<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri &#8211; Kadın.Net</title>
	<atom:link href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/bagisiklik-bilimi-ve-organ-nakilleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.xn--kadn-nza.net</link>
	<description>Anne Bebek Çocuk Kadın Sağlığı Kadınlara Dair Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Jun 2025 13:10:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>Zatürre (Pnömokok) Aşısı Nedir, Kimlere Yapılır?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/zaturre/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/zaturre/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2019 03:09:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15373</guid>

					<description><![CDATA[Zatürre sıklıkla bakteri ve virüslerin daha nadir de olarak mantar ve parazitlerin neden olduğu akciğer enfeksiyonuna verilen isimdir. Tıp dilinde pnömoni halk dilinde zatürre olarak bilinen hastalık genelde kişiden kişiye temasla geçen bir hastalıktır. Öksürme, hapşırma, aksırma gibi sıklıkla görülme yolları bu olmakla beraber nadir de olsa konuşma sırasında havaya yayıla damlacıkların sağlıklı kişilere hasta [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Zatürre sıklıkla bakteri ve virüslerin daha nadir de olarak mantar ve parazitlerin neden olduğu akciğer enfeksiyonuna verilen isimdir. Tıp dilinde pnömoni halk dilinde zatürre olarak bilinen hastalık genelde kişiden kişiye temasla geçen bir hastalıktır. Öksürme, hapşırma, aksırma gibi sıklıkla görülme yolları bu olmakla beraber nadir de olsa konuşma sırasında havaya yayıla damlacıkların <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı kişilere hasta kişilerden bulaşması, nadir de olarak havaya yayılan bu damlacıkların kapı kolu, asansör gibi eşyalara bulaşmasıyla da hastalarda ortaya çıkar. Bu mikroplar üst solunum yollarına yerleşir ve üst solunum yollarından da akciğerlerde hava kesecikleri olarak bilinen alveollerin içerisine yerleşir. Zamanla alveollerin içerisinin iltihap ve serumla dolması ve enfeksiyonun ortaya çıkması solunum sıkıntısıyla da kendini gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zatürre genel olarak ikiye ayrılır. Toplum kökenli ve hastane kökenli olarak. Hastane kökenli zatürre; bağışıklığı normal olup hastanede yatan hastalarda ortalama 48-72 saat sonra ortaya çıkan zatürre tipidir. Toplumsal kökenli zatürre; toplumda yaşayan sağlıklı bireylerin hasta kişilerden aldıkları zatürre enfeksiyonuna verilen isimdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-2-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-14238" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-2-1.jpg" alt="zatürre (2)" width="700" height="481" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-2-1.jpg 448w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-2-1-300x206.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Zatürrenin bulaşma yolları yakın temas ve eşyalar olabileceğini söylemiştik. Özellikle yeni doğanlar, ileri yaş grubundaki hastalar, aids gibi bağışıklığı zayıf hastalar, dalağı olmayan bağışıklığı zayıf hastalar, sigara, alkol, uyuşturucu kullanan kişiler, kronik kalp hastaları, kronik böbrek yetersizliği olan, kemoterapi, radyoterapi gibi bağışıklığı zayıflatacak tedavi altında olan kişiler yüksek risk altındadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Zatürre sıklıkla kendini derin hızlı ve nefes alıp verme, ateş, balgamlı, balgamsız öksürük, göğüs ağrısı, sırt ağrısı, bulantı, kusma, bilinç bulanıklığıyla gösterir. Bu risk faktörü olan kişilerde zatürrenin yaygınlığına ve şiddetine göre de ileri derecede solunum sıkıntısı ve ölümle de sonuçlanabilen bir hastalıktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-3-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-14239" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-3-1.jpg" alt="zatürre (3)" width="700" height="395" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-3-1.jpg 620w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-3-1-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Zatürrenin risk gruplarında korunma çok önemlidir. Tanısı genel olarak doktorun fizik muayenesi dışında hastanın şikayetleri, kan tahlilleri, akciğer görüntüleme yöntemleri ve bazen de balgam incelemesiyle konuluyor. Zatürre tedavisi yapıldıktan 2 hafta sonra hasta iyileşse de kırgınlık, halsizlik gibi şikâyetleri aylarca sürebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Zatürrede tedaviden çok korunmak çok önemlidir. Tedavide yatak istirahatı, beslenme ve bol sıvı tüketmek ilaçlar başta antibiyotikler olmak üzere tedavide yeri vardır. Aynı zamanda risk faktörü olan kişilerde kronik hastalıklara ve risk faktörlerine göre destekleyici tedavilerde ilaç tedavisi içerisinde yer alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-14240" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1.jpg" alt="zatürre (4)" width="700" height="465" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1.jpg 1700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1-300x199.jpg 300w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1-768x510.jpg 768w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1-1024x680.jpg 1024w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1-1568x1041.jpg 1568w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Korunmanın önemli olmasının nedeni ölümcül bir hastalıksa eğer riskleri oldukça azaltıyoruz. Özellikle kronik hastalığı olan kişilerin uygun tedavi takip yaptırmaları, yakın temastan kaçınılması, maske takması, hijyenik ortamlarda bulunması önemli korunma yöntemlerindendir. Grip ve zatürre aşıları risk faktörü olan kişilerde çok önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kapalı alanlar zatürrenin sıklığının artmasında önemlidir. Özellikle huzur evleri, yurtlar, askeriye, okullar gibi buralarda yaşayan kişilerin korunma yöntemleriyle hastalığı almalarını mümkün olduğunca engellemek gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">65 yaş üstü, ileri yaş grubu hastalar, kronik kalp rahatsızlığı olanlar, kronik akciğer hastalığı olanlar, kroni böbrek yetersizliği olanlar, diyaliz hastaları, kemoterapi, radyoterapi görenler, alkol, sigara, uyuşturucu madde kullanan kişiler, dalağı olmayan, aids gibi bağışıklığı zayıf kişiler, kapalı ve kalabalık alanda yaşayan kişilerin zatürre aşısı yaptırarak önlem almaları gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zatürre pnomoni bizlerin akciğer enfeksiyonu olarak bildiğimiz durum oldukça sık olarak gördüğümüz ve aşı ile oldukça fazla koruma sağlayabildiğimiz bir hastalıktır. Genel olarak vardığımıza yargı hep 65 yaş üzerindeki hastalara pnömokok aşısı rutin bir şekilde yapılıyor. Ancak 65 yaş öncesinde de oldukça sık bir şekilde pnömokok aşısının gerektirdiği durumlar karşımıza çıkıyor. 65 yaş öncesindeki hastalarda özellikle dalakları alınmış ise böbrek hastalığı, kalp hastalığı gibi kronik hastalıklara eşlik ediyorsa alkolizm, diyabet varsa pnömokok aşısını uyguluyoruz. Bunun dışında 19 yaş ile 65 yaş arasındaki yaş grubunda tek başına sadece sigara içiyor olmak bile pnömokok aşısı için bir gereklilik oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15374" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-3.jpg" alt="Zatürre (Pnömokok) Aşısı Nedir, Kimlere Yapılır" width="700" height="477" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-3.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-3-300x204.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Diyabet Hastalarına Hangi Aşılar Önerilir?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Diyabet tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de çok sık bir şekilde karşımıza gelmektedir. Endokrin polikliniklerine başvuran hastaların yarısı diyabet hastalarıdır. Diyabetin getirmiş olduğu bir sıkıntı ne yazık ki immün sistemdeki yetmezliğe bağlı olarak hem enfeksiyonlara daha kolay ulaşıyoruz hem de enfeksiyonları daha uzun sürede geçirmemize neden olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünya <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a> Örgütü’nün hastalıkları Kontrol Ve Koruma Derneği’nin aynı zamanda Türkiye’de ki Türk Endokrinoloji Ve Metabolizma Derneği’nin ortak öngörüsü tüm diyabet hastalarına influenza dediğimiz grip aşısının, pnömokok dediğimiz zatürre aşısının ve hepatit b aşısının rutin olarak uygulanması şeklindedir. Diyabet hastalarında influenza aşısı bizim ülkemiz için gribin sık gözüktüğü dönemler olan kasım ayında başlayarak nisan ayına kadar yılda bir kere rutin olarak yapılması şeklindedir.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-1-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15375" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-1-1.jpg" alt="Zatürre (Pnömokok) Aşısı Nedir, Kimlere Yapılır (1)" width="700" height="506" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-1-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-1-1-300x217.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Pnömokok aşısında ise 65 yaş üzerinde yine rutin eğer ki 5 yaş üzerinde ilk dozundan sonra beş yıl geçmiş ise beş yıldan sonra bir tekrar dozunu daha uygulamak şeklinde önerisi olmaktadır. HPV Human papillomavirus rahim ağzı kanserine yol açtığı gösterilmiş olan bir virüstür. Oldukça yaygın bir şekilde görmekteyiz. Dolayısıyla rahim ağzı kanseri sıklığını azaltmak için üreme çağındaki bayanlarda rutin olarak aşılama programına almaktayız. Sadece bayanlarda değil cinsel ilişkiyle bulaştırıcılık riskinden dolayı erkeklerde aynı kadınlardaki gibi HPV aşısıyla aşılanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-2-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15376" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-2-1.jpg" alt="Zatürre (Pnömokok) Aşısı Nedir, Kimlere Yapılır (2)" width="700" height="464" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-2-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-2-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/zaturre/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alerji</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/alerji/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/alerji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 03:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12101</guid>

					<description><![CDATA[Alerji Nedir? Alerji, bedenin bağışıklık sisteminin kendi dışındaki şeylere reaksiyon göstermesi olarak ifade edilebilir. Bu aşamada iki önemli detay var aslında. İlki bedenin bir parçası olmayan fakat bir biçimde bedenle temas kuran faktörlerdir. Örnek vermek gerekirse, besinler, polenler, hayvanlar, böcek ısırmaları sayılabilir. Bedenin dış dünya ile teması olan cilt, mide ve bağırsak sistemleri veya solunum [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Alerji Nedir?</h2>
<p>Alerji, bedenin bağışıklık sisteminin kendi dışındaki şeylere reaksiyon göstermesi olarak ifade edilebilir. Bu aşamada iki önemli detay var aslında. İlki bedenin bir parçası olmayan fakat bir biçimde bedenle temas kuran faktörlerdir. Örnek vermek gerekirse, besinler, polenler, hayvanlar, böcek ısırmaları sayılabilir. Bedenin dış dünya ile teması olan cilt, mide ve bağırsak sistemleri veya solunum sistemleri gelişen olaylara tepkisiz kalmaz. Bu aşamada beden kendini savunma ihtiyacı duyarak aşırı tepki verir. İşte bu tepkiye <a href="https://www.xn--kadn-nza.net/alerji/"><strong>alerji</strong></a> denir.</p>
<p>İnsan bedenine yabancı bir madde girdiği anda beden o maddenin girişini önlemek için bazı savunma mekanizmalarını devreye sokar. Bedenin bu yaptığı işlevlerden çoğu zaman insan farkında bile olmaz ve kendiliğinden atlatılır. Ancak işte bu savunma mekanizmaları olması gerekenden daha fazla çalışmaya başlayınca insan bedenine yaradan çok zarar verir. Örnek vermek gerekirse tozlu bir mekana girince burun etleri hızla şişmeye başlar ve tozun bedene girmesini engellemeye çalışır.</p>
<p>Alerji hastalığı yaşayan insanlar için atopik ifadesi kullanılır. Aslında atopik bir hastalık olmamakla birlikte genetik bir olaydır. Alerji, eğer aile bireylerinden birisinde mevcutsa öteki aile bireyleri de aynı sorunu yaşaması muhtemeldir. Atopik kişilerde alerjik bir rahatsızlık gelişme ihtimali yüksektir. Örneğin ebeveyinlerin herhangi birinde alerjik hastalıklardan biri varsa doğacak olan bebek veya bebeklerde alerji hastalığı olma ihtimali de 2-3 kat daha fazladır. Şayet alerjik rahatsızlık her iki ebeveyinde de varsa bebeklerde alerji hastalığının olma riski 7-8 kat daha fazladır.</p>
<h3>Alerjik faktörler nelerdir</h3>
<p>Kişide alerji hastalığına sebep olan maddelere alerjen adı verilir. Alerji hastalığı çoğunlukla genetik etkenlidir. Alerji daha çok açık tenli insanlarda, kuzey Avrupa topraklarında yaşayanlarda, deniz kenarı ya da nemli ortamlarda yaşayanlarda daha çok görülmektedir. Bu tür alerjenler polenler, tozlar, güneş gibi bir takım etkenlere bağlı olarak artış gösterir. Aynı zaman tüketilen gıdalar, kimyasal maddeler, boyalar kişilerde alerji hastalığının tetiklenmesinin başlıca sebepleridir. Ayrıca alerjik bulgular çoğunlukla çocuklarda görülür ve özellikle süt ve çikolata çocuklarda görülen en önemli alerji yapan gıdalardır.</p>
<p>Alerji şikayetlerine genelde kapalı mekanlarda var olan alerjenler yani partiküller sebep olur. Bu alerjenler, ayrıca alerjik astım, rinit gibi kronik sorunların alevlenmesine sebep olur. Alerji sorunu yaşayan kişilerin kendilerini tanıyarak neye karşı alerjilerinin arttığını takip etmeli ve bunlardan korunma yolları bilmelidir. Böylece günlük yaşam kalitesini yükseltebilirler. Örneğin tozlu mekanlardan, kapalı mekanlardan, nemli mekanlardan sigara içilen ortamlardan uzak durmaları alerji rahatsızlığının nüksetmesini önlemektedir.</p>
<p>Kemirgenler, hamam böcekleri ender de olsa kapalı mekanlarda alerjiye sebep olabilmektedirler. Bunun önüne geçebilmek için, yere dökülmüş olan yiyecek kırıntılarının temizlenmesi, böceklerin girebileceği duvar deliklerinin kapatılması, çöplerin birikmeden atılması çözüm olabilir. Ayrıca bulaşıkların birikmeden yıkanması, besinlerin ağzı kapalı kaplarda saklanması, fırın, buzdolabı gibi cihazların düzenli olarak temizlenmesi alerji hastalığının nüksetmesini önleyen kurtarıcı çözümlerdir.</p>
<p>Kış mevsiminde kullanılan sobalar aslında evin havasını kirletebilir. Odun ve kömür tozları, sobadan çıkan gazlar alerji artırıcı etkenlerdir. Zira yapılmış olan bilimsel çalışmalar alerjik solunum yolu hastalıkları ile hava kirliliğinin ilişkili olduğunu göstermiştir. Nitekim sanayi bölgelerine yakın yerleşim yerlerinde alerjik hastalıklar daha çok görüldüğü bir gerçektir.</p>
<p>Alerjik solunum yolu hastası olan kişiler, hava kirliliği değişikliklerinden etkilendikleri için hastalıkları artar. Bu sebeple mekanda kullanılan nemlendiriciler ve klimalar düzenli olarak temizlenip, bakımları yapılmalıdır. Zira hava nemlendiren cihazlarda mantar ve küfler çok kolay üremektedirler.</p>
<p>Aslında alerjenler organik kökenli maddelerdir ve zararsız, hemen hemen her gün hayatımızda var olan yediğimiz, içtiğimiz türden maddelerdir. Alerjenlere örnek vermek gerekirse, baharatlı besinler, fındık, fıstık, süt, yumurta, deniz ürünleri, asitli içecekler, kauçuk tarzı maddeler, kedi, köpek, kuş, kolye, takılar, tozlar, polenler, küfler, penisilin, aspirin alerjiyi tetikleyen etkenler olarak sayılabilir.</p>
<h3>BAHAR MEVSİMİNDEKİ ALERJİK FAKTÖRLER</h3>
<p>Dönemsel alerjilerin en çok rastlanılan biçimi, bahar alerjisidir. Kimi insanlar için bahar mevsimi burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma, burun akıntısı, nefes darlığı, hırıltı, göğüsde ötme sesi olarak alerji kendini gösterir. Bahar mevsiminde havada yoğun bir biçimde bitki polenleri oluşur. Çiçekli bitkilerin üreme yapabilmek için kullanmış oldukları toz biçimindeki polenler, böcekler ve rüzgarlar sayesinde bir bitkiden diğer bir bitkiye taşınır. İşte bu aşamadaki polenler alerji hastaları için son derece tehlikelidir.<br />
Çiçek açan ağaçların polenleri bahar döneminde havaya yoğun bir biçimde karışmaktadır. Polenler alerjiye en çok sebep olan, alerjik hastalıkları en çok tetikleyen etken olduğu bilinmektedir. İşte bu polenlerinin alerjiyi tetikleyen ağaçlar arasında zeytin ağacı, kavak ağacı, çınar ağacı, çam ağacı, kızıl ağaç sayılabilir.</p>
<h3>BAHAR NEZLESİ VE ALERJİ</h3>
<p>Polenlerin havaya karışması ve alerji hastalarının en çok gözlerinde ve solunum sistemlerinde sorun yaratır. Alerji hastalarının burunlarından akciğerlerine kadar solunum sitemleri alerjiden etkilenir. Bu tür problemler genelde bahar nezlesi ve astım biçiminde ortaya çıkar.<br />
Alerji septomları yaşayan kişiler kesinlikle kbb ve dermatoloji birimlerinde muayene olmaları gerekir.</p>
<h3>POLEN ALERJİSİ</h3>
<p>Bahar ayları ile birlikte havada uçuşan polenler alerjik etkilerini hissettirmeye başlar. Havada uçuşan polenler solunum yoluyla insan bedenine yerleşir. Aslına bakarsanız bağışıklık sistemi zararı olmayan polenleri sadece takip altına alır. Bedenin polenlere karşı olması gerekenden fazla tepki vermesi sonucu solunum yolları, ciltteki ve gözlerdeki alerjik iltihabı artıracak sonuçlara sebep olur. Bu aşamada alerji hastalarının maske takması hayatı kolaylaştırıcı etken olabilir.</p>
<h3>Alerji Sebepleri (Allerji Nedenleri)</h3>
<p>Bir çok alerjik etken yanında polen alerjisine sebep olan bitkilere örnek vermek gerekirse arpa, çimen, çayır, yulaf, çavdar, mısır sayılabilir. Bunlar mart ayında başlayıp haziran ayına kadar süren reaksiyonlara sebep olabilir. Ayrıca yabani ot polenleri ve kimi ağaç polenleri de sonbahara kadar bu reaksiyonların sürmesine sebep olabilir. Polen alerjisi olan bireylerde çoğunlukla göz ve burun sorunları yaşanır. Örneğin gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, gibi belirtiler alerjinin belirtileri arasında başı çeker. Kimi bireylerde ise alt solunum yolları da alerjiye bağlı sorunlar yaşar ve astım hastalığı ortaya çıkabilir. Böyle vakalarda alerji hastası nefes darlığı çeker, sık sık sert şekilde öksürür, göğsünde daralma hisseder ve hırıltılı nefes alıp verir.</p>
<h3>Alerji için alınabilecek önemler nelerdir</h3>
<p>Alerji hastaları, bazı ufak önlemler alarak hayat kalitesini artırabilir. Örneğin alerji hastası iseniz sabah erken vakitlerde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Çıkmanız gereken durumlarda maske takmaya özen gösterin. Açık havada uzun müddet kalmamaya, pikniğe gitmemeye özen gösterin. Kapalı ortamlarda bulunabilecek polenlerden mekanı tamamen arındırmaya çalışın. Örneğin evinizde veya arabanızda filtreli havalandırma ya da hava temizleme cihazları kullanmayı tercih edin.</p>
<p>Şayet gözlük kullanan biriyseniz gözlüğünüze yapışan polenleri sık sık temizlemeniz gerektiği için gözlük camlarınızı yıkamayı ihmal etmeyin. Günlük kullandığınız kıyafetlerini yatak odanızdan dışarı çıkarmamaya çalışın.<br />
Evinizi havalandırmak isterken dışarda bulunan polenleri evinize, iş yerinize doldurmaktan sakının ve camlarınızı polenler dışarda uçuşurken kapalı tutun.</p>
<h3>Alerji ile yaşam</h3>
<p>Çoğu insan kapalı mekanların alerji ve astımı tetikleyen alerjenler ile dolu olduğunu bilmezler ve kapalı mekanlarda alerjisi olan kişilerin bu alerjenlere daha çok maruz kaldığı anlamına gelir. Bu sebeple burun tıkanıklığı, burun akıntısı, burunda ve boğazda kaşıntı ile gıdıklanma hissi, hapşırma, gözlerde kızarıklık, gözde batma ve sulanma, göğüste hissedilen hırıltı, nefes almada zorluk gibi şikayetler özellikle soğuk havalarda artar.<br />
Soğuk aylara girerken alerjisi olan kişiler, bu dönemi rahat atlatmak için evini, iş yerini, alerjiyi tetikleyecek etkenlerden arındırmalı ve soğuktan kendisini korumalıdır. Zira özellikle sonbaharda yabani otların polenleri havaya yoğun şekilde karışır. Yere düşmüş olan yaprakların çürümesiyle oluşan mantarlar hızla ürer ve hızla havaya karışır. Bu sebeple özellikle rüzgarlı havalarda alerji hastası olan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmaması gerekir.</p>
<h3>Dağınıklık alerjiye ortam hazırlar</h3>
<p>Kapalı mekanlarda bulunan ev tozları en sık karşılaşılan alerjenlerden sadece biridir. Mayt olarak tabir edilen ve çıplak gözle görülmeyen ufak canlılar doğrudan ev tozu alerjisine sebep olur. Özellikle tüylü kumaşlar içinde yaşayan maytlar, insanların cildinden dökülen kırıntılar ile beslenirler. Bu söz konusu maytların dışkıları oldukça alerjik yapıdadır. Bu sebeple maytları azaltmak için çamaşır konsantreleri, koltuk ve halı spreyleri kullanarak alerjiye sebep olan maytları büyük oranda azaltabilirsiniz. Evinizde toz tutan ev eşyalarını sık sık temizleyin.</p>
<h3>Alerji için halılara dikkat</h3>
<p>Evlerde ve iş yerinde kullanılan halılar, alerji hastaları için doğru halı seçimi yapılmazsa ve temizliğine önem verilmez ise alerjiyi tetikleyici etki gösterebilir. Bu sebeple halınızı seçerken anti alerjik halılar arasından seçim yapın. Halılarınızı yıkanabilir kilimler arasında tercih edin. Sık sık vakumla temizleyin. Ayrıca kullandığınız yastık kılıflarını, çarşafları, nevresim takımlarını sık sık yüksek sıcaklıkta yıkayın ve anti alerjik hurçlar içinde muhafaza edin.</p>
<h3>Banyo temizliği ve alerji</h3>
<p>Mantar ve küf sporları banyo, tuvalet, bodrum, giriş katları gibi mekanlarda çok yoğun bulunur. Bu sebeple bu tür mekanları sulandırılmış çamaşır suları ile düzenli olarak temizleyin. Bu mekanlarda halı kullanmaktan kaçının. Sızıntı yapabilecek banyoda bulunan çamaşır makinesi, lavabo, musluk gibi cihazları onarın.</p>
<h3>Hayvanlar ve alerji</h3>
<p>Özellikle ev hayvanları önemli bir alerji kaynağıdır. Zira hayvanların tüyleri, idrarı, dışkısı, salyası, mamaları alerjiye neden olan etkenler arasında yer alır. Bu yüzden hayvanları alerjisi olan kişilerden uzak tutun. Özellikle yatak odasına kesinlikle hayvanların girmesini engelleyin. Ev hayvanları dokunduktan sonra veya besledikten sonra elleri sıcak su ve alerji karşıtı sabun ile iyice yıkayın.</p>
<h3>Bahar alerjisi</h3>
<p>Bahar nezlesi, mekanlarda bulunan polen, toz parçalarının, hayvan tüylerinin nefes alma esnasında burun vasıtasıyla alınması ile oluşur. Bu tür maddeler kişinin burnun iç yüzeyine yapışır ve bikrobik olmayan bir iltihap meydana gelir. Havada uçuşan polenler solunum ile bronşlarda, burunda, gözlerde birikmeye başlar. Burunda, bahar alerjisi, saman nezlesi, gözlerde konjuktivite, bronşlarda alerjik astım sebep olur. Kişiler soğuk algınlığı ile bahar alerjisini çoğu zaman karıştırabilir. Arada en önemli fark bahar alerjisinin mikrobik hastalıklar gibi birkaç günde geçmemesidir. Bu sebeple kişi birkaç gün geçmesine rağmen mevcut şikayetleri devam ediyorsa bahar alerjisi şüphesiyle doktora gitmelidir.<br />
Polenlerin en fazla uçuştuğu mevsim olan bahar mevsiminde, bahar alerijisi sorununu yaşamamak için açık havaya çıkılmaması en doğru seçimdir. Dışarı çıkılması gereken durumlarda ise ağız ve burun kapalı olacak şekilde filtreli bir maske ile gözleri korumak için de gözlük takılmalıdır. Dışardan gelindiğinde mutlaka elbiseler değiştirilmeli ve yıkanmalıdır. Saçlar polen ve toz tutacağı için hemen yıkanılmalı ve polenlerden arındırılmalıdır. Bahar alerjisinden korunmak için bunların yanında yapabilecekleriniz arasında evinizin ve arabanızın camlarını kapalı tutmak, evlerde veya iş yerlerinde filtreli klimalar kullanmak, yeşil alanlardan uzak durmak sayılabilir. Bütün bunlara rağmen bahar alerjisinin rahatsızlıkları devam ediyorsa hemen bir uzmana giderek anti alerjik ilaçlar ile bahar alerjisini kontrol altında tutabilirsiniz.</p>
<h3>Alerji Tedavisi</h3>
<p>Alerji tedavisi için en önemli çözüm, alerjiye sebep olan etken ya da etkenlerin belirlenmesi ve bu etkenlerin yok edilmesidir. Zira alerjiyi tetikleyen etkenleri belirlemek ve etkenlerden uzak durmak bir çok alerji hastasının alerjiden korunmak için yapabileceği en önemli adımdır. Lakin alerji belirtileri artık sizin yaşam kalitenizi düşürmeye başladıysa, bir doktora giderek alerji deri testi yaptırabilirsiniz. Zira kollarınızdan veya kanınızdan yapılan alerji testi ile neye alerjiniz olduğunu öğrenmeniz çok kolay. Alerji testi sonucunda doktorunuz nelere alerjiniz olduğunu ve alerjiden nasıl korunmak gerekir sorusunun cevabını size verecektir. Bunun yanında gerekiyorsa alerji ilaçları ile alerji tedavisi önerecektir. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken konu deri testinin negatif çıkması sizin alerjik olmadığınız anlamına gelmez. Bu yüzden daha detaylı bir teşhis yöntemleri ile nelere alerjileriniz olduğunu tespit ettirmelisiniz. Akabinde gerekirse alerji için ilaç tedavisi, alerji için medikal tedavi, alerji için cerrahi tedavi yöntemlerinden birine başvurabilirsiniz. Örneğin burun tıkanıklığına burun içi etleri, kemik eğrilikleri sebep olmaktadır. Bu aşamada kemik eğriliklerini düzelterek rahat nefes alarak havanın rahat biçimde geçişini sağlar. Bunun yanında radyofrekans ya da redüksiyon metoduyla ufaltılarak şişmesi önlenir.</p>
<h3>Alerji ve gebelik</h3>
<p>Alerjik hastalıkların hamilelik evresince nasıl ilerleyeceğini bilmek pek mümkün değildir. Zira hamilelik kimyasal açıdan anne için oldukça karışık bir evredir. Annenin bütün organları ve sistemleri hormonların etkisi altına girer. Alerjik şikayetler gebelik sürecinde de değişim olmadan devam eder sadece bazı kişilerde gebeliğin son dönemlerinde alerji şikayetlerinde azalma görülebilir. Ancak gebeliğin ilk evrelerinde hekim alerji ilaçlarının kullanılmamasını öneriyorsa anne mümkün olduğunca alerjiyi tetikleyecek etkenlerden uzak kalmalıdır. Gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için anne mutlaka bütün gebelik boyunca alerjisini doktor kontrolü altında tutmalıdır.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>BAŞKA BİR KAYNAK:</strong></span></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Alerji</span></strong>, <a title="bağışıklık sistemi" href="https://www.xn--kadn-nza.net/bagisiklik/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>bağışıklık sistemi</strong></span></a>nin bir tepkisidir ve pek çok nedenden meydana gelebilir. Bağışıklık sistemi özellikle yabancı istilacılara ve enfeksiyonlara karşı vücudun organize savunma mekanizmasıdır. Alerjenler vücuda yabancı olan ve alerjik reaksiyona neden olabilecek maddelerdir. IgE alerji antikordur. Alerjiler her yaşta ortaya çıkabilir. Alerji aileden ileri gelen bir genetik hikayeden de kaynaklanabilir yani alerji kalıtsal da olabilmektedir.</p>
<p>Alerji bedensel bazı yabancı maddeler ile temasa karşılık yanıt olarak bağışıklık sistemi tarafından reaksiyon olarak ortaya çıkar ve bu durum bazen abartılı olabilir. Bu yabancı maddeler genellikle zararsız olarak vücut tarafından görülür ve yanıt olarak alerjik yatkınlığı ve aile öyküsü olan kişilerde ortaya çıkar ve bu reaksiyon bazen çok şiddetli olabilir. Alerjik insanların organları yabancı maddeleri tanır ve bağışıklık sisteminin bir parçası artık bu yabancı maddelere karşı açıktır.</p>
<p>Anti maddeler üreten &#8220;alerjen olarak adlandırılır. Alerjiye neden olan maddelere alerjen denilir. Alerjen maddelere örnekler olarak polen, toz akarı, küf, tüyler ve besinler gösterilebilir. Alerjinin türünü yani neden oluştuğunu anlamak için vücuda etki eden bu yabancı alerjen maddeleri ve bazı kişilerde alerjik reaksiyona neden olan maddelerin ne olduğunu belirleyebilmek önemlidir. Alerjen maddelerin vücut ile teması söz konusu olduğunda, alerjisi olan kişilerin bağışıklık sistemi bir alerjik reaksiyon hastalığına sebep olur.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/04/alerji-1.jpg"><img decoding="async" class="alignright" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/04/alerji-1.jpg" alt="alerji" /></a></p>
<p>Eğer diğer insanlara normalde zararsız olan alerjenlere karşı sizin bağışıklık sisteminiz tepki veriyorsa bir alerjik reaksiyon yaşıyorsanız demektir. Ve durumunuz tıp dilinde alerjik veya atopik olarak ifade edilebilir. Bu nedenle, alerji eğilimli olan insanlara alerjik ya da atopik olduğu söyleniyor. Avusturyalı çocuk doktoru Clemens Pirquet (1874-1929) ilk dönem alerjiler üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Avusturyalı çocuk doktoru alerjiyi kabaca bir ifade ile değişmiş reaksiyon olarak adlandırır.</p>
<p>Alerji ilk enfeksiyonla mücadele için at serumu ile çocuklar üzerinde çocukların reaksiyonun ne olduğunu ve at serumunun yan etkilerini tanımlamak için 1905 yılında kullanılmıştır. Böylece 50 milyon Kuzey Amerikalı çocuğun etkilendiği alerjik koşullar tahmin edilebilmiştir. Yapılan diğer alerji çalışmalarının sonucunda 35 milyon çocuktan yaklaşık 6 milyonunun alerjik reaksiyon gösterdiği ortaya çıkmıştır. 15 milyon çocuğun 5 milyonun bugün alerjik atım hastalığı olduğu bilinmektedir. Ve alerjik <a title="Astım" href="https://www.xn--kadn-nza.net/astim/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>astım</strong></span></a> vakalarının son yıllarda iki kat arttığı da bilimsel çalışmalar arasında yer almaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/alerji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Multipl Sklerozun (MS) Neden Olur?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/multipl-sklerozun-ms-neden-olur/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/multipl-sklerozun-ms-neden-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2015 19:43:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15288</guid>

					<description><![CDATA[Multipl skleroz, otoimmün denilen bağışıklık sistemiyle ilişkili bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi hücreleri, kendi sinir kılıflarına karşı saldırıya geçerler. Bu saldırıyı neyin başlattığı tam olarak bilinmemektedir. Genetik ve çevresel nedenlerin bir arada MS hastalığını başlattığı düşünülmektedir. Soğuk ılıman iklim kuşağında, kuzey avrupa ülkelerinde, açık tenli kişilerde, kadınlarda multipl skleroz daha sık görülmektedir. Multipl Sklerozun Belirtileri Nelerdir? [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Multipl skleroz, otoimmün denilen bağışıklık sistemiyle ilişkili bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi hücreleri, kendi sinir kılıflarına karşı saldırıya geçerler. Bu saldırıyı neyin başlattığı tam olarak bilinmemektedir. Genetik ve çevresel nedenlerin bir arada MS hastalığını başlattığı düşünülmektedir. Soğuk ılıman iklim kuşağında, kuzey avrupa ülkelerinde, açık tenli kişilerde, <a title="Kadın, Kadınca, Kadın.Net" href="https://www.xn--kadn-nza.net">kadın</a>larda multipl skleroz daha sık görülmektedir.</p>
<h2><span style="color: #0000ff;">Multipl Sklerozun Belirtileri Nelerdir?</span></h2>
<p>MS atakları sırasında beyinde ve omurilikte plaklar oluşur. Plakların oluştuğu yere göre de semptomlar meydana gelir. Örneğin beyinde motor alanlarında oluşan bir plak aynı tarafta kol ve bacakta güçsüzlük oluşturabilir. Yine aynı tarafta kol ve bacakta bir uyuşma, karıncalanma bir MS semptomu olabilir. Göz sinirini özellikle sever MS hastalığı ve ani görme bulanıklığı, ani görme kaybı genellikle MS&#8217;in ilk bulgularından biridir. Denge bozukluğu, konuşma bozukluğu yine MS bulguları arasında sayılır. Multipl skleroz semptomlarının çoğunlukla özelliği ataklar sırasında bu nörolojik kayıpların oluşup bir süre sonra iyileşmesidir. Genel olarak MS hastalarının çoğunda bulgular, bozulmalar ve iyileşmeler şeklinde seyrederken az da olsa bir grup hastada ataklar iyileşme olmadan sürekli devam eder.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/06/MULTİPL-SKLEROZ-MS-NEDEN-OLUR-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15289" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/06/MULTİPL-SKLEROZ-MS-NEDEN-OLUR-1.jpg" alt="MULTİPL SKLEROZ (MS) NEDEN OLUR" width="563" height="350" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/06/MULTİPL-SKLEROZ-MS-NEDEN-OLUR-1.jpg 563w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/06/MULTİPL-SKLEROZ-MS-NEDEN-OLUR-1-300x187.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 563px) 100vw, 563px" /></a></p>
<h2><span style="color: #0000ff;">Multipl Skleroz Tanısı Nasıl Konur?</span></h2>
<p>MS hastalığında klinik, elektrofizyolojik, beyin omurilik sıvısı incelemeleri ve MR yardımı ile tanı konulur. Beyine ve omuriliğe yönelik MR, MS plaklarını göstermede oldukça hassastır ve MS tanısı için mutlaka yapılması gereken incelemelerdir. Multipl skleroz hastalığı tek bir hastalık değildir. Herkeste farklı farklı seyredebilir. Klinik bulguların takibi, elektrofizyolojik incelemelerin takibi ve bazı hastalarda da MR takibi gerekebilir.</p>
<h2><span style="color: #0000ff;">Multipl Skleroz Nasıl Tedavi Edilir?</span></h2>
<p>Multipl sklerozda tedavi atak tedavisi ve atak önleyici tedavi olmak üzere ikiye ayrılır. Genel olarak atak tedavileri yüksek doz kortizon içerir. Ataklar sırasında oluşan, nörolojik fonksiyon kaybını geri döndürmeye yönelik ya da bu fonksiyon kaybını azaltmaya yönelik tedavilerdir. Atak önleyici tedavi ise temel tedavisini oluşturur. Atakların daha az sıklıkla oluşmasını, gelmesini önleyen tedavilerdir. Bunlar daha çok bağışıklık sistemini düzenleyici tedavilerdir. Yeni çıkan bir kaç ilaç dışında genel olarak hastalar, enjeksiyon formunda kendilerinin yaptığı enjeksiyonlar şeklinde tedavilerine devam ederler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/multipl-sklerozun-ms-neden-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Metabolik Sendrom Nedir, Nasıl Belirti Verir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/metabolik-sendrom-nedir-nasil-belirti-verir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/metabolik-sendrom-nedir-nasil-belirti-verir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2015 15:57:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15091</guid>

					<description><![CDATA[Metabolik sendrom temelinde insülin direncinin olduğu ve bir çok kardiyometabolik risklerle seyreden bir hastalıktır. Komponentleri vardır. Bu komponentler başlangıçta hipertansiyon, fazla kilolar özellikle bel çevresinin geniş olması, göbek çevresinde biriken kilolar, şeker metabolizmasındaki bozukluk, şeker yüksekliği, lipid metabolizmasındaki bozukluk, trigliseritin yüksek olması, iyi huylu lipidlerin düşük olmasıdır. Bütün bunları bir araya topladığımız zaman bunu metabolik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Metabolik sendrom temelinde insülin direncinin olduğu ve bir çok kardiyometabolik risklerle seyreden bir hastalıktır. Komponentleri vardır. Bu komponentler başlangıçta hipertansiyon, fazla kilolar özellikle bel çevresinin geniş olması, göbek çevresinde biriken kilolar, şeker metabolizmasındaki bozukluk, şeker yüksekliği, lipid metabolizmasındaki bozukluk, trigliseritin yüksek olması, iyi huylu lipidlerin düşük olmasıdır. Bütün bunları bir araya topladığımız zaman bunu metabolik sendrom olarak tanımlayabiliriz. Kısaca obezite, hiper tansiyon, lipid metabolizması bozuklukları ve kan şekerinin yüksekliği. Önemi ise şuradan geliyor. Son derece önemli kardiyo metabolik riskler yükseliyor, yani damar hastalıkları ve diyabet gelişmesi açısından bu hastalar, yüksek risk grubuna giriyorlar toplum içerisinde. Bu vakalar, metabolik sendrom düzeyindeki hastalar tedavi edilebilirlerse eğer, hem diyabet gelişmesi engellenebilir, hem de gelişebilecek kalp, damar hastalıklarının önüne geçilebilir.</p>
<h1><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Metabolik-Sendrom-Nedir-Nasıl-Belirti-Verir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15092" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Metabolik-Sendrom-Nedir-Nasıl-Belirti-Verir-1.jpg" alt="Metabolik Sendrom Nedir, Nasıl Belirti Verir" width="700" height="500" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Metabolik-Sendrom-Nedir-Nasıl-Belirti-Verir-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Metabolik-Sendrom-Nedir-Nasıl-Belirti-Verir-1-300x214.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a><br />
<span style="color: #0000ff;">Metabolik Sendrom Nasıl Tedavi Edilir?</span></h1>
<p>Metabolik sendrom birçok komponentten oluşuyor. Tek bir hastalık olmadığı için o yüzden sendrom adı veriliyor. Bunlar kan yağlarında bozukluklar, hiper tansiyon, şeker metabolizması bozuklukları, şekerde yükselme ve en önemlisi bunların içerisinde obezite yani özellikle karın bölgesindeki kilolar. Bunların hepsinin tedavisine metabolik sendrom deniliyor. Bakıldığı zaman ilk iş yaşam tarzında, <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı bir yaşama doğru yapılacak olan değişikliktir. Bunun da en güzel çözümü diyet ve egzersiz ile zayıflamak ve mümkün olduğunca ideal kiloya ulaşmak. Bunun da çözümü karın bölgesindeki yağların eksitilmesidir. Çünkü bu yağlar insülün direncine yol açıyor. Bunun için de egzersiz en önemlisi. Ardından da hiper tansiyon, kolesterol ve şekerle ilgili ölçümler yapılıp bunlardan bozuk olanın da spesifik tedavisi. Temele baktığımızda yani kilo verilecek, yağlar azaltılacak. Çünkü böylece insülin direnci düşecek ve eğer varsa hiper tansiyon tedavisi, şeker yükselmesi ve bunun tedavisi, kolesterol ile ilgili bozuklukta eşlik ediyorsa bunun tedavisi de ayrı ayrı gerçekleştirilirse metabolik sendrom tedavi edilmiş olacak. İleride olabilecek kardiyovasküler hastalıklar, kalp ve damar hastalıkları artı diyabet için riskler düzeltilmiş olur. Hasta daha düşük bir olasılıkla ileride diyabet ya da kalp hastası olur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/metabolik-sendrom-nedir-nasil-belirti-verir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otolog İlik Nakli Nedir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/otolog-ilik-nakli-nedir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/otolog-ilik-nakli-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2015 11:43:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=14786</guid>

					<description><![CDATA[Otolog ilik nakli veya otolog kök hücre nakli kişinin kendisinden alınan kök hücrelerin saklanarak hastaya ağır bir kemoterapi sonrası tekrardan kök hücrelerin hastaya geri verilmesidir. Otolog İlik Naklinin Riskleri Var Mıdır? Otolog kemik iliği naklinin riskleri vardır. ama eskisi kadar değildir. Şimdi yeni yapılan merkezlerle ve yeni teknolojik imkanlarla artık tam steril ortamlar hazırlanabiliyor. Tam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Otolog ilik nakli veya otolog kök hücre nakli kişinin kendisinden alınan kök hücrelerin saklanarak hastaya ağır bir kemoterapi sonrası tekrardan kök hücrelerin hastaya geri verilmesidir.</p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Otolog İlik Naklinin Riskleri Var Mıdır?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Otolog kemik iliği naklinin riskleri vardır. ama eskisi kadar değildir. Şimdi yeni yapılan merkezlerle ve yeni teknolojik imkanlarla artık tam steril ortamlar hazırlanabiliyor. Tam steril ortamlar hazırlanabildiği için enfeksiyon oranı iyice düşmüştür. İlk kemik iliği nakli yapıldığı yıllarda mortalite %5 civarında iken şu anda %1’in altına düşmüştür. Mortaliteden kastımız şudur; enfeksiyona bağlı ölüm oranları. Enfeksiyona bağlı ölüm oranları şu anda çok çok düşük orandadır. İyi merkezlerde başarı oranı çok yüksektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/02/Otolog-İlik-Nakli-Nedir-1-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14788" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/02/Otolog-İlik-Nakli-Nedir-1-1.jpg" alt="Otolog İlik Nakli Nedir (1)" width="600" height="392" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/02/Otolog-İlik-Nakli-Nedir-1-1.jpg 600w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/02/Otolog-İlik-Nakli-Nedir-1-1-300x196.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Otolog İlik Nakli Hangi Hastalıklarda Yapılır?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Otolog ilik nakli veya otolog kök hücre nakli özellikle multipl miyelomada birincil tedavi seçeneğidir. Özellikle 65 yaş altı multipl miyelomada hatta bazen 75 yaşına kadar da uzayabiliyor. Hastalık teşhis edildiği anda tedavi edilip, hastalık yok ediliyor daha sonrasında da hastanın kök hücrelerini toplayıp hastaya kemik iliği nakli yapıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Lenfomalarda ikinci tedavi seçeneğidir. Lenfoma tanısı koyulduktan sonra eğer ilk tedaviye yanıt vermezse o zaman kemik iliği nakli yapılır. Veya yanıt vermesine rağmen nüks olan lenfomalarda hem hodgkin lenfoma hem de non hodgkin lenfomalarda otolog kemik iliği nakli endikasyonu vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Akut lösemilerde artık otolog kemik iliği nakli endikasyonu yoktur. Bir faydası bulunmamaktadır. Onlarda allojenik kemik iliği nakli yapılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Otolog kemik iliği naklinden fayda gören bir diğer grup ise solid tümörlerdir. Özellikle refrakter testis tümörlerinde otolog kemik iliği naklinin faydası gösteriliyor.</p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">İlik Nakli Yapılan Hastanın Bakımında Nelere Dikkat Edilmelidir?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Kemik iliği veya kök hücre nakli yapılan hastanın bakımında dikkat edilmesi gereken en önemli şey sterilitedir. Zaten steril bir ortamda nakil yapılır. Hepa filtreli ortamlarda, dışarıdan partikül girmeyecek şekilde, pozitif basınçlı odalarda nakil yapılır. Özellikle personelin çok bilinçli olması gerekir. Hem hemşireler hem de diğer personeller eğitimini o yönde alıyorlar. Odaya girerken, çıkarken, odaların temizliğinde belirli kurallara uyulmak zorundadır. Hastaya bazı kurallar öğretilir. Eğer yanında refakatçi varsa minimum hemşirelik eğitimi verilmelidir. Eve çıkarken ise çok belli kurallarla, kitapçıklar verilmesi ve anlatılması gerekir. Böylelikle riskleri iyi bilmeleri gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/02/Otolog-İlik-Nakli-Nedir-2-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14789" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/02/Otolog-İlik-Nakli-Nedir-2-1.jpg" alt="Otolog İlik Nakli Nedir (2)" width="600" height="400" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/02/Otolog-İlik-Nakli-Nedir-2-1.jpg 600w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/02/Otolog-İlik-Nakli-Nedir-2-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/otolog-ilik-nakli-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Ateş</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/ates/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/ates/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jun 2013 00:18:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12167</guid>

					<description><![CDATA[Vücut sıcaklığının 37°C’nin üstüne çıkması ateş olarak adlandırılır. Vücut sıcaklığını ölçmek için kullanılan kli­nik termometrelerin içinde cıva içeren bir odacık ve bu odacığın devamı olan dereceli bir kılcal boru vardır. Türki­ye’nin de içinde olduğu bazı ülkelerde santigrat dereceli termometreler kulla­nılır. 32 ve 212 derece Fahrenheit sıra­sıyla 0°C ve 100°C’ye karşılık gelir. Klinik termometreler 35°C-42°C&#8217;yi öl­çebilir; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Vücut sıcaklığı" href="https://www.xn--kadn-nza.net/vuecut-sicakligi/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Vücut sıcaklığı</strong></span></a>nın 37°C’nin üstüne çıkması ateş olarak adlandırılır. Vücut sıcaklığını ölçmek için kullanılan kli­nik termometrelerin içinde cıva içeren bir odacık ve bu odacığın devamı olan dereceli bir kılcal boru vardır. Türki­ye’nin de içinde olduğu bazı ülkelerde santigrat dereceli termometreler kulla­nılır. 32 ve 212 derece Fahrenheit sıra­sıyla 0°C ve 100°C’ye karşılık gelir. Klinik termometreler 35°C-42°C&#8217;yi öl­çebilir; her derece 10 eşit bölüme ayrıl­mıştır.<br />
Vücut ısısını ölçmek için termomet­renin deri (koltukaltı, kasık) ya da ağız, makat gibi mukozayla örtülü bir yüzey­le temas etmesi gerekir. Cıva sütunu en yüksek sıcaklığa ulaştığında hareketsiz kalır. Termometreyi yeniden kullan­mak için, üst ucundan kavrayıp hızlı hareketlerle sallayarak cıva sütununu odacığa kadar indirmek gerekir. Cıva sütununun araşma hava girip sütunda kesintilere neden olursa cıva birkaç sallamadan sonra yerine dönmez, termometre kullanılamaz hale gelir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/06/ates-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/06/ates-1-300x168.jpg" alt="ates" /></a><br />
Vü­cudun normal sıcaklığı ortalama 37°C’dir; bu değer Ölçümün yapıldığı bölgeye göre biraz değişir. Örneğin, makatta 37°C, koltukaltında ortalama 36,5°C, kasıklar ve ağızda bu iki değe­rin arasındadır. Vücut sıcaklığında gün boyu dalgalanmalar görülür; saat 17 dolayında en yüksek, gece 3 dolayında ise en düşük düzeyindedir. Yemek ve hareketliliğin vücut sıcaklığını az da olsa etkilediği bilinmektedir. <a title="Kadın" href="https://www.xn--kadn-nza.net/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Kadın</strong></span></a>lar­da, âdet çevriminin ilk yansında vücut sıcaklığı ikinci yansına göre yanm de­rece düşüktür. Vücut sıcaklığı en sık enfeksiyon hastalıklarında yükselir; ayrıca tümörler, enfarktüs ya da beyin trombozu (beyin damarlarında pıhtılaş­ma) gibi <a title="damar hastalıkları" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/damar-hastaliklari/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>damar hastalıkları</strong></span></a>, <a title="Bağışıklık Sistemi" href="https://www.xn--kadn-nza.net/bagisiklik/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>bağışıklık sistemi</strong></span></a>nin hastalıkları, bazı ilaçlar, gut gibi metabolizma hastalıkları ve hiper-tiroidizm gibi iç salgı hastalıkları da ateşin yükselmesine yol açar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/ates/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/bagisiklik/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/bagisiklik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jun 2013 13:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12197</guid>

					<description><![CDATA[Vücutta yabancı maddelere, özellikle enfeksiyon yapan mikroorganiz­malara, bakteriler, virüsler, parazitler ve bunların ürünlerine karşı korunma sağla­yan bir çeşit savunma sistemi. Otomatik bağışıklıkta vücudun kendi dokularının an­tijenlerine karşı, bilinmeyen bir nedenle, antikorlar oluşur; ikincil doku yıkımı olu­şur. Çoğu kez hastalığın nedeni, organizmay­la bu hastalığı geçirme ya da aşılanma sıra­sında önceden karşılaşılmış olması, bu orga­nizmaya karşı edinsel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücutta yabancı maddelere, özellikle enfeksiyon yapan mikroorganiz­malara, bakteriler, virüsler, parazitler ve bunların ürünlerine karşı korunma sağla­yan bir çeşit savunma sistemi. Otomatik bağışıklıkta vücudun kendi dokularının an­tijenlerine karşı, bilinmeyen bir nedenle, antikorlar oluşur; ikincil doku yıkımı olu­şur. Çoğu kez hastalığın nedeni, organizmay­la bu hastalığı geçirme ya da aşılanma sıra­sında önceden karşılaşılmış olması, bu orga­nizmaya karşı edinsel bir direnç sağlar. Da­ha sonraki aynı çeşit bir enfeksiyon ya hafif geçer, ya da organizma buna hiç ya­kalanmaz. Bu çeşit <a title="Bağışıklık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/bagisiklik/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>bağışıklık</strong></span></a>ta aracı ola­rak genellikle antikor ve antigen reaksi­yonları rol oynar ve humoral bağışıklık (aktif bağışıklık) deyimi kullanılır. Mikroor­ganizmanın antigenleri, kendilerine özgü antikorların meydana gelmesine yol açar­lar. Antikor bir kez oluştuktan sonra etke­ni nötralize eder (virüsler) ya da antigene bağlanarak onun ortadan kaldırılmasını ya da tahrip edilmesini kolaylaştırır (bakteri­lerde).<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/06/Bağışıklık-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13857" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/06/Bağışıklık-1.jpg" alt="Bağışıklık" width="502" height="300" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/06/Bağışıklık-1.jpg 502w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/06/Bağışıklık-1-300x179.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 502px) 100vw, 502px" /></a><br />
Bazı <a title="Hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>hastalıklar</strong></span></a>da antikorların ge­lişmesi, birincil enfeksiyonun iyileşme dö­neminde yararlı olur. Bağışıklık bu şekilde bir kez oluştuktan sonra, antikorların ko­layca ve çabucak sağlanabilmeleri nedeni ile vücut, daha ileri enfeksiyona karşı ko­runmuş olur. <a title="Alerji" href="https://www.xn--kadn-nza.net/alerji/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Alerji</strong></span></a> ve anaflikaside de luı-moral bağışıklık söz konusudur. – Çok sayı­da hastalık, bir enfeksiyona karşı tepki ola­rak oluşan ya da serum hastalığında mey­dana gelen bağışık kompleksler (antigene bağlanmış antikorlar) nedeniyle meydana gelmektedir. Bu kompleksler, özellikle böb­reklerde, deride ve eklemlerde zarar verir. Bağışıklığın ikinci ve önemli bir çeşidi, hüc­reler aracılığıyla gelişen bağışıklıktır {ge­cikmiş tipte aşırı duyarlık). Bu bağışıklıkta aracı olarak lenfositler ve monositler (bu arada doku makrofajları) rol oynarlar. Yalnızca belirli enfeksiyon tiplerine (tüber­küloz, histoplazmoz ve mantar hastalıkla­rı) karşı ortaya çıkan bir reaksiyondur. Yi­ne bazı belirli kendi-bağışık hastalıklarda bu çeşit bağışıklığın rol oynadığı sanılmakta­dır. Organ nakline karşı gösterilen reaksi­yonlarda, yine bu tip bağışıklık söz konu­sudur (Organ Nakli). Bazı özgün or­ganizmaların enfeksiyonuyla veya otomatik bağışıklık nedeniyle ya da parpa eklemeye tepki oluşturmak amacıyla hazırlıklı du­ruma geçen lenfositler, hem lenfositleri, hem de monositleri etkileyen maddeler meydana getirerek dokularda ileri derece­de hasar yapan bir çeşit iitihaba yol açar­lar. Bağışıklığın ve bağışıklıkla ilgili hasta­lıkların anlaşılıp bilinmesi, son yıllarda ula­şılmış bir aşamadır. Böylece tahribe yöne­lik ya da anormal bağışıklık yanıtların or­tadan kaldıracak ilaçlar yapılabilmiştir. En­der görülmelerine karşılık bağışıklık eksik­liği hastalıkları, bağışıklık sistemleriyle il­gili modeller hazırlanmasına ve yeni bazı tedavi yöntemlerinin bulunmasına olanak sağlamışlardır. Pasif bağışıklık, bağışık bir bireydeki antikor bakımından zengin bazı maddeleri, bağışık olmayan bir bireye ak­tarmak yoluyla sağlanır. Bu çeşit bağışık­lık, özellikle kendi bağışıklık sistemleri ge­lişene kadar yalnızca annelerinden aldıkla­rı antikorlarla yetinmek zorunda kalan be­beklerde önemlidir. Tetanoz ve kuduz gibi bazı belirli hastalıklarda bağışık serumlar, hemen ve yeterli bir korunma sağlamaları açısından son derece yararlıdır.<br />
&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/bagisiklik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
