<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlaç Bilimi &#8211; Kadın.Net</title>
	<atom:link href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/ilac-bilimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.xn--kadn-nza.net</link>
	<description>Anne Bebek Çocuk Kadın Sağlığı Kadınlara Dair Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Jun 2025 13:10:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>Zatürre (Pnömokok) Aşısı Nedir, Kimlere Yapılır?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/zaturre/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/zaturre/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2019 03:09:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akciğer Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Bilimi ve Organ Nakilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi Yöntemleri ve İncelemeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15373</guid>

					<description><![CDATA[Zatürre sıklıkla bakteri ve virüslerin daha nadir de olarak mantar ve parazitlerin neden olduğu akciğer enfeksiyonuna verilen isimdir. Tıp dilinde pnömoni halk dilinde zatürre olarak bilinen hastalık genelde kişiden kişiye temasla geçen bir hastalıktır. Öksürme, hapşırma, aksırma gibi sıklıkla görülme yolları bu olmakla beraber nadir de olsa konuşma sırasında havaya yayıla damlacıkların sağlıklı kişilere hasta [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Zatürre sıklıkla bakteri ve virüslerin daha nadir de olarak mantar ve parazitlerin neden olduğu akciğer enfeksiyonuna verilen isimdir. Tıp dilinde pnömoni halk dilinde zatürre olarak bilinen hastalık genelde kişiden kişiye temasla geçen bir hastalıktır. Öksürme, hapşırma, aksırma gibi sıklıkla görülme yolları bu olmakla beraber nadir de olsa konuşma sırasında havaya yayıla damlacıkların <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a>lı kişilere hasta kişilerden bulaşması, nadir de olarak havaya yayılan bu damlacıkların kapı kolu, asansör gibi eşyalara bulaşmasıyla da hastalarda ortaya çıkar. Bu mikroplar üst solunum yollarına yerleşir ve üst solunum yollarından da akciğerlerde hava kesecikleri olarak bilinen alveollerin içerisine yerleşir. Zamanla alveollerin içerisinin iltihap ve serumla dolması ve enfeksiyonun ortaya çıkması solunum sıkıntısıyla da kendini gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zatürre genel olarak ikiye ayrılır. Toplum kökenli ve hastane kökenli olarak. Hastane kökenli zatürre; bağışıklığı normal olup hastanede yatan hastalarda ortalama 48-72 saat sonra ortaya çıkan zatürre tipidir. Toplumsal kökenli zatürre; toplumda yaşayan sağlıklı bireylerin hasta kişilerden aldıkları zatürre enfeksiyonuna verilen isimdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-2-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-14238" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-2-1.jpg" alt="zatürre (2)" width="700" height="481" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-2-1.jpg 448w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-2-1-300x206.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Zatürrenin bulaşma yolları yakın temas ve eşyalar olabileceğini söylemiştik. Özellikle yeni doğanlar, ileri yaş grubundaki hastalar, aids gibi bağışıklığı zayıf hastalar, dalağı olmayan bağışıklığı zayıf hastalar, sigara, alkol, uyuşturucu kullanan kişiler, kronik kalp hastaları, kronik böbrek yetersizliği olan, kemoterapi, radyoterapi gibi bağışıklığı zayıflatacak tedavi altında olan kişiler yüksek risk altındadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Zatürre sıklıkla kendini derin hızlı ve nefes alıp verme, ateş, balgamlı, balgamsız öksürük, göğüs ağrısı, sırt ağrısı, bulantı, kusma, bilinç bulanıklığıyla gösterir. Bu risk faktörü olan kişilerde zatürrenin yaygınlığına ve şiddetine göre de ileri derecede solunum sıkıntısı ve ölümle de sonuçlanabilen bir hastalıktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-3-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-14239" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-3-1.jpg" alt="zatürre (3)" width="700" height="395" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-3-1.jpg 620w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-3-1-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Zatürrenin risk gruplarında korunma çok önemlidir. Tanısı genel olarak doktorun fizik muayenesi dışında hastanın şikayetleri, kan tahlilleri, akciğer görüntüleme yöntemleri ve bazen de balgam incelemesiyle konuluyor. Zatürre tedavisi yapıldıktan 2 hafta sonra hasta iyileşse de kırgınlık, halsizlik gibi şikâyetleri aylarca sürebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Zatürrede tedaviden çok korunmak çok önemlidir. Tedavide yatak istirahatı, beslenme ve bol sıvı tüketmek ilaçlar başta antibiyotikler olmak üzere tedavide yeri vardır. Aynı zamanda risk faktörü olan kişilerde kronik hastalıklara ve risk faktörlerine göre destekleyici tedavilerde ilaç tedavisi içerisinde yer alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-14240" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1.jpg" alt="zatürre (4)" width="700" height="465" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1.jpg 1700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1-300x199.jpg 300w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1-768x510.jpg 768w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1-1024x680.jpg 1024w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2014/11/zatürre-4-1-1568x1041.jpg 1568w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Korunmanın önemli olmasının nedeni ölümcül bir hastalıksa eğer riskleri oldukça azaltıyoruz. Özellikle kronik hastalığı olan kişilerin uygun tedavi takip yaptırmaları, yakın temastan kaçınılması, maske takması, hijyenik ortamlarda bulunması önemli korunma yöntemlerindendir. Grip ve zatürre aşıları risk faktörü olan kişilerde çok önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kapalı alanlar zatürrenin sıklığının artmasında önemlidir. Özellikle huzur evleri, yurtlar, askeriye, okullar gibi buralarda yaşayan kişilerin korunma yöntemleriyle hastalığı almalarını mümkün olduğunca engellemek gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">65 yaş üstü, ileri yaş grubu hastalar, kronik kalp rahatsızlığı olanlar, kronik akciğer hastalığı olanlar, kroni böbrek yetersizliği olanlar, diyaliz hastaları, kemoterapi, radyoterapi görenler, alkol, sigara, uyuşturucu madde kullanan kişiler, dalağı olmayan, aids gibi bağışıklığı zayıf kişiler, kapalı ve kalabalık alanda yaşayan kişilerin zatürre aşısı yaptırarak önlem almaları gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zatürre pnomoni bizlerin akciğer enfeksiyonu olarak bildiğimiz durum oldukça sık olarak gördüğümüz ve aşı ile oldukça fazla koruma sağlayabildiğimiz bir hastalıktır. Genel olarak vardığımıza yargı hep 65 yaş üzerindeki hastalara pnömokok aşısı rutin bir şekilde yapılıyor. Ancak 65 yaş öncesinde de oldukça sık bir şekilde pnömokok aşısının gerektirdiği durumlar karşımıza çıkıyor. 65 yaş öncesindeki hastalarda özellikle dalakları alınmış ise böbrek hastalığı, kalp hastalığı gibi kronik hastalıklara eşlik ediyorsa alkolizm, diyabet varsa pnömokok aşısını uyguluyoruz. Bunun dışında 19 yaş ile 65 yaş arasındaki yaş grubunda tek başına sadece sigara içiyor olmak bile pnömokok aşısı için bir gereklilik oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15374" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-3.jpg" alt="Zatürre (Pnömokok) Aşısı Nedir, Kimlere Yapılır" width="700" height="477" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-3.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-3-300x204.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Diyabet Hastalarına Hangi Aşılar Önerilir?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Diyabet tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de çok sık bir şekilde karşımıza gelmektedir. Endokrin polikliniklerine başvuran hastaların yarısı diyabet hastalarıdır. Diyabetin getirmiş olduğu bir sıkıntı ne yazık ki immün sistemdeki yetmezliğe bağlı olarak hem enfeksiyonlara daha kolay ulaşıyoruz hem de enfeksiyonları daha uzun sürede geçirmemize neden olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünya <a title="sağlık" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/">sağlık</a> Örgütü’nün hastalıkları Kontrol Ve Koruma Derneği’nin aynı zamanda Türkiye’de ki Türk Endokrinoloji Ve Metabolizma Derneği’nin ortak öngörüsü tüm diyabet hastalarına influenza dediğimiz grip aşısının, pnömokok dediğimiz zatürre aşısının ve hepatit b aşısının rutin olarak uygulanması şeklindedir. Diyabet hastalarında influenza aşısı bizim ülkemiz için gribin sık gözüktüğü dönemler olan kasım ayında başlayarak nisan ayına kadar yılda bir kere rutin olarak yapılması şeklindedir.</p>
<p><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-1-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15375" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-1-1.jpg" alt="Zatürre (Pnömokok) Aşısı Nedir, Kimlere Yapılır (1)" width="700" height="506" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-1-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-1-1-300x217.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Pnömokok aşısında ise 65 yaş üzerinde yine rutin eğer ki 5 yaş üzerinde ilk dozundan sonra beş yıl geçmiş ise beş yıldan sonra bir tekrar dozunu daha uygulamak şeklinde önerisi olmaktadır. HPV Human papillomavirus rahim ağzı kanserine yol açtığı gösterilmiş olan bir virüstür. Oldukça yaygın bir şekilde görmekteyiz. Dolayısıyla rahim ağzı kanseri sıklığını azaltmak için üreme çağındaki bayanlarda rutin olarak aşılama programına almaktayız. Sadece bayanlarda değil cinsel ilişkiyle bulaştırıcılık riskinden dolayı erkeklerde aynı kadınlardaki gibi HPV aşısıyla aşılanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-2-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15376" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-2-1.jpg" alt="Zatürre (Pnömokok) Aşısı Nedir, Kimlere Yapılır (2)" width="700" height="464" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-2-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/08/Zatürre-Pnömokok-Aşısı-Nedir-Kimlere-Yapılır-2-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/zaturre/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip Aşısı Nedir, Grip Aşısı Kimlere Önerilir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/grip-asisi-nedir-grip-asisi-kimlere-onerilir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/grip-asisi-nedir-grip-asisi-kimlere-onerilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2015 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15389</guid>

					<description><![CDATA[İnfluenza bizlerin grip dediği durum çok sık karşılaştığımız bir hastalıktır. Bugün için önerilen yılda bir kere Türkiye’de özellikle kasım ayından nisan ayına kadarki süreçte rutin olarak uygulanmasıdır. Eski zamanlarda yumurta alerjisi olanlarda ya da gebelerde grip aşısını yapmaktan çekiniyorduk. Nedeni de grip aşısının canlı bir virüs aşısı olmasıdır. Aynı zamanda da embryonen tavuk yumurtasının içerisinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnfluenza bizlerin grip dediği durum çok sık karşılaştığımız bir hastalıktır. Bugün için önerilen yılda bir kere Türkiye’de özellikle kasım ayından nisan ayına kadarki süreçte rutin olarak uygulanmasıdır. Eski zamanlarda yumurta alerjisi olanlarda ya da gebelerde grip aşısını yapmaktan çekiniyorduk. Nedeni de grip aşısının canlı bir virüs aşısı olmasıdır. Aynı zamanda da embryonen tavuk yumurtasının içerisinde üretilmesidir. Dolayısıyla ne kadar saflaştırılırsa saflaştırılsın bir şekilde yumurtanın proteinleri aşının içerisinde olabiliyordu. Bugün için geldiğimiz noktada şöyle bir durum var. Rekombinant formu ya da inaktive aşılar geliştirilmiş durumda. Dolayısıyla gebelerde de bugün için rutin olarak influenza aşısı önerilmektedir. İnaktive, influenza aşısı şeklinde gebelerde de rutin kullanmaktayız. Bunun dışında eğer ki yumurta alerjisi olduğu bilinen bir durumda rekombinant teknolojiyle geliştirilmiş olan bir influenza aşısı hangi şiddette olursa olsun yumurta alerjisi olan bir hastaya da rahat bir şekilde uygulanmaktadır. Bunların dışında eğer ki gebelik gibi bir durum yoksa bir alerji durumumuz yoksa aktive, canlı, yaşayan virüs aşıları hastalara uygulanmaktadır. Dolayısıyla gebelik gibi bir durum varsa ya da yumurta alerjisi olan durumlarda kişinin hekime bunu ifade etmesi gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/09/Grip-Aşısı-Nedir-Grip-Aşısı-Kimlere-Önerilir-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15391" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/09/Grip-Aşısı-Nedir-Grip-Aşısı-Kimlere-Önerilir-2.jpg" alt="Grip Aşısı Nedir, Grip Aşısı Kimlere Önerilir" width="700" height="350" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/09/Grip-Aşısı-Nedir-Grip-Aşısı-Kimlere-Önerilir-2.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/09/Grip-Aşısı-Nedir-Grip-Aşısı-Kimlere-Önerilir-2-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Kızamıkçık Aşısı Nedir, Kızamıkçık Aşısı Kimlere Önerilir?</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Kızamıkçık pediatrik dönemde kızamık, kabakulak aşılarıyla beraber yapılmaktadır. MMR ismi ile kısalmaktadır. Erişkin dönemde ise özellikle üreme dönemindeki bayanlarda gebelik öncesindeki kızamıkçık aşısı oldukça şiddetli bir şekilde önerilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/09/Grip-Aşısı-Nedir-Grip-Aşısı-Kimlere-Önerilir-1-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15390" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/09/Grip-Aşısı-Nedir-Grip-Aşısı-Kimlere-Önerilir-1-1.jpg" alt="Grip Aşısı Nedir, Grip Aşısı Kimlere Önerilir (1)" width="700" height="438" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/09/Grip-Aşısı-Nedir-Grip-Aşısı-Kimlere-Önerilir-1-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/09/Grip-Aşısı-Nedir-Grip-Aşısı-Kimlere-Önerilir-1-1-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Planlı gebeliklerden öncesinde mutlaka bir gebenin kızamıkçık ile immunize, bağışık olmasını önermekteyiz. Eğer ki gebelik oldu ve kızamıkçığa yönelik bir bağışıklığımız yok. O zaman gebelikten sonrasında, doğumdan sonra, gebelik sonlandıktan sonra tıp merkezinden ayrılmadan önce ve daha sonrasında kızamıkçığa yönelik olarak immunizasyon sağlamak amacıyla aşıyı önermekteyiz. Ayrıca neomisin ve streptomisin etken maddelerine aşırı duyarlılığı olan bayanlar bunları hekimlerine ifade etmeleri gerekmektedir. Neomisin ve streptomisin etken maddelerine karşı olan aşırı duyarlılık aynı şekilde kızamıkçık aşısına karşı da reaksiyon göstermektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/grip-asisi-nedir-grip-asisi-kimlere-onerilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsülin Direnci Nedir, Sağlık İçin Neden Önemlidir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/insulin-direnci-nedir-saglik-icin-neden-onemlidir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/insulin-direnci-nedir-saglik-icin-neden-onemlidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2015 11:17:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15133</guid>

					<description><![CDATA[Temel anlamda söylemek gerekirse insülin direnci, insülün hormonuyla ilgili bir bozukluktur aslında. İnsülün hormonu bir anabolizan madde ve çok önemlidir. Eksikliğinde birçok hastalık meydana gelebilir. Hatta insülin eksikliğinde bir tedavi gerçekleşmezse ölümler dahi meydana gelebilir. Bunun tam tersi olarak insülin varlığında, insülin etkisiz ise bu duruma insülin direnci denir. Aslında insülinin pek çok etkisi vardır. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Temel anlamda söylemek gerekirse insülin direnci, insülün hormonuyla ilgili bir bozukluktur aslında. İnsülün hormonu bir anabolizan madde ve çok önemlidir. Eksikliğinde birçok hastalık meydana gelebilir. Hatta insülin eksikliğinde bir tedavi gerçekleşmezse ölümler dahi meydana gelebilir. Bunun tam tersi olarak insülin varlığında, insülin etkisiz ise bu duruma insülin direnci denir. Aslında insülinin pek çok etkisi vardır. Bunlardan bir tanesi şekeri kontrol etmektir. Şekeri kontrol eden basamaklarda, mekanizmalarda, enzimlerde, moleküllerde, bir ya da birden fazla eksiklik meydana geldiğinde insülin şekeri kontrol etmek noktasında yeteneksiz hale geliyor. Bu durumun ismine insülin direnci denilmektedir. Etkin olduğu hastalıklar aslında çok sayıdadır, sadece bilineni diyabet olabilir ama daha çok hiper tansiyon, obezite, karaciğer yağlanması, lipit bozuklukları, bir takım damar sertlikleri, kanserler, insülin direnci sendromunun aslında başlattığı hastalıklar olarak söylenebilir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">İnsülin Direnci Nasıl Kontrol Altına Alınabilir?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">İnsülin direncinin oluş mekanizmaları aslında çok açık değildir. İnsülin direncinin nasıl geliştiğine dair,  günümüzde devam eden daha önceden var olduğunu bildiğimiz birçok bilimsel sonuçlar vardır. Ama henüz tam mekanizma bilinmemektedir. Bu nedenle mekanizması tam bilinmeyen bir konuda bunun nasıl kontrol altına alınacağı hakkında açık ve net fikirler henüz bilinmemektedir. Ama iyi bilinen bir şey varsa eğer, kişi iyi bir spor yaparsa, tuz alımını kısarsa, bir beslenme programı uygularsa insülin direncini kırabilir. Tabi uyguladığı beslenme programının kalorisi düşük olmalı, özellikle karbonhidrat içeriği düşük olmalıdır. Karbonhidratların da glisemik indeksi yüksek ve düşük olmak üzere iki ayrı alt grubu vardır. Eğer glisemik indeksi yüksek karbonhidratları tanıyıp beslenmeden uzaklaştırıp, iyi bir spor ve tuzu kısarsanız insülin direncini kırarsınız. Bunun yanı sıra bazı ilaçlarda vardır, ama ilaçlarda tek başına bir beklenti çok azdır. Bütün bu hayat tarzı değişikliklerini yerine koyup eğer başarılı olunmazsa ilaç tedavisi de eklendiğinde insülin direncini kırma konusunda başarılı olabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/nsülin-Direnci-Nedir-Sağlık-İçin-Neden-Önemlidir.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15134" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/nsülin-Direnci-Nedir-Sağlık-İçin-Neden-Önemlidir.jpg" alt="İnsülin Direnci Nedir, Sağlık İçin Neden Önemlidir" width="700" height="324" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/nsülin-Direnci-Nedir-Sağlık-İçin-Neden-Önemlidir.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/nsülin-Direnci-Nedir-Sağlık-İçin-Neden-Önemlidir-300x139.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">İnsülin Direnci Tedavi Edilmezse Nelere Yol Açar?</span></h2>
<p style="text-align: justify;">İnsülin direnci tedavi edilmezse pek çok önemli hastalıklara yol açar. İnsülin anabolizan bir hormondur, vücuttaki tüm sentezleri arttırır. Özelliklede büyüme hormonudur aslında, hücreleri tetikleyen, hücrelerin bölünmesini, parçalanmasını ve çoğalmasını tetikleyen bir hormondur. İnsülin normal düzeylerdeyken bu özelliği aslında gizlidir. Ama insülin direnci demek insülin düzeyinin çok yüksek olması demektir ve bu hücreyi tetikleyen onun çoğalmasına yol açan, büyüten etkinlik çok ön plana çıkar. Dolayısıyla hastalarda çok önemli kanserlere yol açabilmektedir. Erkeklerde kalın bağırsak, prostat, pankreas kanserleri. Kadınlarda meme ve rahim kanserleri insülin direncinin tetiklemiş olduğu kanserlerdir. Bunun yanı sıra karaciğer yağlanması, karaciğer sirozuna doğru gidiş, bir takım damar hastalıkları, damar sertlikleri, diyabet, hiper tansiyon, obezite, safra kesesi hastalıkları, bir takım pıhtılaşma kusurları gibi çok önemli hastalıkları tetikleyen faktörlerin içinde yer alan bir faktördür insülin direnci.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/insulin-direnci-nedir-saglik-icin-neden-onemlidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Safra Kesesi Taşlarında Uygulanan Tek Port Cerrahi Nedir?</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/safra-kesesi-taslarinda-uygulanan-tek-port-cerrahi-nedir/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/safra-kesesi-taslarinda-uygulanan-tek-port-cerrahi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2015 11:03:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Karaciğer Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=15126</guid>

					<description><![CDATA[Safra kesesi taşlarında uygulanan tek port cerrahisinde göbeğe yapılmış olan bir kesi ile bu iş için geliştirilmiş olan özel portlar yerleştirilir. Bu port tek bir port olup birkaç giriş deliği vardır. Bir deliğinden karbondioksit gazı verilerek laparoskopik cerrahideki gibi karın şişirilir. Diğer üç delikten ise kamera ve diğer el aletleri kullanılarak laparoskopik safra kesesi ameliyatı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Safra kesesi taşlarında uygulanan tek port cerrahisinde göbeğe yapılmış olan bir kesi ile bu iş için geliştirilmiş olan özel portlar yerleştirilir. Bu port tek bir port olup birkaç giriş deliği vardır. Bir deliğinden karbondioksit gazı verilerek laparoskopik cerrahideki gibi karın şişirilir. Diğer üç delikten ise kamera ve diğer el aletleri kullanılarak laparoskopik safra kesesi ameliyatı gerçekleştirilir. Tek port cerrahisinin en önemli avantajı ameliyat sonrası kesi izinin olmamasıdır. Bunun nedeni göbek içerisinden girildiği için göbek içerisindeki o kesi zaman içerisinde iyileştikten sonra görünmeyecek ve hasta aynaya baktığı zaman karnında hiçbir iz görmeyecektir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Tüm Safra Kesesi Taşları İçin Tek Port Cerrahi Uygulanabilir Mi?</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tek port cerrahisinin uygulandığı ilk yıllarda safra kesesinin iltihabı ya da çok şişman hastalarda tek port cerrahisi uygulanamaz denilse de zaman içerisinde becerinin artması ve teknolojinin yardımıyla artık günümüzde safra kesesi iltihaplarında da, aşırı şişman hastalarda da tek port cerrahisi kolaylıkla uygulanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Safra-Kesesi-Taşlarında-Uygulanan-Tek-Port-Cerrahi-Nedir-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15127" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Safra-Kesesi-Taşlarında-Uygulanan-Tek-Port-Cerrahi-Nedir-1.jpg" alt="Safra Kesesi Taşlarında Uygulanan Tek Port Cerrahi Nedir" width="700" height="350" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Safra-Kesesi-Taşlarında-Uygulanan-Tek-Port-Cerrahi-Nedir-1.jpg 700w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2015/05/Safra-Kesesi-Taşlarında-Uygulanan-Tek-Port-Cerrahi-Nedir-1-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Safra Kesesi Taşları İçin Uygulanan Tek Port Cerrahisinde Ameliyat Süresi Ne Kadardır?</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Safra kesesi taşları için uygulanan tek port cerrahisinde ameliyat süresi günümüzde yarım saate kadar düşmüştür. İlk uygulandığı dönemlerde normale göre biraz daha uzun olmak ile birlikte artık deneyimin artmasıyla günümüzde çok kısa sürelere düşmüştür. Ortalama yarım saatte bitmektedir.</span></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Safra Kesesi Taşları Uygulanan Tek Port Cerrahiden Sonra Yara İzi Kalır Mı?</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Safra kesesi taşlarının tek port ile tedavisinde en önemli avantaj yara izi olmamasıdır. Bunun nedeni ise göbek deliğinin iç kısmından girildiği için ameliyat sonrası dönemde dikilmiş olan o bölge görünmeyeceği için ameliyat sonrasında bir yara izi görünmemektedir.</span></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Tek Port Cerrahide Hangi Gazlar Kullanılır; Bunların Yan Etkisi Var Mıdır?</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Safra kesesi taşları için uygulanan tek port cerrahisinde kullanılan gaz standart laparoskopik cerrahiden farklı değildir. Aynı gaz kullanılmaktadır. Yani karbondioksit gazı kullanılır. Karbondioksit gazı son derece ucuz, yanıcı olmayan, patlamayan ve bu işlem için en uygun gazdır. Hastaya da hiçbir yan etkisi yoktur.</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/safra-kesesi-taslarinda-uygulanan-tek-port-cerrahi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşı Nedir? Aşı Hakkında Bilgi</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/asi/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/asi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2013 06:41:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12378</guid>

					<description><![CDATA[Aşı   öldürülmüş ya da etki gücü azaltılmış mikroplar, virüsler ya da asalaklarla hazırlanıp, uygun bir yolla (iğneyle damardan ya da kastan, ağızdan, derinin çizilmesiyle) organizmaya verilince söz konusu etkenlere karşı bağışıklık kazandıran biyolojik madde, aşılama, yani aşının organizmaya verilmesi, ilk olarak çiçek hastalığına karşı uygulanmaya başlanmış, günümüzdeyse terim, bağışıklığın uyarılmasıyla enfeksiyonlardan korunmak için çeşitli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşı   öldürülmüş ya da etki gücü azaltılmış mikroplar, virüsler ya da asalaklarla hazırlanıp, uygun bir yolla (iğneyle damardan ya da kastan, ağızdan, derinin çizilmesiyle) organizmaya verilince söz konusu etkenlere karşı bağışıklık kazandıran biyolojik madde, aşılama, yani aşının organizmaya verilmesi, ilk olarak çiçek hastalığına karşı uygulanmaya başlanmış, günümüzdeyse terim, bağışıklığın uyarılmasıyla enfeksiyonlardan korunmak için çeşitli önlemleri de kapsamına almıştır.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/Aşı-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13772 alignleft" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/Aşı-1.jpg" alt="Aşı" width="476" height="357" srcset="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/Aşı-1.jpg 343w, https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/10/Aşı-1-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 476px) 100vw, 476px" /></a><br />
Aşılar, kuşpalazı ve tetanos aşılarında olduğu gibi, hastalık etmenlerinin antijen özelliklerini koruyacak biçimde yansızlaştırılmasıyla, çocuk felci ve verem (BCG) aşılarında olduğu gibi, zayıflatılmış canlı hastalık etmenleriyle, tifo, boğmaca aşılarında olduğu gibi öldürülmüş (etki gücü giderilmiş) hastalık etmenleriyle hazırlanabilir. Dünyanın birçok ülkesinde ve ülkemizde, çocuklar için başlıca hastalıklara karşı aşılama çizelgeleri düzenlenmekte ve özellikle 0-5 yaş grubu çocuklar için sık sık aşılama kampanyaları açılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/asi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Penisilin</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/penisilin/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/penisilin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2013 12:06:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=11789</guid>

					<description><![CDATA[Penisilin Nedir? Mantar çeşitleri yardımıyla elde edilen bakteri kaynaklı hastalıklarda kullanılan bir antibiyotiktir. Doğal penisiline benzil penisilin denir. Fakat günümüzde yarı yapay olarak üretilmektedir. Bakteriler özelliklede penisiline karşı hassasiyet gösterirler. Penisilin direkt bakterinin hücre duvarını bozarak etki eder. Ağız ile alınan penisilin tam etki göstermez çünkü sindirim sisteminde görevli olan bakteriler vardır. Penisilinin etkisi bozulur. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Penisilin Nedir?</strong></span><br />
Mantar çeşitleri yardımıyla elde edilen bakteri kaynaklı hastalıklarda kullanılan bir antibiyotiktir. Doğal penisiline benzil penisilin denir. Fakat günümüzde yarı yapay olarak üretilmektedir. Bakteriler özelliklede penisiline karşı hassasiyet gösterirler. Penisilin direkt bakterinin hücre duvarını bozarak etki eder. Ağız ile alınan penisilin tam etki göstermez çünkü sindirim sisteminde görevli olan bakteriler vardır. Penisilinin etkisi bozulur. Bu nedenle kas veya damar içine özelliklede aç karnına verilmektedir. Bu sayede yüzde yüz etki gösterir. Aç karnına olması da vücuda kolayca yayılabileceği anlamına gelmektedir. Beyin omurilik sıvısına, eklem sıvısına, göz içi sıvısına, kalp ve akciğer zarı boşluğundaki sıvılar iltihaplandığı zaman geçirgenlik özellikler artar ve normalde bu alanlara ulaşamayan penisilin bu sayede ihtiyaç duyulan bölgeye rahatlıkla gidebilmektedir. Tedaviye başlayan kişinin derisinde, akciğerlerinde, karaciğerinde, safra ve bağırsaklarında penisilin saptanır. Böbrekle bazen de safra ile vücuttan atılmaktadır. Damar yolu ile verilen penisilin kolay atıldığından vücutta daha uzun süre duracak penisilin üretimi yapılmıştır. Kusması ve bulantısı olan hastalara hemen uygulanmaktadır. Pnömokok, meningokok, gonokok, streptokok, stafilokok isimli bakterilerde etki sağlar. Bazı bakteriler penisiline karşı penisilinaz maddesi üreterek penisilini etkisiz hale getirebilmektedirler.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/12/penisilin.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-11903 size-medium" title="penisilin" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/12/penisilin-300x300.jpg" alt="Penisilin " width="300" height="300" /></a><br />
Penisilin Çeşitleri:<br />
Penisilin G,<br />
Penisilin V,<br />
Ampisillin,<br />
Amoksisilin,<br />
Oksasilin,<br />
Metisilin,<br />
Nafsilin,<br />
Karb’enisilin.<br />
Penisilin bazı kişilere alerji yapmaktadır. Penisiline karşı duyarlılık gösteren kişilere kullanılmaz. Farklı bir alerjisi olan kişide özenli kullanılır. Alerji bazı kişilerde Anaflaktik şok etkisi yaratır ki bu da ölümle sonuçlanır. Sık rastlanmaz ama tedbirli olmak önemlidir. Alerji olan kişilerde genel olarak deri kızarıklıkları ve kaşıntı görülür. Hafif geçirilen alerjilerde ilaç takviyesi yapılabilir. Penisilin yan etki olarak ateş, anemi ve havale nöbeti yaratabilir.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Başka Bir Kaynak</span></strong><br />
&nbsp;<br />
PENİSİLİN Bakterilerin hücre çeperlerini yapmalarına engel olarak onların üremele­rini önleyen ve bir mantar sınıfı tarafın­dan hazırlanan madde. İlk bulunan ve gü­nümüzde de en güçlü antibiyotiklerden bi­ridir. Taşıdığı bu özel­lik ilk kez 1928&#8217;de A. Flemiıtg&#8217;in dikkatini çekti ve tıp alanında kullanılmak üzere penisilin üretimi, 1940&#8217;ta E.B. Chain ve H.W. Florey  tarafından başlatıl­dı. O zamandan beri sayısız denebilecek kadar çok sayıda penisilin türevi geliştiril­miştir. Bunlar bazı bakterilerin penisiline karşı Kazanmış oldukları direnci kırar, da­ha geniş  alanda etki eder; bazıları ağız yoluyla alınabilir. Frengi, belsoğukluğu gibi Zührevi Hastalıklara neden olan bakteriler ile Stafüokoklar (bkz.) ve Strep­tokoklar, penisiline karşı duyarlıdır. Gram boyası ile boyanmayan (gram-negatif olan) ve idrar yolu enfeksiyonu, Septi­semi  gibi hastalıklara neden olan bakterilere ise yan-sentetik penisilinler et­ki etmektedirler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/penisilin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaçlar</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/ilaclar/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/ilaclar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jul 2013 14:48:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=12263</guid>

					<description><![CDATA[İLAÇLAR Biyolojik sistemleri etkileyen kimyasal maddelerdir. Genel olarak bunlar, hastalıkları önlemek veya tedavi etmek amacıyla kullanılır. Ancak afyonun narkotik türevleri. Amfe­taminler, Barbitüratlar ve es­rar, sağladıkları psikolojik etkileri nedeniy­le kullanılır ve kolayca alışkanlık yapar. Birçok ilaç, vücutta doğal olarak yapılan kimyasal maddelere benzer ya da onların tıpkısıdır. Bu neden­le benzeri ya da tıpkısı oldukları madde (örneğin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İLAÇLAR Biyolojik sistemleri etkileyen kimyasal maddelerdir. Genel olarak bunlar, <a title="Hastalıklar" href="https://www.xn--kadn-nza.net/saglik/hastaliklar/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>hastalıklar</strong></span></a>ı önlemek veya tedavi etmek amacıyla kullanılır. Ancak afyonun narkotik türevleri. Amfe­taminler, Barbitüratlar ve es­rar, sağladıkları psikolojik etkileri nedeniy­le kullanılır ve kolayca alışkanlık yapar. Birçok ilaç, vücutta doğal olarak yapılan kimyasal maddelere benzer ya da onların tıpkısıdır. Bu neden­le benzeri ya da tıpkısı oldukları madde (örneğin tiroid hormonu) eksik olduğun­da onun yerini tutmak ya da Steroidler&#8217;de ve Doğum Kontrolü hapla­rında olduğu giüi anormal konsantrasyonlar­da ortaya çıkan etkileri meydana getirmek amacıyla kullanılırlar. Başka bazı ilaçların özel mekanizmaları aksattıkları ya da nor­mal bir olaya karşı çıktıkları bilinmektedir. Birçok ilaç başka biyolojik sistemlerden, yani mantarlardan, bakterilerden  veya bit­kilerden  elde edilmektedir. Birçok başka ilaç da doğal ürünlerin kim­yasal yapılarında meydana getirilen küçük değişikliklerle elde olunur. Ayrıca tümü ile sentetik nitelik taşıyan çok sayıda ilaç da vardır (örneğin barbitüratlar). Bunların ba­zılarının yapısı, doğal olarak bulunan ilaç­ların aktif bölümleri üzerine kurulmuştur (örneğin <a title="Sıtma Tedavisi" href="https://www.xn--kadn-nza.net/sitma/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>sıtma tedavisi</strong></span></a>nde kullanılan ilaç­ların birçoğunun temelinde, kinin vardır). Hastalık durumlarının tedavisi için ilaç kullanılırken, ilacın ağız yolundan kullanı­labilir olması tercih nedenidir. Yani ilaç midenin asit ortamından ve <a title="Sindirim Sistemi" href="https://www.xn--kadn-nza.net/sindirim-sistemi/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>sindirim siste­mi</strong></span></a>nin enzimlerinden etkilenmemizin vücu­da girebilmelidir. İlaçların çoğu bu şekilde alınır; ancak feısülin  gibi bazıları için böyle bir durum söz konusu olmadığın­dan ilaç zerk (iğne ile şırınga), yoluyla1 vücuda verilir. Kusma veya mide-barsak kanalı hastalıkları nedeniyle olağan emilme olmayan durumlarda da bu yolu kullanmak gerekir. -Bir ilacın etkinliğini tayin eden faktör, hemen her zaman için onun kan veya dokulardaki düzeyidir. Bu düzeyleri etkileyen faktörlerden birkaçını ise, şöyle sıralayabiliriz: İlacın vücuda gir­diği yol, vücuttaki dağılım hızı, plazma proteinlerine veya yağlara bağlanma ora­nı, yıkılma (karaciğerde) ve atılma (böb­reklerden) hızlan, hastalığın boşaltım or­ganları üzerindefci etkileri vç. birlikte alı­nan ilaçların birbirlerine karşı olan etki­leri. Bunun yanısıra ilaçların etkinlik de­receleri ve neden oldukları istenmeyen yan-etkiler de kişiden Kişiye değişebilmek­tedir. Yan etkilerin nedeni, ilacın aynı an­da birkaç sisteme birden etki etmesidir. Yan etkiler hiçbir Özellik göstermeyebilir (bulantı, ishal, kırıklık, deri döküntüleri) alerjik alabilir  ya da ilaca özgü nitelik taşıyabilir (dijital kullandığında kalp ritminin anormalleşme­si). Hafif yan etkiler bastırılabilir. AncaK daha şiddetli olanlar dikkatle gözlenmeli ve istenmeyen herhangi bir etkinin ilk be­lirtileri ortaya çıkar çıkmaz, ilacın kullanı­mına son verilmelidir.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/07/ilaclar-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2013/07/ilaclar-1-300x225.jpg" alt="ilaclar" /></a><br />
Gebelik  sıra­sında, ilaçlar, plasentadan geçerek döliite ulaşabilirler; onun gelişimini aksatabilirler ve îalidomid&#8217;de olduğu gibi organ ve şekil bozukluklarına yol açabilirler,İlaçlar yalnızca belirtileri ortadan kaldır­mak (ağrı kesiciler, kusma önleyiciler) ya da hastalığı kontrol altına almak amacıy­la kullanılır. Enfeksiyon yapan etkenin öl­dürülmesi, özel enfeksiyonlara karşı korun­ma, kas (ParJtinson İlaçları) veya zihin (antîclepressanlar) fonksiyonları üzerinde normal kontrolü geri getirme, bir eksikliği gidererek kaybolmuş fonksiyonları yeni­den kazandırma1 (pernisiyöz anemide B12 vitamininin yaptığı gibi), iîtihabi tepkileri baskı altına alma (steroidier, aspirin), bir organın dana iyi çalışmasını sağlama (di­jital), normal bir organın erkinliğini değiş­tirerek hastalıklı organı koruma (kalp yet­mezliğinde diüreükler) ya da kanser hüc­releri üzerine toksik etki meydana getir­me (kanserde kemoterapi), hep bu amaca yöneliktir. İlaçların bilimsel olarak incelen­mesi, Farmakolojidalının konusudur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/ilaclar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antibiyotikler</title>
		<link>https://www.xn--kadn-nza.net/antibiyotikler/</link>
					<comments>https://www.xn--kadn-nza.net/antibiyotikler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seval Tabakoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jun 2013 11:50:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlaç Bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.xn--kadn-nza.net/?p=11298</guid>

					<description><![CDATA[Mikroorganizmalar tara­fından üretilen ve öîeki mikroorganizmala­rı Öldüren ya da onların çoğalmalarını ön­leyen maddeler. Bu özellikleri nedeniyle antibiyotikler, bakteri ve mantar- enfeksi­yonlarının tedavisinde geniş ölçüde kulla­nılmaktadır. Bu Özellik ilk kez Pasteur’ün dikkatini çekmiş ve 1929′da da Alexander Flemin, ANTİBİYOTİKLER.Peniciltium notdtum adlı küfün bazı belirli bakterileri öldüren ve daha sonra penisilin adını alan bir madde ürettiğini göstermiştir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mikroorganizmalar tara­fından üretilen ve öîeki mikroorganizmala­rı Öldüren ya da onların çoğalmalarını ön­leyen maddeler. Bu özellikleri nedeniyle antibiyotikler, bakteri ve mantar- enfeksi­yonlarının tedavisinde geniş ölçüde kulla­nılmaktadır. Bu Özellik ilk kez Pasteur’ün dikkatini çekmiş ve 1929′da da Alexander Flemin, ANTİBİYOTİKLER.Peniciltium notdtum adlı küfün bazı belirli bakterileri öldüren ve daha sonra penisilin adını alan bir madde ürettiğini göstermiştir. Klinik alanda penisilin kulla­nılabilmesi için, bunların 1940 yılında Ho-rey ve Chain tarafından yeterli miktarda yapılmasını beklemek gerekmiştir. VVaks-man tarafından bulunan Streptomisin, Du-bos tarafından bulunan Gramisidin ve izo­lasyonu başarılan Sefalosporinler, insan en­feksiyonlarında yararlı ilk antibiyotikler arasında sayılabilir. Günümüzde çok sa­yıda antibiyotik vardır ve bunun yanısı-ra daha başka yenileri ele araştırılmakta­dır. Asıl molekül yapıları kimyasal yöntemerle değişikliğe uğratılmış olan yan-sente-tik antibiyotikler, doğal olanların daha et­kin biçim ve sayıda kullanılmasına olanak sağlamıştır.<br />
Her antibiyotik belirli bir dozda, az ya da çok sayıda bakteri üzerinde etkilidir. Bunların etkileri hücre çeperi sentezini en­gellemekten, protein ve çekirdek asitleri metabolizmalarını bozmaya kadar değişik biçimlerde olur. Antibiyotiklere karşı di­rençli olan bakteriler, ya onların etkileri­ne karşı duyarlı değildir, ya da uyum (ya­ni antibiyotiği etkisiz kılacak maddeleri yapmayı öğrenmek) sonucu bu direnci son­radan kazanmışlardır. En önemli antibiyo­tikler penisilinler, sefalosporinler, tetrasik-linler, streptomisin, gentamisin ve rifampi-sindir. Herbir grubun etki alam ve yan etkileri kendine Özgüdür. Antibiyotikler, alerji yapabilir. Birçok antibiyotik, ağız yo­luyla etkilidir. Ancak zerk (iğne ile enjek­siyon) yoluyla kullanım, çoğu zaman da­ha uygundur. Antibiyotikleri yaralara, ke­siklere sürerek uygulamak da mümkündür.<br />
Antibiyotikler, mantar tipi bazı organizmalardan elde edilmiş olup, bakteriler gibi bir takım organizmaların üremesini önleyen maddelere verilen genel isimdir. Tıpta alanında sadece olası yan etkileri az olan antibiyotikler kullanılmaktadır. Sık sık gerekli olmadığı halde kullanılan antibiyotikler, zararlı mikroorganizmaların bu maddeye karşı direnç göstermelerine sebep olur. Bu sebeple, enfeksiyona sebep olan bakteri çeşitlerinin çoğu, ilk antibiyotik olarak bilinen ve bazı insanlarda alerjiye sebep olan penisiline karşı direnç gösterirler.<br />
En çok kullanılan antibiyotik çeşitleri sefalosporinler, streptomisin, tetrasiklin ve penisilinlerdir. Kendine has etkilerini ve etki güçlerini çoğaltmak için bu doğal maddelerin yapılarında farklılıklar yapılması ve laboratuarlarda farklı antibiyotikler hazırlanması tıp alanında büyük bir çığır açmıştır ve tehlikeli enfeksiyonları yok ederek, verem gibi son derece tehlikeli bir hastalığı önemsiz bir hastalığa dönüştürmüştür. Yakın bir zamana kadar her türlü antibiyotiğin etki yönünden birbirlerini destekledikleri düşünülmekteydi. Fakat yapılan araştırmalar göstermiştir ki birtakım antibiyotikler beraber kullanıldığında birbirlerinin etkisini bozmaktadır, bazı durumlar ise ortadan kaldırmaktadır. Bu verilere dayanılarak antibiyotikler iki gruba ayrılmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>1. Grup antibiyotikler,</strong></span> “Penisilin” “Streptomisin” “Neomisin”‘Polimiksin” “Baktrasin” isimli antibiyotiklerce oluşturulmuştur. Bu tür antibiyotikler, bakteri öldürücü güçleri yönünden birbirlerinin güçlerini arttırırlar.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>2. Grup antibiyotikler </strong></span>de “Kloramfenikol” “Tetra-siklinler” “Novobiosin”, “Eritromisin” ve ek olarak da “Sülfonamidler” antibiyotiklerce oluşmuştur. 2. Grup’taki antibiyotikler ve sülfonamidler bakterilerin artmasını durdurucu etki yönünden akımından birbirlerini desteklerler fakat bakterileri öldürücü etkileri yani “Bakterisid” etkileri destekledikleri fikri her zaman geçerli değildir. Bu gruptaki birtakım antibiyotikler, 1. Gruptaki bazı antibiyotiklerle birlikte kullanıldıkları zaman diğer antibiyotiğin bakteri öldürücü etkisini yok ederler.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Poıipeptid Antibiyotikler:</strong></span><br />
“Basitrasin”, “Polimiksin B”, “Kolistin” ve “Polipeptid” grubu antibiyotikler adı altında incelenirler. Zira bunların ortak bazı özellikleri mevcuttur. Bu tür antibiyotikler yüksek miktarda kullanıldıkları için böbrekler üzerinde hasar verici bir etki gösterirler. Her biri çoğunlukla özel amaçlar için kullanılmaktadır. “Basitrasin” adlı antibiyotik genelde deri ve mukoza yüzeyi infeksiyonlarmda yüzeysel olarak kullanılır. Penisilini andıran antibakteriyel etki spektrumu mevcuttur. Kas içine verildiğinde böbrekleri ve özellikle böbrek tüplerini hasara uğratır. Basitrasin, bağırsaklarda emilmediği için ağız yoluyla verilemez.<br />
<a href="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/11/Antibiyotikler.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-11422" title="Antibiyotikler" src="https://www.xn--kadn-nza.net/wp-content/uploads/2011/11/Antibiyotikler-300x199.jpg" alt="Antibiyotikler" width="300" height="199" /></a><br />
“Polimiksin B” kas içine verildiğinde böbreklere zarar verecek etki gösterir. Bu etki, kullanılan dozlara göre değişir. Antibiyotik genelde deri ve mukoza yüzeylerini tutan infeksiyonları önlemek için merhemler şeklinde yüzeysel olarak kullanılır. Polimiksin B ağız yoluyla alınması halinde önemli bir etki yapmaz, zira bağırsaklardan çok az emilmektedir. Polimiksin B’nin bakterileri yok edici, öldürücü, yani “Bakterisid” etkisi mevcuttur.<br />
“Kolistin” (Polimiksin E), hemen hemen bütün özellikleriyle Polimiksin B’ye benzemektedir. “Kolistin sülfat” ağızdan alınarak sindirim kanalı infeksiyonlarının tedavisi için, kulaktan da kulak infeksiyonları tedavisi için kullanılır. Bağırsaklar emilmemektedir. “Sodyum kolistimetat” biçimi, kas ve damar içine verilerek kullanılır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Aminogükozîd Yapısındaki Antibiyotikler:</strong></span><br />
“Aminoglikozid yapısı”ndaki antibiyotikler klinik kullanım açısından birbirlerinden farklılıklar göstermelerine karşın yapı, emilim, atılım, vücut içindeki dağılım, antibakteriyel etki ve toksik etkileri açısından dikkat çekici benzerlikler gösterirler. “Streptomisin”, “Kana-misin”, “Neomisin” ve “Gentamisin” ayrı ayrı incelendiğinde aminoglikozid yapısındaki antibiyotikler olarak kabul edilir.<br />
Bu tür antibiyotiklerin tamamı, sindirim kanalından ya çok az ya da hiç emilmezler, öyle ki ağızdan alınan bir dozajın tamamı dışkılama yolu ile atılabilir. Buradan, antibiyotiklerin bağırsaklarda daha uzun süre kaldıkları fikri elde edilebilir. Aminoglikozid yapısındaki antibiyotiklerin bu özellikleri sebebiyle bağırsakların bakterilerden temizlenmesi için sözü edilen antibiyotiklerden faydalanmaktadır. “Streptomisin” “Kanamisin” ve “Gentamisin” zerk edildiğinde vücuda çok rahat yayılırlar ve hemen hemen sadece idrar yoluyla bedenden atılırlar. “Neomisin”, verilemeyecek kadar zehirlidir.<br />
Aminoglikozid yapısındaki antibiyotiklerin dikkat edilmesi gereken son derece önemli iki yan etkisi vardır. Bunlardan biri 8. kafa siniri (Vestibülokoklearsinir-Statoakustik sinir) için diğeri de böbrekler için hasar verici etkiye sahip olmalarıdır. Aminoglikozidler kısa müddet ama yüksek dozajda ya da uzun müddet kullanıldıklarında veya hastanın böbrekleri iyi çalışmadığında duyma ve denge ile ilgili olan 8, kafa sinirini hasar vererek işitme kayıplarına ve denge bozukluklarına sebep olurlar. Söz konusu bu bozukluklar alerjik kökenli değil tamamıyla yüksek dozun etkisi ile alakalıdır. İşitme ve denge bozuklukları ilaç tedavisinin kesilmesinin ardından bir müddet sonra da gelişebilir. Yaşlı kişilerde ise işitme bozuklularının ilerlene tehlikesi daha yüksektir. Aminoglikozidleri kullanması gereken hastaların tedavi aşamasında haftada iki defa işitme fonksiyonları açısından kontrol edilmesi gerekir. Bu esnada herhangi bir işitme ve denge bozukluğu ortaya çıkarsa hemen ilaç kesilmelidir. 8. kafa sinirine hasar verici etkisi nedeniyle aminoglikozidler öteki antibiyotiklerin etki etmediği olgularda kullanılmalıdır. Ayrıca işitme bozuklukları çoğu vakada düzelmez.<br />
Bazı durumlarda tam anlamıyla sağırlığa sebep olur. Ortaya çıkan denge bozuklukları zamanla genelde düzelir. 8. kafa sinirinin hasar gördüğünün ilk belirtileri “kulak çınlaması”, “baş dönmesi”, “hastanın dengesini koruyamaması” şeklinde ortaya çıkar. Aminoglikozidlerin böbreklere hasar verici etkileri de kullanılan doza bağlı olarak değişir. Hastada “Albuminüri”, “Kristalüri” ortaya çıkması böbreklerin hasar gördüğünün kanıtıdır. Bu tip vakalarda da ilacın kesilmesi gerekir. Bu durumlarda böbrek bozuklukları geçicidir. Aminoglikozidler, bakterinin protein sentezini bozarlar ve akabinde bakteri öldürücü yani “Bakterisidi” etki gösterirler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.xn--kadn-nza.net/antibiyotikler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
