp şeklini almaktadır. İşte bu işlem yarıda kalır ve kapanamazsa bunu spina bifida olarak tanımlıyoruz. Yani ayrık ya da açık omurga diye de tanımlayabiliriz. Omurilik kapanmadığı takdirde bir sonraki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Spina bifida, omurilik anne rahminde gelişirken bir katlanma süreci sergiler. Yani gebeliğin birinci ayının sonunda dümdüz kağıt gibi olan omurilik, yavaş yavaş kendi üstüne katlanıp bir tüp şeklini almaktadır. İşte bu işlem yarıda kalır ve kapanamazsa bunu spina bifida olarak tanımlıyoruz. Yani ayrık ya da açık omurga diye de tanımlayabiliriz. Omurilik kapanmadığı takdirde bir sonraki aşama olan omurilik zarlarının kapanmasıda olmaz, onu izleyen kemiğin kapanmasıda olmaz ve hatta onu izleyen derinin kapanması da olmayacaktır. Bu nedenle spina bifida önemli ve ağır bir anomalidir. Spina bifida olan bebek omurilik kapanmadığı takdirde felçlide olabilir. Spina bifidalı bebekler eğer tedavi edilmezler ise hidrosefalide görülebilir. Maalesef bu durum ülkemizde de sık görülmektedir. Bin doğumda, üç doğum spina bifida olarak görülmektedir. Burada altı çizilmesi gereken nokta bu bebekler sıklıkla, annenin gebelik takibi sırasında tanı konduğu için, belki gebeliğin geç döneminde ama erken tanı konduğu için doğumu izleyen ilk otuz altı saat içinde bu hasta doğan çocukların mutlaka ameliyat edilmeleri gerekmektedir. Erken ameliyatın nedeni ise zaten büyük bir anomali ile doğan bu bebekte zararın daha da artmamasını, uzun vadeli hayatta ki problemlerin olabildiğince az olmasını sağlamaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Doğumsal-Anomalilerden-Spina-Bifida-Nedir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15108" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Doğumsal-Anomalilerden-Spina-Bifida-Nedir-1.jpg" alt="Doğumsal Anomalilerden Spina Bifida Nedir" width="700" height="525" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Doğumsal-Anomalilerden-Spina-Bifida-Nedir-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Doğumsal-Anomalilerden-Spina-Bifida-Nedir-1-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Doğumsal Anomalilerden Spina Bifida Neden Oluşur?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Spina bifida, omurilik anne karnında gelişirken gebeliğin birinci ayında olan bir hata sonucu oluşur ve omurilik tüp şeklini alamaz. Omuriliğin bu tüp şeklini alma sırasında folik asit denilen bir tür vitamin anne için çok gereklidir. Ülkemizde ki spina bifida oluşmasındaki en büyük neden ülkemizdeki hanımlarda folik asidin yeterli miktarda olmamasıdır. Bu nedenden dolayı çağdaş bir gebelik izleniminde, planlı bir hamilelikte, gebe kalınmadan önce en az üç ay süre ile folik asit kullanılması önerilmektedir. Bunun düzenli uygulandığı ülkelerde spina bifidalı doğan çocuk sayısında çok belirgin bir şekilde azalma görülmektedir. Özellikle ailesinde daha önce spina bifidalı bebek doğurmuş olan hanımların, planlı olarak gebelik öncesi folik asit kullanmaları altı çizilmesi gereken çok önemli bir noktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/dogumsal-anomalilerden-spina-bifida-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
