<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anne Sağlığı &#8211; Kadın.Net</title>
	<atom:link href="https://www.xn--kadn-nza.net/anne-bebek/anne-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.xn--kadn-nza.net</link>
	<description>Anne Bebek Çocuk Kadın Sağlığı Kadınlara Dair Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jan 2026 20:57:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>35 Yaş Sonrası Gebelik</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/35-yas-ustu-gebelik/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/35-yas-ustu-gebelik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ruken Rollas]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 04:17:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Lohusalık Dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=178</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde okul hayatı, iş hayatı, kariyer planları sebebi ile anne olma yaşı ileri yaşlara aktarılabiliyor. 35 yaş ve üzeri gebelikler, ileri yaş gebeliği olarak ifade edilebiliyor. 40 yaş ve üzerinde gebe kalma ihtimali yarı yarıya azalamaya başlar. Bu sebeple bu yaşlar ve üzerinde iseniz gebelik planı yapıyorsanız genel sağlık durumunuzu göz altında tutmanız gerekir. İleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde okul hayatı, iş hayatı, kariyer planları sebebi ile anne olma yaşı ileri yaşlara aktarılabiliyor. 35 yaş ve üzeri gebelikler, ileri yaş gebeliği olarak ifade edilebiliyor. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/35-yas-ustu-gebelik/">40 yaş ve üzerinde gebe kalma ihtimali</a> yarı yarıya azalamaya başlar. Bu sebeple bu yaşlar ve üzerinde iseniz gebelik planı yapıyorsanız genel <a title="Sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>sağlık</strong></span></a> durumunuzu göz altında tutmanız gerekir. İleri yaş durumlarında gebelik durumlarında anne adayları sağlıklı bebek dünyaya getirmesine rağmen yinede genç anne adaylarına göre daha dikkatli ve tedbirli olması gerekir. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/35-yas-ustu-gebelik/">İleri yaş gebelik durumları</a>nda en çok tedirgin olunan durum, kromozom anomalili bebek doğurma riskidir. Bunlar arasında en çok görülen zeka geriliği, kalp ve organ anomalileri içeren down sendromudur. Fakat <a title="gebelik" href="https://www.xn--kadn-nza.net/anne-bebek/hamilelik/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>gebelik</strong></span></a> esnasında yapılmış olan testler, özellikle amniyosentez ve korion villus biyopsisi ile bu bebekler tespit edilebilir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/35-Yaş-Sonrası-Gebelik.jpg"><img decoding="async" class="alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/35-Yaş-Sonrası-Gebelik.jpg" alt="35 Yaş Sonrası Gebelik" /></a><br />
Bazı <a title="Hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>hastalıklar</strong></span></a> gebelik ile birlikte meydana gelebilir. Örneğin diyabet, yüksek tansiyon en sık rastlanılan gebelik hastalıkları olarak meydana gelir. İleri yaşlarda gebelik durumlarında ortaya çıkan diyabet, diyabetik anne adaylarının gebelik zehirlenmesi riskini diyabetik olmayan annelere göre daha çok risk altındadır. Diyabet annelerinde <a title="erken doğum" href="https://www.xn--kadn-nza.net/erken-dogumun-nedenleri-nelerdir/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>erken doğum</strong></span></a>, düşük, plasenta sorunları daha çok görülür. Gebelik öncesi diyabet hastası olmayan anneler, gebelik esnasında gestasyonel diyabet adı verilen gebelik kaynaklı <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/seker-hastaligi/">şeker hastalığı</a> riski açısından daha dikkatli olmalıdır. Yüksek tansiyon hastalığı ise gebelik döneminde yaşanan en sıkıntılı sorundur. Ani bebek ölümü, plesantanın erken ayrılması gibi bebeğin ve annenin hayatını tehlikeye sokacak bir risktir. Gebelik zehirlenmesi ve kalıcı hasar bırakan <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/sinir-sistemi/"><strong>sinir sistemi</strong></a> bozuklukları da ileri yaş gebeliklerinde görülen hastalıklardan bazılarıdır.</p>
<p>35 yaş ve üzeri gebe kalan anne adaylarına ileri yaş gebeliği adı verilir. Gebe kalmak isteyen anne adaylarının 40 yaş üstünde ise yaptırması gereken tetkikleri aksatmaması gereklidir. 40 yaşından sonra gebe kalma olasılığı %50 oranında düşüyor. Bu yaşlarda gebe kalmak isteyen anne adayları sağlık durumunu gözden geçirerek genel bir doktor kontrolünden geçmelidir gebe kalmadan önce. 40 yaş üstü gebeliklerde kromozom anomalli bebek dünyaya getirme korkusu yaşanır. 40 yaş üstü <a href="https://www.kadın.net/anne-bebek/hamilelik/" target="_blank" rel="noopener"><strong>hamilelik</strong></a>lerde anne adaylarında bazı hastalıklar ortaya çıkabilir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/35-Yaş-Üstü-Gebelik.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/35-Yaş-Üstü-Gebelik-300x285.jpg" alt="35 Yaş Üstü Gebelik" width="400" height="385" /></a><br />
Bu hastalıklardan en sık şeker ve hipertansiyon hastalığı görülür. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/seker-hastaligi/">Diyabet</a> yaşı ilerleyen insanlarda biraz daha fazla risk olmaya başlar ve özellikle Tip 2 diyabet gebeliklerde yaşandığı zaman istenmeyen bazı durumlar meydana çıkarır. Gebelik zehirlenmesi diyabetik anne adaylarında ortaya çıkmaktadır. Anne gebeliğinde diyabet ile karşılaştığı zaman yeni doğan bebekde de huzursuzluk yaşanabilir. Gebelikle birlikte gelen bir diğer hastalık da <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/yuksek-tansiyon/">yüksek tansiyon</a>dur. Tansiyon hastası olmayan bir kişi gebelik sürecinde yüksek tansiyonla karşılaşabilir. Gebelikte karşılaşılabilecek en riskli durumlardan birisidir. Ani bebek ölümüne, plasentanın erken ayrılmasına, bebek ve annenin hayatını tehlikeye atacak sonuçlar çıkarabilir. İleriki yaşlarda olan gebe anne adayının takibi aksatılmadan detaylı olarak yapılmalıdır.<br />
Gebelik planınız herhangi bir nedenden dolayı ileri yaş dönemine kaldı veya istenmeden gelişen gebeliklerde anne adayının yaşamı ve bebeğin yaşamını tehlikeye atmamak için yapılacak her tahlil ve teşhis oldukça önemlidir. İleri yaş gebeliğinde hiçbir test atlanmadan yapılmalıdır. Kilo problemi yaşayan ve fazla kiloları olan kişilerin zayıfladıktan sonra gebe kalmaları önerilir veya gebelik sürecinde sadece doktorun vereceği kilolu gebe kadınlar için diyet vermelidir. 20&#8217;li yaşlarda bir anne adayının 40&#8217;lı yaşlarda bir anne adayına göre bebeğine bağlılığı daha azdır. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/35-yas-ustu-gebelik/">40&#8217;lı yaşlarda gebe kalan anne adayları</a>nın gebeliği oldukça riskli olsada anne adayları bebeğine bağlıdır ve her koşulda onu kucağına almak ister.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/35-yas-ustu-gebelik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vajinismus</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/vajinismus/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/vajinismus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Demet Akturna]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Nov 2021 07:44:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal Hastalıklar - Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Z - Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=60</guid>

					<description><![CDATA[Vajinismus Hastalığı Nedir Nasıl Teşhis Edilir? Vajinismus vajen girişinde bulunan kasların istem dışında kasılması ve kadının hiçbir şekilde içeriye girmesine izin vermemesi durumudur. Kadının bu kasılmalara engel olamaması tamamen psikolojik bir durumdur. Bu nedenle çiftin jinekolog yerine bir psikoloğa gitmesi gereklidir. Kontrol dışı ve bilinç dışı kasılmalardır. Kaslarını kişinin serbest bırakması demek kendisini tamamen rahat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #ff0000;">Vajinismus Hastalığı Nedir Nasıl Teşhis Edilir?</span></h2>
<p>Vajinismus vajen girişinde bulunan kasların istem dışında kasılması ve kadının hiçbir şekilde içeriye girmesine izin vermemesi durumudur. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net">Kadın</a>ın bu kasılmalara engel olamaması tamamen psikolojik bir durumdur. Bu nedenle çiftin jinekolog yerine bir psikoloğa gitmesi gereklidir. Kontrol dışı ve bilinç dışı kasılmalardır. Kaslarını kişinin serbest bırakması demek kendisini tamamen rahat bırakması ve cinselliği yaşamak istemesiyle alakalıdır. <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/vajinismus/"><strong>Vajinismus</strong></a> çoğunlukla penise karşı olan korkuların neden olduğu bir durumdur.</p>
<p>Kadının kendi vajinasını ilk etapta tanıyıp kabul etmesi gereklidir. Daha sonra penis korkusunun ortadan kalkması gereklidir. Vajinismus penis korkusuyla oluşan bir cinsel fobi haline gelmiştir. Vajinismusun alt yapısında bulunan psikolojik sorunlar bir uzman yardımı ile belli bir sürede çözümlenebilmektedir. Psikolojik bir sorun olan vajinismus için jinekologların yapacağı bir yardım söz konusu değildir. Bu durumu yaşayan çiftlerin doğru bir uzman seçerek yardım alması gereklidir.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-.jpg"><img decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus--300x189.jpg" alt="Vajinismus" width="400" height="289" /></a></p>
<p><strong>Doğru bir uzman nasıl seçilir işte size kriterler..</strong></p>
<div> &#8211; Uzmanın <strong>cinsel terapi</strong> ve psikoloji eğitimleri almış olmasına dikkat edin ve psikolog yada psikiyatr olduğundan emin olmalısınız.</div>
<p>&#8211; Gittiğiniz uzmanın kesinlikle cinsel terapi eğitimi almış olması gereklidir.</p>
<p>&#8211; Hipnoz yöntemi uygulayan uzmanlarının eğitiminin nereden aldığı sorgulanmalı ve temelinde psikoloji olup olmadığı sorularak öğrenilmelidir.</p>
<p>&#8211; Size tek seansta kesin çözüm vadeden yerlerden uzak durmalısınız. Size garantili çözüm veya parmak uygulaması yaptırmıyoruz gibi bilimden uzak hin pazarlamacılık yapmak isteyenlerden uzak durun. insan ruh sağlığını tehdit eden bu yerlerin açtığı psikolojik travmalar sonradan düzeltilmesi zor işlere neden oluyor.</p>
<p>&#8211; Vajinismus için tedavi eden uzmanın psikolojik sorunlar için diğer gelen hastalara uyguladığı tarife sizin içinde geçelidir. Çok fazla istenen ücretlerde sorgulayın. Vajinismusun özel bir konu olduğunu ve bu nedenle yüksek fiyat olduğunu söyleyenlerin palavralarına inanmayın.</p>
<p>&#8211; Cinsel terapi iki kişinin arasında yaşanılan mahremiyete önem vermektedir. Çiftin yaşayacağı cinsel deneyimler her durumda özel olmalıdır. Bilime yakışan çiftin cinsel yaşamanı kendi özelinde yaşamasıdır. Size farklı uygulamalar yapmak isteyenlerin etik dışı davranış sergilediğinin farkına varmalısınız ve buna müsade etmemelisiniz. Böyle bir uygulama travmatize edicidir.</p>
<h3>Vajinismus Nedenleri (Sebepleri) Nelerdir?</h3>
<p>Vajinismus yaşayan kişilerin üniversite mezunlarında lise ve ilkokul mezunlarına kıyasla daha sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Tıp fakülteleri de dahil olmak üzere hiçbir üniversitenin eğitim programında cinsel eğitim dersleri yoktur. Ailenin rahat olması veya üniversite okumak alınması gereken cinsel eğitim çoğunlukta mümkün değildir. Vajinismus&#8217;un asıl bilinç altında çocuklukta verilmeyen cinsel eğitim ve kulak dolma saçma sapan hurafeler <a href="https://www.kadın.net/cinsel-saglik-kadin-cinsel-islev-bozuklugu/" target="_blank" rel="noopener">kadın cinsel işlev bozuklukları</a>na neden olmaktadır. Yanlış ve abartılı anlatılan bazı hikayelerde genç kızlarda veya çocuklarda cinsellik bilinç altına oldukça kötü ve zor bir durum olarak çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinusmusun-Temelinde-Yatanlar.jpg"><img decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinusmusun-Temelinde-Yatanlar-210x300.jpg" alt="Vajinusmusun Temelinde Yatanlar" width="272" height="389" /></a><br />
Özelliklede kadınların çocukların yanında onlara belli etmeden saçma sapan cinsellik konuşmaları yapmalarıda doğru değildir. İki komşu veya arkadaş eskiden bir araya geldiği zaman eşleriyle yaşadıkları cinsel ilişkileri konuşmaları ve birde çocukların duymaması için sesin kısılması durumları çok yanlıştır. Zaten burada en başta yapılan yanlış cinsellik bir mahremiyettir ve kimseyle konuşulmaması gereklidir. Herhangi bir sorun yaşayan kadının sadece uzmana giderek durumunu anlatması gereklidir. Komşunuz veya arkadaşanız jinekolog veya psikolog ise zaten böyle bir konuşmayı muayenehanesinde yapacağınızı düşünüyoruz. Yeni nesil aslında çocukları için daha özverili ve çocuklarının psikolojisini düşünerek daha doğru hareket ediyor.</p>
<p>Çocukların  henüz hiç bir şey bilmediğini unutmayın ve yanlarında uygunsuz yatak hikayeleriniz anlatmayın. Çocuk onun içinden çıkardığını bilinçaltına yerleştirir. Unutmayın ki sessiz konuştuğunuz şeyleride çocukların duyması ve ilgisini çekmesi için yeterli olacaktır. Yapılan yanlış konuşmalar ve uydurma hikayelerle vaktini boşa geçirmeyin ve bilinçli bir toplum olmak için kendinizi geliştirmeye çalışın. İyi ebeveyn olabilmek çocuğunun duymaması gereken konuşmaları yanında yapılmasına engel olur ve onu doğru bilinçlenmesi için yardımcı olur.</p>
<h3>Vajinismus Tedavisi Var mıdır? Evde Vajinismus Tedavi Edilebilir mi?</h3>
<p>Vajinismus tedavi süresi ve neler yapıldığına dair sorulan sorulara yönelik hazırladığımız makale sizi bilgilendirmeye yardımcı olacaktır. Böyle bir sorun yaşıyorsanız veya yaşamaktan korkuyorsanız zaman kaybetmeden uzmana gidip yardım almanız gereklidir. Cinsel terapi seansları eşler birlikteyken yapılır.</p>
<p>Cinsellik, cinsel yaşamda duyuların ve iletişimin önemi, vajinismus sorunu yaşayan kadınların ve erkeklerin yanlış inançları, kontrolsüz kasılmaların nasıl olduğu, vajinismus tedavi teknikleri, cinsel anatomi ve fizyoloji bilgisi ile birlikte zihni olumluya programlamanın önemi nasıldır gibi konular çalışılır. Tedavi süresinde bilinçsel ve davranışçı teknikler kullanılarak yardımcı olunur. Kadının cinsellik korkularıyla ve bu korkular nedeniyle cinsellikten kaçması gibi sorunların giderilmesi yönünde çalışmalar yapılır. Cinsel terapi sürecinde kadının gizli kalmış ve çözemediği kaygılarıyla baş etmesi konusunda yardımcı olunur.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-Tedavisi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-Tedavisi-300x214.jpg" alt="Vajinismus Tedavisi" width="400" height="314" /></a></p>
<p>Bu kaygıların giderilmesiyle kadının cinselliğe karşı oluşturduğu fobiyle baş etmesiyle cinselliğe yaklaşarak tam olarak başarmaya doğru ilerler. Cinsellikte yaşanılan vajinismus kadının penise karşı yaşadığı tedirginlik cinsel fobi haline gelmekte ve ilişkide zihnin tamamen kasları yöneterek kasılmalara neden olur.</p>
<p>Kadının istem dışı yaşadığı bilinçaltı korkuların çözümlenmesi ve kadının bu korkusuyla baş etmeyi öğrenmesi gereklidir. Bu süreci çiftler kendi başlarına yapamazlar ve işler daha güç bir hal almadan doğru bir uzmandan yardım alınması gereklidir. Vajinismus tedavisinde seanslar kadının tedaviye cevap vermesine göre değişiklik gösterir.Bu seansların ortalama 4-8 seans arasında cinsel işlev bozukluğunun yada başka psikolojik sorunların düzeltilmesine yönelik yapılan tedavilere göre daha kısa sürede sorun çözüme ulaşmaktadır.</p>
<p>Vajinismus sorunu için uzman yardımı alan çiftler cinsel ilişkiye girebilmeyi başarmalarının yanı sıra doğru cinsellik yaşamayı, cinsellikten sevk alınmasını ve keyif alınmasınıda sağlar. Vajinismus sorunu çözümlenme aşamasında çiftlerin birbirlerine olan dayanışmasıda gözle görülür oranda yükselir. Vajinismus tedavisinde çiftler cinsel birleşmeye ulaşırken bu cinsel birleşmenin meydana getirdiği hazzı ve doyuma nasıl ulaşacaklarının yollarınıda öğrenmiş ve kendilerini keşfetmiş olurlar.</p>
<p>Cinsel eğitim bu alanda oldukça önemlidir. Çiftlerin vajinismus sorunu yaşaması önemli değildir her hangi bir sorun olmadanda doğru cinsellik için uzman yardımı alınması gereklidir. Erkeklerin bu konuda uyumlu olmayacağı bilinsede eşini seven ve onunda zevk aldığından emin olmak isteyen herkesin mutlaka bir kaç seans cinsel terapi alması iyi olacaktır.</p>
<h4>Vajinismus Tedavisine Çift Olarak Başvurmak Önemli mi</h4>
<p>Kadınların tamamen kendilerini suçladıkları vajinismus tedavisinde sorun benim sorunum eşim neden terapiye geliyor diye sorgulamasıdır. Bu soru her vajinismus tedavisi için gelen kadının sorusudur. Bu sorunun cevabı çok nettir. Cinsel ilişki terapisi mutlaka eşle yapılmalıdır. Bu bilimsel ve evrensel bir kuraldır. En kısa sürede en iyi sonucu almak için eşle terapinin yapılması şarttır. Tedavinin en iyi sonuçları birbirine destek olan çiftlerin birlikte adım atarak yapılan girişimin en iyi sonucu vermesini sağlıyor. Çiftlerin vajinismus yaşamasındaki sebep her ne olursa olsun tarafların birbirini suçlamaması ve sadece birbirlerine destek olması en iyi ve en doğru sonuca ulaşılmasına yardımcı olur.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-Tedavisinde-Çift-Olunmasının-Önemi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinismus-Tedavisinde-Çift-Olunmasının-Önemi-300x200.jpg" alt="Happy couple" width="400" height="300" /></a></p>
<p>Vajinismus tedavisinde çiftler hem sorunlarını çözerken hemde kendilerini tanıma ve cinsellikten zevk alma yollarını keşfetmiş olurlar. Doğru bir cinsel ilişki yaşayabilmeleri için sorun terapi sırasında çözülürken ileride yaşayacakları cinsel hayatlarınıda olumlu etkilemekte. Cinselliğin karşılıklı ulaşılan doyum ve haz olduğunu çiftler daha iyi anlıyor ve ilişki daha <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı olarak yaşanıyor. bu nedenle çiftlerin birlikte terapiye katılması çok önemlidir. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların sorunu tamamen psikolojik olup doğru bir uzmandan destek alındığı zaman çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.</p>
<p>Vajinismus tedavi edilmesi zor bir hastalık değildir. Diğer psikolojik rahatsızlıklara ve cinsel işlev bozukluklarına göre daha kısa sürede çözümlenmektedir. Ortalama 4-8 seans süren tedavinin ücreti diğer psikolojik desteklerden farksız değildir. Bu nedenle sizden fahiş fiyatlar isteyen yerleri sorgulayın. Size durumunuzun özel olduğunu bu nedenle çok yüksek fiyatı olduğunu söyleyenlere sakın inanmayın. Normal psikolojik sorunlar nasıl ücretlendiriliyorsa bu tedavide de aynı ücret alınmaktadır. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların eşlerinin desteğine ve sevgisine ihtiyacı olacaktır. Sevgi ve ilgi gören bir kadın bütün sorunların üstesinden gelecektir.</p>
<p><strong>Vajinismus tedavi süresi</strong>nce çiftlerin birbirlerine olan desteği aralarındaki bağın kuvvetlenmesine yardımcı olmaktadır. Çiftlerin birbirlerine daha sıkı sarılmasına yardımcı olur. Aile mahremiyeti söz konusu olduğu için sadece çift özel hayatını kendi içinde yaşamalıdır. Böyle bir sorun yaşayan çift ailede psikolog yok ise kimseye bu durumdan bahsetmeyebilir ve çiftler birbirlerine destek olarak sorunun üstesinden gelebilirler. Uzman yardımı alındığı zamanda aile mahremiyeti cinsel birleşme sadece çiftin özelinde olmalı ve kimse buna şahit olmamalıdır. Uzmanların böyle bir öneri sunması etik olarak doğru değildir böyle bir uygulamayı kesinlikle kabul etmemelisiniz.</p>
<h4>Vajinismus Tedavi Edilmeden Gebe (Hamile) Kalınır mı? Kalınırsa Ne Olur</h4>
<div>Vajinismus tedavisini olmadan anne sahibi olmak isteyenleri kesinlikle zor bir süreç beklemektedir. Aşılama veya tüp bebek tedavisi uygulanarak yapılan operasyonlarda hem maliyetli hemde oldukça meşakkatli bir iştir. Cinsel ilişki olmadığı zaman anne olma olasılığı oldukça güçleşir. Aile olabilmek birlikte eşle bir hayatı paylaşmak için cinsellik olmazsa olmazlardandır. Cinsellik sadece erkeğin ihtiyacı değil karşılıklı giderilmesi gereken bir ihtiyaçtır. Uzun süre yaşanılmayan cinsel ilişkiden sonra çiftlerin arasında sorunlar oluşmaya başlar ve eşler birbirine karşı sabırsız ve anlayışsız olabilirler. Bu durumda çok çok normal karşılanmalı cinsel birleşme çiftleri birbirine yakınlaştırır ve bağlar.</div>
<div></div>
<div><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinimus-Çözülmeden-Gebe-Kalmak.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" title="Vajinimus nedenleri sebepleri tedavisi" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/Vajinimus-Çözülmeden-Gebe-Kalmak-300x203.jpg" alt="Vajinimus nedenleri sebepleri tedavisi" width="400" height="303" /></a></div>
<div></div>
<div>İki kişi arasında kurulan en önemli bağdır. Cinsellik yaşamadan hakkında duyulan hurafe şeyler kadınların cinsellikten uzak kalmasına neden olmaktadır. Bu  gibi durumlarda gözü açık olunmalı ve dünyadaki en büyük zevklerden olan cinsel birleşmeyi ertelememeli ve ondan korkmalıdır.</div>
<div></div>
<div>Kadınların psikolojik bir yardım alması ve bununla birlikte kendisinin kendi vücuduyla barışması, tanıması gereklidir. Cinsel birleşme olmadan çocuk sahibi olmak çok yanlış bir durumdur. Sadece çocuk yapmak için evlilik olmaz. Sağlıklı evlilik için doğru ve sağlıklı cinsellik şarttır. Ciddi hastalıklar ve cinsel birleşmeye engel özür olan durumlarda aşk ve sevgi çiftleri birbirlerine bağlamak için yeterli olacaktır. Sadece psikolojik bir durumdan ve korkulardan dolayı cinselliğin yaşanmaması üzücü bir durumdur.</div>
<div></div>
<div>Kadınlar gerçek ve doğru cinselliği yaşadıkları zaman eşine hiçbir zaman karşı koymayacak ve hatta kadın sürekli isteyen taraf olacaktır. Burda önemli olan kadının zevk alacağını bilmesidir. 4-8 seansta çözülecek vajinismus sorununu düzeltmek için yıllarınızı geçirmeden uzman yardımı alın. Vajinismus tedavi edilmeden gebe kalmak isteyenlere uygulanacak olan tüp bebek veya aşılama tedavisinin maliyeti ve süresi düşünüldüğü zaman sağlıklı bir yaşam için cinsel işlev bozukluklarının tedavi edilmesi daha doğrudur. Belki yıllarca sürecek bir tedavi olan tüp bebek tedavisi sonucunda gebe kalma durumuda kesin değildir. Vajinismus tedavi süresi çok zor ve meşakkatli görülsede bir o kadar kolay ve kısa sürede çözülür. Kendinizi daha iyi hissetmek için suçluluk psikolojisinden çıkmak için mutlaka yardım alın ve yardım almakta geç kalmayın.</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/vajinismus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüz Felçlerine Karşı Dikkat!</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/yuz-felclerine-karsi-dikkat/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/yuz-felclerine-karsi-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 10:42:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=7052</guid>

					<description><![CDATA[Yüz Felci Nedir? Yüz felci en sık sebebi bilinmeyen nedenlerden kaynaklanmaktadır. Toplumda 100 binde 10 ile 15 kişide idiyopatik yüz felci görülmektedir. İdiyopatik yüz felçleri kadın-erkek cinsiyet ayrımı göstermez. Daha çok 15-65 yaş arasında sıklıkla gözükür. 15 yaşın altında veya 65 yaşın üstünde çok nadir görülür. Özellikle sebebi bilinmeyen yüz felçleri genellikle hamileliğin yaklaşık son [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #993366;">Yüz Felci Nedir?</span></h2>
<p>Yüz felci en sık sebebi bilinmeyen nedenlerden kaynaklanmaktadır. Toplumda 100 binde 10 ile 15 kişide <strong><span style="color: #ff0000;">idiyopatik yüz felci</span> </strong>görülmektedir. İdiyopatik yüz felçleri kadın-erkek cinsiyet ayrımı göstermez. Daha çok 15-65 yaş arasında sıklıkla gözükür. 15 yaşın altında veya 65 yaşın üstünde çok nadir görülür.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7057" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci.jpeg" alt="Yüz Felci" width="575" height="574" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci.jpeg 721w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci-150x150.jpeg 150w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci-300x300.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 575px) 100vw, 575px" /></a><br />
Özellikle sebebi bilinmeyen yüz felçleri genellikle hamileliğin yaklaşık son 3. ayında da sıklıkla görülmektedir. İdiyopatik yüz felcin dışında tümörlere, ciddi ağır enfeksiyonlara, yüzünün kulak iltihaplarına bağlı olarak görülen yüz felçleri de olmakla birlikte bunlar son derece nadir olarak görülür. İdiyopatik yüz felçlerine halk arasında<span style="color: #993366;"><strong> şoför hastalığı</strong></span> veya <strong><span style="color: #993366;">çamaşırcı hastalığ</span><span style="color: #993366;">ı</span></strong> denmektedir. Bunun sebebi daha çok şoförlerin camlarını açarak seyahatleri esnasında yüzün rüzgara mazur kalan bölgesinde ortaya çıkması veya terli terli balkona çamaşır asmaya çıkan insanlarda terle rüzgarın teması sonucu yüzün o kısmında soğumasıyla ortaya çıkabilmesidir. Bu tip yüz felçlerinde en sık oluş sebebi <strong><span style="color: #993366;">vücut direncinin düşmesi</span></strong>, başlangıçta bir <span style="color: #993366;"><strong>viral</strong> <strong>enfeksiyonun</strong></span> olması, yüz sinirinin bulunduğu bölgenin soğukla veya rüzgarla cereyana maruz kalmasıdır.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yaslilarda-Yuz-Felci.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7058" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yaslilarda-Yuz-Felci.jpg" alt="Man with blue eyes, 2009" width="600" height="600" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yaslilarda-Yuz-Felci.jpg 600w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yaslilarda-Yuz-Felci-150x150.jpg 150w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yaslilarda-Yuz-Felci-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
<h2><span style="color: #993366;">Yüz felcinin Belirtileri Nelerdir?</span></h2>
<p>Yüz felcinin felç oluşmadan önce çoğunlukla<span style="text-decoration: underline;"> ön bulguları</span> vardır. Bunlar, felç olacak kısmın yüz tarafında hafif hafif <span style="color: #993366;">karıncalanmalar, batmalar, çekilmeler, yanmalar, o tarafın kulağında hafif ağrılar </span>şeklinde olabilir. Bazen çok özel bir yüz felci olan<strong><span style="color: #993366;"> zostere</span> </strong>bağlı yüz felcindeyse o taraftaki yüzümüzde kalın kalın kabarcıklar oluşmaya başlayabilir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/zonaa.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7059" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/zonaa.jpg" alt="zonaa" width="402" height="307" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/zonaa.jpg 402w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/zonaa-300x229.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 402px) 100vw, 402px" /></a><br />
Bunlar öncü bulgulardır. Öncü bulgulardan sonra hastaların ilk olarak hissettiği <strong><span style="color: #993366;">istemli hareketlerinde yavaşlama</span></strong> şeklindedir. Tam yüz felci oluştuğu zaman ise etkilenen kısımdaki istemli yüz hareketlerini hastanın yapamadığı görülür. Islık çalamaz, gözünü kapatamaz, dudağını büzemez, kaşını kaldıramaz, yanağını oynatamaz, bazen de şikayetler ile kendini belli eder. Yüz, insanlarla iletişim kurduğumuz en önemli sosyal yönümüz olduğu için bazen hasta kendini fark etmeden diğer insanlar tarafından da yüzdeki hareket azlığı fark edilerek hasta uyarılabilir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci-Neden-Olur.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7060" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci-Neden-Olur.jpg" alt="Yüz Felci Neden Olur" width="480" height="480" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci-Neden-Olur.jpg 480w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci-Neden-Olur-150x150.jpg 150w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/Yuz-Felci-Neden-Olur-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a></p>
<h2><span style="color: #993366;">Yüz Felci Neden Olur?</span></h2>
<p>Başta <span style="color: #993366;">viral enfeksiyon</span> olmak üzere birden çok sebebi vardır. Bunları doğuştan ergenlik çağına kadar ayırmak uygun olur. Doğuştan genetik hastalıklarda çocuklar yüz felci olarak doğabilirler. Zor doğuma bağlı olarak travmaya bağlı yüz felçleri olabilir. Bunun dışında ileri yaşlarda özellikle akut veya kronik orta kulak iltihaplarına bağlı olarak yüz felçler oluşabilir.<span style="color: #993366;"><strong> Akut orta kulak iltihapları</strong></span> daha çok 5 yaşına kadar olan çocuklarda görülür.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/ocuklarda-Orta-Kulak-iltihabi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7061" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/ocuklarda-Orta-Kulak-iltihabi.jpg" alt="Çocuklarda Orta Kulak İltihabı" width="620" height="350" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/ocuklarda-Orta-Kulak-iltihabi.jpg 620w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/01/ocuklarda-Orta-Kulak-iltihabi-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></a><br />
<span style="color: #993366;"><strong> Kronik</strong></span> yani akan kulağa bağlı olarak oluşan yüz felçleri ise daha çok ileri yaşlarda ortaya çıkarlar ve tedavi yöntemlerinde cerrahi yöntemler gerekebilir. Bunun dışında bazı beyin rahatsızlıkları, bazı metabolik rahatsızlıklar, özellikle <span style="color: #993366;"><strong>diyabetik</strong></span> rahatsızlıklarda da oluşabilmektedir. Yine ileri yaşlarda beyin tümörüne veya yüz silinin kendi tümörüne bağlı olarak da yüz felçleri görülebilir. Bunların hepsi nadir olarak görülmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ziyaretçilerimizden Seçtiğimiz Yorumlar:</strong></span></p>
<p><strong>Gökhan:</strong> Arkadaşlar yaklaşık 5 sene önce yüz felci geçirdim ve 3 haftalık tedaviden sonra yüz felcini atlattım.Öncelikle kulak buruna gittim ve orada kulağımın içini güzelcene temizlediler.hatırladığım kadarıyla doktor bana beyin açıcı hap ve …. önerdi. günde 6 kez ….. içiyordum.Alaha şükürler olsun şuan gayet iyiyim.Ekstra olarak bu ilaçlarla birlikte günde yarım saat felç olan tarafımı ovalıyordum.</p>
<p><strong>Aylin:</strong> 1999 yılında yüz felci geçirdim 14 yıl oldu , ve yıllardır bunun tedavisi ile ilgili gitmediğim uzman kalmadı ,döktüğüm paraların hesabı yok ama yine tam iyileşmedim , gözüm donuk bakıyor tam kapanmıyor ve kısık , yüz mimiklerim zayıf bir tarafım çökük , 2010 yılında strese bağlı olarak yüzümde istemdışı hareketler oluştu tik gibi kendi kendine hareket ediyordu izmirde bir profösöre gittim botoks yapıldı , ama yaptırmaz olaydım sol tarafımın tamamen sinirleri öldürdüler ayrı ayrı mimiklerim yok oldu gözümü kırpıkca komple kayıyor bu sefer , o yüzden botoksu tavsiye etmiyorum , herşeyin tedavisi var bu sinir liflerininde olması lazım , farklı tedavi yönteminde başarılı olan var mıdır ???</p>
<p><strong>Turan:</strong> şu an yine yüz felci oldum. yine diyorum çünkü 3. kez tekrarlıyor. ilki 10 yaşındayken oldu çok hatırlamıyorum. 2. yüz felci 2 yıl önceydi kortizon ve B12 ile yaklaşık 3 hafta sonra normale dönmeye başladı. tamamen düzeldi. şu an geçirdiğim ise uzun sürdü. elektrik akımı veriliyor kortizon ve B12 vitamini devam ediyor. 3. hafta bitti 4. haftanın içindeyim şu an. ilk güne göre az da olsa düzelme var ama gülmede sorun yaşıyorum. dudağım hareket etmiyor. 1 hafta sonra düğünüm var yetiştirmeye çalışıyoruz. genel olarak okuduklarımın yanı sıra yüz felci %90 geçici bir hastalıklıktır. az da olsa kalır deniyor ama tecrübeli biri olarak şunu rahat söyleyebilirim ki karşıdan bakıldığında anlaşılacak bir kalıcılık değil bu. o nedenle erken tedavi sabır ve moral şart. Hayatınızı kendinizi zindan etmeyin. yemek yemenin ve gülmenin değerini anlatan geçici bir rahatsızlık bu…</p>
<p><strong>Merve:</strong> Selam arkadaslar ben gecen sene yüz felci gecirdim sol yanagım dudaklarım segirmeye basladı en sonunda ben bunu fark ettim ve hastaneye gittik aşırı soğuk nedenıyle böle olmus yuz felcim gecmişşti tekrar basladı zonguldakta olanlar içiin söylüyorum kulakburunboğaza giderek 1 poşet ilaçla tedavi oluyo ancak ozamn gediyo ben oldum ama tekrar basladı doktora tekkrar gidecemm</p>
<p><strong>Mert:</strong> Ben yaklaşık 10 gundur yuz felcıyım doktora gıttım ……. ılac yazdı gonderdı 10 gundur kullanıyorum pek bı ılerlemekaydetmedık hala gozum kapanıyor ama tam sıkamıyorum burnumun sol kısmını hıc hareket ettıremıyorum konusurkende agzımın solunda kayma oluyor %90 gececegını soyledı dr. gercekten pıskolojıkmen cokmus durumdayım bana yardımcı olun lutfn gecme olasılıgı varmı (soguk hava çarptıgını soyledıler</p>
<p><strong>Burçin:</strong> Yaklaşık 5 ay önce yüz felci geçirdim sebebi ramsay hunt sendromu dediler yani kulak zonası ideopatik felce göre iyileşmesi daha zor muş öle demişlerdi ama erken tedavi ve fizik tedavinin verdigi hareketler ile yüz de 90 gibi bi düzleme oldu doktorun dedigine göre % 100 düzelen hastalarda varmış dışarıdan belli olmuyor ama kendim yüzümü eskisi gibi hareket ettiremedigimin farkındayım velasıl yüzünüz öle felçli kalmıyor düzelme oluryor buda size baglı stres vs gibi şeyler düzelnize etki eder tedavide kortizon ilaçlar b 12 vitaimini ve benimki gibi ise antiviral ilaçlar kullanılıyor. fizik tedavi doktoru sinirlerin yavaş iyileştigini en az 3 ay ile 1 seneye kdr düzlmeini devam ettigin söylemiştibirde kendizini kötü hissediyorsanız bence bin pisikologa görünün bu dönemi atlatmanızda yardımcı olacaktır. hepinmiza allah şifamızı versin</p>
<p><strong>Yavuz:</strong> Merhabalar.Ben 4.kez geçiriyorum.İlki 20 sene kadar önce arabanın iki camı açtığımdan,ikincisi klimanın karşısında kalmaktan,üçüncüsü yine arabada klimadan ve şu an yaklaşık 2 haftadır geçiriyor olduğum dördüncüsü ise nedenini bilmediğim orta kulakta ödem oluşmasından dolayı sinirlere bası olmasından oldu.Kortizon kullandım ve 8.gün sonunda ise fizik tedaviye başladım Şu an halen fizik tedaviye devam etmekteyim.Aklınıza geldikçe özellikle yatmadan önce sıcak uygulayıp masaj yapın derim ve yine aklınıza geldikçe sakız çiğnemeyi ihmal etmeyin.Islık çalmaya çalışın öpücük yapmaya çalışın.Tıpta artık imkanlar çok geniş yıllar geçmiş olsada cerrahi müdahele ile sinirler eski halini alabiliyor.Herkese Allah acil şifa versin inşallah.</p>
<p><strong>Nesrin:</strong> Sağ üst dudağım ve sağ kaşımı tam hareket ettiremiyorum. Fizik tedavi oldum , yüz felci tedavisi 15 gün …. ve ….. ilac kulandım tam iyileşmedim.1 Ay Fizik tedavi gördüm felç olalı aradan 4 ay geçti.Günlerim yüzüme masaj yapmakla gözüme damla damlatmakta ve dışarı çıkmamakla geçiriyorum.</p>
<h4>Soğuk Isırması Hakkında Bilgi Almak İçin: <strong><a title="Soğuk Isırması" href="https://www.xn--kadn-nza.net/soguk-havalardaki-tehlike-soguk-isirmasi/">Soğuk Isırması</a></strong></h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/yuz-felclerine-karsi-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lohusalık döneminde anne vücudunda ne gibi değişiklikler olur?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/lohusalik-doneminde-anne-vucudunda-ne-gibi-degisiklikler-olur/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/lohusalik-doneminde-anne-vucudunda-ne-gibi-degisiklikler-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ruken Rollas]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jul 2019 23:09:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Lohusalık Dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=21465</guid>

					<description><![CDATA[LOHUSALIK (LOĞUSALIK) DÖNEMİ Lohusalık dönemi doğumdan sonra ilk 6 hafta yani yaklaşık 40 güne tekabül eden dönemdir. Normal ve sezaryenli doğumdan yaklaşık bir hafta sonra dikişler kontrol edilir. Normal doğumda dikiş kendiliğinden düştüğü için dikiş alınmaz. Bebek için de aynı şekilde 5-7 gün içinde bebeğin kontrole götürülmesi gereklidir. Lohusalık döneminde anne vücudunda ne gibi değişiklikler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>LOHUSALIK (LOĞUSALIK) DÖNEMİ</h2>
<p>Lohusalık dönemi doğumdan sonra ilk 6 hafta yani yaklaşık 40 güne tekabül eden dönemdir. Normal ve sezaryenli doğumdan yaklaşık bir hafta sonra dikişler kontrol edilir. Normal <a href="https://www.kadın.net/saglik/kadin-ve-dogum/" target="_blank" rel="noopener"><strong>doğum</strong></a>da dikiş kendiliğinden düştüğü için dikiş alınmaz. Bebek için de aynı şekilde 5-7 gün içinde bebeğin kontrole götürülmesi gereklidir.</p>
<h2>Lohusalık döneminde anne vücudunda ne gibi değişiklikler olur ?</h2>
<p>• Lochia (Loşi ) Doğum sonrası kanamaya verilen isimdir. Önce kırmızı, sonra sarı ve daha sonra beyaz akıntı oluşur. İlk üç gün kırmızı, 4-5 gün sarı ve pembemsi ve 7-8 gün ise beyaz renkli kanama olur. İç çamaşırı ve petler akıntı nedeniyle sürekli kirlenebilir ve sık sık değiştirilmesi gerekir. Her tuvalet ihtiyacından sonra antiseptik bir solisyon ile önden arkaya doğru genital bölgenin temizliği yapılmalıdır.<br />
• Doğumdan sonra rahim 2 hafta sonra elle karına dokunulduğu zaman hissedilmez ve 6 hafta içerisinde rahim tamamen küçülerek eski halini alır.<br />
• Doğumdan hemen sonra hormonların etkisiyle memelerden süt salgılanır. Süt ilk üç gün az gelir ve bebek memeyi emdikçe bu süt miktarı artar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-full wp-image-21467" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/07/lohusalik-donemi.jpg" alt="" width="972" height="669" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/07/lohusalik-donemi.jpg 972w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/07/lohusalik-donemi-300x206.jpg 300w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2019/07/lohusalik-donemi-768x529.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 972px) 100vw, 972px" /></p>
<p>• Annenin <a href="https://www.kadın.net/anne-bebek/hamilelik/" target="_blank" rel="noopener">hamilelik</a> boyunca aldığı kilolar doğum sonrasında gider ve vücut kısa zaman sonra eski haline döner.<br />
• Vücuttaki şişlik ve ödemler azalarak zamanla yok olur.<br />
• Bacaklarda oluşan kramp ve ellerdeki uyuşmalar geçer.<br />
Lohusalık döneminde annede hangi şikayetlerle karşılaşabiliriz ?<br />
• En sık rastlanan şikayetlerden birisi meme başında oluşan çatlak ve yaralardır.<br />
• Bazı hastalarda aşırı ve uzun süren kanamalar olabilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında mutlaka doktora gidilmesi gerekir.<br />
• Doğumdan sonra en çok karşımıza çıkan sorunlardan bir tanesi de idrar yolu enfeksiyonlarıdır. İdrar yapma esnasında ağrı ve yanma olur.<br />
• Rahim içerisinde oluşan Endometrit adı verilen enfeksiyon ise nadiren karşımıza çıkmaktadır. Bu enfeksiyonun belirtileri halsizlik, ateş ve kötü kokulu akıntı gibi belirtilerdir ve antibiyotik tedavisi uygulanır.<br />
• Bir diğer sorunlardan birisi ise sık görülmemekle birlikte depresyondur. Anne sık sık nedenini bilmeden ağlar. Genelde kendiliğinden düzelen geçici <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/depresyon/">depresyon</a> adı verilen bu durum doğum sonrasındaki hormonal değişikliklerden dolayı oluşur. Çevresindekilerin anneye güven vermeleri ve destek olmaları gereklidir. Eğer anne adayı <a href="https://www.kadın.net/anne-bebek/hamilelik/" target="_blank" rel="noopener">gebelik</a> döneminde eğitim alırsa bu gibi ruhsal problemler önlenebilmektedir.<br />
• Normal doğum sonrasında dikiş yerlerinde ağrı olabilmekte ve 1 yada 2 hafta içerisinde geçer. Bu 1-2 hafta süresince antiseptik solüsyon ile önden arkaya olacak şekilde dikiş yerleri temizlenmelidir.<br />
• Sezaryen doğum sonrasında ise ağrının dışında dikiş yerlerinde uyuşukluk ve hissedememe gibi durumlarda olabilmektedir. Ve 1 hafta 10 gün içinde ağrıda azalma olup rahatlayacaklardır. Uyuşukluk ve hissedememe ise daha uzun bir zaman sonra düzelecektir.</p>
<h3><strong>Doğumdan sonra cinsel ilişkiye ne zaman girilebilir?</strong></h3>
<p>Her iki doğum sonrasında da 6 hafta sonra doktor kontrolünden sonra eğer doktor herhangi bir sakınca görmezse cinsel ilişkiye girilebilir.</p>
<h3><strong>Doğum sonrasında ne zaman banyo (duş) yapılmaya başlanır?</strong></h3>
<p>Normal doğumdan sonra anne istediği zaman banyosunu yapabilir ve duşunu alabilir. Sezaryen doğumda ise üç gün genelde banyo yapılması tavsiye edilmez. Fakat üç günden sonra dikiş yerine zarar vermemek koşulu ile banyo yapılabilir. Su ve sabunun temasında bir sakınca olmaz. Doktor izin verirse eğer dikiş yerine su geçirmeyen bantlar yapıştırılarak üç gün beklemeye gerek kalmadan da banyo yapılabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/lohusalik-doneminde-anne-vucudunda-ne-gibi-degisiklikler-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğum Sonrası Cinsel İsteksizlik</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/dogum-sonrasi-cinsel-isteksizlik/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/dogum-sonrasi-cinsel-isteksizlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nesil Sezgi Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2014 21:12:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=652</guid>

					<description><![CDATA[Normal doğum ya da sezaryen doğum sonrasında bebeğinizle geçireceğiniz ilk 6 haftanız yani loğusalık dediğimiz 40 günlük bu dönemde annenin vajinasından &#8221;lösi&#8221; dediğimiz akıntı gelir. İlk haftalarda açık kırmızı gelen bu akıntı sonraki haftalarda sarıya döner akıntının sebebi rahimin kendini toplaması ve iyileşmesi içindir. Ayrıca normal doğumlarda rahimde yırtıklar meydana gelir rahimin düzelmesi ve iyileşmesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Normal doğum ya da sezaryen doğum sonrasında bebeğinizle geçireceğiniz ilk 6 haftanız yani loğusalık dediğimiz 40 günlük bu dönemde annenin vajinasından &#8221;lösi&#8221; dediğimiz akıntı gelir. İlk haftalarda açık kırmızı gelen bu akıntı sonraki haftalarda sarıya döner akıntının sebebi rahimin kendini toplaması ve iyileşmesi içindir. Ayrıca normal doğumlarda rahimde yırtıklar meydana gelir rahimin düzelmesi ve iyileşmesi için bu dönemle cinsel ilişkiden uzak durmanız gerekmektedir. Tüm gebelik dönemi boyunca zaten bebeğe zarar verme korkusu ya da rahat pozisyon alamama gibi sebeplerden cinsellikten uzaklaşan çiftler bebek doğduktan sonra da annenin psikolojik ve bedensel olarak iyi hissetmesi açısından ve bebeğiyle ilgilenmekten birbirlerine ayıracak zaman bulamamaları gibi sebeplerden dolayı ciddi olarak cinsellikte sorun yaşarlar<br />
Doğum sonrasında salgılanan süt hormonu yükselir ve bu yükselmeden dolayı annenin progesteron ve östrojen hormonunu baskılanır ve dolayısıyla annenin vajinasında kuruluk ve cinsel isteksizlik meydana gelir. Erkek için durum tam tersidir çünkü eşinde cinsel uyarı nedeni olarak gördüğü meme ve vajinada doğum sonrası oluşan fiziksel değişimler ayrıca hamilelikten dolayı aldığı kilolar, kendisine olan ilgi ve sevginin odak değiştirip bebeğe kayması, annenin bebeğinden vakit bulamayıp eskisi kadar bakımlı olmaması gibi sebeplerin tümü erkekte cinsel isteksizlik sebebi yaratabilir. Bu durum evliliğin gidiş hattını değiştirmeye kadar devam edebilir.<br />
En çok şikayet edilen konu ise doğum sonrası yaşanan cinsel ilişkide kadının genital bölgesinde duyduğu acıdır. Bu durumun sebebi ise değişen hormonal durumlardan dolayı gelişen cinsel isteksizliktir. Doktorunuzun önereceği uygun jel ve kremlerle bu şikayetler önlenebilir ya da en aza indirilebilir. Aksi halde ağrılı geçen bir cinsel ilişki nedeniyle kadının cinsellikten soğumasına kadar ilerleyip vajinismus halini alabilir.<br />
<a href="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/dogum-sonrasi-cinsel-ilski.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignleft" alt="doğum sonrası cinsel ilşki" src="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/dogum-sonrasi-cinsel-ilski.jpg" /></a><br />
Doğumun 6. haftasından sonra bu durum düzelmeye başlar çünkü artık rahim kendini toparlamıştır, vajina içinde oluşan yırtıklar iyileşmiştir. Hormonal dengeler sağlanır ve kadının adet döngüsü düzene girer.<br />
Gebelik ve doğum sonrasında yaşanan psikolojik ve bedensel değişikliklerin bilincinde olan çiftler doğum sonrası cinsel ilişkiye girmekte daha az zorlanır. Kadının kendi bedenindeki değişimlerden ötürü yaşadığı güven eksikliğinde eşinin desteğine ve ilgisine ihtiyacı vardır. Ancak kendisi de cinsel yaşama dönmek için beynini ve bedenini hazırlarsa durum daha da kolaylaşır.Doğum sonrası rastlanan bir diğer şikayet ise normal doğum sonrası esneyen, genişleyen vajinanın veya  kötü dikilmiş epizyotomi skarına bağlı cinsel haz duygusundaki değişikliklerdir. Genişleyen vajinanın penisi eskisi gibi kavrayamaması, bolluk hissi, hissedememe, cinsel ilişki esnasında hava çıkarma sesi gibi nedenler tatminsizlik ve sıkıntı yaratabilir. Ancak bu şikayetler basit bir operasyon olan vajinoplasti veya perine tamiri ile düzeltilebilir.Ancak yine de doğum sonrası yaşanan cinsel problemlerin temelinde anatomik değil de psikolojik nedenler söz konusu ise psikolojik danışmanlık veya psikiyatri uzmanının desteği gerekebilir.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/dogum-sonrasi-cinsel-isteksizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamile Bayan ve Çocuklarda Kivi Etkisi</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/hamile-bayan-ve-cocuklarda-kivi-etkisi/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/hamile-bayan-ve-cocuklarda-kivi-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülümser Akdoğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Apr 2014 07:02:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12866</guid>

					<description><![CDATA[Kivinin Çocuklar Üzerindeki Etkileri &#8211; Gelişim çağındaki her yaş grubundaki çocuklar için oldukça faydalı bir meyvedir. &#8211; 6-7 yaş grubundaki çocuklarda, solunum yollarında iyileştirici önemli etkilere sahiptir. &#8211; Çocuklarda burun akıntısı, hapşırma ve kronik öksürüğe iyi geldiği kanıtlanmıştır. &#8211; Çocuklardaki nefes darlığı sorunlarına iyi gelmektedir. Kivinin Hamile Kadınlar Üzerindeki Etkileri &#8211; Kivi çok üreme ve doğurganlığı arttıran E vitamini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/kivi2-1.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/04/kivi2-1.jpg" alt="kivi2" /></a>Kivinin Çocuklar Üzerindeki Etkileri</strong><br />
&#8211; Gelişim çağındaki her yaş grubundaki çocuklar için oldukça faydalı bir meyvedir.<br />
&#8211; 6-7 yaş grubundaki çocuklarda, solunum yollarında iyileştirici önemli etkilere sahiptir.<br />
&#8211; Çocuklarda burun akıntısı, hapşırma ve kronik öksürüğe iyi geldiği kanıtlanmıştır.<br />
&#8211; Çocuklardaki nefes darlığı sorunlarına iyi gelmektedir.<br />
<strong>Kivinin Hamile Kadınlar Üzerindeki Etkileri</strong><br />
&#8211; Kivi çok üreme ve doğurganlığı arttıran E vitamini içermektedir.<br />
&#8211; Kivi hamilelik öncesi ve sonrası yeterli folik asit alımını sağlar. Bu yüzden ekstra folik asit hapı içme gereksinimi duymazsınız.<br />
&#8211; Kivi Hamilelikte bebeğin akciğerlerinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan Inisitol içerir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/hamile-bayan-ve-cocuklarda-kivi-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sütünüz İle Bebeğinize Sağlık Verin</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/sutunuz-ile-bebeginize-saglik-verin/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/sutunuz-ile-bebeginize-saglik-verin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nesil Sezgi Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jan 2014 01:07:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Hamilelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=595</guid>

					<description><![CDATA[Anne sütünü Arttıran etkenler Anne sütünü artıracak en temel besin öğesi sudur. Bilinenin aksine tatlılar, hamur işleri, yağlı yiyecekler sütü artırmaz, anne sütüne bir fayda sağlamaz sadece anneye kalori olarak geri döner. Bu nedenle günde 3-3,5 lt su içmek, sağlıklı ve dengeli beslenmek sütü artırır. Kahvaltı mutlaka yapılmalı, öğünler atlanmamalıdır. Şu unutulmamalıdır ki, anne sağlıklı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anne sütünü Arttıran etkenler</strong><br />
Anne sütünü artıracak en temel besin öğesi sudur. Bilinenin aksine tatlılar, hamur işleri, yağlı yiyecekler sütü artırmaz, anne sütüne bir fayda sağlamaz sadece anneye kalori olarak geri döner. Bu nedenle günde 3-3,5 lt su içmek, sağlıklı ve dengeli beslenmek sütü artırır. Kahvaltı mutlaka yapılmalı, öğünler atlanmamalıdır. Şu unutulmamalıdır ki, anne sağlıklı yiyeceklerden ne kadar düzenli ve dengeli beslenirse, sütü artacak, besleyici olacak ve bebeğini emzirebilecektir. Annenin beslenmesinde hiçbir yasak olmamalı ancak her besinden dikkatli tüketilmelidir.<br />
<strong>Bazı bitki çaylarının (örneğin ısırgan otu) anne sütünü artırıcı etkisi olduğu söyleniyor. Bu doğru mudur? Bu bitki çaylarından hangi miktarda tüketmek gerekir?</strong><br />
Evet, ısırgan otu çayının süt artırıcı etkisi vardır. Rezene çayı annenin gazını rahatlatacaktır. Aynı şekilde papatya çayı da annenin rahat uyumasına, psikolojik olarak rahatlamasına yardımcı olacaktır. Günde 2-3 fincan bitki çayı içilmesinin bir zararı olmayacaktır.<br />
<strong>Tahıl türü yiyecekler, hububatlar anne sütünü artırır mı?</strong><br />
Sağlıklı her besinin sütün kalitesine desteği vardır. Her yiyecekten dengeli ve yeterli miktarda tüketilirse mutlaka süt artırıcı etki yapacaktır.<br />
<strong><a href="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/anne-sutu3.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignleft" alt="anne sutu" src="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/anne-sutu3.jpg" /></a>Sıvıların (su,şerbet vs) anne sütünü artırıcı etkisi var mıdır?<br />
</strong>Bir önceki sorunuzda da söylediğim gibi süt artıcı en temel besin öğesi sudur. Su tüketimine mutlaka özen gösterilmeli ve günde 3-3,5 lt su içilmelidir. Suyun yanı sıra evde şekersiz komposto ya da şerbet yapılabilir. Kompostonun ya da meyve suyunun içerisindeki şekerin sütünüze bir faydası olmayacak sadece size kalori olarak geri dönecektir. Bu nedenle de hazır meyve suları yerine özellikle emzirme döneminde ev yapımı olanları tercih etmeye özen gösterilmelidir.<br />
<strong>Piyasada satılan ve anne sütünü artırdığı söylenen bazı çay ve malt içeceklerin faydası var mıdır? </strong><br />
Piyasada satılan süt artırıcı bitki çaylarının içeriği de ısırgan otu, rezene ve papatyadır bu nedenle rahatlıkla tüketilebilir. Aynı şekilde malt içeceklerinin de süt artırıcı etkisi vardır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/sutunuz-ile-bebeginize-saglik-verin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeğin Zeki ve Sağlıklı Olması İçin Neler Yapılmalı ?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/bebegin-zeki-ve-saglikli-olmasi-icin-neler-yapilmali/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/bebegin-zeki-ve-saglikli-olmasi-icin-neler-yapilmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nesil Sezgi Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jan 2014 00:54:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Hamilelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=585</guid>

					<description><![CDATA[Bebeğin Beyin Gelişimi  Bebeğin beyin gelişiminde en önemli dış faktör beslenmedir. Çocuğun zekâ gelişiminin, annenin hamilelik dönemi ve doğumdan 6 yaşına kadar olan dönemindeki beslenmesiyle doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir. Hamilelikte ve bebeğin ilk aylarındaki bu özel dönemi en verimli şekilde geçirerek onun zeka gelişimine katkıda bulunabiliriz. Hatta bazen gebelerimize, bebeğin zekasının daha iyi olması ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebeğin Beyin Gelişimi </strong><br />
Bebeğin beyin gelişiminde en önemli dış faktör beslenmedir. Çocuğun zekâ gelişiminin, annenin hamilelik dönemi ve doğumdan 6 yaşına kadar olan dönemindeki beslenmesiyle doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir. Hamilelikte ve bebeğin ilk aylarındaki bu özel dönemi en verimli şekilde geçirerek onun zeka gelişimine katkıda bulunabiliriz. Hatta bazen gebelerimize, bebeğin zekasının daha iyi olması ve nöral tüp defekti dediğimiz hastalıktan korunmak için folik asit almasını öneriyoruz.</p>
<p>Anne adaylarına folik asidi genellikle gebe kalmadan üç ay öncesinde almaya başlayıp sonrasında da gebeliğinin ilk üç ayında devam etmesini öneriyoruz. Folik asit DNA sentezinde (bu bizim yapı taşımızdır yani insanı insan yapan tek maddedir) ve sinir sistemi ile omurilik sıvısı üzerinde etkilidir. Folit asit eksikliği, demir eksikliğinden sonra en sık görülen kansızlık nedenidir. Bu durum ilerde zeka düşüklüğüne sebebiyet verebilir. En çok marul ve ıspanak gibi yeşil yapraklı bitkilerde, anne sütünde, karaciğer, böbrek ve ette bulunur. Eksikliğinde çocuklarda yorgunluk, dikkat süresinde azalma, huzursuzluk ve baş ağrısı olabilir.</p>
<p>Beyin gelişimi üzerinde önemli yeri olan bir madde de DHA dediğimiz Dokosa Heksaenoik Asit’tir. Her ne kadar bebek, esas ilk üç ayda şekillense de beyin, hamileliğin son üç ayında hızlı büyümektedir. Buna istinaden de beynin DHA içeriği artar. Bu ihtiyaç doğum sonrası ilk yılda da devam eder. Bu nedenle de gebelerin, özellikle hamileliklerinin son üç ayında, DHA içeren besinleri sıkça tüketmeleri gerekmektedir. Bu madde emzirirken süte geçtiği için, bebeğe süt verildiği sürece de bu devam etmelidir. Tabi ki eğer bu madde eksik olursa çeşitli bozukluklar ortaya çıkar. DHA sadece bebeklik döneminde değil, hayatın her aşamasında karşımıza çıkabilir. Bunama, depresyon, hafıza kayıpları gibi olmasını istemediğimiz durumlarla karşılaşmamak için bunun desteklenmesi önemlidir.</p>
<p>Peki DHA içeren besinler hangileridir? Özellikle üstüne basa basa belirtmek isterim ki elimizde topu topu iki- üç besin var bunu destekleyecek. Balıklar! Bunlardan da en lezzetlilerinden olan somon, levrek, dilbalığı ve uskumru gibi çeşitler. Gebelere balığı haftada en az iki defa tüketmelerini şiddetle öneriyoruz. Beyin gelişiminde diğer bir madde proteinlerdir. Annelerin de dediği gibi ne varsa ette, sütte, yumurtada ve yoğurtta var. Sabah güçlü bir kahvaltı, günün en özel yemeği olmalıdır. Her gün yumurta ya da haftada en az üç- dört yumurta, en az iki- üç dilim peynir, bir bardak süt kahvaltının olmazsa olmazı olmalıdır.</p>
<p>Eğer böyle kaliteli bir yemek yenirse, beyin performansı olumlu yönde etkilenir, konsantrasyon artar, beceri ve iletişim güçlenir, algılama ve dikkat yükselir, bu ne demektir? Gebelikte anne ne ise bebek de odur. Gebelikte, özellikle de üçüncü aydan sonra vitamin desteğinin öneminden bahsederiz. Eğer tam anlamıyla gebenin besinlerden alamayacağını düşünürsek ek olarak vitamin desteği öneririz. B grubu vitaminler (B grubu vitaminler sakatatlar, balık, bulgur ve börülce, bezelyede), kalsiyum, magnezyum (beyin yeterince magnezyum alamazsa, kişide depresyon, sinirlilik, tike benzer kas atmaları meydana gelebilir, en fazla börülce ve cevizde bulunmaktadır) önemli maddelerdir.</p>
<p>Yetersiz demir alımı ve demir emilimini güçleştiren faktörlerin diyette bulunması çay gibi, anne ve bebekte kansızlığa neden olur. Demir, vücutta kırmızı kan hücrelerinin oluşmasında rol oynar. Eksikliğinde bundan bir sonraki aşama, beyin foksiyonunu değiştirmesidir. Konsantrasyon ve dikkat bozuklukları, zekâ seviyesinde düşüklük ve algı bozuklukları bunu takip eder, bazen çocuklarda okul başarısında düşüşler görülebilir. Demir en çok et, yumurta, pekmez, irmik, antepfıstığı, roka ve fasülyede bulunur.</p>
<p>Bu yüzden gebelikteki kansızlığı basit bir kansızlık olarak görmemek gerekir. Gebeliğin üçüncü ayından sonraki verdiğimiz kan ilaçları da bu yüzdendir. İyot, beyin gelişimi ve sinir sistemini etkiler, eksikliği zeka geriliğinin önemli bir nedenidir.  Bunun yanında konuşma, duyma, görme bozuklukları ve hareket sistemini de etkiler. Bu yüzden önem derecesinde en üstlerde olan bir maddedir. Hatta gebe kalan veya kalmak isteyen her kadında bu eksikliği önceden tespit etmek, eksik olanı yerine koymak için mutlaka guatr testleri önerilir.  Yapılan çalışmalarda iyot eksikliği olan toplumlarda diğer benzer, fakat eksikliğin olmadığı toplumlara göre ortalama zekâ puanlarında 13,5 değerlik fark olduğu belirtilmektedir. İyot en çok deniz ürünlerinde ve iyotlu tuzda bulunmaktadır. Bu yüzden mutlak gebelerin iyotlu tuz alması ve haftada 2-3 kez balık tüketmeleri önerilir.</p>
<p><a href="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/bebek-zeki-2-300x264.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignleft" src="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/bebek-zeki-2-300x264.jpg" alt="bebek zeki 2" /></a>Çinko, sinir sistemi üzerine etki gösterir, büyük ve önemli görevleri olan ve ana kumandada bulunan çinko, hem gebelikte hem de bebek doğduğunda üzerinde önemle durulması gereken bir maddedir. En çok yeşil sebzelerde, ette, tahıllarda ve suda bulunmaktadır.</p>
<p>Gebelik ve emzirme dönemlerinde alınan omega–3, bebeğin beyin gelişimini destekler. Artık günümüzde üstünde özellikle durduğumuz omegalar, gerçekten de bilimsel olarak beyin gelişiminin ana elemanlarındandır. Omega–3 ve 6 ise en çok yağlı ve derin deniz balıklarında bulunmaktadır. Omega–3 yağ asitlerinin bulunduğu yiyecekler şunlardır : karides, uskumru, sardalye, somon ve diğer yağlı balıklar: Tekrar tekrar söylüyoruz ki hamile kadınlar ve emziren anneler haftada 2-3 defa balık yemelidirler. Eğer balık yenilemiyorsa da balık yağı tercih edilebilir.</p>
<p>Ve bebeğinizin beyin gelişimine katkısı olacağı kesin olarak bilinen diğer besinlerden söz etmek gerekirse; kolin, beyin gelişiminde önemlidir. Demans yani hafıza kaybında önemli bir yerdedir. Kolin, yumurta sarısı, soya fasülyesi, sakatat, et ve yeşil sebzelerde bulunmaktadır.</p>
<p>Ceviz ve badem, günde mutlaka 4-5 adet yenilmelidir.<br />
Soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu yemeklerde tercih edilebilir.<br />
Tatlı patates, marul, lahana, brokoli ve koyu yeşil yapraklı sebzeler de gebelerde özellikle önerdiğimiz besinlerdir.</p>
<p>Aslında gebelikteki beslenmede en önemli olan kriter yeterli ve dengeli beslenmedir. Bunu<br />
&#8211;süt ve süt ürünleri günde  2-3 porsiyon<br />
&#8211;A, B, C, E vitaminleri, kalsiyum ve demir içeren sebze ve meyve grubundan 3-4 porsiyon<br />
&#8212; protein grubundan demir ve çinko alımı için 4 porsiyon( günde 3-4 köfte yerine geçecek protein) yiyerek yapabiliriz.<br />
Hangi yemeğin, hangi zamanda, ne kadar tüketileceği aslında kişiye özgüdür. Ama gebeler özellikle az az, sık sık yemek yemeyi adet edinmeli, günde en az 3 litre suyu da kural olarak görmelidir.</p>
<p>Beslenmeyle aynı çizgide yer alan, hatta olduğunda daha ciddi sorunlar doğuran ahh o  stres! Hamilelik döneminde bebeğin içinde bulunduğu ortam, hem bebeğin gelişimi ve sağlığı hem de zeka gelişimi  için önemlidir.Bu yüzden ne kadar yapabiliriz bilemiyorum ama stressiz bir yaşam huzurlu bir ortam sloganını unutmayın!</p>
<p>Gebelerin aynı zamanda madde birikimi yapabilecek besinlerden de kaçması gerekir. Bu sonrasında bebeğin sağlığını ve zekasını etkileyebilir. Örneğin, ton balığı gibi bazı balıklardan çok fazla yenildiği takdirde civa alınabiliyor. Bu, gebe olmayanlara zarar vermez ama gebelik ya da yeni doğan döneminde zararlı olabiliyor. Bu yüzden çok fazla yenmemesi önerilir.</p>
<p>Arsenik de bebeğin zekasını negatif etkileyebilir.<br />
Alkolün ve sigaranın bebeğin zeka gelişimine olumsuz etkileri vardır. Sadece zeka değil, manevi olarak da asla ama asla, bir anne bebeğini bu durumda zehirleyemez. Buna hakkı yoktur! Biz hastalarımızın muayene süreçlerine yani gebelik takiplerine başladığımızda ilk olarak bunun gerekliliğini hatırlatırız.<br />
Anne sütü her şeyde olduğu gibi zeka gelişimi için de önemli. Ama artık hazır mamaların da içeriğine eklenen DHA, ARA gibi maddeler zeka gelişimine katkıda bulunuyor.</p>
<p>Peki sadece beslenme midir bebeğinizin zeka gelişimini gebelik sırasında etkileyen? Elbette hayır. Sesler, duygular, hareketler hepsi bebeğe doğrudan geçebilen reaksiyonlar arasında sayılabilir. Bebeğin  gebeliğin dördüncü ayında işitme duyusu oluştuğu zaman ilk duyduğu ses annesinin kalbidir, gözünü açtığında ilk gördüğü rahim içi, dokunmaya başladığında ilk dokunduğu şey annesinin karnı ya da çevresindeki kendi vücududur. Yani bebek için en büyük, en özel, en güzel tek dost annedir. Belki de bu yüzden anne, bebek için bir idol, sakinleştirici, yatıştırıcı konumundadır. Bu iletişim karşılıklıdır.</p>
<p>Biz kadın doğum hekimleri, gebeliğin günlük hayatını çok da fazla değiştirmemesi konusunda hem fikiriz. Hatta gerek fiziksel özelliklerinize, saçınıza başınıza, gerekse kıyafetinize, bakımınıza yani kendinize daha da çok bakmanız gerektiğini söyleriz. Neden mi? Hep söyleriz bebeğiniz sizin aynanız gibidir, siz ne düşünür ne hissederseniz bebeğiniz de onu düşünür ve hisseder. Siz kendinizi dünyanın en özel insanı, en güzel ve hoş kadını olarak görürseniz bu bebeğinizde de ayna görüntüsüne sebep olur. Bunun ters şeklini şu şekilde anlatalım. Siz üzüldüğünüzde bebeğiniz hareket etmez, hatta kolunu bacağını kaldırmaz bile.</p>
<p>Ama siz mutlu olduğunuzda ya da bir olayda heyecanlandığınızda bebek karnınızdan çıkacak gibi olur. İşte bu ilişki şeklidir. Bu yüzden gebelikte siz neden hoşlanırsanız onu yapın, onu yiyin, ona dokunun ya da onu hissedin. Böylece siz mutlu oldukça bebeğiniz mutlu olacak ve bu mutluluk hormonları bebeğin tüm organlarında olduğu gibi beyinde de pozitif bir etkiye sebep olacaktır. Sonuç olarak bebeğin algıları, doğmadan önce başlar, yani kendini iyi hisseden bir anne adayının bebeğinin de anne karnında kendini muhteşem hissedeceğini kabul etmek gerekir. Bu durum da beyin fonksiyonlarının gelişmesine katkıda bulunacaktır.</p>
<p>Sırada dişler var, okuduklarınıza şaşıracaksınız. Diş deyip geçmeyin. İyi bir gülümseme ve kendine güven hayatın her aşamasında önemliyken gebelikte daha da önemli konumda. Yapılan bir çalışmada gebelik döneminde diş rahatsızlığı geçiren gebeler, geçirmeyenlere kıyasla 7 kat daha fazla erken doğum ya da düşük kilolu bebek dünyaya getiriyor. Dolayısıyla bu bebekler bazı yapıları tam gelişmediği için beyin fonksiyonlarında zorlanmayla karşılaşıyorlar. Öğrenme güçlüğü, büyüme ve gelişmede zorlanma olabiliyor. Bu yüzden eğer gebelik düşünceniz varsa diş hekiminin koltuğuna oturmak en başta yapacaklarınız arasında yer almalıdır, her ne kadar zor iki koltuktan birisi olsa da…</p>
<p>Aslında zor bir konu daha var. Ahh o gebelik hormonları bizi ne kadar, duygusal ne kadar da narin bir kadın yapar. Sadece hormonlardan tabi ki… Unutmayın erkekler,  eşinizden gebelik döneminde  niye gözünüzün üstünde kaşın var sorusunu duyabilirsiniz ya da neden bana karpuz almadın ya da aslında ben şunu demek istedim ama sen anlamadın!!! Bunlar hormonlardan. Üzgünüm sadece bu dönemde bizi alttan almanız gerekir. Neden mi? İlerisi depresyondur bu durumun. Depresyonda gebelik döneminde eğer yaşanırsa bu çocuk üzerinde dil gelişiminde ve öğrenmede sorunlara sebep olabiliyor. Bu yüzden bebeğinizin daha zeki ve sağlıklı olması için annesine biraz iyi davranmanız hatta onunla iyi geçinmeniz gerekir. Bu tabiî ki bebek için olmamalı!!!</p>
<p>Bebeğin rahim içinde gelişmeye başladığı, kalbinin atmaya başladığı dönemden itibaren aynı zamanda sinir hücreleri de gelişmeye başlar. Bebekler beyinlerindeki milyarlarca hücreyle doğarlar ama yaşamın ilk yıllarında bu beyin hücreleri, birbirleriyle bağlantıya geçmeye, birbiriyle iletişime başlar. Bilimsel olarak işte müzik tam da bu dönemde devreye girer ve beyninde yeni yolların, yeni bağlantıların ve iletişimlerin oluşmasını sağlar. Bebek ilk üç ay içerisinde minyatür bir insan ya da küçük bir bebek konumunda rahimde yerleşir. Bu süreç aynı zamanda hücreler arası ya da dokular arası iletişimin olduğu ve arkadaşlığın kurulduğu dönemdir.  Bu ağ bu şekilde ilerlerken, esas ana bellek aslında beyin hücrelerinin birbiriyle iletişimidir.</p>
<p>Sonuçta beyin varsa ve hücreler varsa artık hafıza da oluşur ve sonuç zamanla bebeğin hem kişilik hem de zeka hareketine başla komutu gelir. Bu süreç aşağı yukarı sekizinci aya kadar devam eder. Bu süreçte eğer verimli bir dönem geçirilebilirse, olan zekaya artı katkı sağlanabilir. Bunun için de sadece beslenmeyle değil de bazı sosyal faliyetlerle de bebek etkilenir. Bunlardan en önemlilerinden biri de müziktir. Müzik duyduğunda bebeğin beyninde bir çok yerde hareketlenme olur, beyin kıvrımlarının gelişiminde etkilidir, analitik düşünmesine yardımcı olacaktır.  Anne karnında eğer bebeğe müzik dinletilirse aynı zamanda duygusal zeka ve matematik zekası gibi alanlarda pozitif değişim gösterir.</p>
<p>Verdiğimiz bilgilerden de anlaşılıyor ki bebeğimiz için onu dünyaya getirmeden önce yapabileceklerimiz de epey fazla. Eğitimini planlamadan, giysilerini hazırlamadan önce onu dünyaya daha sağlıklı düşünebileceği bir yapıda getirmek ve bu yetileri kazandırmak için elimizden geleni yapmış olmanın verdiği gönül rahatlığıyla hem rahat bir gebelik dönemi hem de keyifli bir annelik süreci geçirebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/bebegin-zeki-ve-saglikli-olmasi-icin-neler-yapilmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken Doğumun Nedenleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/erken-dogumun-nedenleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/erken-dogumun-nedenleri-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nesil Sezgi Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jan 2014 00:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Hamilelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=581</guid>

					<description><![CDATA[Erken doğum nedir? Doğum eyleminin 36. hamilelik haftası tamamlanmadan önce başlamasına erken doğum tehdidi (EDT), eylemin bebeğin doğumuyla sonuçlanmasına preterm (zamanından önce) doğum ya da erken doğum adı veriliyor. Zamanından önce doğan bebek ise prematüre (olgunlaşmamış) olarak adlandırılıyor. Erken doğan prematüre bebeklerin önemli bir kısmı tam hazır olarak dünyaya gelmedikleri için birçok sorunla karışlaşıyorlar. Zorluklarla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<strong>Erken doğum nedir?</strong><br />
Doğum eyleminin 36. hamilelik haftası tamamlanmadan önce başlamasına erken doğum tehdidi (EDT), eylemin bebeğin doğumuyla sonuçlanmasına preterm (zamanından önce) doğum ya da erken doğum adı veriliyor. Zamanından önce doğan bebek ise prematüre (olgunlaşmamış) olarak adlandırılıyor. Erken doğan prematüre bebeklerin önemli bir kısmı tam hazır olarak dünyaya gelmedikleri için birçok sorunla karışlaşıyorlar. Zorluklarla çok erken tanışan bu bebeklerin en önemli sorunu ise, akciğer gelişimlerindeki yetersizlikten kaynaklanan solunum zorluğu. Bunun yanı sıra ne kadar erken dünyaya gelmişlerse, santral sinir sistemleriyle ilgili sorun yaşama riskleri de o kadar artıyor. Erken doğumun en kötü yanı ise bu eylemin yeni doğan bebek ölümlerinin nedenleri içinde ilk sıralarda yer alıyor olması.<br />
Buna karşın son yıllarda prematüre bebek bakımındaki gelişmelerin olumlu yönde olması çok erken doğmuş bebeklerin dahi yaşam şanslarını giderek artırıyor. Ancak, özellikle ülkemiz koşulları göz önüne alındığında prematüre bebek doğumları halen ciddi problemleri beraberinde getiriyor. Bu konuda resmi istatistikler bulunmasa da günlük hayatta erken doğum olaylarının yaşanma sıklığı birçok bebeğin zamanından önce dünyaya geldiğini gösteriyor. Bu bebeklerin bakımı ve gelişebilecek komplikasyonların giderilmesi için gereken tıbbi bakım masrafları da aileleri oldukça zorluyor.<br />
<strong><a href="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/bebek-erken-dogum.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignleft" src="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/bebek-erken-dogum.jpg" alt="bebek erken dogum" /></a>Gelelim erken doğuma neden olan etkenlere&#8230;</strong><br />
Doğum eylemini erken başlatan çok sayıda etken var. Buna karşın erken doğumların yarıya yakınında herhangi bir neden bulunamıyor. Erken doğuma yol açan nedenlerin başlıcalarını ise şöyle sıralayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Erken doğumlardan en sık sorumlu tutulan; enfeksiyonlar. Özellikle anne adaylarındaki mevcut üriner sistem enfeksiyonları ciddi bir risk faktörü. İdrar yolu enfeksiyonu olan anne adaylarında erken doğum riski 5 kat daha fazla. Bu nedenle rutin hamilelik takiplerinde, idrar testlerinin sık sık tekrarlanması ve duruma göre enfeksiyon tedavisine başlanması gerekiyor.</li>
<li>Vaginal enfeksiyonlar da erken doğum eylemini başlatan nedenler arasında. Özellikle mikroorganizmaların amniyon zarında yarattıkları hasar ve sonrasında su kesesinin açılması (erken membran rüptürü) da önemli bir erken doğum sebebi.</li>
<li>Çoğul hamilelik ve polihidramniyos (bebeğin sıvısının normalden fazla olması) da erken doğum nedenleri listesinde yer alıyor. Bu iki durum uterusun çok fazla gerilmesine ve zaman dolmadan kasılmasına yol açıyor. İkiz hamilelikte doğumun erken başlaması tekil hamileliklere oranla daha fazla yaşanıyor.</li>
<li>Plasenta previa (plasentanın doğum kanalını kapatması), ablatio plasenta (plasentanın erken ayrılması) gibi durumlarda da doğum eylemi daha erken başlayabiliyor.</li>
<li>Anne adayının yetersiz beslenmesi, sosyoekonomik seviyesinin düşük olması, yaşanılan coğrafi bölgenin özellikleri, anne adayında ciddi anemi (kansızlık), hipertansiyon, astım, hipertiroid, kalp hastalıkları, diyabet, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıklar bulunması, ilaç bağımlılığı, fiziksel travma ve sigara kullanımı gibi etkenler de doğum eylemini erken başlatmada etkili olabiliyor.</li>
<li>Ayrıca daha önce erken doğum yapmış anne adaylarının bir sonraki hamileliklerinde erken doğumla karşılaşma riskleri daha fazla.</li>
<li>16 yaşın altında veya 35 yaşın üzerinde doğum yapmak da erken doğum için bir risk durumu.</li>
</ul>
<p><strong>Erken doğumun başlıca belirtileri; kasılmalar</strong><br />
Erken doğumu engellemenin başarılı olabilmesi, durumun erken saptanmasına bağlı. Bu yüzden yüksek riskli anne adayları erken doğum belirtilerini muhakkak bilmeleri lazım. Bunların başında düzenli uterus kasılmalarının fark edilmesi geliyor. Kasılmaların olup olmadığını anlamak için avuç içi karın üzerine hafifçe dokunduruluyor. Avucun altında uterusun toplanıyor hissi yaratması bir kasılma belirtisi. Özellikle sertleşmeler kısa süreli ve tekrarlayan tarzda ise durum oldukça önemli demek oluyor. Başlangıçta ağrısız olan bu kasılmalar eğer saatte dört kez ya da daha sık ortaya çıkıyorsa mutlaka doktora başvurulması gerekiyor.<br />
Erken doğum tehdidinin önemli belirtileri arasında kasıklarda baskı hissi, adet sancısına benzer kramp tarzı ağrılar, pozisyon değiştirmekle geçmeyen bel ağrıları, vajinal akıntının artması ya da niteliklerinin değişmesi (daha kıvamlı, daha sulu ya da kanlı akıntı ortaya çıkması), ishalle beraber olan ya da tek başına ortaya çıkan bağırsak krampları da yer alıyor. Bu durumda yine kasılmalar elle kontrol edilmeli. Bu belirtiler kasılma olmadan tek başlarına bir anlam taşımamalarına rağmen, kasılmaların olup olmadığından emin olunmadığı durumda yine doktora başvurmak gerekiyor.<br />
<strong>Erken doğumun da tanısı konuyor</strong><br />
Erken doğum eyleminin tanısı, rahim kasılmalarının saptanmasıyla konuluyor. Uterus kasılmaları hamileliğin 37. haftasından önce, 10 dakikadan sık aralıklarla meydana geliyorsa erken doğuma karar veriliyor. Kasılmalar karın duvarı üzerinden yapılan elle muayeneyle veya Fetal Monitör Testi ile rahatça saptanabiliyor. Vaginal muayenede rahim açıklığının gözlenmesi, su akışının saptanması da kesin tanı koydurucu bulgular arasında. Tedaviye başlamadan önce son adet tarihi kesin olarak öğrenilmesi, varsa önceki tetkikler incelenerek gelişme geriliği olup olmadığının saptanması gerekiyor.<br />
<strong>Peki erken doğum önlenebilir mi?</strong><br />
Acil doğum gerektiren durumlar dışında tıbbi tedaviyle erken doğumun durdurulması veya geciktirilmesi mümkün. Ancak kullanılan ilaçlar ve cerrahi tedaviler hem anne hem de bebek için çeşitli riskler taşıyor. Bu amaçla erken doğum tehdidi konan anne adayının rutin antenatal tetkiklerinin ihmal edilmemesi gerekiyor. Ultrasonla hamilelik haftası belirlenince anomali araştırması yapılıyor. 28 haftanın üzerindeki hamileliklerde kardiyotokografi cihazıyla fetusun iyilik hali ve kasılmaların seyri değerlendiriliyor. Tokoliz (doğum eyleminin durdurulması) tedavisinin başarısız olma olasılığı göz önünde bulundurularak tedavinin mutlaka prematüre doğan bir bebek için yoğun bakım şartlarının bulunduğu bir hastanede yapılması gerekiyor.<br />
Acil durumların olmadığı, anne ve bebek açısından iç dengenin stabil olduğu erken doğum tehlikelerinde hızla kasılmaları durdurmaya yönelik tıbbi tedavi yöntemlerine başvuruluyor. Öncelikle anne adayı yatak istirahatına alınarak, damar yolu ile sıvı takviyesine başlanıyor. Eğer istirahat ve sıvı takviyesi sonrası kasılmalar azalır ve ilk muayenede rahim ağzında herhangi bir değişiklik saptanmazsa, anne adayı bilgilendirilerek istirahat ve sıkı takip altına alınmak koşuluyla evde izlenebiliyor.<br />
Ancak kasılmalar alınan ilk önlemlere rağmen devam ediyorsa ve/veya ilk muayenede rahim ağzında değişiklikler saptandıysa rahim kasılmalarını durdurmak için ilaç tedavisine geçiliyor. Erken doğumu durdurma eylemine, rahim açıklığı 4 cm’den daha az olan hamilelerde başlanıyor. Erken doğumu durdurmak için kullanılan birçok ilaç var. Bunlar genelde kas gevşetici etkileri olan ilaçlar. Her bir grup ilacın çeşitli yan etkileri var. Özellikle en sık kullanılan grup olan ritodrin grubu ilaçlarda; kalp atım hızında artış, tansiyon düşüklüğü, nefes darlığı oluşabiliyor. Bu yan etkiler ciddi boyutlarda olabiliyor ve tedavinin kesilmesini gerektirebiliyor. Bu nedenle özellikle intravenöz (damar yoluyla) tedavi hastanede doktor gözetiminde uygulanıyor ve tedavi öncesiyle tedavi boyunca çeşitli kan analizleri yapılıyor. Anne adayında kalp hastalığı, diabet, hipertansiyon, hipertiroidi varsa tedavi genellikle uygulanmıyor.<br />
Tedavide bir diğer önemli adım da, doğum eylemini geciktirirken bir yandan da bebeğin akciğer gelişimini hızlandırmak için kortikosteroid grubu ilaçların anneye verilmesi. Bu tedavinin erken doğan bebeklerde solunum güçlüğünü azaltıcı etkisi, tedavi özellikle 28 &#8211; 34. hamilelik haftaları arasında ve doğumdan en az 24 saat önce uygulandığında işe yarıyor.<br />
Kasılmalar tıbbi tedavi seçeneklerinden biri uygulandıktan sonra tamamen durursa, ağızdan tabletle tedaviye geçilerek anne adayı kasılmalar konusunda bilgilendirilip, sıkı takibe alınmak koşuluyla eve gönderilebiliyor. 36. hamilelik haftasından sonra genellikle ilaç tedavisine son veriliyor.<br />
Kimi zaman tüm alınan önlem ve tedavi yöntemlerine rağmen erken doğum eylemi önlenemeyebiliyor. Gününden önce doğmuş, olası solunum zorluğu yaşayabilecek bir bebeğin prematüre yoğun bakım ünitesine en iyi götürülme şekli anne karnındayken taşınması oluyor. Bu yaklaşım prematüre bebek ölümlerini azaltabilecek en önemli adımlardan biri. Genellikle 2500 gr. altında doğum ağırlığı beklenen bu bebeklerin doğum eylemi sırasında kafa içi kanama riskleri nedeniyle doğum şekli planlanırken onlar için en az travmatik olan doğum yöntemi seçiliyor.<br />
Sağlıklı bir hamilelikte, olgunlaşmasını henüz tamamlamamış bir bebek için en iyi ortam anne rahmi. Bu nedenle erken doğum riskinin azaltılması ve erken tanısı için düzenli antenatal takiplerin yapılması oldukça önemli.
</div>
<p><a name="yor"></a></p>
<div>
<div>YORUMLAR</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/erken-dogumun-nedenleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gebelikte (Hamilelikte) Babanın Eşine Desteğinin Önemi</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/gebelikte-hamilelikte-babanin-esine-desteginin-onemi/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/gebelikte-hamilelikte-babanin-esine-desteginin-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nesil Sezgi Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jan 2014 00:36:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Hamilelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=566</guid>

					<description><![CDATA[Baba adayının gebelik dönemini rahat geçirebilmesi için yapabilecekleri: • Duygu ve düşüncelerini eşiyle paylaşabilir • Kendi babasıyla, gebelik ve baba olmak hakkında neler hissettiğini konuşabilir • Duygularını yakın bir arkadaşıyla paylaşabilir • Baba olma duygusunu benimsemek için kendine zaman tanıyabilir • Hamilelik, doğum, bebek bakımı gibi konuları işleyen dergi ve kitapları okuyabilir.. Hamilelik döneminde eşine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Baba adayının gebelik dönemini rahat geçirebilmesi için yapabilecekleri: </strong><br />
• Duygu ve düşüncelerini eşiyle paylaşabilir • Kendi babasıyla, gebelik ve baba olmak hakkında neler hissettiğini konuşabilir<br />
• Duygularını yakın bir arkadaşıyla paylaşabilir • Baba olma duygusunu benimsemek için kendine zaman tanıyabilir • Hamilelik, doğum, bebek bakımı gibi konuları işleyen dergi ve kitapları okuyabilir..</p>
<div>Hamilelik döneminde eşine destek olan babaların çocukları daha sağlıklı olmakta, eşleri ise gebelikte ve doğumda daha az sorun yaşamaktadır. Hamilelik döneminde eşinize destek olmak için onunla sık sık konuşabilir, ev işlerinde yardım edebilir, sağlık kontrollerine birlikte gelebilirsiniz</div>
<div><a href="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/baba-bebek-300x237.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignleft" alt="baba anne bebekkk" src="https://www.kadın.net/wp-content/uploads/2014/05/baba-bebek-300x237.jpg" /></a></div>
<div></div>
<div>Aileye yeni bir bireyin katılmasının beklendiği gebelik dönemi, eşlerin birbirinin desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemdir.</div>
<div></div>
<div>Baba adayının gebelik döneminde eşine destek olmak için yapabilecekleri:</div>
<div></div>
<div>• Eşiyle duygularını ve sorunlarını sık sık konuşabilir, paylaşabilir</div>
<div></div>
<div>• Anne adayının alınganlığının arttığı bu dönemde daha fazla hoşgörü gösterebilir</div>
<div></div>
<div>• Anne adayı vücudunun bozulduğunu düşünerek, eşinin kendisini beğenmeyeceği endişesine kapılabilir. Anne adayına sık sık sevilen ve beğenilen bir kadın olduğu hissettirilebilir</div>
<div></div>
<div>• Gebelik kontrolleri ve doğumla ilgili planlar birlikte yapılabilir</div>
<div></div>
<div>• Eşinin karnına dokunarak ve konuşarak bebeğin hareketlerini hissetmeye çalışarak duygularını anne adayıyla paylaşabilir</div>
<div></div>
<div>• Ev işlerinden bazılarını üzerine alarak, anne adayına destek olabilir</div>
<div></div>
<div>• Gebelik kontrolleri sırasında eşinin yanında olabilir</div>
<div></div>
<div>• Eşini gerginleştirecek ortamlar oluşturmamaya özen gösterebilir</div>
<div></div>
<div>• Annenin değişen hayat tarzına uygun olarak kendi hayat tarzında değişiklikler yapabilir. Örneğin: Sigara içmeyi bırakabilir veya eşinin yanında içmemeye özen gösterebilir, beslenme düzeninde değişiklikler yapabilir vb.</div>
<div></div>
<div>• Gebelik dönemiyle ilgili kitaplar okuyabilir</div>
<div></div>
<div>Yakınların özellikle de eşlerin güçlü desteğini almak, kadınların gebelikte ve doğumda daha az sorun yaşamalarına yardımcı olur.</div>
<div></div>
<div>Baba adayının desteğini sürekli yanında hissetmesi, hamile olan eşin stresini ve sıkıntısını büyük oranda azaltacaktır.</div>
<div></div>
<div>Hamilelik döneminde eşine hoşgörü, anlayış ve özel ilgi gösteren, bebeğin anne karnındaki gelişimiyle ilgilenen, eşine destek veren baba adaylarının çocuklarının çok daha sağlıklı olduğu bilinmektedir.</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/gebelikte-hamilelikte-babanin-esine-desteginin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
