<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bulaşıcı Hastalıklar &#8211; Kadın.Net</title>
	<atom:link href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/bulasici-hastaliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.xn--kadn-nza.net</link>
	<description>Anne Bebek Çocuk Kadın Sağlığı Kadınlara Dair Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jan 2026 20:56:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>Grip</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/grip/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/grip/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülümser Akdoğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2019 05:04:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Z - Editörün Seçtikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12419</guid>

					<description><![CDATA[Grip grip virüsünün çeşitli türleriyle bulaşan enfeksiyon hastalığı. Salgınlara yol açan virüs türü çok sık değişimlere uğradığından, bir önceki salgının virüsünü almış olmak daha sonraki salgınlarda bağışıklık sağlamaz. Bu yüzden her grip salgınında yeni bir aşının hazırlanması gerekir. Grip, bronş mukozasına zarar vererek bakterilerin bedene girmesini kolaylaştırır; bu yüzden, 1918-1919 yıllarında Avrupa&#8217;daki büyük grip salgınları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Grip</strong></span> grip virüsünün çeşitli türleriyle bulaşan <a title="Enfeksiyon Hastalıkları" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/enfeksiyon-hastaliklari/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>enfeksiyon hastalığı</strong></span></a>. Salgınlara yol açan virüs türü çok sık değişimlere uğradığından, bir önceki salgının virüsünü almış olmak daha sonraki salgınlarda <a title="Bağuışıklık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/bagisiklik/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>bağışıklık</strong></span></a> sağlamaz. Bu yüzden her grip salgınında yeni bir aşının hazırlanması gerekir. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/grip/"><strong>Grip</strong></a>, bronş mukozasına zarar vererek bakterilerin bedene girmesini kolaylaştırır; bu yüzden, 1918-1919 yıllarında Avrupa&#8217;daki büyük grip salgınları çok sayıda ölüme yol açmış, ama sonradan bakterilere karşı geliştirilen ilaçlar, gripten ölüm oranını büyük ölçüde azaltmıştır.</p>
<p><strong>Gribi Hafif Almayınız!</strong></p>
<p>Toplumumuzda onlarca insanın bu salgına yakalanması gribin hafife alınacak bir yanının olmadığını gösterir. Bir hastalığa her yıl binlerce kişinin maruz kalması umursanmayacak bir durum olamaz. Amerika Hastalık Kontrol Merkezinin yapmış olduğu araştırmalar sonucu her yıl gribe yakalanan insan sayısında bir artış gözlendiği görülmüştür. Aynı zamanda bu artışların her gün 20 kişinin ölümüne yol açtığı ve ölümcül hastalığa kapılma riskinin günden güne arttığı kanısına da varmıştır.</p>
<p>İnsanlar arasında da bulaşıcı etkene de sahip olan bu hastalığın yayılmasına doğal etkenlerde yardımcı olur. Bu olaydan ötürü basit bir gribe yakalanmayan insanın bağışıklık sisteminin yerine gelmediğinin göstergesi olacağı için daha dikkatli davranmaları gerekir. Genelde gribe yakalanan kişiler de aşırı titreme, gözlerin yaşarması, vücut kırgınlığı, burun akıntısı, <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/">kuru öksürük</a> ve burun tıkanıklıkları oldukça sık yaşanmaktadır. Hem vücut sistemi hem de solunum sisteminde ki yakınmalar atağa kalkarak kısa zaman içerisinde vücutta ateş meydana gelerek kuru öksürük sinyalleri de ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Gribin ilerlemesi sonucu daha kötü sonuçlara tekabül etmesi de kaçınılmazdır. Farklı evreler yaşatan gribin en tehlikeli sonuçlarından biriside <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/zaturre/">zatürre</a>dir. Direk olarak solunum ve dolaşım sistemlerini etkilediği için <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/anne-bebek/hamilelik/">gebelik dönemi</a>nde ki anneler için bet sonuçlar doğurur. Annenin nefes düzeni buna bağlı olarak kalp atışı bebeğin ritimlerini de belirleyeceği için çok dikkatli davranması gerekir. Kısacası hamilelik döneminde ki annelerin <a href="https://www.kadın.net/grip/" target="_blank" rel="noopener">grip salgını</a>na yakalanması bebek üzerinde de zararlı sonuçlara yol açması olağandır.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/11/grip-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-13743 alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/11/grip-1.jpg" alt="grip" width="250" height="250" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/11/grip-1.jpg 250w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/11/grip-1-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hamileliğin Risk Altına Girmesi</strong></p>
<p>Anne adaylarının en çok korktuğu durumlardan biri <a href="https://www.kadın.net/anne-bebek/hamilelik/" target="_blank" rel="noopener"><strong>hamilelik dönemi</strong></a>nde hasta olmasıdır. Bu durum adına ne kadar önlemler alınsa da bazen kaçınılmaz bir hale gelebiliyor. Hastalıkların artması ile anne adaylarının bir hayli korkması da olağan bir durumdur. Son dönemlerde yaşanan kuş gribi bunun en güzel örneklerinden birisidir. Böyle bir duruma yakalanmak istemeyen anne adayları hasta olma riskini dahi göze alamazlar. Anne adaylarının bu durum karşısında tıbbi müdahale alması olağan bir durum olsa da geçtiği söylenemez. Bu durumlar akabinde ne yapılması gerektiğini uzman doktorunuz aracılığı ile öğrenmek en güvenilir çözüm olacaktır.</p>
<p>Hamilelik döneminde bağışıklık sisteminizi çift taraflı kullandığınız için<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/grip/"><strong> grip enfeksiyonu</strong></a>na yakalanma riskiniz daha yüksektir. Risk altında olduğunuz düşüncesinde hareket etmeniz yakalanma oranınızı daha da azaltacaktır. Gıda ve topluluk seçimlerinizi buna göre ayarlamanız sizin adınıza daha rahat bir hamilelik geçirmenizi sağlayacaktır. Bebeğin gelişimi de baz alındığında hamileliğin 6. ayında kalp ve akciğer sorunlarından hastaneye yatmak normal bir durumdur. Üstelik hamileliğin daha ileriki safhasında ise risk faktörü daha da artış göstermeye başlıyor. Hastaneye yatma evrimleri daha çok 37-42 haftalık hamile bayanlar da fazlası ile görülse de doğum sonrası bu tür hastalığı geçiren bayanlar da ise bu durumun 5 kat daha fazla olarak görüldüğünü söylemek mümkün. Astımı olan hamile bayanlar da hastaneye yatma durumu ile ne yazık ki karşı karşıya.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/04/hamilelikte-grip-olmak-1.jpeg" /></p>
<h3><strong>Grip Bebeğe Zarar Verir mi?</strong></h3>
<p>Anne karnını çevreleyen tabakalar doğrusunda virüsün bebeğe ulaşması zor bir durumdur. Fakat ateşin 39 derece civarına yükselmesi ve gribin safhalarının ilerlemesi sonucu bir takın sıkıntılar doğurabilir. Bu durum altındaki anne adaylarının ateşi kontrol altına alması gerekir. Kontrol altına alınamayan ateş karşısında da hemen bir doktora başvurulmalıdır. Hamilelik döneminde ki anne adaylarının gribe ve ya nezleye yakalanması sonucu bu durum <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/sinuzit-nedir/">sinüzit</a>, kuru <a href="https://www.kadın.net/oksuruk/" target="_blank" rel="noopener"><strong>öksürük</strong></a> vb. sorunlara dönüşmesi mümkündür. Hastalık altında ki anne adaylarının doktorları ile irtibat haline geçmesi gerekir. Kendi başlarına ilaç kullanmaması da önemli bir husustur.</p>
<h3><strong>Hamile Bayanlara Grip Aşısı Yapılır mı?</strong></h3>
<p>Grip aşılarının içinde cansız virüsler bulunur. Bu virüsler bireyin bağışıklık sistemini güçlendirerek salgın enfeksiyonuna yakalanmalarını önler. Anne adaylarına <strong><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/grip/">grip aşısı</a></strong> yapılabilir. Bu durum ne bebeğin ne de annenin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Hamile kadınların dikkat etmesi gereken diğer bir olayda; sürekli dışarıdan takviye almamaları gerçeğidir. Dışarıdan alınan grip aşıları, ilaçlar bir süre sonra vücutta ters etki yaratır. Vücuttan dışarıdan alınan takviyeler uyum sağladığı için kesildiği zaman kendini bitkin ve yorgun bırakır bu da virüsün vücuda rahatlıkla girmesini sağlar. Şayet bu durum altında iseniz doktorunuza başvurmanız önerilir.</p>
<p>Doktor kontrolünde alınan dozlar daha güvenilir ve sağlıklıdır. Anne adaylarının herhangi bir ilaç alımı ve ya grip aşısı durumu gerçekleşecek ise bebeğin gelişim durumu ön plana alınarak yapılması gerekir. Bebek gelişimi öncesi alınan takviyeler embriyonun yeterli besinleri almasını engelleyebilir. İlk 3 ay bebek gelişimin yaşanması adına çok önemlidir. Düşük riskinin arttığı bu dönemde sorunların yaşanması belki de kaçınılmazdır. Tamamlanan bebek gelişimi sonrası dışardan alınan takviyelerin herhangi bir sıkıntı oluşturması beklenmez. Genelde grip aşısı gribe karşı korunmada son derece etkili olduğundan dolayı anne adaylarının da başvurmasına yol açıyor. Ayrıca yumurta alerjisi sorunu olan anne adaylarının grip aşısından uzak durmaları önerilir. Bununla beraber emziren anneler de risk faktöründen uzaklaşmak adına grip aşısı yaptırabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/grip/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suçiçeği</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/sucicegi/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/sucicegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2019 23:25:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15369</guid>

					<description><![CDATA[Sıklıkla görüldüğü yaş aralığı 5 ile 10 yaşlarıdır. Genellikle kışın sonlarına doğru ve ilkbahar aylarında sıklıkla görülmektedir. Hastalık tamamen bulaşıcı bir hastalıktır ve temas eden herkese bulaşabilir. Oldukça ateşli ve de döküntülü bir şekildedir kısacası viral bir enfeksiyon hastalığı da diyebiliriz. Direk olarak bulaşacağı gibi su çiçeğine maruz kalmış hastadan salgılananlar hava yolu ile de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sıklıkla görüldüğü yaş aralığı 5 ile 10 yaşlarıdır. Genellikle kışın sonlarına doğru ve ilkbahar aylarında sıklıkla görülmektedir. Hastalık tamamen bulaşıcı bir hastalıktır ve temas eden herkese bulaşabilir. Oldukça ateşli ve de döküntülü bir şekildedir kısacası viral bir <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/enfeksiyon-hastaliklari/">enfeksiyon hastalığı</a> da diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Direk olarak bulaşacağı gibi <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/sucicegi/">su çiçeği</a>ne maruz kalmış hastadan salgılananlar hava yolu ile de bulaşabilir bu nedenle hasta ile teması olan kişilerde 15-20 günün sonunda hastalık bulaşmış olarak görülür ve başlar. Genellikle <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/sucicegi/"><strong>suçiçeği</strong></a> olan hastaların 3’ te 1’ inde ateş sıklıkla görülür. Döküntüler ise kırmızı kımızı kabarıklık şeklinde görülmektedir. Kırmızılıklar olduktan yaklaşık olarak 1- 2 saat sonra bu kırmızılıkların içerisi su ile dolmaya başlar ve su dolu kabarcıklar şeklini alır. Daha sonrasında ise bu sıvılar bulanık bir hal alır sonuç olarak da kabuklanarak kurumaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Genellikle kızarıklıklar vücuttan itibaren başlar. Son olarak ise baş kısmına doğru ilerler yüz bölgesine doğru yayılır. Kollar ve bacaklarda genelde döküntü görülmez bazı hastalarda olabilir. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/sucicegi/">Suçiçeği belirtisi</a> aynı anda birkaç faklı evredeki döküntülerin bir arada olması şeklindedir. Döküntüler 7 gün süresince bulaşıcıdır. Yani en son kızarıklığı gördüğümüz andan 7 gün sonrasına kadar bulaşma tehlikesi vardır.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/04/su-cicegi-1.jpg" /></p>
<p style="text-align: justify;">Döküntüler sadece bir su toplaması değildir bunlar aşırı derecede kaşıntılıdırlar. Eğer ki kaşıntı önlenemez ise hızla diğer bölgelere de yayılabilir bu da ikinci bir enfeksiyon demektir. Kısacası kaşınma durmazsa hastalık başka arızalara yol açacaktır. Örneğin orta <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/kulak-iltihabi/">kulak iltihabı</a> ya da <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/zaturre/">zatürree</a> ya da beyin iltihabı şeklinde tehlikeli ve de öldürücü sonuçlar doğurabilir. Hastalığa maruz kalmış kişilerde dikkat edilmesi gereken durum şöyledir. Eğer ki hastalıkta ateş 4 gün boyunca geçmemişse nefes almada bir artış olmuş ise <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/">öksürük</a> kulak ağrısı ve sürekli bir uyku hali bunların yanında dengesiz olarak yürüme yürürken tekleme gibi durumlar varsa hiç vakit kaybetmeden mutlaka doktora başvurmak gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tedavi süreci ise doktorun size verdiği ateş düşürücü sayesinde başlayacaktır. Ardından kaşıntının durdurulmamsı için bir krem takviyesi olabilmektedir. Ancak genellikle bu dönemde aspirin kullanmak yasaklanmıştır. Çünkü bir akciğer komasına neden olabilmektedir. Duş, hastalıkta rahatlatıcı bir durumdur</p>
<p>Suçiçeği genellikle 2-7 yaşlar arasındaki çocuklarda görülen, bulaşıcı enfeksiyon hastalığı. Aynı zamanda zona hastalığına da neden olan suçiçeği virüsünün (Poxvirus varicellae) yolaçtığı hastalık, küçük, kırmızı, düz lekeler halinde niteleyici bir döküntü ve sıvı dolu keseciklerle gelişir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/11/Suçiçeği-1.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-13680 alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/11/Suçiçeği-1.jpg" alt="Suçiçeği" width="244" height="369" /></a><br />
4.-5. günlerde keseciklerin üstü kaşıntı isteği uyandıran bir kabukla Örtülür. 10. gün, çocuk hiç kaşımamışsa, kabuk hiçbir iz bırakmadan kahverengi pullar halinde dökülür; kaşımışsa, kabukların yerinde küçük bozunlar kalır. Suçiçeği bağışıklık kazandıran bir hastalıktır; yani, ikinci kez yakalanılmaz. Suçiçeği virüsü bazen bedende yıllarca hastalığa neden olmadan barındıktan sonra, apansızın etkinleşerek zona hastalığına yol açabilir.</p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Suçiçeği (Variselle) Aşısı Nedir Kimlere Önerilir?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Suçiçeği (Variselle) çocukluk döneminde sık rastlanılan viral bir enfeksiyondur. Çocukluk dönemiyle sık ilişkide olan erişkinlerde de, öğretmenler, kreşler, çocuk bakıcıları gibi hasta popülasyonunda variselle aşısı önerilmektedir. Bunun dışında askeri koğuşlarda olanlarda yine variselle aşısı sık olarak yapılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir önemli konu gebelikte, planlı gebelikten önce kişinin eğer ki geçirilmemiş ise, suçiçeğine karşı bağışıklığı yok ise variselle aşısının uygulanması önerilmektedir. Eğer ki <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/anne-bebek/hamilelik/">gebelik</a> oldu ve immünizasyon yoksa gebelik bittikten sonra hastaneden ayrılmadan önce ilk dozunu daha sonra 4 ya da 8 hafta arkasından suçiçeği aşısının ikinci dozu uygulanmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Suçiçeği-Variselle-Aşısı-Nedir-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15371" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Suçiçeği-Variselle-Aşısı-Nedir-1.jpg" alt="Suçiçeği (Variselle) Aşısı Nedir" width="700" height="394" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Suçiçeği-Variselle-Aşısı-Nedir-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Suçiçeği-Variselle-Aşısı-Nedir-1-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Hepatit A Ve Hepatit B Aşıları Nedir, Hepatit A Ve Hepatit B Aşıları Kimlere Önerilir?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Hepatit A aşısı; Hepatit A virüsüne karşı erişkinlerde rutin aşılama programının içerisindedir. Pediatrik dönemde çocuklarımıza Hepatit A aşısı uygulanmaktadır. Çocukluk döneminde Hepatit A virüsü geçirilse bile görmüş olduğumuz hafif klinik erişkin dönemde oldukça ağır seyretmektedir. Dolayısıyla erişkin popülasyonunda Hepatit A virüsüne karşı olan aşılanmayı da önermekteyiz. Kan ürünü kullanan rekombinant kan pıhtılaşmasıyla alakalı birtakım kan ürünleri kullanan hastalarda, kronik <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/karaciger-hastaliklari/">karaciğer hastalıkları</a>nda, Hepatit A virüsü ile yakın teması olan kişilerde Hepatit A virüsü aşısı rutin uygulama içerisindedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Hepatit-A-Ve-Hepatit-B-Aşıları-Nedir-Hepatit-A-Ve-Hepatit-B-Aşıları-Kimlere-Önerilir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15370" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Hepatit-A-Ve-Hepatit-B-Aşıları-Nedir-Hepatit-A-Ve-Hepatit-B-Aşıları-Kimlere-Önerilir-1.jpg" alt="Hepatit A Ve Hepatit B Aşıları Nedir, Hepatit A Ve Hepatit B Aşıları Kimlere Önerilir" width="700" height="457" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Hepatit-A-Ve-Hepatit-B-Aşıları-Nedir-Hepatit-A-Ve-Hepatit-B-Aşıları-Kimlere-Önerilir-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Hepatit-A-Ve-Hepatit-B-Aşıları-Nedir-Hepatit-A-Ve-Hepatit-B-Aşıları-Kimlere-Önerilir-1-300x196.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hepatit B virüsü Türkiye’de ki Hepatitlerin en sık nedeni, en sık bulaş kaynağı olarak da ne yazık ki HBV virüsü pozitif olan annelerden doğum sırasındaki çocuklara geçiş görülmektedir. Dolayısıyla Hepatit B virüsü çocuklar, daha sonrasından kronik hepatitli yetişkinler olarak karşımıza gelmektedir. Buradaki kısır döngüyü baştan kırmak için biz Hepatit B virüsünün rutin aşılamasını şiddetle önermekteyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de ki hepatitlerin en sık nedeni hepatit B virüsüdür. Bir diğer önemli kısmıysa bu kronik hepatitler ileriki dönemlerde siroza ve daha sonra da karaciğer kanserine dönüşmektedir. Bizim ülkemizde de yine karaciğer kanserlerinin en sık nedenlerinden bir tanesi de Hepatit B virüsüdür. Dolayısıyla Hepatit B virüsünü en aktif olan aşılamasıyla biz kronik hepatit, siroz ve karaciğer kanserlerinin büyük bir kısmının önüne geçmiş olmaktayız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/sucicegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siğil</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/sigil-nedir-nasil-olusur/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/sigil-nedir-nasil-olusur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 05:35:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Deri (Cilt) Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut Estetiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15222</guid>

					<description><![CDATA[Siğil Nedir? Nasıl Belirti Verir? Genellikle görünüşüyle can sıkıcı olan siğil zararsız bir oluşumdur. Tedaviyle, bazen de kendiliğinden geçer. Siğiller,  daha çok çocuklarda görülür. Yetişkinlerde ve gençlerde daha az görülürler. Tırnaklarını yiyen çocuklar risk altındadır. Bazı kişiler nasıl sık uçuk çıkıyorsa, bazı insanlar da siğile daha sık yakalanır. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde siğil görülme olasılığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #0000ff;">Siğil Nedir? Nasıl Belirti Verir?</span></h2>
<p>Genellikle görünüşüyle can sıkıcı olan <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/sigil-nedir-nasil-olusur/"><strong>siğil</strong></a> zararsız bir oluşumdur. Tedaviyle, bazen de kendiliğinden geçer. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/sigil-nedir-nasil-olusur/">Siğiller</a>,  daha çok çocuklarda görülür. Yetişkinlerde ve gençlerde daha az görülürler. Tırnaklarını yiyen çocuklar risk altındadır. Bazı kişiler nasıl sık uçuk çıkıyorsa, bazı insanlar da siğile daha sık yakalanır. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde siğil görülme olasılığı daha fazladır.</p>
<p>Bazı kişilerde siğiller, sıklıkla virüsle karşılaşıldığına bağlı olarak çıkar. Virüs derideki herhangi bir yaralanma  sonucunda deriye girer.  Genellikle zararsızdırlar. Deri üstünde, küçük, yuvarlak çıkıntılar yaparlar. Her bölgede ortaya çıkabilirler, ama daha çok el, diz, yüz ve genital bölgede bulunurlar. Siğiller ağrısızdır ve birkaç ay ya da yıl içinde iz bırakmadan yok olurlar.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/siğiller-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-13270 alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/siğiller-1.jpg" alt="siğiller" width="400" height="255" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/siğiller-1.jpg 400w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/siğiller-1-300x191.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a></p>
<p>Ancak ayak tabanında ortaya çıkan bir siğil genellikle ağrılıdır ve tedavi gerektirir. Yüzde ve genital bölgedeki siğiller rahatsızlık verebilirler ve yıllarca geçmeyebileceklerinden tedavi edilmeleri şarttır.</p>
<p>Yüzyıllardan bu yana siğillerin tedavisi için sayısız çare aranmıştır. Büyü , okuyup üfleme, siğilleri bitkilerle geçirme  gibi birçok yöntem denenmiştir. Siğilleri yok eden büyülü güçleri olduğunu iddia eden kişiler bile vardır. Üstelik bazen bu tedaviler işe yarayabilmektedir. Bu durumun bir açıklaması, siğilin zaten geçmek üzere olmasıdır. Buna karşılık bir doktora gitmek daha olumlu bir yaklaşımdır. Siğillerle kesinlikle oynanmamalıdır. Ve koparılmamalıdır. Mutlaka doktor yardımı almalıyız.</p>
<h3><span style="color: #0000ff;">Genital Siğil Nedir Nasıl Oluşur?</span></h3>
<p>Genital siğiller cinsel yolla bulaşan HPV enfeksiyonunun genital bölgedeki belirtisidir. Bu hpv virüsünün yüzlerce tipi bulunmaktadır. Bu tiplerden bazıları genital bölgeye yerleşmektedir. Genital siğilin nedeni  hpv virüsünün altı ile on bir tipidir. Bunlar düşük riskli hpv tipleridir, kanser yapan tipler değildir. Yani siğillerin kansere neden olmadığı bilinmelidir. Bu siğiller genellikle vulva da, vajinanın girişinde, anüsün etrafında, bazen vajinanın içinde ve rahim ağzında da bulunabilir.</p>
<p>Bu siğiller aynı zamanda erkeklerde de görülebilir. Erkeklerde de yine skrotum üzerinde ya da penis üzerinde görülebilir ve ciltten hafif kabarık lezyonlardır, bazen kaşıntı yapabilirler. Bu konu iyice bilinmelidir ki hpv&#8217;nin altı ve on bir tipleri hastada bulunduğu için genital siğil nedeniyle, diğer tiplerinde  bulunabileceği ve kanser yapan tiplerinde rahim ağzına yerleşmiş olabileceği bilinip genital siğil olan hastaların mutlaka smear testi ile rahim ağızlarınıda kontrol ettirmeleri ve taratmaları gerekmektedir.</p>
<h3><span style="color: #0000ff;">Genital Siğil Neden Oluşur, Bulaşıcı Mıdır?</span></h3>
<p>Genital siğil cinsel yolla bulaşan bir hpv enfeksiyonunun belirtisidir. Cinsel yolla bulaştığı için bulaşıcıdır. Hem kadından erkeğe, hem de erkekten kadına bulaşabilir. Ancak sağlam ciltten genellikle teorik olarak bulaşmadığı düşünülür, bulaşma esnasında ciltte mikro yaralanmalar, mikro yırtıkların olması gerekir. Dolayısıyla oranlara bakıldığında bir ilişkide hpv virüsü taşıyan bir partner ile beraber oluyorsak yüzde yetmiş oranında hpv enfeksiyonunu kapma ihtimalimiz var. Hpv enfeksiyonunu kaptığımız zaman ortaya çıkma süresi değişkendir. Bazen hiçbir zaman ortaya çıkmaz, bazen hiçbir lezyon yapmadan da durabilir, bazen de hpv tipine göre kanser ya da kanser öncesi lezyon oluşturabilir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/GENİTAL-SİĞİL-NEDİR-NASIL-BELİRTİ-VERİR-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15223" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/GENİTAL-SİĞİL-NEDİR-NASIL-BELİRTİ-VERİR-1.jpg" alt="GENİTAL SİĞİL NEDİR, NASIL BELİRTİ VERİR" width="700" height="462" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/GENİTAL-SİĞİL-NEDİR-NASIL-BELİRTİ-VERİR-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/GENİTAL-SİĞİL-NEDİR-NASIL-BELİRTİ-VERİR-1-300x198.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h3><span style="color: #0000ff;">Genital Siğilin Tedavisi Nasıl Yapılır?</span></h3>
<p>Genital siğil tedavisinde farklı yöntemler kullanılabilir. Siğili ortadan yok etmeye yönelik koterizasyon, kriyoterapi gibi farklı yöntemler uygulanabilir, ya da lokal tedaviler kullanılabilir. Bunu belirleyen, hastanın lezyonunun küçük ya da büyük olması, yaygın olması, daha önce kullandığı tedaviler de gözden geçirilerek karar verilir. Şunu unutmamak gerekir tedaviler yapılsada hpv virüsü her zaman deri içinde kalmaktadır. Dolayısıyla siğillerin tedaviden sonra nüksetme şansı mevcuttur. Tedavi sonrasında doktorlar, bazı hastalarda siğilin tekrar nüksetme şansını azaltmak için, derinin lokal bağışıklık sistemini uyaran, harekete geçiren lokal tedavileride seçebilmektedirler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/sigil-nedir-nasil-olusur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evde Öksürük Giderme</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 00:57:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=14040</guid>

					<description><![CDATA[Öksürük tedavisinde ilaç dışında neler yapılabilir. Onu anlatmakla başlayalım yazımıza. Öncelikle dikkat etmemiz gereken şey çevre koşullarıdır evin sıcaklığından başlarsak genelde bizim karşılaştığımız sık problemlerden bir tanesi annenin babanın endişesi dolayısıyla evin ısısının normalde gerektiğinden daha fazla sıcaklıklara taşınması oluyor. Yani bir evde sıcaklık 27-28 derece oluyorsa kışın bu çocuğun öksürüğünü geçiremeyiz çok zorlanırız o [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Öksürük tedavisi</strong>nde ilaç dışında neler yapılabilir. Onu anlatmakla başlayalım yazımıza. Öncelikle dikkat etmemiz gereken şey çevre koşullarıdır evin sıcaklığından başlarsak genelde bizim karşılaştığımız sık problemlerden bir tanesi annenin babanın endişesi dolayısıyla evin ısısının normalde gerektiğinden daha fazla sıcaklıklara taşınması oluyor. Yani bir evde sıcaklık 27-28 derece oluyorsa kışın bu çocuğun öksürüğünü geçiremeyiz çok zorlanırız o yüzden çevre koşullarından öncelikle ısı çözülmelidir. Önerdiğimiz ısı 21-23 derece arasında yani bunun üstündeki sıcaklık değerinde nem oranını kontrol etmek zor olacak hem de sıcaklıktan dolayı üst solunum yolları kuruduğu için öksürük tedavisi zor hale geliyor. İkincisi ise deminde söylediğim gibi nemdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/04/ksuruk-1.jpg" /></p>
<p style="text-align: justify;">Evdeki nem oranını % 60’ ın altında tutmak lazım tabii ki bunu ölçmeniz mümkün olmadığı için özellikle önerimiz şu kışın kalorifer yandığında mutlaka evde ya kalorifer üzerine bir su bardağı su koymak ya da nemlendirici varsa belli sürede çalıştırıp nemlendirmek. Ama burada da yine sık yapılan hatalardan bir tanesi hem evi ısıtıp hem de nemlendiriciyi çalıştırdığınız takdirde o zaman tropik bir ortam yaratıyoruz ve öksürük çok daha sıkıntılı bir hal alabiliyor. En popüler olan öksürükte ilaç dışı tedavilerden bir tanesi de doğal tedavidir. Bunlarda ne yazık ki şunu alırsanız çok iyi olur diyebileceğimiz bir madde ya da bir çay yok ama hani rahatlatıcı olarak almak isterseniz ıhlamur adaçayı gibi rahatlatıcılar kullanılabilir ama bunların etkinliği konusunda hiçbir veri yok sadece anne ve baba da mutlu olsun diye bizde kullanmayın demiyoruz. Ama çok fazla bir rahatlama beklemiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">En önemlisi dediğim gibi çevre koşullarını iyi tutabilmek ısı ve nemi kontrol edebilmek bunun dışında diğer doğal çaylardan özellikle onlarda dikkat etmenizi istediğim şey normalde tüketmediğimiz şeyleri <strong>öksürük</strong> için kullanmayalım. Yani ıhlamur içilebilir adaçayı zaten içilebiliyor içilebilir ama ne bileyim bir ısırgan otunu çok miktarda tüketmek ya da deniz kadayıfı denilen bir madde var onun aktarlardan alındığını görüyoruz ama bunun mesela hamilelerde düşüğe neden olduğu gösterilmiştir. O yüzden bilmediğimiz maddeleri ya da doğal olarak kullanmadığımız maddeleri öksürük için kullanmamanızı öneririm ama hani herkes tarafından bilinen bitkisel çaylardan bir miktar fayda görülebilir ama yinede önem sırasına bakarsak kesinlikle evdeki ısı ve nem çok daha önemli</p>
<p>Öksürüğe karşı evde yapılacak en önemli şey halkta bilinen bitki çaylarından da en önemlisi şey bol bol sıvı almaktır. Çünkü ne kadar bol sıvı alırsanız öksürüğünüzün şiddeti ve kuruluğu ortadan kalkacaktır. Su bilinen en iyi balgam cözücüdür. Dolayısıyla bol bol su alıyoruz. Ihlamur, <a title="Ada çayı faydaları" href="https://www.xn--kadn-nza.net/adacayinin-genel-faydalari/">ada çayı</a> gibi bitkisel çayları içmenin hiçbir sakıncası yoktur. Eğer burnunuz kapalıysa burnunuzu açacak buğuseptil, tuzlu su gibi uygulamaları yapabilirsiniz.<br />
Eğer bu öksürük evdeki bir nedenden dolayı oluşuyorsa örneğin;  eğer evinize boya yaptırdıktan sonra gelişen öksürüğünüz varsa hemen o mekanı terk etmenizde fayda var. Bu belirtiler alerjik öksürüğün en önemli nedenidir.</p>
<h2><span style="color: #3366ff;"><a title="Öksürük Nasıl Tedavi Edilir" href="https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/">Öksürük Nasıl Tedavi Edilir</a>?</span></h2>
<p>Basit öksürüklerde tedaviyi hiç düşünmeyiz öncelikle takip etmek isteriz. 1-2 gün geçmeyen öksürüklerde ise ne olduğunu anlamak isteriz. Bu bir <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/">kuru öksürük</a> mü yoksa sekresyonlu öksürük mü ya da irritatif mi?  Dışarıdan gelen kimyasal bir maddenin yarattığı bir öksürük mü (irritatif ) Örneğin boya, temizlik maddesi kokusu mu öksürüğü tetikliyor anlamak isteriz. Eğer bu kuru öksürükse kuru öksürüğün nedenlerini araştırırız. Kuru öksürük nedenleri birkaç çeşittir. Özellikle geniz akıntısı kuru öksürüklerin en önemli nedenlerinden bir tanesidir. Bir de <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/">balgamlı öksürük</a>ler vardır. Sekresyonlu öksürükler önemli hastalıkların tanıları olabilirler. Tabii bunu anladıktan sonra tedaviye geçmek gerekir. Tedavisi her biri için ayrı ayrıdır.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/10/Evdeki-İmkanlarla-Öksürüğe-Karşı-Neler-Yapılabilir-4-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14045" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/10/Evdeki-İmkanlarla-Öksürüğe-Karşı-Neler-Yapılabilir-4-1.jpg" alt="öksürük" width="571" height="313" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/10/Evdeki-İmkanlarla-Öksürüğe-Karşı-Neler-Yapılabilir-4-1.jpg 571w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/10/Evdeki-İmkanlarla-Öksürüğe-Karşı-Neler-Yapılabilir-4-1-300x164.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 571px) 100vw, 571px" /></a><br />
Basit öksürüklerde öncelikle semptomatik tedaviler veriyoruz. Geniz akıntısı ise buna bağlı akıntıyı azaltacak basit ilaç tedavileri. Göğüs yumuşatacak sıvı alımları (<em>Bunlar bitki çayları, bol miktarda sıvı içmek olabilir</em>). Burun tıkanıklığına bağlı öksürükler oluşmuşsa burun açıcı ilaçlar kullanırız. Eğer uzamış bir öksürükse inhaler dediğimiz birtakım tedaviler vardır. Yani alerjik bronşit, <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/astim/">alerjik astım</a>larda inhalerı kullanırız. Hepsinin genellikle tedavisi ilaç tedavisidir.</p>
<h2><span style="color: #3366ff;">Öksürük Bulaşıcı Mıdır?</span></h2>
<p>İlk başlarda gelişen öksürüklerden hemen korkup, paniğe kapılıp doktora gitmenin anlamı yoktur. 2-3 gün öksürüğün takibi yapılması gerekir. Bu öksürük zaman içerisinde hafifliyor ve şiddetini azaltıyorsa, sıvı akıntıları  gelişmiyorsa, <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/ates/">yüksek ateş</a>, balgam, balgamda kan gözükmesi veya <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/nefes-darligi/">nefes darlığı</a> gibi insanı endişeye düşürecek  semptomlar devreye girmiyorsa basit bir tedaviyle geçiştirilir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/10/Evdeki-İmkanlarla-Öksürüğe-Karşı-Neler-Yapılabilir-3-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14044" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/10/Evdeki-İmkanlarla-Öksürüğe-Karşı-Neler-Yapılabilir-3-1.jpg" alt="Evdeki İmkanlarla Öksürüğe Karşı Neler Yapılabilir (3)" width="472" height="265" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/10/Evdeki-İmkanlarla-Öksürüğe-Karşı-Neler-Yapılabilir-3-1.jpg 472w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/10/Evdeki-İmkanlarla-Öksürüğe-Karşı-Neler-Yapılabilir-3-1-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 472px) 100vw, 472px" /></a><br />
Genel  olarak hastanın durumu  ağırlaşıyorsa 3-4 gün içerisinde düzelmemişse doktora başvurmak gerekir. Başvurduğumuz dönemdeki semtomlarımızı takip etmek çok önemlidir. Yani başlangıcı nasıl olmuştu, sonrasında nasıl gelişti? <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/ates/">Ateş yükselmesi</a> oldumu? Sırta vuran ağrılar tabloya eklendi mi?  Bunları söylerseniz doktorunuz sizi çok daha iyi yönlendirmiş olur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/oksuruk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüberküloz</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/tuberkuloz/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/tuberkuloz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2014 12:28:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=14223</guid>

					<description><![CDATA[Tüberküloz mycobacterium tüberküloz adı verilen bir bakterinin oluşturduğu bir hastalıktır. Yaş, sosyal statü ne olduğu fark etmeksizin tüberküloz her yaştan, her kesimden insanı etkileyebilir. Tüberküloz başta akciğer olmak üzere vücudun tüm organlarını etkileyebilir. Günümüzde dünya nüfusunun 3/1 i tüberküloz basiliyle enfektedir. Fakat her tüberküloz basiliyle enfekte olan hasta tüberküloz hastalığı geliştirmemektedir. Tüberküloz basili vücudumuza girer [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Tüberküloz mycobacterium tüberküloz adı verilen bir bakterinin oluşturduğu bir hastalıktır. Yaş, sosyal statü ne olduğu fark etmeksizin tüberküloz her yaştan, her kesimden insanı etkileyebilir. Tüberküloz başta akciğer olmak üzere vücudun tüm organlarını etkileyebilir. Günümüzde dünya nüfusunun 3/1 i tüberküloz basiliyle enfektedir. Fakat her tüberküloz basiliyle enfekte olan hasta tüberküloz hastalığı geliştirmemektedir. Tüberküloz basili vücudumuza girer ve ondan sonra uykuya dalar. Ve vücudumuzun zayıfladığı anı bekler. Bu basili taşıyanların sadece %10’unda hastalık gelişmektedir. Ülkemizde yaklaşık 20.000.000 kişinin basil taşıdığı düşünülmektedir ve bunların %10’u hasta olacaktır. Dünyada her yıl 8-10 milyon yeni hasta ortaya çıkıyor. Bu hastaların 2-2,5 milyonu tüberküloz nedeniyle yaşamlarını kaybediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ülkemizde ise 20. Yüzyılın başlarında bir salgın şeklinde ortaya çıkan tüberküloz 1950’li yıllardan sonra yapılan geniş tarama ve koruma çalışmalarıyla artık eskisi kadar önemli bir ölüm nedeni değildir. Ama hala önemini korumaktadır. Özellikle aids hastalığından sonra dünyadaki tüberküloz vakalarında belirgin bir artış olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-2-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14226" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-2-1.jpg" alt="Tüberküloz (2)" width="700" height="524" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-2-1.jpg 343w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-2-1-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Tüberküloz hava yoluyla bulaşır. Hastalar tarafından konuşma, hapşırma, aksırma gibi faaliyetlerle havaya yayılan basiller bulaştırıcılık sağlar. Aynı eşyayı kullanmakla, aynı tabaktan yemek yemekle bulaştığı gösterilmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">En sık görülen belirtileri; 15 günden fazla süren öksürük, balgam, kanlı balgam, göğüs ağrısı, ateş ve gece terlemesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Teşhis koyulurken hastanın şikâyetleri dinlenilir, akciğer filmi ve çeşitli kan testleri yardımcı olur. Ancak kesin tanı ilgili organdan alınan örnekte basilin yani mikrobun gösterilmesiyle olur. Akciğer tüberkülozunda balgam incelemesi bu yüzden büyük önem taşır. Balgamda mikropların gösterilmesiyle kesin tanı konulmakta ve ona yönelik tedavi başlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüberküloz tedavisi uzun bir tedavidir. En az 6 ay sürer. En az 4lü ilaç kullanımını gerektirir. 4 tane ilacı hastanın düzenli bir şekilde kullanması gereklidir. Tedavinin devamı ve düzenli olması çok önemlidir.  Çünkü eğer hasta tedavisini erkenden keserse bu sefer ilaca dirençli tüberküloz dediğimiz tedavisi çok zor ve masraflı olan başka bir tüberküloz çıkmasına neden olur. Bu yüzden hastanın ilaçlarını almaya başladıktan sonraki iyi hali başladığında iyileştim zannedip ilaçları kesmemesi gerekir. Dünya <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a> örgütü bunarlı engellemek için son dönemde doğrudan gözetim tedavi adlı tedavi şeklini başlatmıştır. Ülkemizde de son yıllarda bu tedavi şekli uygulanmaktadır. Doğrudan gözetim tedavi yönteminde hastalar bütün ilaç dozlarını bir görevli nezaretinde almaktadır. Hastalıktan korunmada en önemli şey bu tedavinin düzgün yapılmasıdır. Tüberküloz aşısı ülkemizde zorunlu olarak doğumdan sonraki 2. Ayda ve 7 yaşında yapılmaktadır. Tüberküloz aşısının çocuklarda koruyuculuğu daha fazladır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14224" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-1.jpg" alt="Tüberküloz" width="700" height="275" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-1.jpg 636w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-1-300x118.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bir tüberküloz hastası her bir öksürükte ortalama 1-3 basil içeren 3.500 parçacığı havaya saçar. Bu parçacıklar havada asılı kalırlar. Bunların en önemli düşmanı güneş ışığı ve temiz havadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Vücut direncini düşüren hastalıklar tüberküloza zemin hazırlar. Örneğin kontrol edilmemiş şeker hastalığı her zaman bir risk faktörüdür. Aids hastalarında tüberkülozda belirgin bir artış görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-4-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14227" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-4-1.jpg" alt="Tüberküloz (4)" width="700" height="371" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-4-1.jpg 660w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Tüberküloz-4-1-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/tuberkuloz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip İle Soğuk Algınlığı Arasındaki Farklar Nelerdir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/grip-ile-soguk-alginligi-arasindaki-farklar-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/grip-ile-soguk-alginligi-arasindaki-farklar-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2014 12:14:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum Sistemi ve Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=14229</guid>

					<description><![CDATA[Halk arasında soğuk algınlığı ve grip aynı hastalık olarak düşünülmektedir. Ancak her ikisi de virüslerle meydana gelmesine rağmen virüs türleri birbirinden farklıdır. Soğuk algınlığı; nezle, burun akıntısı, geniz akıntısı, balgam gibi vücudu çok etkilemeyen burun ve boğazda şikâyet yapan hastalıklardır. Hâlbuki grip çok daha ağır bir hastalıktır. Çok yüksek ateş, titremeyle seyreder ve sonunda ciddi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Halk arasında soğuk algınlığı ve grip aynı hastalık olarak düşünülmektedir. Ancak her ikisi de virüslerle meydana gelmesine rağmen virüs türleri birbirinden farklıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Soğuk algınlığı; nezle, burun akıntısı, geniz akıntısı, balgam gibi vücudu çok etkilemeyen burun ve boğazda şikâyet yapan hastalıklardır. Hâlbuki grip çok daha ağır bir hastalıktır. Çok yüksek ateş, titremeyle seyreder ve sonunda ciddi riskler doğurabilecek bir hastalık grubudur.</p>
<p style="text-align: justify;">Soğuk algınlığı çeşitli virüslerin sebebiyet verdiği üst solunum yollarında hafif belirtilerle giden bir hastalıktır. Kuluçka süresi 24-72 saat arasında değişebilir. İlk belirtisi kuru kaşıntılı bir boğaz ağrısıdır. Ateş normaldir veya yüksek olabilir. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, öksürük ve boğaz ağrısı en sık rastlanılan belirtilerdir. Koku ve tat duyusunda azalma, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler daha sık rastlanan belirtiler olabilir. Soğuk algınlığının tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-2-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14232" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-2-1.jpg" alt="Grip İle Soğuk Algınlığı Arasındaki Farklar Nelerdir (2)" width="700" height="259" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-2-1.jpg 670w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-2-1-300x111.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Grip; yüksek ateş, boğaz ağrısı, kas ağrısı, halsizlik ve aynı zamanda öksürük ile giden bir hastalıktır. Grip ve soğuk algınlığının bulaşma şekilleri ve belirtileri genellikle benzerdir. Fakat gripte; ateş, kas ağrısı ve baş ağrısı ön plandadır. Grip virüs dediğimiz mikroplardan oluştuğu için tedavisinde antibiyotiğin etkisi yoktur. Antibiyotikler virüsleri öldürmezler. Sadece bakteri türü mikroplara karşıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen gripte ve soğuk algınlığında antibiyotik verilmesinin nedeni koruyucu anlamdadır. Yani başka bir hastalığa dönüşümü önlemek, bakterilerin yeniden bir hastalık oluşturmasına engel olmak amaçlı verilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14230" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-1.jpg" alt="Grip İle Soğuk Algınlığı Arasındaki Farklar Nelerdir" width="700" height="464" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-1.jpg 1120w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-1-300x199.jpg 300w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-1-768x509.jpg 768w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-1-1024x679.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Virüs Vücuda Nasıl Girer?</strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;">Hastaların yaydığı mikroplar aynı ortamda bulunan bir başkası tarafından solunduğu zaman bu mikroplar o kişide de hastalık yapar. Bu virüsler burun ve boğazdan solunum yoluyla girerler.</p>
<p style="text-align: justify;">Hava sıcaklığındaki ani değişimler de soğuk algınlığı ve grip oluşumunu arttırır. Bunun nedeni burun ve boğazda mikroplarla savaşan hücrelerin, salgıların etkilenmesine yol açar. Soğuk hava, soğuk yiyecek ve içecek vücudun savunma mekanizmalarında bozulmalara neden olur. Bu nedenle mikrobun yerleşmesi ve hastalık yapma ihtimali daha da artar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-3-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14233" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-3-1.jpg" alt="Grip İle Soğuk Algınlığı Arasındaki Farklar Nelerdir (3)" width="700" height="404" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-3-1.jpg 1768w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-3-1-300x173.jpg 300w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-3-1-768x443.jpg 768w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-3-1-1024x591.jpg 1024w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-3-1-1568x905.jpg 1568w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Nezle ve Gripten Korunmak Mümkün Mü?</strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;">Nezle ve gripten korunmak için hastalardan uzak durmak, kalabalık ortamlarda biraz daha dikkat etmek gerekir. Ev ortamında hasta varsa maske kullanmak faydalı olacaktır. Diğer bir korunma yolu da vücut direncinin artırılmasıdır. Vücut direncinin artırılması için mutlaka iyi beslenmek, uyku düzeninin iyi olması, dinlenmek, spor yapmak faydalıdır. Bunların yanı sıra vücut direncini arttıran bir takım vitaminler, mineraller, bitkisel ilaçlar kullanılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-4-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14234" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-4-1.jpg" alt="fruits and juice" width="700" height="442" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-4-1.jpg 1735w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-4-1-300x189.jpg 300w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-4-1-768x485.jpg 768w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-4-1-1024x646.jpg 1024w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/Grip-İle-Soğuk-Algınlığı-Arasındaki-Farklar-Nelerdir-4-1-1568x990.jpg 1568w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/grip-ile-soguk-alginligi-arasindaki-farklar-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulaşıcı Hastalıklara Dikkat!</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2014 00:59:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12693</guid>

					<description><![CDATA[Bulaşıcı hastalıklar, neden olduğu virüsü çevresine yayan hastalık çeşitleridir. Hastalığa neden olan birçok faktör olabilmektedir. Bu faktörlerin başında bakteriler, virüsler ve mantarlar gelmektedir. Bütün bulaşıcı hastalıklar en az bir yada daha fazla yolla insana bulaşabilir. Bulaşıcı hastalıklara neden olan virüsün iyi dezenfekte edilmesi gerekmektedir. Bulaşıcı hastalıklar kısa sürede yayılabilirler. Bu yüzden bulaşıcı hastalığa yakalanan kişinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Bulaşıcı hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/bulasici-hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Bulaşıcı hastalıklar</strong></span></a>, neden olduğu virüsü çevresine yayan hastalık çeşitleridir. Hastalığa neden olan birçok faktör olabilmektedir. Bu faktörlerin başında bakteriler, virüsler ve mantarlar gelmektedir. Bütün bulaşıcı hastalıklar en az bir yada daha fazla yolla insana bulaşabilir. Bulaşıcı hastalıklara neden olan virüsün iyi dezenfekte edilmesi gerekmektedir. Bulaşıcı <a title="Hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>hastalıklar</strong></span></a> kısa sürede yayılabilirler. Bu yüzden bulaşıcı hastalığa yakalanan kişinin mutlaka karantinaya alınması gerekmektedir.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />

<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/hepatit-b/"><img loading="lazy" decoding="async" width="249" height="202" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/hepatit-b-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/su-cicegi-2/"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="314" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/su-çiçeği-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/su-çiçeği-1.jpg 300w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/su-çiçeği-1-287x300.jpg 287w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/difteri/"><img loading="lazy" decoding="async" width="293" height="219" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/difteri-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/dizanteri-2/"><img loading="lazy" decoding="async" width="278" height="181" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/dizanteri-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/sitma1/"><img loading="lazy" decoding="async" width="225" height="225" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/sitma1-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/sitma1-1.jpg 225w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/sitma1-1-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/mantar-hastaligi/"><img loading="lazy" decoding="async" width="512" height="336" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/mantar-hastalığı-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/mantar-hastalığı-1.jpg 512w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/mantar-hastalığı-1-300x197.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 512px) 100vw, 512px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/frengi/"><img loading="lazy" decoding="async" width="339" height="472" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/frengi-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/frengi-1.jpg 339w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/frengi-1-215x300.jpg 215w" sizes="auto, (max-width: 339px) 100vw, 339px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/aids-2/"><img loading="lazy" decoding="async" width="308" height="163" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/aıds-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/aıds-1.jpg 308w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/aıds-1-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 308px) 100vw, 308px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/menenjit-2/"><img loading="lazy" decoding="async" width="350" height="300" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/menenjit-1-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/menenjit-1-1.jpg 350w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/menenjit-1-1-300x257.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 350px) 100vw, 350px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/uyku-hastaligi/"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="266" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/uyku-hastalığı-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/uyku-hastalığı-1.jpg 400w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/uyku-hastalığı-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/tetanoz/"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="240" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/tetanoz-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/tetanoz-1.jpg 320w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/tetanoz-1-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 320px) 100vw, 320px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/hcv/"><img loading="lazy" decoding="async" width="912" height="530" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/HCV-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/HCV-1.jpg 912w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/HCV-1-300x174.jpg 300w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/HCV-1-768x446.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 912px) 100vw, 912px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/tifo-2/"><img loading="lazy" decoding="async" width="245" height="206" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/tifo-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/zaturre-2/"><img loading="lazy" decoding="async" width="233" height="217" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/zatürre-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/kuduzhastaligi/"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="256" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/kuduzhastaligi-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/kuduzhastaligi-1.jpg 320w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/kuduzhastaligi-1-300x240.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 320px) 100vw, 320px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/domuz-gribi/"><img loading="lazy" decoding="async" width="259" height="194" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/domuz-gribi-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/kizamik-2/"><img loading="lazy" decoding="async" width="350" height="231" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/kızamık-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/kızamık-1.jpg 350w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/kızamık-1-300x198.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 350px) 100vw, 350px" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/grip-2/"><img loading="lazy" decoding="async" width="280" height="180" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/grip-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" /></a>
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/verem/"><img loading="lazy" decoding="async" width="343" height="257" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/verem-1.jpg" class="attachment-full size-full" alt="" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/verem-1.jpg 343w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/verem-1-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 343px) 100vw, 343px" /></a>
<br />
Hastalıklar insandan insana geçebileceği gibi hayvandan insanlara, topraktan insana da geçebilmektedir.<br />
<a title="Penisilin" href="https://www.xn--kadn-nza.net/penisilin/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Penisilin</strong></span></a> ve benzeri <a title="Antibiyotikler" href="https://www.xn--kadn-nza.net/antibiyotikler/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>antibiyotikler</strong></span></a> bakterilerin ölmesinde edilmesinde oldukça faydalıdır. Hastanın bu sürecte kişilerle teması kesilmelidir. Virüslerden tamamen kurtulana kadar oldukça dikkati davranılmalıdır. Bulaşıcı hastalıklarda bazı belirtiler vardır ki, hemen hemen bütün hastalarda mevcuttur. Bunlardan bazıları; ateş, iştahsızlık, baş ağrısı, vucut direncinin düşmesidir. Bazı hastalıklarda döküntülerde yaşanabilir</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/bulasici-hastaliklara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIZAMIK</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/kizamik/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/kizamik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2013 14:25:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=10823</guid>

					<description><![CDATA[Kızamık hastalığı, genelde ilkbahar mevsiminde ve kış mevsiminde görülen, bazı virüslerin sebep olduğu deride döküntülere sebep olan, kişinin ateşinin yükseldiği bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaşıcı bir hastalık olan kızamık hastalığı, kişinin okul ve iş hayatına ara vermesine neden olur. Kızamık hastalığı boyunca kişinin kendini çok yorgun, halsiz hissetmesi ve sürekli yatma ihtiyacı duyması normaldir. Kızamık hastalığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kızamık hastalığı, genelde ilkbahar mevsiminde ve kış mevsiminde görülen, bazı virüslerin sebep olduğu deride döküntülere sebep olan, kişinin ateşinin yükseldiği bulaşıcı bir hastalıktır.<br />
Bulaşıcı bir hastalık olan kızamık hastalığı, kişinin okul ve iş hayatına ara vermesine neden olur. Kızamık hastalığı boyunca kişinin kendini çok yorgun, halsiz hissetmesi ve sürekli yatma ihtiyacı duyması normaldir.<br />
Kızamık hastalığı sırasında ishal olma sorunu, akciğerlerde, orta kulakta, gırtlakta iltihaplanmalar ciddi <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a> sorunları görülebilir. Bu tür ciddi rahatsızlıklar, kızamık hastası olan her 10 hastadan birinde görülebilir.<br />
Kızamık hastalığı gebelik dönemindeki kadınlarda ve bebeklerde tehlikelidir. Zira ölümle bile sonuçlanabilir. Kızamık aşısının uygulanmadığı yerlerde kızamık salını görülebilir.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">KIZAMIK NASIL BULAŞIR?</span></strong><br />
Kızamık hastalığına sebep olan mikrop, kişinin ağız içine ve burun boşluğuna yerleşir. Kişinin konuşma, hapşırma, öksürme sırasında çevresine bu kızamık mikrobunu saçması ve çevredeki kişilerin soluk alıp verme esnasında hastalığın mikrobunu havadan kapması şekliyle kızamık hastalığı bulaşır. Zira kızamık hastası olan kişi kimsenin olmadığı bir ortamda bile öksürse, çevreye saçılan kızamık mikrobu havada 2 saat boyunca canlı kalır. Bu iki saat içinde odaya giren kişi havada canlı bekleyen kızamık mikrobunu kapabilir. Kızamık hastalığı, genelde çocukluk döneminde görülen bir hastalık olmasına rağmen, çocukluk döneminde kızamık geçirilmediyse yetişkin yaşlarda kızamığa yakalanılabilir. Kızamık hastalığı geçiren kişi bir daha aynı hastalığa yakalanmaz.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/03/kizamik.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10824" title="kızamık" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/03/kizamik.jpg" alt="kızamık" width="417" height="408" /></a><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">KIZAMIK NASIL ORTAYA ÇIKAR ve BELİRTİLERİ NELERDİR?</span></strong><br />
Kızamık virüsüne maruz kalınması ile hastalık ortaya çıkmaya başlar. Kızamık virüsü vücuda karıştıktan sonra 10 gün sonunda kızamık belirtileri görülmeye başlar. Kızamık virüsü vücuda girdikten sonra tipik belirtileri arasında ateşi yükselir, titremeler balar, ağzının içinde lekeler oluşur, kuru öksürükler başlar, gözler kızarır, ışık rahatsız etmeye başlar, kırmızı deri döküntüleri yüz ve boyun bölgesinde görülür. Kabarık içi su dolu kırmızı deri döküntüleri zamanla kollara ve bacaklara yayılır. Kızamık geçiren kişide aşırı yorgunluk, halsizlik şikâyetleri görülür ve bademcikleri şişer. Kızamık zamanında çıkan kırmızı içi su dolu lekeleri kesinlikle tırnaklamamak gerekir. Çünkü kızamık kızarıklıklarını tırnaklarsanız ilerde kalıcı lekeler kalır.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">KIZAMIK TEDAVİSİ</span></strong><br />
Kızamık hastalığı tedavisinde ilk amaç kızamık hastalığının belirtilerini ortadan kaldırmaktır. Kızamık hastalığını tedavi ederek hemen iyileştirmek için yapılmış olan bir ilaç yoktur. Kızamık hastalığı sırasında meydana gelen ateş yükselmesi ve baş ağrıları için ağrı kesici ilaçlar ve ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Bunun yanında öksürüğü kesmek için öksürük şurubu içilebilir. Kızamık hastası olan kişinin yattığı odanın sık sık havalandırılması, oda ısısının 20 derece civarı olması gerekir. Bol bol sıvı gıdalar alınması, C vitamini tüketilmesi, et ve süt besinleri tüketilmesi gerekir.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">KIZAMIKTAN KORUNMA VE KIZAMIK AŞISI</span></strong><br />
Kızamık aşısı, enjeksiyonlar deri altına yapılır ve iki doz halinde uygulanır. Kızamık aşısı en erken 12 aylıkken en geç 15 aylıkken yapılabilir. İkinci kızamık aşısı ise 4 ila 6 yaş arasında olur. Bu yapılan iki kızamık aşısından sonra kızamığa karşı yüksek oranda korunmuş olunur. Kızamık aşısı yetişkinlerde de yapılabilir. Ancak gebe iken kesinlikle kızamık aşısı yapılmaz.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Başka Bir Kaynaktan</strong></span><br />
Kızamık daha çok çocuklarda görülen döküntülü ve çok bulaşıcı enfeksiyon hastalığı, Miksovirüs grubundan bir virüsün yolaçtığı kızamıkta, virüsün bulaşmasından 10 gün sonra, nezle, göz kızarıklığı, kuru bir öksürük ve ateş yükselmesiyle ilk belirtiler ortaya çıkar. Bu dönemin 4. gününde hastalığa özgü döküntü önce alın ve boyuna yayılır; 4-6 gün sonra döküntüler ortadan kalkar ve 10 gün kadar süren nekahet dönemi başlar : Çocuk iştahsız ve yorgundur. Modern tedavi yöntemleri sayesinde, kızamığın çoğu bakterilerden kaynaklanan ciddi ihtilatları günümüzde büyük ölçüde azalmıştır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Başka bir kaynaktan kızamık bilgisi</strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Kızamık</strong></span><br />
Çoğunlukla ilkbahar mevsiminde ve kış mevsiminde görülen kızamık hastalığı, bir takım virüslerin neden olduğu deri döküntülerin olduğu, ateş yükselmesinin görüldüğü bulaşıcı bir hastalıktır. Kızamık hastalığı, bulaşıcı bir hastalık türü olduğu için, kişinin kızamık hastalığı sırasında okul ve iş hayatına ara vermesi gerekir.<br />
Kızamık hastalığı sırasında hasta kendisini, sürekli yorgun, halsiz hisseder. Kızamık hastalığında kişide sürekli ishal hali, gırtlak, orta kulak, akciğer gibi bazı organlarda iltihaplanmalar görülebilir ve bu da oldukça ciddi bir sağlık sorunudur. Buna benzer şikâyetler kızamık hastalığı geçiren her 10 kişiden 1 kişide görülen belirtilerdir.<br />
Kızamık hastalığı, gerekli tedavi yöntemleri uygulandığı takdirde çok tehlikeli sonuçlar göstermese de kişi hamile ise veya kızamık olan kişi bebeklik dönemindeyse, hastalık son derece tehlikeli bir hal alır. Hatta gebelerde ve bebeklerde görülen kızamık hastalığı ölümlere bile sebep olabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>KIZAMIK NASIL BULAŞIR?</strong></span><br />
Kızamık hastalığı son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Kızamık hastası olan kişinin ağzında ve burun boşluğunda, kızamık hastalığına sebep olan virüs yerleşmiş haldedir. Doğal olarak da kızamık olan kişi konuştuğunda, öksürdüğünde, hapşırdığında kızamığın mikrobu etrafa saçılmaya başlar. İşte bu çevreye sıçrayan kızamık mikrobu tam 2 saat boyunca havada asılı kalabilir. Bu 2 saat içinde, kızamık hastası olan kişinin yanına gelen kişiler, soluk alıp verme esnasında havada asılı kalan ve canlı olan kızamık virüsünü kaparlar. Böylece kızamık hastalığı bulaşmış olur. Kızamık hastalığı genelde çocukluk döneminde görülen bir bulaşıcı hastalıktır. Ancak kişi çocukluk zamanında kızamık hastalığı geçirmediyse, yetişkin çağa geldiğinde kızamık hastalığına yakalanabilir. Kızamık hastalığı hayatınız boyunca sadece 1 kez geçirebilecek bir hastalık olup, tekrar etme riski olmayan bir bulaşıcı hastalıktır.<br />
&nbsp;<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>KIZAMIK NASIL MEYDANA GELİR ve BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></span><br />
Kızamık hastalığına sebep olan virüsün vücuda girmesi ile hastalık dönemi başlar. Kızamığın belirtileri ise virüsün bedene girdiği 10. gününde başlar. Kızamık belirtileri ise ateş yükselmesi, halsizlik, yorgunluk, titreme nöbetleri, ağız içinde görülen lekeler, öksürükler, gözlerde kızarma, ışıktan rahatsız olma, kırmızı içi su dolu kabarcıklar görülmeye başlar. Kızamığın iyice ilerlemesi ile görülen kırmızı kabarcıklar önce yüz bölgesinde, sonra boyun bölgesinde sonrada bütün vücut bölgesinde yayılmaya başladığı örülür. Bu kızamık kabarcıklarını kesinlikle eller, tırnakla kaşımaya, koparmaya kalkınmamalıdır. Zira sonra kızamık lekesi olarak kalıcı lekeler halinde ciltte kalabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>KIZAMIK TEDAVİSİ NASIL OLUR?</strong></span><br />
Kızamık hastalığı tedavisi için ilk yapılacak olan kızamık hastalığının belirtilerini hafifleterek ortadan kaldırmaktır. Kızamık hastalığı tedavi edilerek hemen iyileşilmesi sağlanan bir tedavi şekli değildir. Kızamık hastalığının en önemli belirtilerinden olan yüksek ateşin düşürülmesi, öksürüklerin kesilmesi, yorgunluğun ortadan kaldırılması gibi şikayetlerin ortadan kaldırılması ve hafifletilmesi için ilaç tedavisi uygulanabilir. Öksürüğün kesilmesi amaçlı öksürük şuruplarının içilmesi de kızamık hastalığının tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Bunların yanında kızamık hastalığının tedavisinde bol bol C vitamini içeren besinlerin tüketilmesi, et ve süt ürünlerinin tüketilmesi, bol bol sıvı gıdalar tüketilmesi gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>KIZAMIKTAN KORUNMA VE KIZAMIK AŞISI</strong></span><br />
Kızamık aşısı en erken 12 aylık, en geç 15 aylıkken yapılabilir ve ikinci kızamık aşısı ise 4 ila 6 yaş arasında yapılır. Kızamık aşısı iğne ile deri altına yapılır. Kızamık aşıları sayesinde kızamık hastalığına tutulmaktan korunmuş olursunuz. Ancak gebe iseniz asla kızamık aşısı olmamanız gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/kizamik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabakulak</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/kabakulak/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/kabakulak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Oct 2013 14:39:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=10819</guid>

					<description><![CDATA[Kabakulak hastalığı, bazı virüslerin tükürük bezlerinde enfeksiyona sebep olup, zamanla bu bölgede büyümeye sebep olması ile meydana gelen bulaşıcı bir hastalık türüdür. Kişinin kulağının alt kısmında şişlik meydana geldiği için bu hastalığa kabakulak hastalığı denmektedir. Kabakulak hastalığı, genelde çocukluk çağında görülür. Ancak çocukluk çağında kabakulak geçirmeyen kişi, yetişkin çağlara geldiğinde de kabakulak hastalığına yakalanabilir. Kabakulak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kabakulak hastalığı, bazı virüslerin tükürük bezlerinde enfeksiyona sebep olup, zamanla bu bölgede büyümeye sebep olması ile meydana gelen bulaşıcı bir hastalık türüdür. Kişinin kulağının alt kısmında şişlik meydana geldiği için bu hastalığa kabakulak hastalığı denmektedir. Kabakulak hastalığı, genelde çocukluk çağında görülür. Ancak çocukluk çağında kabakulak geçirmeyen kişi, yetişkin çağlara geldiğinde de kabakulak hastalığına yakalanabilir.<br />
Kabakulak hastalığı genelde kış ve bahar mevsimlerde daha sık görülür. Kabakulak hastası olan kişinin hapşırması, öksürmesi veya yanındaki kişilere sarılması, öpmesi sırasında hastalığın virüsleri damlacıklar halinde havaya karışır ve ortamdaki kişilerin nefes alıp vermesi ile hastalığı kaparlar. Kabakulak hastalığının bulaşma şekli bu şekilde olur.<br />
Kabakulak hastalığının belirtileri, hastalığın virüsü bedene girdikten 3 hafta sonunda meydana gelir. Kişi bir kez kabakulak geçirdikten sonra bir daha bu hastalığa yakalanmaz.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">KABAKULAĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?</span></strong><br />
Kabakulak hastalığına yakalanan kişinin çenesinin arka alt kısmında şişlik meydana gelir. Bu şişlik ilk önce tek taraflı olur ve bir süre sonra iki tarafta olur.<br />
Kişinin kabakulak olması halinde tükürük bezlerinde ağrılar meydana gelir ve akabinde boğazında ağrılar başlar.<br />
Kişi yemek yerken, sıvı tüketirken ağzını her açıp kapattığında ağrı hisseder.<br />
Kişide hafif ateş ve baş ağrısı başlar.<br />
Kabakulak hastalığına bağlı, yumurtalıklarında iltihaplanma olursa kişinin karnında ağrılar başlar.<br />
Kabakulak olan kişi, sürekli yorgun ve halsiz bir durumda olur ve mide bulantısı çeker.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/03/Kabakulak-Belirtileri.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10820" title="Kabakulak-Belirtileri" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/03/Kabakulak-Belirtileri.jpg" alt="KABAKULAK " width="450" height="422" /></a><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">KABAKULAK HANGİ RAHATSIZLIKLARA YOL AÇAR?</span></strong><br />
Kabakulak hastalığına sebep olan mikrop, kana girdiği andan itibaren yayılmaya başlar ve diğer organlara da ulaşır. Ulaştığı organlarda iltihaplanmaya sebep olur. Hatta beyin zarına ulaştığında menenjite sebep olabilir. Bu durumda kişide çok şiddetli baş ağrısı başlar ve ağır mide bulantısı akabinde kusmalar başlar. Böyle bir durumda hemen doktora başvurulması gerekir.<br />
Kabakulak hastalığı yalnız beyin değil, diğer organlarda da iltihaba sebep olur. İltihaplanma böbrekte, pankreasta, sinirlerde meydana gelebilir. Hatta iltihaplanma kadın ve erkekte yumurtalıklarda meydana geldiğinde kısırlık gelişebilir. Kabakulak hastalığının şiddetlenmesi halinde sağırlık meydana gelebilir. Gebelik zamanında kabakulak hastalığı düşük yapmaya sebep olabilir. Kabakulak hastalığı sebebiyle gözyaşındaki bezlerde şişme olursa, görmede bozukluklar meydana gelebilir. Kabakulak hastalığı kişinin iş ve okul hayatını sekteye uğratabilir. Zira yatıp dinlenmek gerekir.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">KABAKULAK TEDAVİSİ</span></strong><br />
Kabakulak tedavisinde uygulanan özel bir metot yoktur. Kabakulak tedavisi boyunca hasta yatarak dinlenmeye alınır. Kabakulak hastalığında kullanılan ilaçlar genelde ağrıları dindirmekte, ateşi düşürmekte yardımcı olur. Kabakulak hastalığında hastaya yumuşak gıdalar yemesi önerilir. Asit içeren gıdalardan uzak durması gerekir. Bol bol su içilmesi gerekir. C vitamini içeren besinler ve içecekler tüketmesi tavsiye edilir. Kabakulak hastalığı bulaşıcı bir hastalık olduğu için, hasta ayrı bir odada yatırılır ve yediği içtiği tabak, bardak gibi eşyalar ayrı kullanılır. Hasta 10 gün kadar yatar.<br />
Kabakulak, miksovirüs grubundan &#8220;kabakulak virüsü&#8221; adı verilen virüsün yol açtığı bulaşıcı enfeksiyon hastalığı. Sürekli ateş, başağrısı, kusma ve daha sonra da kıılakaltı bezlerinin şişmesiyle belirti veren kabakulak, kızamık ve suçiçeği kadar bulaşıcı olmadığından çocukların ancak bir bölümünü etkileyen, buna karşılık büyüklerde de görülebilen bir hastalıktır. Virüsün alınmasını izleyen 3 günden sonraki gelişmesi hafif olan hastalık, genellikle 4-8 gün sonra genellikle iz bırakmadan iyileşir. Bazen, öbür bezleri, özellikle erbezlerini etkileyerek erkeklerde kısırlığa neden olabilir; ayrıca, ender de olsa sinir sistemini etkileyerek menenjite, körlüğe, sağırlığa yol açabilir.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Başka bir kaynaktan kabakulak hastalığı hakkında bilgi:</strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong> </strong></span><br />
Bulaşıcı bir hastalık olan kabakulak hastalığı, genelde çocukluk çağında görülen, bir takım virüslerin tükürük bezlerinde enfeksiyon oluşturması ile meydana gelen hastalıktır.<br />
Bu hastalık, bireyin kulağının hemen altında şişlik olarak görüldüğü için, kabakulak hastalığı diye tabir edilir.<br />
Kabakulak hastalığı her ne kadar çocukluk çağında görülse de, şayet çocukluk zamanında kabakulak geçirmediyseniz, yetişkin çağlara geldiğinizde de kabakulak hastalığına yakalanabilirsiniz.<br />
Kabakulak hastalığına yakalanan kişilerin, hangi aylarda bu hastalığa yakalandığına bakıldığında kış mevsiminde ve bahar mevsimindeki aylarda daha çok kabakulağa yakalandığı görülür. Bulaşıcı bir hastalık olan kabakulak hastalığının bulaşma şekli ise; kabakulak hastalığına yakalanmış olan kişi hapşırırken, öksürürken etrafa kabakulak hastalığının virüsü dağılmaya başlar. Çevredeki kişiler havaya saçılan bu kabakulak virüsünü nefes alıp verirken soluma yoluyla kaparlar ve bu şekilde kabakulak hastalığı bulaşmış olur.<br />
Kabakulak hastalığına sebep olan virüs, bedene girdikten 3 hafta sonra hastalığı ortaya çıkarır. Hayatında bir kez kabakulak hastalığına yakalanan kişi, hastalığı atlattıktan sonra bir daha kabakulak hastalığına yakalanmaz.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>KABAKULAĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></span><br />
Kabakulak hastalığının belirtisi nedir sorusunun en net cevabı, çenenizin hemen altında arkaya doğru bir şişlik oluşur. Çene altında meydana gelen bu şişlik bazen tek taraflı bazen de iki tarafta birden olabilir. Yemek yerken, sıvı bir şeyler içerken, konuşurken yani ağzınızı her açıp kapattığınızda bu şiş bölgede ağrı hissedersiniz. Kabakulağın diğer bir belirtisi olan yüksek ateş ve baş ağrısı sizi rahatsız etmeye başlar. Şayet kabakulak hastalığı yumurtalıklarınızda iltihaplanmaya sebep olmuş ise karın ağrısı çekmeye başlarsınız. Kabakulak hastalığının en tipik belirtilerinden biride hastalık boyunca hep yorgun, hep halsiz bir şekilde yatma isteği duymanız ve zaman zaman mide bulantısı çekmenizdir.<br />
&nbsp;<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>KABAKULAK HANGİ RAHATSIZLIKLARA YOL AÇAR?</strong></span><br />
Kabakulak hastalığına neden olan virüs vücudunuza girdikten sonra, diğer organlarınıza ulaşacak şekilde yayılmaya başlar. Kabakulak iltihabı ulaştığı organlarınızda bir süre sonra iltihaplanmaya nende olur. Şayet ulaştığı organ beyin zarı olursa, kişide menenjit hastalığı bile görülebilir. Böyle bir durum gerçekleşirse kişi çok ağır bir baş ağrısı ve mide bulantısı yaşayarak kusmaya başlar. Bu oldukça tehlikeli bir duruma sebep olabileceğinden hemen doktora başvurulmalıdır. Bunun yanında kabakulak hastalığının virüsü kişinin yumurtalıklarına ulaşıp, ağır iltihaplara ulaşırsa kısırlığa bile sebep olabilir. Ayrıca bazı kabakulak hastalıklarının şiddetlenmesi önlemediğinde sağırlık ve görme kaybı gibi sorunlar bile ortaya çıkabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>KABAKULAK TEDAVİSİ</strong></span><br />
Kabakulak tedavisi için özel bir tedavi yöntemi yoktur. Kabakulak olan kişiye hastalık boyunca yatarak dinlenmesi ve ortaya çıkan ateş yükselmesi, baş ağrısı gibi rahatsızlıkların dindirilmesi için doktorun önerdiği metotların uygulanması gerekir. Zira hastalık belirtileri başladığında doktora gittiğinizde, doktorunuz hastalığın sebep olduğu rahatsızlıkları yok edebilmek için ilaç tedavisi önerebilir. Gün içinde bol bol C vitamini içeren besinler tüketmesi, yediği içtiği besinlerin yumuşak besiler olması, bol bol su tüketmesi, asitli gıdalardan uzak durması sağlanır. Kabakulak hastalığı bulaşıcı bir hastalık olduğu için, hastalığı boyunca okul, iş hayatından uzak kalması ve yatması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/kabakulak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıtma (Malarya)</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/sitma/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/sitma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2013 06:18:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12356</guid>

					<description><![CDATA[Malarya; günaşırı ya da her üç günde bir yükselen aralıklı ateşe, kırıklığa ve terlemeye neden olan tropikal bir pa­razit hastalığı. Aradan yıllar geçtikten sonra bile tekrar­layabilir. Beyin sıtması denilen bir çeşidi Ensefalit  Koma, Şok  ile birlikte hızla gelişir. Sıtma, anofel türü siv­risineklerin taşıdığı plasmodium adlı bir-hücrelilerin meydana getirdiği bir hastalık­tır. Sözkonusu birhücreli, hastanın kanında bulunur [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Malarya; günaşırı ya da her üç günde bir yükselen aralıklı ateşe, kırıklığa ve terlemeye neden olan tropikal bir pa­razit hastalığı. Aradan yıllar geçtikten sonra bile tekrar­layabilir. Beyin sıtması denilen bir çeşidi Ensefalit  Koma, Şok  ile birlikte hızla gelişir. Sıtma, anofel türü siv­risineklerin taşıdığı plasmodium adlı bir-hücrelilerin meydana getirdiği bir hastalık­tır. Sözkonusu birhücreli, hastanın kanında bulunur ve hasta .kimseyi sokan sivrisinek, sağlam birini de soktuğu zaman hastalığı ona bulaştırır. Ateş yükselmesinin aralıklı olması, parazitin kan ve karaciğerde geçen yaşam periyodu ile ilgilidir. Teşhis, kan muayenesiyle konur. Kinin  ve türev­leri, özellikle Kîorokuin  primakuin, korunma ve tedavi amacıyla yarariıdır. Atebrin  ve primethamin gibi başka ilaçlar da kullanılabilir. Bataklıkları ve dur­gun su birikintilerini kurutarak sivrisi­neklerin çoğalmalarını önlemek, bu hasta­lıkla savaş için en başarılı yöntemdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer bir kaynaktan bilgi</strong></span><br />
Anofel cinsi sivrisineğin dişisinde olan parazitin, insanı ısırması ile ortaya çıkan, nöbet şeklinde ateşlenme ile titremeye neden olan, yaygın bir rahatsızlıktır. Sıtmanın bir başka imside malaryadır. Teşhisi ve de tedavisi mümkün olan ve kolayca yapılan bir rahatsızlıktır. Tedavisi yapılmaz ise önemli sorunlara sebep olur ve de ölümle bile sonlanabilir.<br />
Uzun yıllardır bilinmekte olan bir rahatsızlıktır. Dünya genelinde 200 milyonun üzerinde insanın bu rahatsızlığa yakalandığı tahmin ediliyor. Genelliklede Asya ile Afrika’ da rastlanan rahatsızlık, havayoluyla tüm dünya ya yayılmıştır. İnsanlığın karşılaşmış olduğu en sık görülen rahatsızlıklardandır.<br />
Yurdumuzda sıklıkla Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu’da görülüyor. Adana’da, Mersin’de, Gaziantep’te sıklıkla görülmektedir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/SITMANIN-NEDENİ-NEDİR-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13787" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/SITMANIN-NEDENİ-NEDİR-1.jpeg" alt="SITMANIN NEDENİ NEDİR?" width="400" height="267" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/SITMANIN-NEDENİ-NEDİR-1.jpeg 400w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/SITMANIN-NEDENİ-NEDİR-1-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SITMANIN NEDENİ NEDİR?</strong></span><br />
Sıtmanın sebebi, plazmodium isimli tek hücreli parazittir. Bu parazitin tek rezervuarı insanlardır. Bunların hepsi sıtmanın sebebidir ve de anofel tipi sivrisineklerin ısırması sonucunda bulaşmaktadır. Sıcak ve de nemli yerlerde yaşar bu sivrisinekler. Bunların sebep olduğu sıtmanın şiddetleri farklıdır.<br />
P. Malarianın yaptığı sıtma çeşidinde ateş 3 gün içerisinde yükselmektedir. Bu parazitin vücuda girmesinin ardından uzun zaman sonrada sıtmanın sebebi olur. Sıkça rastlanan bir sıtma çeşidi değildir.<br />
P. Falciparumun sebep olduğu sıtmaya, özelliklede Asya’ da sıkça rastlanır. Ateş her gün yükselir ve de uzun zamanlı olur. Şiddeti en fazla olan sıtma tipidir.<br />
P. Ovale ile P. Vivax’ da ateşin yükselmesi 48 saatte birdir. Özellikle de sıcakken, atelenme çok olur ve de hararete sebep olur. Titremeye sebep olur. Akdeniz ülkelerinde karşılaşılmakta olan sıtma çeşididir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SITMANIN BELİRTİLERİ</strong></span><br />
Sıtma belirtileri nöbet şeklinde meydana gelir. Enfeksiyon sebebi olan plazmodiumun çeşidine göre, belirtilerinin şiddeti, nöbetleriyle rastlanma süreleri değişmektedir.<br />
Nöbetin başlamasından 3 gün öncesinde rahatsız kişide kimi belirtiler meydana gelir. Kişinin yorgun ve de mutsuz olmasına sebep olur. İştahında azalma olur. Ayrıca başında, bacaklarında, sırtında ağrı olur. Titreme sıtma nöbetinde görülen ilk vaziyettir. Süresi 2 saati bulabilir. Tüm bedende sarsılma olur. Titreme esnasında ateşte yükselme olur. Ateşlenmenin şiddeti, sıtma sebebi olan mikroba göre değişmektedir. Deride kuruma ve de ısı fazlalaşır.<br />
Sıtmanın öncesinde görülen başta ağrı, nöbet süresince devam eder. Nabızda yükselme olur ve de rahatsız kişide asabiyet olu.r sırtında ve bacaklarında ağrılar sürer. Sıtma ilerler ise karaciğerle, dalak büyüme yapar. Dalağın yırtılması sonucunda, iç kanama ortaya çıkar. Anemi olabilir. Birde rahatsız kişi nefes almada zorluk çeker.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SITMA TANISI NASIL KONUR?</strong></span><br />
Hekime gidildiğinde, şikayetler ışığında hekim sizi yönlendirecektir. Sıtma mikrobunun çok görüldüğü bölgelerden gelip, gelmediği öğrenilir. Öbür rahatsızlıklar ile karışmaması ve de sıtma tanısının kati konulması için, rahatsız kişiden alınan kan örneğiyle, kanda mikrobun olup, olmadığı incelenir. Plasmodiuma rastlanılırsa rahatsızlığın teşhisi konulur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SITMANIN TEDAVİSİ</strong></span><br />
Eskilerde, Büyük İskender’inde aralarında olduğu birçok insanın ölmesine sebep olan sıtma, zamanımızda tedavisinin basit olduğu bir haldedir. Sıtmanın hapı bulunmakta olduğu bölgeye göre değişir. Sıtma sebebi olan kimi plazmodium çeşitleri, kimi haplara karşı dirençli hale gelmişlerdir. Ama genel olarak sıtmanın tedavisi için kullanılmakta olan hap “klorokin” dir. Sıtma savaş dispanserleri, <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a> ocağı bu rahatsızlığı ücretsiz olarak tedavi ediyor.sıtma hapı yalnızca sıtma savaş dispanserlerinde bulunmaktadır ve de parasızdır. Bu haplar koruyucu ve ya tedavi edicidir. Sıtmanın çok görüldüğü bir yere gitmeniz gerekiyor ise, bu koruyucu haplardan almalısınız. tedavi eden haplarsa mikrobun artmasına mani olur.<br />
Son yıllarda bilim adamları hapın ikisinin de beraber olduğu yeni bir sıtma hapını geliştirmişlerdir. Bundan başka rahatsız kişi dinlenmelidir ve de bedeninin direncinin artmasını sağlayacak gıdaları yemelidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SITMADAN KORUNMANIN YOLLARI</strong></span><br />
Korunmak için sıtmadan, rahatsızlığa sebep olan faktörlerin, kısacası sivrisineklerin yok edilmesi ve ya üremelerine mani olacak önlemlerin alınması gereklidir. Bu yok önceden de uygulanmıştır.<br />
Ama zamanımızda sıtmadan korunabilmek için sıtma rahatsızlığı olanların bulunarak tedavilerinin yapılması mühimdir. Erken teşhis ve de tedavi ile parazitin kaynakları ortadan kaldırılır.<br />
Birde sineğin ısırmasından korunabilmek amacıyla (geceleri özellikle) sineği kovan spreyler, ısırmasına mani olacak elbiseler kullanılmalıdır. Amacınız sivrisineğin vücutla temasına mani olmaktır.<br />
Sıtma bulunan bölgelere gidecek insanlar, gitmeden 1-2 hafta evvel, seyehatin ardından1-2 hafta süresince sıtma hapı almaları gereklidir. Bu şekilde sıtmadan korunurlar.<br />
Sıtmanın çok görüldüğü bölgeler nüfusta hızlı artış olan bölgelerdir. Birde kasabalar ile şehirlerin azar, azar birleşmesiyle sıtmanın mikrobunun kontrol altında tutulması oldukça zorlaşır. Bundan dolayı sıtma rahatsızlığına karşı daha duyarlı olunmalı, sıtma için gereken haplar ile malzemeler yeterli olmalıdır. Bundan dolayı devlette sıtma için yetecek olan bütçeyi ayırmalıdır.<br />
&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/sitma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
